Haber bilinmeyeni vermektir. Haber detaydadır.
İşte o dönemde biz futbolculara farklı sorular yöneltmeye başladık. Örneğin "Sen bir otobüs şoförüsün" diye giriyordum soruya… Ardından başlıyordum sıralamaya; "İlk durakta otobüs on kişiyle kalktı. İkinci durakta iki kişi indi üç kişi bindi. Üçüncü durakta yedi kişi bindi beş kişi indi…" diyor, gözlerinin içine bakarak sorumu patlatıyordum… "Otobüs şoförünün adı ne?"… Kamera karşısında hesap kitap yapıp inen binenleri beyninde toplayıp çıkaran futbolcu dona kalıyordu. Alakasız bu soru da nereden çıktı diyen gözlerle bön bön bakıyordu.
Sonra mahcup bir edayla "Ahmet, Mehmet, Hasan" diye sallamaya başlıyordu.
Bir türlü kendi ismini söylemiyordu.
Halbuki bunu yapması gerekiyordu. Zira en başında röportaja "Sen bir otobüs şoförüsün" diye giriyorduk… Aslında futbolcu algılamasını test eder gibi görünürken, aynı zamanda milyonlarca hayranı olan ünlülerin de sokaktaki insandan bir farkı olmadığını izlettiriyorduk… Tüm bunlar dün Ahmet Şerif İzgören'in bir seminerini dinlerken aklıma geldi.. İzgören yabancı dille eğitim yapan İletişim Fakültesi'nde öğrencilere yaptığı sınavı anlatıyordu. "Sınavda iki soru sordum.
Birincisi şuydu; Jeniffer'in babasının beş kızı var.
Birinci çocuğun ismi Lala… İkinci kızın ismi Lele, üçüncüsünün Lılı, dördüncüsünün Lulu… Beşinci kızın ismi ne?...
Bu soruya doğru cevap verin 50 puan alın diyerek dışarı çıktım.
Beş dakika sonra sınıfa girdiğimde herkes soruyu cevaplamıştı.
Kimi Lölö demiş, kimi de 'İngilizce'de noktalı harf olmadığına göre tabii ki beşinci kızın ismi Lolo' diye yazmıştı… Hiçbirinin aklına doğru cevap Jeniffer gelmemişti…"
Sıfır çekmiş tüm İletişim son sınıf öğrencileri… 50 puanlık ikinci soru da çok ilginç… "Her gün koridorlarda temizlik yaparken gördüğünüz müstahdem kadının adı ne?"
Yine bir kişi dahi bilememiş soruyu.
Sadece bir öğrenci şu satırları yazmış; "Battı balık yan gider. Hocam bu soru ile bizim sadece çıkarımız olan insanlarla ilgilendiğimizi beynimize çaktın. Kendimden utandım, sorudaki müthiş mesajı aldım. Şimdi sınavdan çıkar çıkmaz o kadının ismini öğrenip hergün adıyla hitap ederek selam vereceğim kendisine"
Bu sınav efsane olmuş okulda…Tüm öğrenciler o günden sonra adını öğrenip ismiyle "Merhaba Ayşe hanım" diye hitap etmişler müstahdeme… Ayşe hanım da hocamızı ziyaret edip "Yıllardır bu okulda çalışıyorum.
İnsan olduğumu ilk kez hissettim sayenizde" demiş… Evet haber detaydır… Ve dahi mutlaka ama mutlaka insandır… Haber Lala, Lele veya LOLO değildir…