Üzerini kapatamazsın.
Şikeyi yapanın yanına kar kalmamalı.
Cezasını dibine kadar çekmeli.
Sürüm sürüm sürünmeli.
Hapislerde çürümeli.
Ama dediğim gibi… Kim yaptıysa… Veya yaptırdıysa…. "Kim" kurumlar için değil şahıslar için kullanılır.
Yani kurumlar değil… Şahıslar cezalandırılmalı.
Savunduğum konu hep buydu.
Benim Fenerbahçem'de biri… Ali'nin Beşiktaş'ında başka biri suç işleyecek.
Ben de, Ali de milyonlarca Mehmetler, Ayşeler Fatmalar cezalandırılacağız.
Bu hiç adil değil.
Federasyon, şikeye bulaşmakla suçlanan kişileri dün disiplin kuruluna sevk etti.
Yani kurumların değil "Kim"lerin üzerine gitti.
Yani takımları "Yeterli kanıt yok" diyerek küme düşürmedi.
Ben tüm bu açıklamaları önemsemiyorum. "Düşürmeyecekler"… Hissettiğim, böyle bir karar aldılar.
Yani doğru olanı yaptılar.
Türk futbolunun geleceğini düşünerek adımlar attı.
Yani…
* * *
ÖLÜLER KONUŞAMAZ
"Türkiye İran olacak" sakızının çiğnendiği… Korkuların pompalandığı bir dönemdi.
İşte o günlerde bir Türk gazetecisi… İran'a gitti.
Çünkü İran'da toplu ölüm töreni vardı.
Daha doğrusu idam töreni.
Rejim önüne geleni asıyordu.
Darağaçları….
İlmik boynunda sallanan insanlar görüntüleri… Korku imparatorluğuna dönüşmüş Türkiye'de… İyi iş yapardı bu görüntüler.
Gazetecimiz İran'a girdi.
Son hızla toplu idam bölgesine koştu.
Heyhat ne acıdır ki geç kalmıştı.
Toplu idamlar yapılmış… Halk dağılmış… Cesetler tabutlara konmuştu bile.
Gazetecimizin o kadar çabası sonuçsuz kalmıştı.
Sen kalk taa İran'a gel… Sonra elin boş dön memlekete… Olacak iş miydi bu?
Hemen tilki gibi çalışan kafasına başvurdu.
Plan yaptı.
Gitti idamı gerçekleştiren devrim muhafızlarını yanına.
Rica etti… "Ölüleri bir daha asar mısınız?...
Fotoğraf çekemedim." diye… Ve başka neler söyledi bilemiyorum.
Ancak çok ilginçtir tabutlar açıldı.
Az önce idam edilen kişilerin cesetleri… Birer birer tabutlardan çıkarıldı.
Tekrar darağaçlarına götürülüp… Bir kez daha asıldılar.
Ölülerin idamlık pozuydu manzara.
25 yıllık gazeteciyim.
Kendime sordum.
Dedim ki; "Oğlum Bekir sen yapar mıydın?.
Ölüleri astırır mıydın?.
Bu meslek için buna değer mi?
Her şey bu kadar basit mi?"
Ruhumdan cevap geldi.
Fırtınalar koparıyordu. "Asla asla asla" diyordu.
İçimdeki ses haykırıyordu; "Ölüler de acı çeker… Ölüleri astıramazsın Bekir"… Ben ölülerin acı çektiğine inananlardanım.
Gazeteciliğin canı acıyor mu şu aralar bilemiyorum.
Çünkü ölüler acı çekse de… Konuşamaz.
* * *
YENİ BİR TV KANALI
Oturdum topladım.
Tam üç program… Toplam 7 saat.
Evet yanlış duymadınız.
Aynı program… Daha doğrusu bir dizi.
Adı "Doktorlar"… Show tv'de günde üç kez tekrarlanıyor.
Günde 7 saat "Doktorlar" dizisini izliyor hanımlar.
Arkadaşım mesaj attı dün.
Diyor ki; "Doktorlar diye bir kanal çıkmış. Arada show tv'yi yayınlıyorlar."