CANLI YAYIN
BEKİR HAZAR
BEKİR HAZAR

Al bu kamerayı…

Eklenme Tarihi 02 Nisan 2011

İ
stanbul'da oturan adamın biri internette site kurdu… "Yahu" dedi, "Öyle ilginç bir şey yapayım ki değsin, işe yarasın" diye iç geçirdi.
Düşündü, taşındı… Dolabını açıp el kamerasını çıkardı… Sokaktan geçen hiç tanımadığı bir vatandaşı çevirip çekime başladı. "Seçimlerde kim kazanır?" diye sordu o vatandaşa… "AK Parti" dedi vatandaş… Bizimki "Tamam çekim bitti" uyarısını yaptı… Sonra "Al bu kamerayı, sen de başkasına sor aynı soruyu.
Cevabı aldıktan sonra ona ver. O başkasını çekip ona versin. Bu kamera elden ele Ankara'ya gitsin. Ardından bana gelsin"
dedi… Vatandaş el kamerasını aldı..
Manava girdi, kaydı başlattı. "Seçimi kim kazanır" diye sordu.
Manav "CHP" dedi… Sonra kamera manavda kaldı.
O da marul almaya gelen bir müşteriyi çekip kamerayı ona teslim etti.
İşte o kamera günlerdir İstanbul'da elden ele dolaşıyor… En son bir Belediye otobüs şoförüne anket sorusu yöneltilmiş.
Ardında "Al bu kamerayı sen de başkasına sorup ona ver" denmiş.
Otobüs şoförü sinirlenmiş. "Yahu ben şoförüm, bu kamerayı kime vereyim" diye kabul etmemiş.
Israrlar sonucu almış.
Akbille binen bir yolcuya anket sorusunu sorup kamerayı ona teslim etmiş.
Ankara'ya seyahat eden bir sürücü alacak eninde sonunda.
O yola çıkıp belkide otobandaki benzincide pompacıya bırakacak.
O bir kamyoncuya… Kamyoncu Bolu'da yolda yürüyen Ayşe teyzeye… Ayşe teyze muhtara… Derken elden ele başkente gelecek… En son Başbakan'a seçim anketi sorulduğunda olay tamamlanacak.
Sonra tüm görüntüler internetten yayınlanacak.
Bu kameranın ve ilginç anket yönteminin sahibi Akın Sel… O tv tarihinde iz bırakan isimlerden biri… "Peki kamera gelmezse" sorusunu yönelttim. "Gelmezse sağlık olsun… Ama gelip beni bulacaktır, içim rahat" dedi… Sizi yolda biri kamera ile çekip, "Al bunu sen de başkasını çekip seçim sonucunu sor" derse… Bilin ki o kamera Akın Sel'in…

DIŞ HABERCİLİK HORTLADI
Allah'a şükürler olsun… Memleketteki iç meseleleri konuşup...
Saçma sapan mevzuları tartışmaktan… İnsan kılık kıyafeti ve inancı ile uğraşmaktan… Kafamızı kuma gömüp… Dünya ile ilişkimizi kesmiştik… Şu aralar bakıyorum… Uzun yıllardır İstanbul'dan çıkmayan… Gazeteciler, yazarlar, televizyoncular… Bol bol yurtdışı seyahatlerde… Ekranlardan dış haber fışkırıyor… Programlarda Ortadoğu-
Avrupa-Türkiye
ilişkileri masaya yatıyor.
Memleketimin insanı bu programlarda… Dış politikada uzman üzerine uzmanlarla tanışıyor… Türkiye'de konuşulması gerekenler… Yani Dış Politika gündemler belirliyor.
Başbakan Ortadoğu'da turluyor… Ayak basmadık yer bırakmıyor… K.Irak'a tarihi ziyaret yapıyor… Londra'da Kraliçe ile… Libya'da çatışan iki tarafla da görüşüyor… Türk medyası hızla dış haberciliği öğreniyor… Bazı geri kafalılar "Ne işimiz var Libyalarda" diyebilirken… Hiç utanmıyor… İzmir'i Yunan işgal etmişti… Geri alamasaydık, bugün de hala Yunan'da olsaydı?...
Sevgili Rahim Er'in deyimiyle… Bugün "Ne işimiz var İzmir'de" mi diyecektik… Şimdi bu geri kafalı… Beyinlerle ilgili bir şey diyeceğim ama… Vazgeçtim…