Tam üç saat gecikme yaşandı çekimlerde.
Seyirci üniversite öğrencilerinden oluşuyordu.
Acun stüdyoya girdi ve bir konuşma yaptı. "Arkadaşlar tam üç saat beklediniz.
Ben öğrencinin halinden anlarım.
Şimdi size çok sevdiğim bir kebapçıdan… Yemek getirtiyorum.
10 tepsi de baklava ısmarladım" dedi.
Stüdyoda alkış koptu.
Gençliğinda hayatı karanlıktı Acun'un.
O da ışığı yakalayanlardan olmuştu.
Ve geleceğin nesline… Işık saçıyordu stüdyoda.
HAYATA DÖNÜŞ
İflas etmiş bir işadamı dostum… Dağa çıktı gece vakti… Uçurum kenarından son bir kez… Yaşadığı şehre baktı… Biraz sonra atlayacak… Yaşamına son verecekti.
Koca şehir aşağıda ışıl ışıldı.
Milyonlarca binadan… Milyonlarca ışık saçılıyordu etrafa.
O ışıklara baktı ölüme atlamak üzere olan dostum. "Yahu adam" dedi kendine… Ve devam etti; "Aşağıdaki milyonlarca ışıktan… Bir tanesini yakalasan hayatın değişir." İndi aşağıya, tekrar kolları sıvadı.
Sıfırın altına düşmüşken… Yeniden milyoner oldu.
GÜNEŞ BATARKEN DOĞMAK
Genç bir kızımız… Adı İpek… Kapadokya'da vadide güneş batımını izliyordu.
Bayılıyordu akşam güneşinin vedasına ve saçtığı ışığa. "Burada ne güzel caz dinlenirdi şimdi" diye iç geçiriyordu.
Hayalini dostları ile paylaştı.
Ve derken hayal gerçek oldu.
Kapadokya'da güneş batarken ilk caz festivali yapıldı.
Şimdi ikincisi sırada.
İnsan güneş batarken bile… Son ışıkları yakalayabiliyor.
ÖLÜM IŞIKLARI DA VAR!
Yaklaşık iki ay önce… Sapanca'da bir mahallede lağım aktığını… O güzelim doğa içinde yaşayanların… Berbat bir kokuya mahkum olduğunu yazmıştım.
Buradan Sapanca belediyesine seslenip… "Olayın takipçisi olacağım" demiştim.
Sağolsun Belediye Başkanı derhal el atmış… Cennet gibi mahalle şimdi… Mis gibi kokuyor.
Bugün hep ışıklardan gidiyorum yazımda.
Sapanca'dan çok sevdiğim bir dost… Tam Biray önce… Otobandan çıkıp Sapanca'ya girildiğinde..
Güldibi Camii kavşağındaki trafik ışıklardan bahsetti.
Kırmızı ile yeşil çok çabuk yanıyor….
Ne geçmeye ne durmaya vakit kalıyormuş. "Yazsana şurayı, devamlı kaza oluyor" dedi.
İhmal ettim, unuttum.
O dost aradı dün… Işıklarda kaza yapmış… O ışıklarda aslında karanlık var.
Birileri o karanlığı… Bir an önce aydınlığa çevirmeli.
Haftaya gideceğim Sapanca'ya..
Bakacağım… Karanlık hala sürüyorsa… Düğmeye basmayanları yazacağım inatla.
FATİH ÇETEYE GİRMELİ
Hindistan'da "Pembe Sarı Çetesi" varmış.
Sırf kadınlardan kurulu bir bir kadın topluluğu.
Kadına şiddete karşı örgütlenmişler.
Şimdi seçimlere girmeye hazırlanıyorlarmış.
Şiddet uygulayan erkeği yakalayıp, sopalarla dövüyorlarmış.
Bu haberi okuyunca beynimde bir ışık yandı.
Diyorum ki acaba Fatih Altaylı da bu çeteye üye mi olsa?
Gazetesinde sırtına dana gibi bıçak saplanmış bir kadın fotoğrafı yayınlamıştı.
Hindistan'da kadınlar şiddetçi erkekleri sopalarla dövüyor.
Türkiye'de kadına şiddeti anlatırken Fatih de okuyucuyu fotoğrafla dövüyor.
Benzer yönleri var.
İkisi de dayakçı.