Stanford araştırması: Çocukların konuşma biçimleri ruh sağlığı risklerini ortaya çıkarabilir! Bu kelimelere dikkat

Stanford Üniversitesi araştırmacıları, yapay zeka destekli dil analiziyle çocuklardaki ruh sağlığı risklerini önceden tespit etmenin yolunu buldu. 200'den fazla çocuk üzerinde yapılan çalışmaya göre, tehlike çocuğun yaşadığı travmatik olayın boyutunda değil, o olayı anlatırken kullandığı kelimelerin ardında gizli.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Stanford araştırması: Çocukların konuşma biçimleri ruh sağlığı risklerini ortaya çıkarabilir! Bu kelimelere dikkat

Çocukların stresli ya da zor yaşantıları anlatırken kullandığı dil, ilerleyen yıllarda kaygı ve depresyon gibi ruh sağlığı sorunları yaşama riskine dair ipuçları verebilir. Stanford Üniversitesi araştırmacıları, yalnızca anlatılan olayın değil, çocuğun olayı nasıl ifade ettiğinin de güçlü bir gösterge olabileceğini belirledi.

Euronews'un aktardığı araştırmada, 9 ile 13 yaş arasındaki 200'den fazla çocukla stresli deneyimleri hakkında görüşmeler yapıldı. Çocukların anlatımları yapay zeka destekli dil analiz araçlarıyla incelendi.

Araştırmacılar, konuşma biçimlerinden yola çıkarak hangi çocuklarda daha sonra kaygı, depresyon ve benzeri sorunların ortaya çıkabileceğini tahmin etmeye çalıştı.

Stanford araştırması: Çocukların konuşma biçimleri ruh sağlığı risklerini ortaya çıkarabilir! Bu kelimelere dikkat-2

ANLATIM BİÇİMİ, ANLATILAN OLAYIN ÖNÜNE GEÇTİ

Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, çocukların ne söylediğinden çok bunu nasıl söylediğinin gelecekteki ruh sağlığı risklerini tahmin etmede daha etkili olmasıydı.

Anlatım tarzı Araştırmacılara göre anlatım tarzı, çocuğun yaşadığı deneyimi zihninde nasıl düzenlediğini ve nasıl çerçevelediğini gösteriyor.
Anlatının içeriği Anlatının içeriği ise stresin kaynağı ve çocuğun yaşamındaki olaylar hakkında daha doğrudan bilgi veriyor.

Çalışmanın başyazarı Chase Antonacci, araştırmanın henüz tanı konmadan önce risk işaretlerini belirleyebilecek, geniş ölçekte kullanılabilir araçların geliştirilmesi için güçlü bir ilk kanıt sunduğunu belirtti.

"HER ZAMAN" VE "ASLA" GİBİ KELİMELER ÖNE ÇIKTI

Analizde, ileride yaşanabilecek ruh sağlığı sorunlarıyla bağlantılı bazı konuşma kalıpları tespit edildi.

Bunlardan biri, "her zaman" ve "asla" gibi kesinlik bildiren ifadelerin sık kullanılmasıydı. Araştırmacılar bu konuşma tarzını "mutlak dil" veya "kesinlik dili" olarak değerlendirdi.

Dil analizi bir teşhis değildir. Bu kelimeleri kullanan her çocuğun depresyona gireceği sonucu çıkarılmaması gerekir. Uzmanlara göre bu analiz, ebeveynler tarafından bir erken uyarı sistemi gibi görülmelidir.Dil analizi bir teşhis değildir. Bu kelimeleri kullanan her çocuğun depresyona gireceği sonucu çıkarılmaması gerekir. Uzmanlara göre bu analiz, ebeveynler tarafından bir erken uyarı sistemi gibi görülmelidir.

Edatların ve cümle içindeki bağlantıların daha yoğun kullanılması da dikkat çeken göstergeler arasında yer aldı. Bu tür kullanım, daha karmaşık bir anlatım yapısına işaret ediyor. Çalışmada bunun kaygı ve depresyon gibi içe yönelen sorunlarla bağlantılı olabileceği görüldü.

Ancak araştırma, bu kelimeleri kullanan her çocuğun ileride mutlaka ruh sağlığı sorunu yaşayacağı anlamına gelmiyor. Bulgular, yalnızca risk tahmininde kullanılabilecek dilsel işaretlere odaklanıyor.

BAŞKALARINA ODAKLANAN ANLATIMLAR DAHA DÜŞÜK RİSKLE BAĞLANTILI

Çocukların "o", "ona", "onlar" gibi üçüncü kişileri anlatan zamirleri daha fazla kullanması ise daha düşük riskle ilişkilendirildi.

Araştırmacılar, bu konuşma biçiminin çocuğun yalnızca kendi duygularına değil, çevresindeki insanlara ve dış dünyaya da odaklandığını gösterebileceğini değerlendirdi.

Bu anlatım tarzı, ileride ortaya çıkabilecek içe yönelim sorunlarının daha düşük olasılıkla görülmesiyle bağlantılı bulundu.

Stanford araştırması: Çocukların konuşma biçimleri ruh sağlığı risklerini ortaya çıkarabilir! Bu kelimelere dikkat-3

ÇATIŞMA VE KORKU İÇEREN ANLATIMLAR BELİRTİLERİN ŞİDDETİNİ GÖSTERDİ

Araştırma ekibi çocukların anlattığı olayların içeriğini de inceledi. İçerik, klinik bir sorunun ortaya çıkıp çıkmayacağını tahmin etmede konuşma tarzı kadar etkili olmadı.

Buna karşılık anlatılan konular, belirtilerin ne kadar ağır olabileceği konusunda daha fazla bilgi verdi.

Riskle bağlantılı anlatımlarda şu temalar öne çıktı:

Öne çıkan temalar
  • Kavga ve fiziksel şiddet
  • Korkutucu veya tehdit edici olaylar
  • Saldırıya uğrama
  • Yoğun sosyal dışlanma
  • Çığlık atma gibi yüksek duygusal tepkiler

Çocukların "kavga", "korkutucu" ve "saldırıya uğradım" gibi ifadeler kullandığı anlatılar, daha yüksek riskle ilişkilendirildi.

OYUN, SPOR VE RUTİN YAŞAM OLUMLU İŞARETLER VERDİ

Olumlu etkinlikler ve hobilerden söz edilen anlatımlar ise daha düşük ruh sağlığı riskiyle bağlantılı bulundu.

"Futbol", "oynamak" ve "köpek" gibi kelimelerin yer aldığı anlatılar bu grupta değerlendirildi. Düzenli günlük yaşamı, planlı etkinlikleri ve sıradan rutinleri duygusal açıdan nötr bir dille anlatan çocuklarda da riskin daha düşük olduğu görüldü.

Ruh sağlığı hizmetlerinden doğrudan söz edilmesi de daha düşük riskle bağlantılı temalar arasında yer aldı.

ERGENLİK DÖNEMİ KRİTİK EŞİK OLARAK GÖRÜLÜYOR

Araştırmacılar, kaygı ve depresyonun en sık ergenlik döneminde ortaya çıkmaya başladığına dikkat çekti. Bu sorunların yerleşmesinin ardından tedavi sürecinin zorlaşabildiği belirtildi.

Erken yaşta stresli olaylar yaşamak önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülüyor. Çalışmanın yazarlarına göre çocukluk dönemindeki stres, dünya genelindeki yetişkin psikiyatrik tanılarının üçte birine kadar olan bölümüyle bağlantılı olabilir.

Bununla birlikte, çocuklukta olumsuz olaylar yaşayan her çocukta ruhsal veya davranışsal sorun gelişmiyor. Bazı çocuklar ciddi zorluklara rağmen dayanıklılık gösterebiliyor.

Bu farklılık, hangi çocuğun daha fazla risk altında olduğunu önceden belirlemeyi zorlaştırıyor.

KONUŞMA ANALİZİ ERKEN UYARI ARACI OLABİLİR

Çalışmanın kıdemli yazarı Ian Gotlib, konuşmanın incelenmesinin düşük maliyetli, kolay erişilebilir ve geniş kitlelere uygulanabilir bir yöntem olduğunu ifade etti.

Araştırmacılara göre dil analizi tek başına bir teşhis yöntemi değil. Ancak çocuğun konuşma biçimi, diğer risk faktörleriyle birlikte değerlendirildiğinde gelecekte gelişebilecek sorunlara dair güçlü bir erken uyarı aracı haline gelebilir.

(Haberde yer alan görseller Takvim Foto Arşivi'ne aittir.)

Diyar Oktuay
Diyar Oktuay Takvim.com.tr Yaşam

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler