İstanbul’un 39 ilçesi incelendi: Sel riski en yüksek 5 ilçe Avrupa Yakası’nda
İklim krizinin etkileriyle birlikte giderek daha sık ve yıkıcı hale gelen sel olayları, İstanbul’da kentsel yapılaşmanın yarattığı baskıyla daha da kritik bir boyuta ulaşıyor. İstanbul’da sel tehlikesinin en yoğun hissedildiği 5 ilçe netleşirken, riskli bölgeler arasında özellikle Avrupa Yakası’nda yer alan Bağcılar ve Güngören dikkat çekiyor.

Hızlı Özet Göster
- İstanbul Teknik Üniversitesi ve İBB AKOM iş birliğinde yapay zeka tabanlı karar destek sistemiyle İstanbul'un 39 ilçesi için sel risk haritası oluşturuldu.
- Sel tehlikesinin en yoğun olduğu ilçeler Fatih, Gaziosmanpaşa, Bağcılar, Güngören ve Beyoğlu olarak belirlendi.
- Avrupa Yakası'nda özellikle Esenler, Güngören ve Bağcılar gibi nüfus yoğunluğu ve yapılaşmanın fazla olduğu ilçelerde sel riski daha yüksek çıktı.
- İstanbul yüzölçümünün yaklaşık yüzde 10'luk kısmı yüksek tehlike altında bulunuyor ve bu alanlar önemli bir nüfusu barındırıyor.
- Yapay zeka modeli topografya, eğim, drenaj sistemi ve geçmiş sel verilerini analiz ederek yüzde 90 ila 95 doğrulukla risk tahmini yaptı.
Yağışların kısa sürede taşkına dönüşmesine neden olan etkenlerle birlikte megakentteki risk haritasını yeniden şekillendi. İstanbul Teknik Üniversitesi ile İBB Afet Koordinasyon Merkezi'nin ortak çalışması özellikle Avrupa Yakası için dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Peki İstanbul'da sel riskinin en yüksek olduğu ilçeler hangisi? İşte listesi…
İstanbul’da yapılan analizlere göre, sel riski en yüksek ilçe Fatih olarak belirlendi.
YAPAY ZEKAYLA İSTANBUL'UN SEL RİSKİ HARİTASI ÇIKARILDI
İstanbul Teknik Üniversitesi ile İBB Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) iş birliğinde yürütülen çalışmada, kentin 39 ilçesi sel riski açısından detaylı şekilde analiz edildi. Türkiye'de ilk kez kullanılan yapay zeka tabanlı karar destek sistemi sayesinde tehlike, maruziyet ve kırılganlık gibi birçok kriter birlikte değerlendirilerek ilçe bazlı risk haritası oluşturuldu.
İstanbul'da ilçelere göre sel riski haritası
EN YÜKSEK RİSKLİ İLÇELER BELLİ OLDU
Araştırmaya göre sel tehlikesinin en yoğun olduğu ilçeler:
1) Fatih
2) Gaziosmanpaşa
3) Bağcılar
4) Güngören
5) Beyoğlu olarak öne çıktı.
Yapılan çalışmaya göre sel riski en düşük ilçe Adalar olarak tespit edildi.
Buna karşılık;
Adalar
Şile
Silivri
Sarıyer
Çekmeköy ise riskin en düşük olduğu bölgeler arasında yer aldı.
Uzmanlara göre, nüfus yoğunluğu ve yapılaşmanın fazla olduğu Esenler, Güngören ve Bağcılar’da sel riski daha yüksek seviyelerde seyrediyor.
AVRUPA YAKASI ÖNE ÇIKIYOR
Çalışmanın yürütücüsü Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, özellikle Avrupa Yakası'nda sel riskinin daha belirgin olduğunu ifade etti. Nüfus yoğunluğu ve yapılaşmanın fazla olduğu Esenler, Güngören ve Bağcılar gibi ilçelerde riskin yükseldiğini belirten Ekmekcioğlu, geçmişte yaşanan taşkınların da bu durumu doğruladığını vurguladı. Anadolu Yakası'nda ise Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir ve Kadıköy gibi ilçelerde görece yüksek risk bulunsa da Avrupa Yakası'na kıyasla daha düşük seviyede olduğu kaydedildi.
Araştırmaya göre İstanbul’un yaklaşık %10’u yüksek tehlike altında.
NÜFUS YOĞUNLUĞU RİSKİ ARTIRIYOR
Araştırmada, İstanbul yüzölçümünün yaklaşık yüzde 10'luk kısmının yüksek tehlike altında olduğu belirlendi. Ancak bu alanların önemli bir nüfusu barındırması, riskin etkisini daha da artırıyor. Uzmanlara göre sel tehlikesinde en kritik unsur, yoğun insan varlığı ve buna bağlı yapılaşma baskısı.
Yapay zeka modeli, verileri analiz ederek riskli bölgeleri %90-95 doğrulukla tahmin etti.
YAPAY ZEKA İLE YÜKSEK DOĞRULUKTA TAHMİN
Çalışmada kullanılan yapay zeka modeli topografya, eğim, drenaj sistemi, meteorolojik veriler ve geçmiş sel olaylarını birlikte analiz ederek gelecekte riskli olabilecek bölgeleri tahmin etti. Bu modellemenin yüzde 90 ila 95 oranında doğruluk sağladığı ifade edildi.
Ekmekcioğlu, sel riskini azaltmak için yağmur suyu hasadı ve geçirgen yüzeyler gibi doğa dostu çözümleri önerdi.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ: DOĞA TEMELLİ YAKLAŞIMLAR
Ekmekcioğlu, sel riskini azaltmak için doğa dostu uygulamaların önemine dikkat çekti. Yağmur suyu hasadı, geçirgen yüzeyler ve yağmur bahçeleri gibi çözümlerin yaygınlaştırılması gerektiğini belirten uzman isim, özellikle çatılarda suyun depolanmasının hem geri kazanım sağlayacağını hem de ani akışları yavaşlatarak taşkın riskini azaltacağını vurguladı.
