Yeni başlayanlar için İstanbul

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Yeni başlayanlar için İstanbul
İstanbul'da bir yere varmak için; mesafe değil, ulaşım aracı ve saat baz alınarak yola çıkılmalıdır. Cüzdanını çaldırdığı için yolda kalmış ve evine gidebilmek için sizden para isteyen bütün yaşlı amcalar ve teyzeler yalan söylüyordur.
İsteseler limuzin kiralayıp evlerine gidebilecek kapasiteye sahiptirler. Kolunuzdan tutup - size birşey söyleyebilir miyim? diyen kişi sizden kesinlikle para isteyecektir. Ayakkabı sandığı kırıldığı ve boyaları telef edildiği için ağlayan çocuk da yalan söylüyordur. Akbilinizin ya da İstanbul kartınızın kredisini takip ediniz, otobüse bindiğinizde akbilinizden çıkacak yetersiz kredi sesi, kalıcı duyma problemlerine sebebiyet verebilir. Göğe karşı haykırıp meydan okumayın. "İstanbul seni yenecaaamm" demeyin. "Hemencecik şurada" diyenlere çok da güvenmeyin. Uzaklık- yakınlık kavramı farklıdır burada. Taksim ve çevresinde garip kıyafetli, saçları bol joleli çılgın insanlar görebilirsiniz.
Korkmayın ısırmazlar, yolunuza devam edin. Manzara aramak için kasmayın. Her yer manzara... Ki bunu zaten demiştik ama hatırlatmakta fayda var. Metrobüs büyük nimet. Ama kafanı kullanırsan. Binişlerinde inişlerinde stratejinizi geliştirin. Sonra rahat edeceksiniz. Burada her yere oturulur. Kaldırıma, duvara, merdivene, sahile, banka, yola...
Oturun, çekinmeyin. Ünlü olmak için Unkapanı'na gideyim diyorsanız hiç tavsiye etmem. O işler eskidendi. "Şurası süper ya, oraya gidelim" tarzı şeylere pek bulaşmayın çünkü her daim ortamda "yaa bırak orası da bişey mi ya, esas şeye götüreyim ben sizi" diyen bir gıcık olur. Etrafınızdaki insanlara pek kafanızı yormayın. Genelde İstanbul'daki insanların % 80'i yalnız hallerinde sinirli olurlar. % 20'si de dışlanmamak için sinirli taklidi yaparlar. Kabataş'tan tramvaya bineceğiniz zaman kapı kapanınca üzülmeyin. Kapının ortasındaki yuvarlak butona bastığınızda kapı tekrar açılıyor. Metroya binerken önce inenlere yol verilir. Binmeye çalışıp bir de millete "napıyon lan" gibi triplere girmeyin. "Köprü bu saatlerde tıkalı mıdır?" gibi bir soru anlamsızdır. Köprü her zaman tıkalı olabilir. Yağmur yağarken taksi bulmaya çalışmak beyhude bir çabadır. Başınızın çaresine bakın. Bir süre sonra "of sıkıldım, artık dayanamıycam bu kente" gibi replikler savuracak hale gelirseniz boşuna kasmayın, ayrılsanız da özleyeceksiniz İstanbul'u; çevrenizdekilerin kafasını da şişirmeyin. Yolda yürürken size biri çarptığında özür dilemesini beklemeyin, siz çarptıysanız da özür dilemek için durmayın; zira herkesin acelesi vardır, bi yerlere koşturuyorlardır. Üzerinize doğru gelen minibüslere "ezecek değil ya" diye bakmayın, koşarak kaçın, poh yoluna gitmeyin.

Karne

Bir gün Hasan koşarak odaya girdi ve elindeki karneyi babasına uzattı.
Baba karneye şöyle bir göz attı, suratı asıldı, kaşları çatıldı, sertçe:
-İyi bir iş yapmış gibi bu karneyi bana gösteriyorsun değil mi? dedi. Şu karnenin haline bak!.. Beden eğitiminden başka iyi bir not var mı şunda?..
-Ama babacığım kızma!.. Bu benim değil, senin tavan arasında bulduğum eski karnenmiş.

Geri zekalı

Okula yeni gelen öğretmen ilk dersinde ögrencilere ilginç bir çağrıda bulunmuş:
- Kendini geri zekalı hisseden varsa ayağa kalksın...
Sınıfta çıt yok. Nihayet biri kalkmış:
- Sen kendini geri zekalı mı hissediyorsun?
- Hayır, demiş çocuk, ama sizin tek başına ayakta kalmanıza gönlüm razı olmadı da...

Alkışlı Yorum

Tıkanmış bir trafikte vakit geçirmek için radyo dinlenmektedir.
- Çıkan şarkı bizim olsun aşkım.
Radyo: Şimdi reklamlar...
- Puhohahah - Tamam şimdiki bizim olsun.
Radyo: Sırada 80 saniyede dünya turu...
- Ehehehe - Hadi bu son o zaman, bu bizim olsun. Haber bitti, reklam bitti nasılsa.
Radyo: Ankara için iftar vakti...
- Boşansak mı?
- Hayırlısı neyse o olsun...




Günün Manşetleri

Tüm Manşetler