Korku filmlerinde hayatta kalmak
Giriş Tarihi:
Eğer bir ses duyuyorsanız, "Jack sen misin?" demeyin, hemen topuklayın. Dağın başında müstakil, antika evler yerine şehrin göbeğinde bir apartmanda oturun. Dışarıdan garip sesler duyuyorsanız oturun oturduğunuz yerde. Her gördüğünüz harabeye girmeyin. Kamp yapmaya bilmediğiniz dağ başına gitmeyin, bilseniz de gitmeyin, alışveriş merkezine gidin. Boş sallanan bir salıncak görürseniz uzaklaşın. Gözlüğü çıkartıp kilo verin. Buradan sesleniyorum hepsine. Lens takın. Eğer renkli takarsanız da filmin sonuna kadar dayanma şansınız artar. Başrol oynayanlar genelde ölmezler.
Ayrıca güzel ve seksi bir bayan olmak da etkili olabilir. Başroldeyseniz koşarken engebe yaratın, bugüne kadar başrol oyuncusunu kovalarken düşmemiş bir katil tanımıyorum. Arkadaşlarınız ölünce metin olun.
Salak salak başlarında ağlamayın. Yolunuz mezarlığa veya perili bir şatoya düşmüşse, sizi içten içe dürten o sese asla kulak vermeyin. Tanımadığınız birini sakın arabanıza, evinize almayın. Sevaptır, filandır hiç dinlemeyin. Adam sapık çıkar, öldüğünüzle kalırsınız. Karanlığa doğru sakın yürümeyin. Işık yoksa ne işiniz var karanlıkta? Elektrikler mi gitti, bir elinizde bıçakla evde dolaşmayın. En yakın dolaba girin, kapısını kapatın, elbet elektrikler gelecektir. Müzik duymaya başladığınız anda topuklayın, anlayın ki bir yerden seri katil, köpekbalığı ya da ona benzer bir şeyler geliyor. Yakın zamanda bir şey olacak demektir, korku filmlerinde müzik boş yere verilmez. "Oraya giden kimse geri dönmedi" diyen yaşlı bilgeye inanın. "'Hadi ama dostum o yaşlıya mı inanıyorsun!" diyen malı kendi haline bırakın, siz topuklayın... Hayaletli Japon filmiyse bir kalem ve bir not defteri alıp, korkmadan, üşenmeden onun özgeçmişini araştırın.
Siz araştırdığınız sürece dokunmayacaktır.
Ama ara sıra görünür eller. Sarışın olmayın. Çünkü sürekli ilk sırayı kapmak için şişmanlarla yarışırlar. Telefon çalarsa açmayın. Karşı taraftan ses gelmesini beklerken, katil arkadan yaklaşıp öldürür. Zombi falan varsa onlardan birisiymiş gibi davranın. Güvenlerini kazanın. Onlarla beraber arkadaşlarınızı yiyin. Şarkı söyleyerek ip atlayan bir kız çocuğu varsa ki şarkı slow motion da söyleniyorsa, kaçın kaçın... "Hepinizin canı cehenneme, ben bu saçmalığa daha fazla katlanamayacağım, şimdi gidiyorum" demeyin. Bu kadar da asi olmayın. Aynen bu cümle kurulur ve akabinde en fazla 10 film dakikası içinde tenhada kıstırılırsınız.
Horoz bu
Yeni evli bir çift kol kola yürüyormuş. Bu sırada bir horoz, tavuğu kovalamış ve ibiğinden gagasıyla yakalayıp üstüne atlamış.
Horozun bu eylemine yeni evli çiftle birlikte 5-6 yaşlarında bir çocuk da tanık olmuş. Aynı olaya tanık olmanın verdiği bir yakınlaşma ile birbirlerine gülümsemişler. Erkek, küçük çocuğa sormuş:
- Yoksa bu horoz sizin mi?
- Evet abi.
- Peki, bu olay sık sık olur mu? "Saymadım abi, ama günde 8-10 kez oluyor galiba" deyince genç kadın kocasını dirseği ile dürterek, "Hıh! Bir horoz kadar olamıyorsun" demiş.
Bunun üzerine kocası bozuntuya vermemeye çalışarak yeniden bir soru yöneltmiş:
- Peki küçük, bu olayı horoz hep aynı tavukla mı, yoksa değişik tavuklarla mı gerçekleştiriyor? "Aynı tavukla olur mu abi, elbette her seferinde başka bir tavukla oluyor" diye cevap verince, bu kez de kocası dirseği ile karısını dürterek:
- Hıh! Şimdi aldın mı ağzının payını...
Alkışlı Yorum
Yer taksi durağı. Hava süper yağmurlu. Durakta uzunca bir kuyruk var.
Nihayet bir taksi gelir.
Yardımsever taksiciyle, durakta bekleyen asabiyetli teyze arasında şöyle bir diyalog oluşur:
- Bu hanfendi de Gayrettepe'ye gidiyormuş hanfendi. İsterseniz siz de binin, ikinizi de götüreyim?
- Yok tesekkürler.
Binmiycem. Beklerim ben.
- Binin, binin. Bu yağmurda araç gelmez.
Niye binmiyorsunuz?
- Binmiyorum işte... Sizi enteresan etmez! (Abla ortada yağmurdan başka enteresan durum yokmuş.
Sanırım enterese diyecektin)
Ayrıca güzel ve seksi bir bayan olmak da etkili olabilir. Başroldeyseniz koşarken engebe yaratın, bugüne kadar başrol oyuncusunu kovalarken düşmemiş bir katil tanımıyorum. Arkadaşlarınız ölünce metin olun.
Salak salak başlarında ağlamayın. Yolunuz mezarlığa veya perili bir şatoya düşmüşse, sizi içten içe dürten o sese asla kulak vermeyin. Tanımadığınız birini sakın arabanıza, evinize almayın. Sevaptır, filandır hiç dinlemeyin. Adam sapık çıkar, öldüğünüzle kalırsınız. Karanlığa doğru sakın yürümeyin. Işık yoksa ne işiniz var karanlıkta? Elektrikler mi gitti, bir elinizde bıçakla evde dolaşmayın. En yakın dolaba girin, kapısını kapatın, elbet elektrikler gelecektir. Müzik duymaya başladığınız anda topuklayın, anlayın ki bir yerden seri katil, köpekbalığı ya da ona benzer bir şeyler geliyor. Yakın zamanda bir şey olacak demektir, korku filmlerinde müzik boş yere verilmez. "Oraya giden kimse geri dönmedi" diyen yaşlı bilgeye inanın. "'Hadi ama dostum o yaşlıya mı inanıyorsun!" diyen malı kendi haline bırakın, siz topuklayın... Hayaletli Japon filmiyse bir kalem ve bir not defteri alıp, korkmadan, üşenmeden onun özgeçmişini araştırın.
Siz araştırdığınız sürece dokunmayacaktır.
Ama ara sıra görünür eller. Sarışın olmayın. Çünkü sürekli ilk sırayı kapmak için şişmanlarla yarışırlar. Telefon çalarsa açmayın. Karşı taraftan ses gelmesini beklerken, katil arkadan yaklaşıp öldürür. Zombi falan varsa onlardan birisiymiş gibi davranın. Güvenlerini kazanın. Onlarla beraber arkadaşlarınızı yiyin. Şarkı söyleyerek ip atlayan bir kız çocuğu varsa ki şarkı slow motion da söyleniyorsa, kaçın kaçın... "Hepinizin canı cehenneme, ben bu saçmalığa daha fazla katlanamayacağım, şimdi gidiyorum" demeyin. Bu kadar da asi olmayın. Aynen bu cümle kurulur ve akabinde en fazla 10 film dakikası içinde tenhada kıstırılırsınız.
Horoz bu
Yeni evli bir çift kol kola yürüyormuş. Bu sırada bir horoz, tavuğu kovalamış ve ibiğinden gagasıyla yakalayıp üstüne atlamış.
Horozun bu eylemine yeni evli çiftle birlikte 5-6 yaşlarında bir çocuk da tanık olmuş. Aynı olaya tanık olmanın verdiği bir yakınlaşma ile birbirlerine gülümsemişler. Erkek, küçük çocuğa sormuş:
- Yoksa bu horoz sizin mi?
- Evet abi.
- Peki, bu olay sık sık olur mu? "Saymadım abi, ama günde 8-10 kez oluyor galiba" deyince genç kadın kocasını dirseği ile dürterek, "Hıh! Bir horoz kadar olamıyorsun" demiş.
Bunun üzerine kocası bozuntuya vermemeye çalışarak yeniden bir soru yöneltmiş:
- Peki küçük, bu olayı horoz hep aynı tavukla mı, yoksa değişik tavuklarla mı gerçekleştiriyor? "Aynı tavukla olur mu abi, elbette her seferinde başka bir tavukla oluyor" diye cevap verince, bu kez de kocası dirseği ile karısını dürterek:
- Hıh! Şimdi aldın mı ağzının payını...
Alkışlı Yorum
Yer taksi durağı. Hava süper yağmurlu. Durakta uzunca bir kuyruk var.
Nihayet bir taksi gelir.
Yardımsever taksiciyle, durakta bekleyen asabiyetli teyze arasında şöyle bir diyalog oluşur:
- Bu hanfendi de Gayrettepe'ye gidiyormuş hanfendi. İsterseniz siz de binin, ikinizi de götüreyim?
- Yok tesekkürler.
Binmiycem. Beklerim ben.
- Binin, binin. Bu yağmurda araç gelmez.
Niye binmiyorsunuz?
- Binmiyorum işte... Sizi enteresan etmez! (Abla ortada yağmurdan başka enteresan durum yokmuş.
Sanırım enterese diyecektin)