Neden az kadın şair var?
Giriş Tarihi:
Tabiki vardır. Ama hafızalarımızda hep erkek şairlerin var olduğunu biliyoruz.
Geçenlerde bir arkadaş sohbetinde bu mevzu açıldı ve arkadaşımın yorumu gayet netti: "Kadından şair olmaz, kadının kendisi zaten şiirdir. Erkekler şiir yazarken kadınlardan ilham alır. Kadınlar şiiri yazacakken ise karşılarında erkekler vardır." Tabiki bunu söyleyen arkadaşın cinsiyeti tahmin ettiğiniz gibi bir kadın.
Şahsi kanaatim; kadınlar, duygusal şeylerde sürekli ağlamasından dolayı yazmaya vakit bulamıyor. Çünkü kadınlar ayın bir haftası bir erekekle aynı seviyede olabiliyor. Çünkü malum günleri hayatlarına egemen oluyor. Ve hormonal değişim dengesizliklere yol açabiliyor. Düşünün malum gün öncesi bir hafta, malum gün bir hafta, malum gün sonrası bir hafta. Eee, geriye kalan bir hafta. Sürekli hormonal değişim yaşayan kadın, hisleri ile hayli meşgul oluyor. Bir hafta duygusal, bir hafta asabi, bir hafta bütün hisler dorukta. Bir de yanına kadın ağrısını ekleyin. Biz de kadından şair olmasını bekliyoruz.
Şimdi beni edebiyat fakiri olarak nitelendirmeyin. Elbette iyi kadın şairler olsa da çok azdır. Çünkü kadınlar çok ağlar, her şeyi anlatacak bir arkadaşları mutlaka vardır, hönkürürler, tıskırırlar. Hıçkırırlar ve bir şekilde içindekileri atarlar. Ya da kadınların dişilik gibi kullanabilecekleri bir silahları varken ve kafalarını buna yorarken, bir de şiire yormalarına ne gerek vardır ne de zaman.
Erkek öyle midir, değildir elbet. Atar içine, alır eline kalemi, döker gözyaşını, başlar nitelendirmeye acısını.
Her erkeğin mazisinde bir şairlik vardır tabiki. Mutlaka sevdiğinin isminin baş harfleri ile yukarıdan aşağı bir şiir yazmıştır. Hele arkadaşlarının tarafından şiir yazarken yakalanırsan... Yandın, alay konusu... O yüzden gizli yazılır, sevgiliye ulaşıtırılır bir şekilde. Biz ilkokul, orta ve lisede iken hep kızlar şiir yazardı. Şiirle uğraşan erkeğe 'Olum gey misin' denirdi. Gerçi o zamanlar gey tabiri bu kadar yoğun da kullanılmazdı, şimdi ne dediklerini burada siz anlayın. Bu konularda görüşlerine önem verdiğim arkadaşım Lilan Aydın'a sordum: Bu toplumda kadınların duygularını göstermesi günahtır, ayıptır. Erkekler, aşklarını gürül gürül, dur durak bilmeden yaşarken ve bunu aynı zamanda yüksek perdeden bir coşkuyla ifade ederken, yolda elinde içkisi naralar atarken garip bir saygıyla karşılanır, kabul edilirler... Bunları bir kadının yaptığını düşünebilir misiniz! Oysa kadınlar da erkekler kadar çok sever, çok ister, çok özler... Ama o sokakta bağırmaz, içine fısıldar… Aşkını kağıda dizelediğinde bir erkek gibi arkadaşlarına okutamaz, olsa olsa yemek tariflerinin bulunduğu bir defterin arasına iliştirir. Bundan dolayıdır ki kadın şairler vardır ama sırdırlar…
Afacan Ersin
Küçük Ersin'le babası güç bela tribüne girdiler. Maç başladı. Ersin'in boyu yetişmediğinden dolayı sahayı göremiyordu.
Babası, ensesine oturttu.
Ersin zaman zaman penaltı, korner, faul diye bağırıyor, gol olunca yerinde duramıyordu.
İkinci golden sonra babası ensesinden indirdi, birkaç tokat attı.
Yanlarında oturan adam:
- Ne vuruyorsun ahbap?
Futbolu iyi öğrenmiş çocuk.
- Futbolu öğrenmiş de, çişim geldi demesini öğrenememiş!
Hokkabaz
Eve geldiğinde burnu kanıyordu. Meraklanan annesine: -Okula hokkabaz geldi. Burnumdan üç tane demir ellibinlik çıkardı... dedi. -Ama hokkabaz göz aldatır...
Burun kanatmaz ki...
-Zaten burnumu hokkabaz kanatmadı ki.
Başka para kalıp kalmadığını kontrol eden arkadaşlarım kanattı...
Alkışlı Yorum
Diyaloğu bir arkadaşım yaşamış dün.
Yaşlı bir teyze ile çay içerken yaşandığını belirtmem gerek.
Babaanne: - Takma dişimi çıkarıp şöyle koyuversem tiksinir misin yavrııım? (Çay tabağını işaret ediyor.) Arkadaş:
-Nasıl? Ne? Niye demeye kalmadan...
Babaanne: - Amaan yavrım, ben ağzıma koyuyom tiksinmiyom da, sen niye tiksinicen ki?
Geçenlerde bir arkadaş sohbetinde bu mevzu açıldı ve arkadaşımın yorumu gayet netti: "Kadından şair olmaz, kadının kendisi zaten şiirdir. Erkekler şiir yazarken kadınlardan ilham alır. Kadınlar şiiri yazacakken ise karşılarında erkekler vardır." Tabiki bunu söyleyen arkadaşın cinsiyeti tahmin ettiğiniz gibi bir kadın.
Şahsi kanaatim; kadınlar, duygusal şeylerde sürekli ağlamasından dolayı yazmaya vakit bulamıyor. Çünkü kadınlar ayın bir haftası bir erekekle aynı seviyede olabiliyor. Çünkü malum günleri hayatlarına egemen oluyor. Ve hormonal değişim dengesizliklere yol açabiliyor. Düşünün malum gün öncesi bir hafta, malum gün bir hafta, malum gün sonrası bir hafta. Eee, geriye kalan bir hafta. Sürekli hormonal değişim yaşayan kadın, hisleri ile hayli meşgul oluyor. Bir hafta duygusal, bir hafta asabi, bir hafta bütün hisler dorukta. Bir de yanına kadın ağrısını ekleyin. Biz de kadından şair olmasını bekliyoruz.
Şimdi beni edebiyat fakiri olarak nitelendirmeyin. Elbette iyi kadın şairler olsa da çok azdır. Çünkü kadınlar çok ağlar, her şeyi anlatacak bir arkadaşları mutlaka vardır, hönkürürler, tıskırırlar. Hıçkırırlar ve bir şekilde içindekileri atarlar. Ya da kadınların dişilik gibi kullanabilecekleri bir silahları varken ve kafalarını buna yorarken, bir de şiire yormalarına ne gerek vardır ne de zaman.
Erkek öyle midir, değildir elbet. Atar içine, alır eline kalemi, döker gözyaşını, başlar nitelendirmeye acısını.
Her erkeğin mazisinde bir şairlik vardır tabiki. Mutlaka sevdiğinin isminin baş harfleri ile yukarıdan aşağı bir şiir yazmıştır. Hele arkadaşlarının tarafından şiir yazarken yakalanırsan... Yandın, alay konusu... O yüzden gizli yazılır, sevgiliye ulaşıtırılır bir şekilde. Biz ilkokul, orta ve lisede iken hep kızlar şiir yazardı. Şiirle uğraşan erkeğe 'Olum gey misin' denirdi. Gerçi o zamanlar gey tabiri bu kadar yoğun da kullanılmazdı, şimdi ne dediklerini burada siz anlayın. Bu konularda görüşlerine önem verdiğim arkadaşım Lilan Aydın'a sordum: Bu toplumda kadınların duygularını göstermesi günahtır, ayıptır. Erkekler, aşklarını gürül gürül, dur durak bilmeden yaşarken ve bunu aynı zamanda yüksek perdeden bir coşkuyla ifade ederken, yolda elinde içkisi naralar atarken garip bir saygıyla karşılanır, kabul edilirler... Bunları bir kadının yaptığını düşünebilir misiniz! Oysa kadınlar da erkekler kadar çok sever, çok ister, çok özler... Ama o sokakta bağırmaz, içine fısıldar… Aşkını kağıda dizelediğinde bir erkek gibi arkadaşlarına okutamaz, olsa olsa yemek tariflerinin bulunduğu bir defterin arasına iliştirir. Bundan dolayıdır ki kadın şairler vardır ama sırdırlar…
Afacan Ersin
Küçük Ersin'le babası güç bela tribüne girdiler. Maç başladı. Ersin'in boyu yetişmediğinden dolayı sahayı göremiyordu.
Babası, ensesine oturttu.
Ersin zaman zaman penaltı, korner, faul diye bağırıyor, gol olunca yerinde duramıyordu.
İkinci golden sonra babası ensesinden indirdi, birkaç tokat attı.
Yanlarında oturan adam:
- Ne vuruyorsun ahbap?
Futbolu iyi öğrenmiş çocuk.
- Futbolu öğrenmiş de, çişim geldi demesini öğrenememiş!
Hokkabaz
Eve geldiğinde burnu kanıyordu. Meraklanan annesine: -Okula hokkabaz geldi. Burnumdan üç tane demir ellibinlik çıkardı... dedi. -Ama hokkabaz göz aldatır...
Burun kanatmaz ki...
-Zaten burnumu hokkabaz kanatmadı ki.
Başka para kalıp kalmadığını kontrol eden arkadaşlarım kanattı...
Alkışlı Yorum
Diyaloğu bir arkadaşım yaşamış dün.
Yaşlı bir teyze ile çay içerken yaşandığını belirtmem gerek.
Babaanne: - Takma dişimi çıkarıp şöyle koyuversem tiksinir misin yavrııım? (Çay tabağını işaret ediyor.) Arkadaş:
-Nasıl? Ne? Niye demeye kalmadan...
Babaanne: - Amaan yavrım, ben ağzıma koyuyom tiksinmiyom da, sen niye tiksinicen ki?