Hoşlanılan kişiye açılacaklara tavsiyeler
Giriş Tarihi:
Öncelikle gerçekçi olun, aynanın karşısına geçip, takribi iki dakika kadar aynadaki sıfatınıza bakın ve mantıklı bir şekilde düşünün. Evet, haklısınız. Öyle bir sıfata hiçbir kimse durup dururken aşık olmaz. İşte bu, sizin çıkış noktanız olmalı.
Ayrıca yaptığınız prova ne bilmem ama, o cümleleri kullanmayacaksınız. İlk iş olarak olası faciaları, kafa kırıklarını, kol burkulmalarını, kaburga çatlaklarını önlemek için hoşlanılan kişinin medeni durumunu tam anlamıyla öğrenin.
Bunun için ortak arkadaşlara ulaşıncaya kadar dallanan bir saadet ağacı kurun. Terli terli soğuk su içmeyin. Bunun dışında gaza gelip fazla açılmasınlar, boğulabilirler. Mühim olan doğru zamanı yakalamaktır, gerisi teferruat zaten. 'Seni tanımak istiyorum' gibi itici ifadeler kullanmayın. Hemen sana bir tanı koyarlar: "Mal." Hele ki "Seni istiyorum" demeyin. İlk dakikalarda kendi kalende golü görürsünüz. Kolundan tutup "Yürü sevgili olalım" ayaklarına gelmeyin, son ayakta yatarsınız. Karşı tarafın; facebook'ta paylaştığınız videoyu, profil fotoğrafınızı beğenmesi, sizden hoşlandığı anlamına gelmez. Ona göre davranın. Kerizlik yapmayın. Fizibilite çalışmanızı iyi yapın, karşı taraf ile ilgili alacağınız bilgiler farklı kaynaklardan ve net olsun, yan yatıp çamura batmamak için savaş baltalarınızı çıkarın, kılıçlarınızı kuşanın sahne sizindir, koçlarım yardırın gitsin. Açılırken utanıp, renk yönünden domatese benzememeye gayret edin. Kız, kırmızı yüzünüzden korkup, nükleer reaktör patlayacakmış havasında kaçabilir. (Eğer kaçtıysa arkasından koşmayın, bu sefer de çığlık atar.) "Zaten reddedecek" mantığıyla açılın.
Kabul ederse sevinciniz ikiye katlanır. Unutmayın, o da acıkan, tuvalet ihtiyaçlarını gideren bir varlık. Açılmadan önce kafanızda senaryo oluşturmayın. İlk cümleyi kurmanızla olaylar kontrolünüzün dışına çıkacaktır. Hoşlanılan kişi deniz gibidir; dalgalıysa açılmayın, akıntı varsa geriye çapraz dönün, mukavemet etmeyin, bırakın sizi tanısın. Habire ona bakın ve o size döndüğünde gözünüzü kaçırın. (Ama bu göz kaçırmayı o fark etmeli.) Hoşlanıyorsa o size gelecektir. Ne denilse boş, çok düşünmeyin üzerinde. Söyle kurtul taktiği en mantıklısı, yoksa paragraflar dizilse de açılamayan yine açılamaz. Hayde benden bu kadar.
* * *
VAK VAK VAK
Çin'de görevli Amerikalı bir subay bir gün Pekin'de bir lokantaya girdi.
Garsonun getirdiği Çince mönüye garip garip baktı.
Gelen mönüden birşey anlamasa da bozuntuya vermedi ve parmağını Çince bir yazının üzerine basarak garsona gösterip, ne geleceğini merakla beklemeye başladı. Bir müddet sonra garson bir tabak meyve getirdi.
Amerikalı subay, garsona meyveyi kenara koymasını işaret ederek parmağıyla listedeki başka bir yeri gösterdi. Bu kez, bir dilim pasta geldi. Subayın karnı çok acıkmıştı. Parmak yöntemiyle güzel bir yemek seçemeyeceğini de anlamış bulunuyordu. Çevresindeki masalara baktı. Karşı masada bir Çinli, et yemeği yiyordu. Subay, karşı masadaki adamın yediği yemeği gösterdi ve garsona o yemekten getirmesini işaret etti. Yemek geldi.
Subay büyük bir iştahla eti yemeye başladı. Birkaç lokma sonra, şimdiye dek bu tatta bir et yemeği yemediğini fark etti. Pekin ördeklerinin ününü duymuştu. Bu acaba onun eti miydi? Garsonu çağırdı, eti gösterdi ve kollarını kanat gibi yaparak, "Vak, vak?" dedi. Çinli garson soruyu anlamıştı. "Hayır" anlamında başını salladıktan sonra, doğru yanıtı verdi: "Hav, hav, hav!"
* * *
ALKIŞLI YORUM
Bir telefon görüşmesi: -İyi günler hanımefendi, Recep Bey ile görüşebilir miyim?
-Buyrun ben Recep..
-Özür dilerim hanımefendi, ben Recep deyince erkek sandım kusura bakmayın..
-Erkeğim zaten.
-Aa ıı şşşey..
Ayrıca yaptığınız prova ne bilmem ama, o cümleleri kullanmayacaksınız. İlk iş olarak olası faciaları, kafa kırıklarını, kol burkulmalarını, kaburga çatlaklarını önlemek için hoşlanılan kişinin medeni durumunu tam anlamıyla öğrenin.
Bunun için ortak arkadaşlara ulaşıncaya kadar dallanan bir saadet ağacı kurun. Terli terli soğuk su içmeyin. Bunun dışında gaza gelip fazla açılmasınlar, boğulabilirler. Mühim olan doğru zamanı yakalamaktır, gerisi teferruat zaten. 'Seni tanımak istiyorum' gibi itici ifadeler kullanmayın. Hemen sana bir tanı koyarlar: "Mal." Hele ki "Seni istiyorum" demeyin. İlk dakikalarda kendi kalende golü görürsünüz. Kolundan tutup "Yürü sevgili olalım" ayaklarına gelmeyin, son ayakta yatarsınız. Karşı tarafın; facebook'ta paylaştığınız videoyu, profil fotoğrafınızı beğenmesi, sizden hoşlandığı anlamına gelmez. Ona göre davranın. Kerizlik yapmayın. Fizibilite çalışmanızı iyi yapın, karşı taraf ile ilgili alacağınız bilgiler farklı kaynaklardan ve net olsun, yan yatıp çamura batmamak için savaş baltalarınızı çıkarın, kılıçlarınızı kuşanın sahne sizindir, koçlarım yardırın gitsin. Açılırken utanıp, renk yönünden domatese benzememeye gayret edin. Kız, kırmızı yüzünüzden korkup, nükleer reaktör patlayacakmış havasında kaçabilir. (Eğer kaçtıysa arkasından koşmayın, bu sefer de çığlık atar.) "Zaten reddedecek" mantığıyla açılın.
Kabul ederse sevinciniz ikiye katlanır. Unutmayın, o da acıkan, tuvalet ihtiyaçlarını gideren bir varlık. Açılmadan önce kafanızda senaryo oluşturmayın. İlk cümleyi kurmanızla olaylar kontrolünüzün dışına çıkacaktır. Hoşlanılan kişi deniz gibidir; dalgalıysa açılmayın, akıntı varsa geriye çapraz dönün, mukavemet etmeyin, bırakın sizi tanısın. Habire ona bakın ve o size döndüğünde gözünüzü kaçırın. (Ama bu göz kaçırmayı o fark etmeli.) Hoşlanıyorsa o size gelecektir. Ne denilse boş, çok düşünmeyin üzerinde. Söyle kurtul taktiği en mantıklısı, yoksa paragraflar dizilse de açılamayan yine açılamaz. Hayde benden bu kadar.
* * *
VAK VAK VAK
Çin'de görevli Amerikalı bir subay bir gün Pekin'de bir lokantaya girdi.
Garsonun getirdiği Çince mönüye garip garip baktı.
Gelen mönüden birşey anlamasa da bozuntuya vermedi ve parmağını Çince bir yazının üzerine basarak garsona gösterip, ne geleceğini merakla beklemeye başladı. Bir müddet sonra garson bir tabak meyve getirdi.
Amerikalı subay, garsona meyveyi kenara koymasını işaret ederek parmağıyla listedeki başka bir yeri gösterdi. Bu kez, bir dilim pasta geldi. Subayın karnı çok acıkmıştı. Parmak yöntemiyle güzel bir yemek seçemeyeceğini de anlamış bulunuyordu. Çevresindeki masalara baktı. Karşı masada bir Çinli, et yemeği yiyordu. Subay, karşı masadaki adamın yediği yemeği gösterdi ve garsona o yemekten getirmesini işaret etti. Yemek geldi.
Subay büyük bir iştahla eti yemeye başladı. Birkaç lokma sonra, şimdiye dek bu tatta bir et yemeği yemediğini fark etti. Pekin ördeklerinin ününü duymuştu. Bu acaba onun eti miydi? Garsonu çağırdı, eti gösterdi ve kollarını kanat gibi yaparak, "Vak, vak?" dedi. Çinli garson soruyu anlamıştı. "Hayır" anlamında başını salladıktan sonra, doğru yanıtı verdi: "Hav, hav, hav!"
* * *
ALKIŞLI YORUM
Bir telefon görüşmesi: -İyi günler hanımefendi, Recep Bey ile görüşebilir miyim?
-Buyrun ben Recep..
-Özür dilerim hanımefendi, ben Recep deyince erkek sandım kusura bakmayın..
-Erkeğim zaten.
-Aa ıı şşşey..