Kışın kendisini hissettirdiği an

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Kışın kendisini hissettirdiği an
"Havalar da soğudu. Çok soğudu çok." geyikleri dönmeye başlar. Aynı zihniyet yaz gelince tam tersini söyleyerek haz duyar. Uyurken yorganı bacak aranızdan çıkartıp üstünüze örttüğünüz gece başlamıştır. Doğalgaz faturası "hey yavrum bütün yaz unuttun ahan da böyle hatırlatırım" diyip gözlerin beyazlarını ortaya çıkardığı an. Ve etrafta bolca acayip şekilli tayt görüyorsak. Özellikle şu geyikli taytlara illet oluyorum abi. Sevgili, minik ve bi o kadar sevimli kızlarımızın, tarih öncesi devirlere selam çakan çizmemsi kış cemresi olarak ilk UGG toprağa düşmüşse. Kızların koca ayak, ve orangutan ayakları gibi gezmeye başladığı an. Bulutların arasından yüzünü göstermeye çalışan güneşin sizi ısıtamadığı andır. Kucaktaki laptopun ısınmasının, sorundan çok iyi gelmeye başladığı andır. Sırf battaniyenin altından üşüme gerekçesiyle çıkamayıp işe geç kalıyorsanız gelmiştir. Manav tezgahını portakalların, mandalinaların süslediğinin görüldüğü an. Uçlu kalem ile tırnak arasında kalan mandalina liflerini çıkarmaya başladığımız an. Toplu taşım araçlarında kokarcaların azalmaya başladığını hissettiğiniz andır. Taharet musluğu açılırken tedirgin olunan andır. Banyo esnasında çıplak vücudunuzu fayansa yaslayamadığınız andır.. Kendi nefesinle, her seferinde, yeniden tanıştığın andır. Bütün yaz boyunca instagram ile sağolsun farklı türden ayakların kum ve deniz ile birleştiği aslında "Tatildeyim çatlayın lan" fotoğraflarının soyunu tükettiğinde. Sokaklarda, caddelerde kestane kokularının burnuna geldiği an. Zombi misali bembeyaz bir suratın sadece palyaço misali kırmızı burun ile kalın hırkamsı bir şey giyinip ve bu kombine bir elinde kağıt mendil ekleyerek gezen insanlar gördüğünde. Yazın umursamadığın sabah yüzünü yıkarken suyun kolundan sızmasıdır. Kızların sevgililerine atkı örmek için ellerindeki şiş ile iki ters bir düz yaparken görüldüğü an.

* * *
ALKIŞLIYORUM
Çocukken, kuran kursuna gidiyorduk. Civar köylerdeki camilerde de kuran kursları var, ama giden çocuklar az sayıda olduğu için, yapılan sosyal faaliyetlere bütün o köylerden çocuklar gidiyor.
Piknik organize etmişti genç hocalar, biz de gittik, herşey normalken, yirmili yaşlarda bir hoca geldi (biz 8-15 yaş arası çocuklarız), birkaç kişilik bir gruptuk, bize şöyle dedi:
-Çocuklar hikaye ya da fıkra bileniniz var mı?
Bir tane de çingene vardı, çok değişik bir aksanla konuşuyordu. Biz utanıp sıkılırken, o hemen atıldı:
-Ben biliyorum!
-Anlat bakalım.
-Bir oros.... (buralar tam anlaşılmıyordu) bağırırken (buralar da anlaşılmıyordu) ondan sonra...
-Ee, şeey, dur, ee neydi o başta dediğin, şey, ne dedin sen?
-Oros hocam, oros!
Biz utançtan yerin dibine giriyoruz, ayıp kelime olarak biliyoruz ya, koskoca hocanın önünde denir mi gibisinden hepimiz yere bakmaya başladık.
-Şeyy, yani, o ney ki, demesen öyle...
-Yaa hocam o diil, oros bu oros (yer neden hala yarılmadı ulaan diye düşünmeye başladık) -Yaa ayıp, yani şey (hoca da genç, o da ne cevap vereceğini bilemedi garibim) -Yaaa hani tavık var, onun şeysi, kocası falan yani, oros, oros..
-Heaaaaa, tamam horoz desen ya kardeşim (hocanın yüzünde anlamsız bir gülümseme belirir).




Günün Manşetleri

Tüm Manşetler