Ölen yıldızın küllerinden doğdu! Evrenin “Anka” gezegeni keşfedildi
Evrenin en sıra dışı keşiflerinden biri, yıldızların ölümünün her zaman bir son olmadığını ortaya koydu. Gökbilimciler, yaklaşık 790 ışık yılı uzaklıkta, ölen bir yıldızın geride bıraktığı maddelerden oluştuğu düşünülen dev bir gezegen tespit etti. Jüpiter büyüklüğündeki bu gizemli dünya, adeta kendi yıldızının küllerinden yeniden doğmuş bir “Anka” gibi. Üstelik keşif, milyarlarca yıl sonra Güneş’in ölümünün ardından Güneş Sistemi’nde neler yaşanabileceğine dair de çarpıcı ipuçları taşıyor.
Gökbilimciler, yıldızının ölümünden geriye kalan maddelerden oluşmuş olabileceği düşünülen son derece sıra dışı bir gezegen keşfetti. Dünya'dan yaklaşık 790 ışık yılı uzaklıktaki HS 0209+0832 adlı beyaz cücenin çevresinde bulunan gaz devi, bilim dünyasında "ikinci nesil gezegen" olarak tanımlanıyor.
Gökbilimciler, ölen bir yıldızın küllerinden oluşmuş olabileceği düşünülen nadir bir gezegen keşfetti. (Foto: NOIRLab)
KÜLLERİNDEN DOĞAN GEZEGEN
Space'de yer alan habere göre bu keşif, bir gezegenin yalnızca yıldızının yaşamı sırasında değil, yıldız öldükten sonra geride bıraktığı maddelerden de yeniden doğabileceğini gösteren şimdiye kadarki en dikkat çekici örneklerden biri oldu.
Gezegen, Dünya’dan yaklaşık 790 ışık yılı uzaklıktaki beyaz cüce HS 0209+0832’nin çevresinde bulunuyor. (Foto: Snehalata Sahu/Warwick Üniversitesi)
YILDIZ ÖLDÜ GEZEGEN YENİDEN DOĞDU
Güneş benzeri yıldızlar yaşamlarının sonuna geldiklerinde yakıtlarını tüketiyor ve dış katmanlarını uzaya savurarak geride yoğun ve sıcak bir çekirdek, yani beyaz cüce bırakıyor. Bu süreç sırasında yıldızdan kopan maddeler bazı koşullarda yıldızın çevresinde yeniden bir disk oluşturabiliyor.
Gökbilimciler, HS 0209+0832 çevresinde tam da böyle bir sürecin yaşandığını düşünüyor.
Araştırmacılara göre yıldızın kırmızı dev aşamasında uzaya savurduğu maddeler, daha sonra bir araya gelerek yeni bir gezegenin oluşmasına zemin hazırlamış olabilir. Bu nedenle keşfedilen dünya, yıldızının ilk yaşam döneminde oluşan "birinci nesil" gezegenlerden farklı değerlendiriliyor. Bilim insanları bu tür dünyalara "ikinci nesil gezegenler" adını veriyor.
Araştırmacılar bu dünyayı “ikinci nesil gezegen” olarak tanımlıyor. (Foto: AA)
KİMYASAL İZLER KEŞFİN SIRRINI ORTAYA ÇIKARDI
Gezegenin varlığına ilişkin en önemli ipuçlarından biri, beyaz cücenin atmosferinde bulundu. HS 0209+0832'nin atmosferinde çinko, bakır ve özellikle niyobyum elementlerinin olağanüstü yüksek miktarlarda bulunduğu tespit edildi. Bu elementlerin bazıları Güneş'tekinden yaklaşık 1000 kat daha yüksek seviyelerde.
Araştırmacılar, bu sıra dışı kimyasal bileşimin yıldızın kırmızı dev döneminde gerçekleşen "s-süreci" adı verilen nükleer reaksiyonlarla bağlantılı olduğunu belirledi.
Gezegenin yaklaşık 4,4 Dünya gününde yıldızının etrafında tur attığı belirlendi. (Foto: AA)
Bu kimyasal izler, gezegenin sıradan bir ötegezegen olmadığını ve yıldızın ölüm sürecinde ortaya çıkan maddelerle bağlantılı olabileceğini düşündürdü.
Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Nicholas Stone, bu element deseninin normal birinci nesil gezegenlerde görülmesi beklenmeyen bir kimyasal imza olduğunu belirtti.
Jüpiter büyüklüğündeki gezegen, beyaz cüceye son derece yakın konumda bulunuyor. (Foto: AA)
JÜPİTER BÜYÜKLÜĞÜNDE VE YILDIZINA ÇOK YAKIN
Araştırmacılar, gezegenin özelliklerini incelemek için NASA'nın ötegezegen avcısı TESS uzay teleskobundan yararlandı. Gözlemler, gezegenin yaklaşık 4,4 Dünya gününde beyaz cücenin etrafındaki turunu tamamladığını ortaya koydu. Gezegenin boyutunun ise Jüpiter'e yakın olduğu belirlendi. Ancak bu dev gezegenin geleceği oldukça dramatik.
Beyaz cüceye son derece yakın olduğu için yoğun yıldız radyasyonuna maruz kalan gezegenin atmosferinin zamanla ısınarak uzaya kaçması ve sonunda tamamen yok olması bekleniyor.
NEDEN BU KADAR NADİR?
Araştırmacılara göre böylesine bir gezegenin oluşabilmesi için olağan dışı koşullar gerekiyor. Tek başına ölen bir yıldız, maddesini büyük ölçüde çevresine dağıtarak kaybediyor. Bu maddelerin yeniden bir araya gelip gezegen oluşturabilecek bir disk meydana getirmesi ise oldukça zor.
Bilim insanları, HS 0209+0832 sisteminde bir eş yıldızın bulunmasının bu süreci mümkün kılmış olabileceğini düşünüyor. Eş yıldızın kütleçekimi, yıldızın ölümü sırasında dışarı savrulan maddelerin bir bölümünü sistem içerisinde tutarak yeni bir gezegenin oluşabileceği diskin meydana gelmesine yardımcı olmuş olabilir.
Beyaz cücenin atmosferindeki sıra dışı elementler, gezegenin kökenine dair önemli ipuçları verdi. (Foto: AA)
GÜNEŞ'İN GELECEĞİNE DAİR İPUCU OLABİLİR
Keşfin en çarpıcı yönlerinden biri ise Dünya'nın geleceğiyle bağlantısı. Güneş'in yaklaşık 6 milyar yıl içinde yaşamının son aşamalarına ulaşarak kırmızı deve dönüşmesi ve daha sonra geride bir beyaz cüce bırakması bekleniyor. Bu süreçte Güneş'in dış katmanlarını uzaya savurması, bugün bildiğimiz Güneş Sistemi'nin tamamen farklı bir yapıya dönüşmesine yol açacak.
HS 0209+0832 çevresindeki gezegen, bilim insanlarına yıldızların ölümünden sonra gezegen sistemlerinin nasıl yeniden şekillenebileceğine dair önemli bir ipucu veriyor.
Warwick Üniversitesi'nden Boris Gänsicke, bu sistemin başka bir yerden gelen bir gezegen barındırmak yerine, adeta kendi yıldızının ölümünden geriye kalan maddelerle yeni bir dünya inşa etmiş olabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle keşif, bilim dünyasında bir tür kozmik "Anka kuşu" hikâyesi olarak değerlendiriliyor: Bir yıldız öldü, fakat onun küllerinden yeni bir gezegen doğmuş olabilir.