Spor yazarları da ikiye bölündü: "İstifasını bekliyordum" ve "Hepimizi şoke etti"
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde ülkemizi temsil eden Fenerbahçe, ilk maçında sahasında Roma'yı ağırladı. Sarı-lacivertliler sahadan 1-1 beraberlikle ayrılırken, 3 puanı kaçıran taraf oldu. İsmail Kartal'ın maç sonundaki istifası ve ardından yaşananlar mücadelenin önüne geçti. Spor yazarları Fenerbahçe ve İsmail Kartal'ın kararını yorumladılar. İşte o yazılar...
Taraftarıyla barıştı - ABDULLAH ERCAN
İlk planını gol yememe üzerine kuran bir Fenerbahçe vardı sahada. Alan daraltan ve topun arkasında kalan bir takım izledik. Bu oyun Fenerbahçe'nin öne çıkmasını da engelledi.
Tabii çok iyi bir takıma karşı oynuyorsun. Geniş alan bulduklarında çok tehlikeli bir takım. İkinci yarıda görüntü bir anda değişti. Fenerbahçe, Greenwood'un yaratıcılığında Archie Brown'ın müthiş vuruşuyla golü buldu. Şampiyonlar Ligi, Süper Lig'e göre çok daha farklı olduğu için oynanan oyunun doğru olduğunu düşünüyorum.
Fenerbahçe, ikinci yarıda da aynı kompakt oyuna devam etti ve net pozisyonlar yakaladı. Teknik direktör İsmail Kartal'ın verdiği kararlar önemliydi. Oğuz ve Lukaku'yu sahaya sürerek kazanmaya yönelik hamleler yaptı.
18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi hasretine son veren Fenerbahçe'nin hak edilmiş bir puan aldığını düşünüyorum. Takım disiplinine önem veren ve oyundan kopmayan bir takım izledik.
Az pozisyon bulan sarı-lacivertliler buna karşın ciddi tehlikeler yarattı. Alınan bir puan ve özelikle ikinci yarıda oynanan futbolla oyuncular Beşiktaş derbisi sonrası taraftarıyla barıştı.
Greenwood dün atak organizasyonlarını çok doğru yönetti. Brown'ın yaptığı gol vuruşu bir santrfor ayarındaydı. Tabii geceye damga vuran olay İsmail Kartal'ın istifası oldu. Herkesi şoke eden bir karar bu. Aziz Başkan "Görevinin başında" dese de bu bir kırılma oluşturabilir.

Alkışlarla! - HAKKI YALÇIN
Dün gece sarı direncin rengiydi, lacivert inancın. İkinci yarıda bir ruh yüzleşmesi, çağdaş futbol motifleri içeren görüntüler. Bana sorarsanız Şampiyonlar Ligi'nin tören alanına giren bir Fenerbahçe gerçeği. Bunun tercümesi de 'Fenerbahçe kaybetmeye kaşını oynattığı sürece, rakip kim olursa olsun başı dik çıkması kaçınılmaz."
Aslında dün gece iki farklı resim vardı. Birinci resimde 'kazaya kurban gitmemem gerek' duruşu. ikinci yarıda özgüveni yüksek takım duruşu. Çelişkiler düşünceleri de bozar. Ve savunmanın sadece seyrettiği bir pozisyonda gelen gol. Ve rakip alanda çok az görünen bir Fenerbahçe.
Bazen rakip alandaki kavganın şeklini değiştirmek gerekir, bant yayından çıkıp naklen oynamak gibi. Nietzsche'nin sözü; "hayata karşı sorumluluğumuz daha yücesini yaratmaktır.' Fenerbahçe ikinci yarıda onu yaptı. Roma'nın kof yanlarını keşfetti. İlk yarada orta alanda faul sergisinde hakemin gözünün içine bakan Vedat Muric, rakip kale önünde aktif role soyundu, ilk yarıda sahada parmakla gösterilen Greenwood, Brown'ın golünde 'istiridye kabuğundan çıkan inci' oldu. Ama Kante'nin harika bilek hareketleriyle rakip kale önüne getirdiği topu harcandığını görünce 'çok yazık oldu' dedim. O yüzden bu maçtan çıkan bir diğer sonuç: 'son dokunuş ustasına mutlak ihtiyaç!"
Rakibi ayaklarıyla ve ruhuyla terbiye eden iki özel adam vardı, Kante ve Greenwood. Roma'nın bu adamlardaki sihrin yükünün altından kalkması mümkün olamazdı. Talihine dua etsin. Brown'ın da en iyi gecelerinden biriydi. İsmail Yüksek yine görkemli sadeliğinde. Her zaman maçların ikinci yarılarında oyundan düştüğünü gördüğümüz Fenerbahçe'nin son dakikalara kadar maçı kazanmak istemesindeki "gelişim" iyi gidişin belgesidir. Ama savunma için soru işaretlerim hala devam ediyor. Kaleci Ederson hariç!
Verilen mücadeleye baktığımız zaman Fenerbahçeli futbolculara yakışan en anlamlı gerçek; 'aşkın ve gururun savaşçıları' olduğudur! Sonuç olarak Roma gibi bir takımdan alınan beraberliğe galibiyet muamelesi yaparsak, Fenerbahçe'yi "küçük" düşürmüş sayılmayız. Sürükleyici bir macera kitabının ilk sayfasında bir puanın kimden alındığının önemi "büyük" çünkü. Ayrıca böyle mücadele eden bir takım maçı kaybetse bile bütün tribünler ayakta alkışlardı.

Az daha Roma'yı yakıyorduk! - ZEKİ UZUNDURUKAN
Tam 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi arenasına çıkan Fenerbahçe ilk yarıda kalesini savundu. Roma'yı durdurmaya çalıştı. Kolay değil uzun yıllar sonra bu ligde mücadele ediyorsunuz. İlk 45 dakikada rakibin oyununu iyi analiz eden Fenerbahçe, ikinci yarıda bambaşka bir futbol oynadı. İlk bölümde topun arkasına geçip kalemizi korumaya çalıştık. Ama golü de yedik. Bu kadar geriye yaslanmak Roma'nın işine geldi. İlk yarıda kurdukları baskı ile öne de geçtiler. Oysa daha hücumcu bir ön taraf ile maça çıkıp, Kadıköy'de maç genelinde daha coşkulu bir futbol oynayabilirdik. Böylesine sistem takımlarına karşı 90 dakika savunma yaparak puan alamazsınız!
Zaten ikinci yarıda oyun mantalitesini değiştirerek, hücum oynamaya başladık. Fenerbahçe ilk bölümde daha fazla hücum yapmayı düşünseydi, Roma'yı kalemizden uzak tutar ve net pozisyonlara girerdik. İlk yarıda ne Kerem'i ne de Greenwood'u kullanabildik. Top, Greenwood'un ayağına gelince hücum bölgesine giden bir Fenerbahçe izledik. Savunmamızı orta sahaya yakın kurup, bloklar arasındaki mesafeyi kısaltıp çok daha iyi oynayabilirdik. Hem daha az yorulur hem de rakibe daha rahat ön alan presi yapabilirdik. İkinci yarıda hepsini yaptık bu arada.
Belli ki maçın devre arasında İsmail Kartal, öğrencilerine daha fazla öne çıkın, hücumu düşünün demiş olmalı ki... İkinci yarıya çok coşkulu başlayan bir Fenerbahçe izledik. Ve bu coşku, Fenerbahçe'ye golü getirdi. Bir sol bek olan Archie Brown ceza sahasında topu önünde buldu. Kalesini terk eden Svilar'ın üzerinden topu ağlara gönderdi. Tam bir santrfor vuruşu yaptı Brown. Greenwood'un asisti de akıl doluydu. Bu golle Kadıköy'de muazzam bir coşku yaşandı. Bu coşkuyu arkasına alan Fenerbahçe, Vedat Muriç ile ikinci gole yaklaştı. Ama Vedat'ın vuruşunu Svilar iyi çıkardı.
Kerem'in Dybala'ya müdahalesi dışarıdaydı. Gil Manzano gibi bir hakem bu pozisyona nasıl penaltı verdi; inanılır gibi değil. VAR devreye girdi ve pozisyonun dışarıda olduğu konusunda hakemi uyardı. Manzano az kalsın Fenerbahçe'yi yakacaktı. 71'de Vedat'ın yerine giren Lukaku'yu ilk kez bu kadar hareketli ve etkili gördüm. Yavaş yavaş eski gücüne kavuşuyor Lukaku. İkinci yarıda Gasperini bütün silahlarını sahaya sürdü. Baktı ki Fenerbahçe dalga dalga üzerlerine geliyor. Fenerbahçe'nin ikinci yarıdaki futbolu çok iyiydi. Keşke ilk yarıda da bu futbolunu oynasaydı Fenerbahçe! Şampiyonlar Ligi'nde başlangıçlar ve iç saha maçları bu kadar önemliyken!
Fenerbahçe savunma yapmaz, rakibe yaptırır. Fenerbahçe'nin futbol felsefesi hücum üzerine kuruludur. Golü atan Brown, Fenerbahçe'nin en etkili ismiydi. Olağanüstü savaştı, golünü attı, çok iyi savunma yaptı. İsmail Yüksek de 'yürek savaşçısı' gibi mücadele etti. Sonuç olarak böylesine puan maçlarında yenemiyorsan, yenilmeyeceksin. Fenerbahçe de bunu yaptı. Şampiyonlar Ligi'ne 1 puanlı başlangıç da iyidir. Unutmayalım, rakip Serie A lideri Roma'ydı. Şimdi önümüzde ilk etapta 7 maç daha var. İkinci yarıdaki oyun, ilerisi için umut verdi bizlere. Hatta Fenerbahçe ikinci yarıdaki futbolu ile galibiyeti kaçıran taraf oldu. Yolun açık olsun Fenerbahçe! Bu arada maçtan sonra İsmail Kartal'ın istifasına üzüldüm.

Manzano neler yaptı? - MUSTAFA ÇULCU
Fenerbahçe 18 yıl aradan sonra yine yeniden kaldığı yerden Şampiyonlar Ligi'nde ilk maçına muhteşem atmosferde çıktı. Taraftarının önünde maça kontrollü ve sabırlı başladı. Topun arkasına geçerek kalabalık alan savunması yaptı. Greenwood ve Kerem ile ilk yarıda iki pozisyon buldu. Hücumda çoğalamayan Fenerbahçe'de Vedat derine gelip top almak zorunda kaldı. Roma tam bir sistem ve teknik direktör takımı. Maçın yıldızları; Greenwood'un getirdiği topla Brown'un beraberlik golü Fenerbahçe'de özgüven ve moralleri yükseltti. İkinci yarı ilk yarıya oranla gece ile gündüz kadar farklı bir Fenerbahçe vardı. Temsilcimiz ikinci yarı güven veren oyunuyla Roma'ya sahayı dar etti. Son vuruşlarda biraz becerili olsalardı muhteşem bir galibiyet gelecekti. Olmadı. İspanyol Jesus Gil Manzano 42 yaşında ve elit kategori hakemi. Uluslararası anlamda 100 üst düzey maç tecrübesine sahip.
Daha önce A Milli Takımımız, Fenerbahçe, Galatasaray ve ağustos ayında da Beşiktaş maçlarını yönetti. 14'te Mert'e kontrolsüz faulde Wesley'e sarı çıkarmadı. Vedat'a yaptığı taktik faullerde N'Dicka'ya sarı göstermemekte ısrar etti, sabır sınırlarını zorladı. 47'de ise Brown'a yaptığı basit temasta Rensch'e sarı çıkardı. 51'de orta alanda sadece faul dediğimiz pozisyonda bu kez Brown'a balans sarısı çıkardı. 68'de ceza alanı dışında Kerem-Dybala mücadelesine faul yok ama hakem penaltı verdi. VAR pozisyonunun dışarda olduğunu söyledi, penaltı iptal ve frikik oldu. Oysa Dybala aldatmadan sarı görmeliydi. 70'te bu kez Wesley-Kante mücadelesinde Wesley attı kendini hakem devam dedi, oysa Wesley için aldatmadan sarı çıkarmalıydı. Faullerde kartlarda saçma sapan tutarsız kararlar verdi. UEFA'da elit hakemlerin form sıkıntısı var. Dün gece Espen Eskas, bu gece Gil Manzano neler yaptılar böyle? Kalite yerlerde sürünüyor. Yazık...

Hoş geldik! - EMRE BOL
Bütün planı beklemeye, savunmaya, geçiş oyunu oymamaya kurarsan, sen Şampiyonlar Ligi takımı olamazsın. Seviye gerçekten çok farklı! Oynamaya, oynamaya unutmuşuz bazı şeyleri! Şampiyonlar Liginde evinde oynadığın karşılaşmalar pek kıymetli. Sadece Greenwood ile ne maç kazanabilirsin ne üst tura çıkabilirsin. Savun, savun, at ön tarafa! Bunu kaç dakika yapacaksın? Böylesi takım boyunu uzatarak acaba nasıl bir plan hazırladı İsmail Kartal? At Vedat'a at Greenwood'a! Eee nereye kadar? 18 yıl sonra katıldığın Şampiyonlar Liginde bunu mu göreceğiz? Gelelim Kerem Aktürkoğu'na... Güzel kardeşim, cin misin, peri misin? İnsanların içinden geçemezsin!
Ama ayağına her topu aldığında rakibin üzerine sürsen ne oluyor? Henüz kimsenin içinden geçebildiğini görmedim! Öyle ya da böyle iyi savunma yaparak, bekleyip pozisyon vermeyerek puan almayı başardık. Hatta ikinci yarıda maçı kazanacak pozisyonlar bulduk. Heyhat olmadı! Roma takımının durdurulamayan 3. bölgesine fazla pozisyon vermeden karşılaşmayı bitirdik. Sadece savunarak fazla ileriye gidemeyiz. Ama bu beraberlik mağlubiyetten evladır. Archie'nin attığı golü, golcü Vedat atabilse belki kazanabilirdik. Archie belki kariyer maçını oynadı. Helal olsun. İtalya liderinle berabere kalmak önemli. Kadıköy'de alınanlar ise altın değerinde... Öyle ya da böyle Şampiyonlar Ligine hoş geldik...

Fenerbahçe için uzun gece! - GÖRKEM AĞGÜNDÜZ
18 yıl sonra döndüğü Şampiyonlar Ligi'nde ilk maçta formda Roma ile karşılaşan sarı-lacivertliler, ilk yarı sönük bir futbol oynayarak devreye 1-0 geride girdi.
İlk 45'te hücum etmekte zorlanan Fenerbahçe, Archie Brown'un sol iç koridordan yaptığı topsuz koşularla rakip savunmanın dengesini bozdu. Bu taktikle hemen devrenin başında golü bulan Fenerbahçe, galibiyet gollerini de peş peşe kaçırdı. Maçtan önce 1 puana razı olacak herkes, maçtan sonra stattan buruk bir sevinçle ayrıldı.
Basın toplantısında hocaya Brown'ın topsuz koşularını soracaktım ancak istifa kararı nedeniyle soru almayan İsmail Kartal hepimizi şoke etti. Daha sonra ise Aziz Yıldırım'ın hocayı ikna ettiğini öğrendik.
Bu yaşananlar Trabzonspor'dan önce istifa eden, sonra ikna edilen ve ertesi hafta yolların ayrıldığı Fatih Tekke'yi anımsattı. Bu olay Fenerbahçe'ye ivme de katabilir, sezona da mal olabilir. Bekleyip göreceğiz.

Elden mi kaçırdı, 1 puan iyi mi? - AHMET ÇAKAR
Fenerbahçe 18 yıl sonra Şampiyonlar Ligi'ndeki ilk puanını aldı. Fakat maça baktığımızda 'Fenerbahçe, Roma'yı elinden mi kaçırdı, yoksa bir puan iyi midir?' diyeceğiz tartışılır. Çünkü, Roma'nın attığı gol dahil, tek bir gol pozisyonu yok. O da uzaktan vurulmuş, yerden köşeye giden bir şut. Fenerbahçe ise özellikle ikinci yarıda Vedat Muriqi ve Oğuz'la öyle yüzde yüz goller kaçırdı ki… Üstelik Fenerbahçe ilk yarıda sadece kapandı. Kompakt durdu, açık vermedi… Ama ilk yarıda hiç üretemediler. Buna karşılık ikinci yarıya Archie Brown'un golüyle başladı. Roma belki de defansif olarak ilk hatasını yaptı, kaleci ile karşı karşıya kalan Brown dibine kadar girip beraberliği buldu. Vedat yine kaleciyle karşı karşıya ama kötü vurdu ya da kaleci iyi kurtardı, Fenerbahçe'nin öne geçmesi işten bile değildi. Hele ikinci yarının ortalarında Oğuz'un bir şutu var. Aslında acele etmeyip daha dengeli vursa kesin gol.
Maçın geneline baktığımızda topla oynayan Roma… Belki oyun üstünlüğü de Roma'da ama taktik olarak iyi kapanan ve kontrataklarla önemli pozisyonlar yakalayan da Fenerbahçe. Üstelik Fenerbahçe'nin önemli eksiklerine rağmen bir puanı almasını başarı olarak görüyoruz.
İspanyol hakem maçın genelinde mükemmel. Bir pozisyonda Roma lehine hatalı penaltı verdi. Allah'tan VAR müdahalesiyle doğru kararı buldu.

'Ah Vedat ah' diyorum tabi ki! - ÖMER ÜRÜNDÜL
Fenerbahçe taktiksel ve mücadele olarak güçlü rakibine karşı mükemmele yakın bir futbol sergiledi. Üstelik ikinci yarıda da galibiyeti kaçıran taraftı. Roma'yı incelediğimiz zaman formda ve zorlu bir takım. Pas trafikleri oturmuş ve önemli de oyunculara sahipler. Fenerbahçe topun arkasına geçip alan daraltarak, ilk yarı daha çok savunmada kaldı. Topu rakibe bıraktı. Ama çok iyi kapandılar… Yalnız Cristante'nin kurtarılamayacak şutuyla skor dezavantajına düşüldü. İkinci yarının başında çok iyi bir organizasyon sonucu, Brown kalite bir gole imza attı. Ondan sonra yine aynı oyun anlayışı devam ederken, rakip oyunu karşı alana yıkıyor ama iyi yerleşimli savunma karşısında üretemiyor, bu arada da ilk yarının aksine Fenerbahçe'nin zaman zaman yaptığı her çıkış tehlikeli oluyordu. Vedat kaçırdı, Oğuz kaçırdı, bir top da direkten döndü… Sonuçta da puanlar paylaşıldı. Gelelim genel gözlemlerime; İsmail Kartal'ın kadro tercihi ve taktik planı çok doğruydu… Rakibin önceden düşündüğü gol planlarına hiç izin verilmedi. Kartal'ı kutlamak lazım. Brown, Kante ve Bartuğ müthiş oynadılar. İsmail Yüksek ise olağanüstüydü. Kartal'a da herhalde 'Ben kulübenin oyuncusu değilim' mesajını da net bir şekilde verdi. Bu maçta en çok üzüldüğüm Vedat'ın kaçırdığı çok net ikinci gol pozisyonuydu. Tabii ki 'Ah Vedat ah' diyorum. Bu maç bir kez daha gösterdi ki günümüz futbolunda yürüyen yıldızlara asla yer yok.

İstifasına hiç şaşırmadım! - MURAT ÖZBOSTAN
Fenerbahçe'nin Roma karşısında aldığı 1-1'lik beraberlik, skor tabelasına bakıldığında sıradan bir sonuç gibi görünebilir. Ancak 90 dakikanın tamamına baktığımızda sarılacivertliler adına bu maçtan çıkarılacak çok daha fazla şey olduğunu söylemek mümkün. Özellikle ikinci yarıda ortaya konan futbol, alınan bir puanın ötesinde gelecek adına umut veren bir görüntü ortaya koydu. İlk yarıda daha temkinli bir Fenerbahçe vardı. Sarı-lacivertliler, Roma'nın temposuna ayak uydurmaya çalışırken oyunun kontrolünü zaman zaman rakibine bıraktı. Topa sahip olma konusunda sorun yaşanmasa da hücumda istenilen üretkenlik bir türlü ortaya çıkmadı. Cristante'nin golü de Fenerbahçe'nin bu kontrollü görüntüsünün ardından geldi. Ancak ne olduysa devre arasında oldu. İkinci yarıyla birlikte sahada bambaşka bir Fenerbahçe vardı. Baskı arttı, tempo yükseldi, rakip yarı sahada daha fazla oyuncuyla oynanmaya başlandı ve pozisyonlar peş peşe gelmeye başladı. Bu reaksiyonun karşılığı da Archie Brown'ın attığı nefis gol oldu. Brown'ın golü sadece skoru eşitlemedi, Fenerbahçe'ye ciddi bir moral de kazandırdı. Yıldız oyuncu, maç boyunca gösterdiği performansla gecenin en başarılı isimlerinden biriydi. Bir bek olarak hem savunmada hem de hücumda oldukça etkili olan Brown, özellikle ikinci yarıda takımın hücum gücüne önemli katkı sağladı. Attığı gol ise gecenin unutulmayacak anlarından biri olarak hafızalarda kaldı. Savunmada Ake'nin sağlam ve güven veren görüntüsü de Fenerbahçe adına önemliydi.. Greenwood ise yaratıcılığı ve yaptığı asistle hücumdaki kalitesini gösterdi. Ancak orta sahada bir isim vardı ki yaptığı iş belki de gözden kaçabilecek türdendi: Kante. Fransız yıldız, orta sahada adeta takımın sigortasıydı. Çok koştu (12.2 KM), top kazandı, rakibin geçişlerini bozdu ve Fenerbahçe'nin dengesini sağladı. Belki maçın yıldızı değildi ama tam anlamıyla bir takım işçisiydi. Roma'nın kalitesi ise tartışılmaz. Organize, disiplinli ve oyunun farklı bölümlerinde ne yapacağını bilen bir rakip karşısında Kadıköy'de geriden gelerek 1-1'i bulmak küçümsenecek bir sonuç değil. Hele ki yeni lig formatında böylesine güçlü bir rak-i be karşı alınan bir puan, Fenerbahçe açısından "Kazanılmış puan" olarak değerlendirilebilir. Bu arada maçın ardından İsmail Kartal istifa etti. Kartal her maça final gibi çıkıyıordu. Özellikle Beşiktaş maçının ardından yaşadıkları bu kararı almasında önemli bir etken olmuştur. G.Antep maçı için son şansı yorumları çoktu. Kartal bütün bunların ardından Roma maçıyla veda etti. Bu şartlarda devam etmek kolay değildi. Demek ki canına tak etmiş. İstifayı Aziz Yıldırım kabul etmedi. Ama bundan sonra bu beraberlik devam eder mi?...