Zico'dan Fenerbahçe'ye mesaj!

Fenerbahçe'yi iki yıl çalıştıran ve gönüllerde taht kuran Zico ile Brezilya'da bir araya geldik. Sarı-lacivertli takımı ve İstanbul günlerini unutamayan Zico, bakın neler diyor?

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Zico'dan Fenerbahçe'ye mesaj!

Onu şov yaparken görmedik. Günü kurtarmak için konuşurken de... Ağır bir duruşu vardı. İşini yapıyor ve sempati topluyordu. Hatta çalıştırdığı takıma sempatiyle bakılmasını sağlamaya başlamıştı. Türkiye'ye geldiğinde parlak bir teknik direktörlük kariyeri yoktu. Çalıştırdığı takımın başarılı Avrupa karnesi olmadığı gibi... Kısa süre adaptasyon dönemi yaşadı. Zira uzaklardan gelmişti. Sonra uyum sağladı. Bizden biri oldu. Onu bağrımıza bastık. Her yerde ilgi gördü. Çalıştırdığı takıma ivme kazandırdı. Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale yükselen F.Bahçe, yarı finalin kapısından döndü; ligde ise 100. yılında şampiyonluğa ulaştı. Her şeyden önemlisi çağdaş, göze hoş gelen, zevk veren futbol oynattı takımına. Ancak prensipleriyle kulüp arasında kalınca, prensiplerinden yana tavır aldı ve gitti.

Her alanda çıta yükselten takımı, onunla saha içinde de çıta yükseltmişti. O gittikten sonra yine eski günlere dönüldü, mevsimlik başarıların peşine düşüldü. Tribünler onu hiç unutmadı. Kadıköy aylarca 'I love you Zico!' sesleriyle inledi. Gerçi kötü neticelerden sonra hatırlanıyordu ama olsundu...

Bunyodkor (Özbekistan), CSKA Moskova (Rusya) ve Olympiakos (Yunanistan) maceralarından sonra döndüğü ülkesinde Türklerden kopmadı. Hatta yeni dostlar edindi. Bu dostlarından Bayram Dağdeviren ve Mustafa Göktepe'nin aracı olmasıyla Zico Futbol Merkezi'nde bir araya geldik. Evet, 2006-2008 yılları arasında F.Bahçe'yi çalıştıran Zico'yla ülkesi Brezilya'da buluştuk.

Randevumuz saat 17.00'daydı. Buluşma yerimiz, ülkenin rüya şehri Rio de Janeiro'nun Zico'ya ait gözde spor okulu. Bu futbol merkezinde 4 futbol sahası var. Zico'nun keyfi yerinde. Okulda eğitim gören çocukların ailelerine bol bol imza dağıtırken ve hayranlarıyla fotoğraf çektirirken karşılaştık. Buluşmamızda ona Türk lokumu hediye etmeyi ihmal etmedik. 'Bana kilo aldıracaksınız!' diyerek gülümsedi. İlk soruyu da o sordu: İstanbul nasıl?

Sonrasında biz soru sormaya başladık.

-Ligimizi takip edebiliyor musunuz?

Brezilya'da bir kanal derbi maçları canlı yayınlıyor. Evde olduğum zaman maçları izliyorum. Saat farkı olduğu için 14.00 civarında maçlar yayınlanıyor.

-İstanbul'u özlüyor musunuz?

Orada iki yıl yaşadım. Çok güzel günlerdi. Halkın ilgisi, sempatisi, sevgisi çok güzeldi. Eşim, çocuklarım oraya alışmıştık. Özlüyorum İstanbul'u. Çünkü çok güzel hatıralarım var o şehirde.

-F.Bahçe tribünlerinin hâlâ 'I love you Zico' diye tezahürat yaptığını biliyor musunuz?

Ben de onları çok seviyordum. Ama futbolda olur böyle şeyler.

-'Türkiye'de işim yarım kaldı' şeklinde bir düşünceye kapılıyor musunuz hiç?

Tabii ki böyle düşünüyorum. Teknik direktör sıfatınızla çok ciddi planlar yapıyorsunuz. Başarınız arttıkça, daha büyük başarılar için planlar yapıyorsunuz. Çok ciddi hazırlıklar yapıyorsunuz. Adaptasyonunuzu tamamlamışsınız. Ama her zaman her şeye gücünüz yetmiyor. Hayat istediğiniz gibi gitmiyor. Planladığınız şeyleri gerçekleştiremiyorsunuz. Bu yüzden kesinlikle işim yarım kaldı diyorum. Bir sürü planım vardı, çoğunu tamamlayamadım.

-Yani devam etseydiniz...

Devam etseydik çok güzel olurdu. Çünkü başarılı olunca insanlardaki motivasyon artıyor. Herkes işine daha iyi sarılıyor. Bizim ekip de bu hâle gelmişti. Çok güzel neticelere ulaşacağımızdan şüphemiz yoktu...

-Bu planlarınızı gerçekleştirmek için bir gün F.Bahçe'ye döner misiniz? Ya da başka bir takıma gelir misiniz?

F.Bahçe'ye çok bağlandım. Kendimi F.Bahçe'nin adamı gibi görüyorum. Başka bir takıma gitmek nasıl olur bilemem. Ben böyleyim işte. Bağlandığım takımdan başkasında yapamam herhâlde. Türkiye'ye dönme ihtimalim olursa yine F.Bahçe'ye gitmek isterim.

Bu sözleri söylerken çok samimi ve içtendi. Zira biliyorsunuz o futbol hayatı boyunca Brezilya'da Flamengo'dan başka bir takımda oynamadı. 23 yıllık kariyerinin 18 yılını bu takımda geçirdi. 2 sene İtalya'da Udinese forması giydi. 3 sene de Japonya'da oynadı. Zico, Brezilya'da da takım çalıştırmıyor. Bunda iki sebep var: Biri, Flamengolu oluşu. Diğeri ülkesinde elde ettiği saygın kariyeri, bunu çok sık teknik direktör değiştiren kulüplerin birine giderek heba etmek istemiyor Hemen belirtelim, kendisine şu soruyu da sorduk: "Neden Brezilya'da takım çalıştırmıyorsunuz?" Masasının üzerinde duran bayrağı göstererek "Ben Flamengoluyum." dedi. Flamengo, Brezilya'da en çok taraftara sahip takım. Hatta birçok insan, bu takıma 'Zico döneminde' hayranlık duymuş.

-Türkiye'den ayrılırken size haksızlık yapıldı mı?

Kesinlikle hayır. Takım kalmamı istiyordu. Ancak yardımcılarımla ilgili problem vardı. Biraz da benim kararımla anlaşamadık. Çünkü ben tek başıma bir şey yapmadım. Ben yardımcılarımla çalışmıştım. Belki onlarla alakalı, onları da düşünerek bir karar aldım. Zor karardı ama bu kararı aldım. Doğru mu yaptım, yanlış mı yaptım bilemem. Ama sözleşmem bitene kadar bekledim. Profesyonel hayatta bu tür kararlar alınıyor.

-O zaman şöyle sorayım; pişman mısınız?

Hayır, değilim. (ZAMAN)


Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler