Bugünkü
Takvim

"O" işaret

ABONE OL
Cumhurbaşkanlığı yarışı yavaş yavaş hızlanmakta! Daha doğrusu Erdoğan'ın karşısına çıkan Ekmeleddin Bey'in medyadaki ağırlığı giderek artmakta! Herkes farklı görüşte olsa da ben Ekmeleddin Bey'in her adımını bilerek ve düşünerek attığını görüyorum! "EKMEK" sloganı da bu işin içinde, temelinde... "SOMUN BABA", "BUYURUN HANIMEFENDİ","ASLA ÇAPULCU DEMEM", "HERKESİ
KUCAKLARIM", "ERDOĞAN İYİ DOSTUMDUR"
gibi akılda kalacak onlarca mesajla psikolojik çalışma sürüp gitmekte!
Eleştirmek için söylemiyorum! Bu işin doğasında var! Yarış varsa METOD da vardır! Ekmeleddin Bey de kendi yolunu seçti! Aralıksız olarak siyasetçi olmadığının altını çizen ÇATI ADAYI, "Yaşanan partilerarası bir yarış değil! Ayrıca Başbakan seçmek için sandığa gidilmeyecek" türünde açıklamalar yaptı! Ve alttan alta da BİRLEŞTİRİCİ ve KUŞATICI olduğunu hissettirdi!
OYSA Türkiye'nin parçalara ayrılması, karşı kampların oluşması, içeride bitmeyen çatışmaların yaşanması İngilizler'in kurduğu sistemle oldu! İçeride parça parça görünmemizin nedeni, Kraliçe'nin CUMHURİYET'e attığı formatta gizliydi!
Galiba Ekmeleddin Bey bunu unutmuştu! Atlamıştı...
Neyse...
CHP ve MHP'nin ismini ortaya attıktan sonra İhsanoğlu'nu dikkatle izledim! Aldığım çok not oldu! Ama biri benim gözüme çok battı! Sık sık tekrarlamaya başlayınca da "Tamam!
Bilerek ve isteyerek yapıyor!
Gerekli yere gerekli mesajı veriyor!"
diye düşündüm!
Ne mi o?
Anlatayım...
Ekmeleddin Bey, ÇATI ADAYI olarak ortaya çıktıktan sonra her kesimden insanla oturup görüştü! Her aday gibi! Tavrı ve konuşması alt perdeden olsa da hareketleri, ses tonundaki alçak gönüllüğü pek yansıtmıyordu! Bir çelişki vardı! Tabii bence!
İhsanoğlu sağdan soldan insanlarla, gruplarla, kurumlarla görüşürken, HUBER KÖŞKÜ'nde Abdullah Gül ile de bir araya geldi! Son derece normal olan bu toplantı sonunda Ekmeleddin Bey, aracına binerken benim ilk notumu aldığım o hareketini yaptı!
Otomobilden dışarı taşan o iki parmakla daha sonra çok kez karşı karşıya geldik!
Aynı hareketle değişik zamanlarda ve mekanlarda karşılaşınca "Ekmeleddin Bey ne demek istiyor?" diye düşündüm...
Geri gittim!
Agincourt Savaşı'na
... 25 Ekim 1415'e... '100 Yıl Savaşları'nın bir parçası olarak yaşandı! Kuzey Fransa'da İngilizler ve Fransızlar arasında geçti...
Bir tarafta İngiltere Kralı V. Henry, diğer tarafta ise Fransız soylularının yönettiği Kral VI. Charles'ın ordusu...
Bu muharebe savaş taktiği açısından tarihte çok önemli bir yer tutuyordu!
Kral Henry, 9 bin askerle önce Harfleur'u aldı! İlerlemeye devam etti!
Ancak Agincourt'ta 30 binden fazla Fransız askeri tarafından durduruldu!
Sayıca çok olan Fransızlar kolay bir zafer kazanacaklarını düşünerek saldırdılar! Ancak önlerinde uzayıp giden BATAKLIK araziyi göremediler!
Dikkate almadılar! Kibir gözlerini kör etmişti! 30 bin Fransız asker çamurla savaşırken, İNGİLİZ ordusu ilk kez kullandığı OK VE YAYLARINI çıkardı!
Fransızlar saldırı öncesinde İngilizler'e "Ok ve yay kullanan tüm askerlerinizi ele geçirdiğimizde o kullandıkları İKİ
PARMAKLARINI kökünden keseceğiz!"
mesajı gönderdi!
Yani daha sonra dünyanın tanıyacağı o iki parmak, o savaşın gizli koduydu! Bir taraf için gurur, diğer taraf için kin nedeniydi!
Bu hırsla saldıran Fransızlar, çamurun da olumsuz etkisiyle OKÇULARA hedef oldular!
Fransız ordusu, bu silahla çil yavrusu gibi dağıldı!
TROYES Anlaşması'yla savaş sonlanırken bataklıkta binlerce Fransız askeri cansız yatıyordu!
Zafer kazanan Henry anlaşmadan sonra "Kimin parmakları kesildi herkes gördü!" anlamına gelen açıklama yaptı!
İşte o savaşta konu olan İKİ
PARMAK
bugünkü anlamda ilk kez 16. Yüzyıl'da kullanıldı! Buna François Rabelais eserlerinde yer verdi!
Ünlü Agincourt Savaşı'nda tarafların motivasyon kaynağı olan "V" işaretini ilk kez görünür ve bilinir ölçüde İngiliz Devlet adamı Winston Churchill kullandı! O şöhret yaptı.
İkinci Dünya Savaşı'nı kazanan taraf olan Churchill, Victory (zafer) işaretini sık sık tekrarlayıp tanıttı!
Bundan hiç geri durmadı!
Alman işgalinin sürdüğü her noktada direnişin simgesi bu işaret oldu!
Hatta ALMANYA'yı hatırlatan her şeyin üstüne bu işaret konuldu!
Tarihler 1960'ı gösterdiğinde ise bu işareti bilmeyen kalmamıştı!
İngiliz Kralı Henry'nin başlattığı bu AKIM, İngiliz Başbakanı Churchill ile dünyaya yayıldı!
Ama bizdeki hiçbir seçimde, hiçbir siyasi yarışta kullanılmamıştı!
Galiba "TÜRK MALI" değil diye uzak kalınmıştı!
Ama Ekmeleddin Bey, hiç çekinmeden bu işareti yapmakta ve giderek sıklaştırmakta!
O işaretten yola çıkarak arkadaki İngiltere'yi bir kez daha bulmak hiç zor olmadı!
Zaten Ekmeleddin Bey hiç çekinmeden Winston Churchill'e büyük hayranlık duyduğunu söylerdi! Bunu gizlemezdi!
Ayıp da değildi, günah da...
Çatı Adayı'nın fikri ve tercihiydi!
Kimsenin bir sözü olamazdı!
Ama ben yine de aradaki bağı kurmak, hatırlatmak ve tescillemek istedim!
Ekmeleddin İhsanoğlu Beyefendi bilse de bilmese de İngilizler'in adayıdır!
Temsil ettiği akım Kraliçe'nin istediği rüzgardır!
Buckingham, Osmanlı'yı yıkarak içeride bizi parça parça etti! Bunu unutmuş gibi yapıp şimdi de Ekmeleddin Bey ile bizi toparlama operasyonuna kalkıştı!
Kim ne der, ne düşünür bilmem!
Ama aradaki ilişki İKİ
PARMAKLA
tarif edilecek kadar net ve açık!
İşin garibi, Ekmeleddin Bey'in karşısında Fransızlar yok!
Acaba o taraftan bakıldığında TÜRKLER ile İngilizler'in karşısına çıkan DÜŞMANLARIN bir farkı yok mu?
Hoş ortada bir bataklık da yok!
Üstelik şimdilik OK VE YAY da göremedik!
Sıradaki onlar mı?
Bilmiyorum!
Sadece soruyorum!
AKLIM HALA O İŞARETTE! Çünkü şu haliyle ÇATI ADAYI'nın en son yapacağı şey ZAFER İŞARETİ!
VICTORY
'nin içi hiç bu kadar boş olmamıştı!
Bize bir mesaj mı var?
Ben anlamadım! Anlayan var mı?
Ya da bekleyelim mi?
Ne dersiniz?