Sıcak hava hastalığı! Isınan iklim kene ve sivrisinek sezonunu uzatabilir!
Gezegen ısındıkça daha uzun sıcak dönemler ve değişen yağış düzeni, kene ve sivrisineklerin yeni alanlara yayılmasına elverişli koşullar oluşturuyor. Korunma yöntemleri, dışarıda geçirilen süre ve eksik bildirimler ise riskin boyutunu belirsiz bırakıyor.
Hızlı Özet Göster
- Türkiye'de 2017-2024 döneminde 7 bin 776 Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakası kaydedildi ve olgular kuzeydoğu İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz'in güney kesimlerinde yoğunlaştı.
- İklim koşullarındaki değişim kenelerin ve sivrisineklerin faaliyet süresini etkileyebilir ancak Türkiye'de vakaların kesin biçimde artacağı ya da belirli bir yöne yayılacağı anlamına gelmiyor.
- Frankfurt Havalimanı'nda uçakla taşınmış bir Anopheles sivrisineğiyle bağlantılı olduğu düşünülen sıtma vakalarında ölü sayısı üçe yükseldi.
- Türkiye'de Batı Nil Ateşi çoğunlukla haziran-eylül döneminde enfekte sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşıyor.
- Türkiye, Rusya, Kazakistan ve İran'daki 1999-2022 verilerini karşılaştıran araştırmada KKKA sıklığı ile iklim değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir bağ saptanmadı.
İklim koşullarındaki değişim, kenelerden sivrisineklere kadar hastalık taşıyıcılarının yıl içindeki faaliyet süresini ve yaşadığı alanları etkileyebilir.
LiveScience, ılıman kışların bazı ülkelerde kenelerin ve sivrisineklerin daha uzun süre aktif kalmasına yol açabileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye’de KKKA vakaları özellikle kuzey İç Anadolu ve Karadeniz’de yoğunlaşıyor.
KENE RİSKİNDE YEREL HARİTA ÖNE ÇIKIYOR
Türkiye'de ise kene kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, bahar ve yaz aylarında özellikle İç Anadolu'nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu'nun kuzeyinde yoğunlaşıyor. Bu dağılım, riskin yalnızca hava sıcaklığıyla değil; bitki örtüsü, hayvancılık faaliyetleri, yabani hayvanların hareketi ve insanların tarla, bağ, bahçe ya da kırsal alanlarla temasıyla da ilişkili olabileceğini düşündürüyor.
2017-2024 dönemini inceleyen ulusal sürveyans verilerinde 7 bin 776 KKKA vakası kayda geçti. Olguların kuzeydoğu İç Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz'in güney kesimlerinde yoğunlaştığı, 2021'de ise Orta Anadolu'ya doğru mekansal bir genişleme gözlendiği bildirildi.
RİSKİ TEK BAŞINA SICAKLIK AÇIKLAMIYOR
Türkiye, Rusya, Kazakistan ve İran'daki 1999-2022 verilerini karşılaştıran araştırma da benzer bir temkin gerektiriyor. Ülkeler tek tek ele alındığında, KKKA sıklığı ile iklim değişkenleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir bağ saptanmadı. Ülke etkileri ayrıştırıldığında ise yıllık yağış, hastalığın zaman içindeki seyrini etkileyebilecek unsurlardan biri olarak öne çıktı.
Bu nedenle "sıcaklık arttıkça Türkiye'nin her yerinde kene vakaları artacak" demek doğru olmaz. Ancak bölgesel takip sistemlerinin, kene türlerini, hayvan hareketlerini, arazi kullanımını ve mevsimsel değişimleri birlikte değerlendirecek biçimde güçlendirilmesi önem taşıyor.
Riskli alanlardan dönenlerin vücutlarını kontrol etmesi, tutunan keneye çıplak elle dokunmaması ve gerekli durumlarda sağlık kuruluşuna başvurması da hâlâ en somut korunma adımları arasında yer alıyor.
ABD'de kuraklığın Batı Nil virüsü vakalarını gelecek 30 yılda yaklaşık 2 binden 5-6 bine çıkarabileceğine ilişkin tahminler bulunuyor.
FRANKFURT VAKALARI ULAŞIMIN ETKİSİNİ HATIRLATTI
Frankfurt'taki gelişme de vektör kaynaklı hastalıklarda uluslararası hareketliliğin etkisini gösterdi. 17 Eylül itibarıyla Frankfurt Havalimanı bağlantılı sıtma vakalarıyla ilişkilendirilen ölümlerin sayısı üçe yükseldi. Yetkililer, enfeksiyonların uçakla taşınmış bir Anopheles sivrisineğiyle bağlantılı olabileceği ihtimalini araştırıyor.
Frankfurt’ta 17 Eylül itibarıyla sıtmayla ilişkilendirilen ölümler üçe yükseldi.
Havalimanı yakınında yaşayan ve sıtmanın yaygın olduğu bir bölgeye seyahat etmemiş bir kişinin de yaşamını yitirdiği olay, Almanya'da yerleşik sıtma bulaşının ya da iklim değişikliğine bağlı yayılımın tek başına kanıtı sayılmıyor. Yine de havalimanları gibi yoğun ulaşım merkezlerinde hızlı tanının, taşıyıcı izleminin ve halk sağlığı hazırlığının ne kadar kritik olabileceğini ortaya koyuyor.
KURAKLIK VE SEL, DİRENÇ SORUNUNU DA ETKİLEYEBİLİR
Değişen iklim koşullarının etkisi yalnızca kene ve sivrisineklerle sınırlı değil. Kurak toprakta bazı direnç genleri taşıyan bakterilerin avantaj kazanabileceğine ilişkin bulgular, antibiyotik direncinin çevresel koşullarla da ilişki kurabileceğini düşündürüyor.
Aşırı hava olayları; su, kanalizasyon ve hijyen altyapısı üzerinde baskı yaratabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü, bu baskının dirençli mikropların çevrede yayılma koşullarını etkileyebileceğine dikkat çekiyor. Bu, Türkiye'de dirençli bakterilerin kesin olarak artacağı anlamına gelmiyor. Ancak kuraklık, sel ve altyapı sorunlarının aynı anda yaşandığı yerlerde su yönetimi, gıda güvenliği ve hastalık takibinin daha da önemli hale gelebileceğine işaret ediyor.
ÖNLEMİN ANAHTARI YEREL VE SÜREKLİ GÖZLEM
Türkiye için en gerçekçi sonuç, iklim değişikliğini tek başına bir salgın nedeni olarak görmek değil. Riskli bölgelerde kene temasından korunmak, sivrisinek kaynaklı hastalıkları mevsimsel verilerle izlemek ve su-hijyen altyapısını dayanıklı hale getirmek, değişen koşullara karşı daha güçlü bir hazırlık zemini sunabilir.
(Haberde yer alan görseller Depo Photos ve takvim.com.tr grafik servisine aittir.)




