Prostat kanseri taramasında yanlış bilinen 6 gerçek: Belirti yoksa da risk bitmiyor!

Amerikan Üroloji Derneği, prostat taramasında doktorla ortak karar verilmesini öne çıkarıyor. Yaşa göre eşikler, takip sıklığı ve ileri testler kişiden kişiye değişebiliyor.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Prostat kanseri taramasında yanlış bilinen 6 gerçek: Belirti yoksa da risk bitmiyor!
ai haber özet Hızlı Özet Göster
  • Prostat kanseri taraması için tek bir yaşta otomatik test yapılmıyor, karar kişiye göre veriliyor.
  • Belirti yaşamamak prostat kanseri olmadığı anlamına gelmiyor, tarama hastalığı erken fark etmek için yapılıyor.
  • PSA testi genellikle koldan alınan kan örneğiyle yapılıyor ve dijital rektal muayene her kişiye zorunlu değil.
  • Yüksek PSA seviyesi kanser ihtimalini gösterebilir ancak kesin tanı için yeterli değil, ek incelemeler gerekebilir.
  • Prostat kanseri tanısı için biyopsi gerekiyor ve bazı tümörler hemen tedavi gerektirmeyebilir, aktif izlem yapılabilir.

Prostat kanseri taraması tek bir yaşta otomatik olarak başlayan bir test değil. Belirti yaşamamak hastalığı dışlamıyor; PSA yüksekliği de tek başına kanser tanısı anlamına gelmiyor.

PSA yüksekliği, prostat kanseri tanısını tek başına kesin olarak doğrulamaz. | Görsel: Takvim Foto ArşiviPSA yüksekliği, prostat kanseri tanısını tek başına kesin olarak doğrulamaz. | Görsel: Takvim Foto Arşivi

1. TARAMA 50 YAŞTA OTOMATİK OLARAK BAŞLAMIYOR

Amerikan Kanser Derneği, tarama için doğrudan test yaptırmak yerine önce doktorla görüşülmesini öneriyor. Bu görüşmenin zamanı kişinin risk durumuna göre değişebiliyor:

  • 40 yaş: Erken yaşta prostat kanseri geçirmiş birden fazla birinci derece akrabası olanlar
  • 45 yaş: Siyah erkekler ve babası ya da kardeşi 65 yaşından önce prostat kanseri olanlar
  • 50 yaş: Ortalama risk taşıyan ve en az 10 yıl yaşam beklentisi bulunanlar

Amerikan Üroloji Derneği, ilk PSA testinin 45-50 yaş arasında sunulabileceğini, 50-69 yaş arasında ise 2-4 yılda bir taramanın değerlendirilebileceğini belirtiyor. ABD Önleyici Hizmetler Görev Gücü ise 55-69 yaş arasında doktorla ortak karar verilmesini öneriyor.

Detaylı sağlık haberleri yayınlarıyla tanın Verywell Health'in konuyla ilgili içeriğinde 70 yaşından sonra rutin tarama çoğu kişi için önerilmiyor. Ancak sağlıklı ileri yaştaki kişilerde karar, doktorla bireysel olarak değerlendirilebiliyor.

2. BELİRTİ YOKSA TARAMA GEREKMEZ Mİ?

Prostat kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermeyebilir. MedlinePlus'a göre taramanın amacı, hastalığı şikayetler ortaya çıkmadan önce fark edebilmektir.

Belirti görüldüğünde idrar akışında zayıflama veya kesilme, idrarda ya da menide kan, sık veya ağrılı idrara çıkma, bel-kalça-pelvis bölgesinde ağrı, idrarı başlatmada ya da mesaneyi tamamen boşaltmada zorlanma yaşanabilir.

Ulusal Kanser Enstitüsü, bu belirtilerin tek başına kanser anlamına gelmediğini belirtiyor. Yaşla birlikte sık görülen iyi huylu prostat büyümesi de benzer şikayetlere yol açabiliyor. Yine de belirtilerin doktora aktarılması gerekiyor.

Belirti görülmemesi, erken dönem prostat kanserini tek başına dışlamaz.Belirti görülmemesi, erken dönem prostat kanserini tek başına dışlamaz.

3. TARAMA MUTLAKA RAHATSIZ EDİCİ MUAYENE Mİ?

Modern tarama süreci çoğu erkek için koldan alınan kan örneğiyle yapılan PSA testiyle başlıyor. Amerikan Üroloji Derneği, dijital rektal muayenenin ise her kişi için zorunlu olmadığını belirtiyor.

Bu muayenede doktor, prostatı elle kontrol ederek olağan dışı bir sertlik veya düzensizlik olup olmadığına bakıyor. Özellikle belirtiler varsa ya da PSA sonuçları tekrarlayan şekilde anormalse gündeme gelebiliyor.

Ancak dijital rektal muayene tek başına yeterli bir tarama yöntemi değil. Sonuçlar, PSA testi ve kişinin genel risk durumu birlikte değerlendirilerek yorumlanıyor.

4. YÜKSEK PSA DOĞRUDAN KANSER ANLAMI TAŞIMIYOR

PSA, hem sağlıklı hem de kanserli prostat hücreleri tarafından üretilen bir protein. Ulusal Kanser Enstitüsü, yüksek PSA değerinin kanser ihtimalini gösterebileceğini ancak tanıyı kesinleştirmediğini belirtiyor.

PSA seviyesini kanser dışındaki birçok durum da yükseltebiliyor:

  • İyi huylu prostat büyümesi
  • İdrar yolu enfeksiyonu veya prostat iltihabı
  • Testten önceki 48 saat içinde boşalma ya da yoğun bisiklet kullanımı
  • Yakın zamanda geçirilen prostat ve idrar yolu işlemleri
  • Testosteron tedavisi veya performans artırıcı ilaçlar

Çoğu sağlık kuruluşu, PSA değeri 4,0 ng/mL'nin üzerine çıktığında ileri değerlendirme yapılmasını öneriyor. Ancak yaşa ve kişisel risklere göre daha düşük veya daha yüksek eşikler kullanılabiliyor. Yüksek sonuç alındığında doktorlar çoğu zaman 6-8 hafta sonra testi tekrarlamayı değerlendirebiliyor.

Düşük PSA da kanseri tamamen dışlamıyor. Amerikan Kanser Derneği, finasterid ve dutasterid gibi bazı ilaçların PSA değerini yapay olarak düşürebileceği için kullanılan tüm ilaçların doktora bildirilmesi gerektiğini vurguluyor.

5. TARAMA TESTİ TEK BAŞINA TANI KOYMUYOR

PSA testi ve dijital rektal muayene, yalnızca daha yakından incelenmesi gereken işaretleri ortaya çıkarıyor. Amerikan Kanser Derneği'ne göre şüpheli sonuçlarda kan veya idrar testleri, MR ve transrektal ultrason gibi ek incelemeler yapılabiliyor.

Kesin tanı için prostat biyopsisi gerekiyor. Bu işlemde prostattan küçük doku örnekleri alınıyor ve kanser hücresi bulunup bulunmadığı mikroskop altında inceleniyor. Biyopsi aynı zamanda tümörün ne kadar hızlı büyüyebileceği konusunda da bilgi veriyor.

6. KANSER BULUNUNCA HEMEN TEDAVİ GEREKMİYOR

Ulusal Kanser Enstitüsü, tarama sırasında saptanan birçok prostat tümörünün yavaş büyüdüğünü ve hemen tedavi gerektirmeyebileceğini belirtiyor. Bu durumda aktif izlem seçeneği gündeme gelebiliyor.

Aktif izlemde PSA testleri, görüntülemeler ve gerektiğinde biyopsiler düzenli olarak tekrarlanıyor. Tedavi, hastalığın ilerlediğine dair bulgu ortaya çıkarsa başlatılıyor.

NCI'nin aktardığı ölçütler arasında PSA seviyesinin 10'un altında olması, Gleason skorunun 3+3 yani Grade Group 1 düzeyinde bulunması ve klinik evrenin T1-T2a olması yer alıyor. Çalışmalar, izlemdeki erkeklerin yaklaşık yarısının beş yıl içinde hastalıkta değişiklik görülmesi halinde cerrahi veya radyoterapiye ihtiyaç duyabildiğini gösteriyor.

Yüksek dereceli tümörlerde, BRCA2 gibi saldırgan gen değişikliklerinde, ciddi belirtilerde veya düzenli kontrollere devam etmek mümkün olmadığında doğrudan tedavi gerekebiliyor.

Bu nedenle prostat kanseri taraması için en doğru yaklaşım, yaş ve risk faktörleri uygun hale geldiğinde aile hekimi veya üroloji uzmanıyla görüşmek. Yaş, genel sağlık durumu, yaşam beklentisi, aile öyküsü, önceki PSA sonuçları ve kişinin tercihleri birlikte değerlendirilerek tarama kararı verilebiliyor.

Ailesinde güçlü kanser öyküsü bulunan kişilere BRCA2 gibi genetik testler de önerilebiliyor. Amerikan Kanser Derneği, yeni araştırmalar ortaya çıktıkça veya kişinin sağlık durumu ve tercihleri değiştikçe tarama kararının yeniden ele alınmasını tavsiye ediyor.

Diyar Oktuay
Diyar Oktuay Takvim.com.tr Sağlık

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler