Bu hastalık körlüğe götürüyor | Karanlığa uyanmayın: Sinyallere dikkat
Glokom halk arasında bilinen adıyla göz tansiyonu çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ciddi bir göz hastalığıdır. Erken dönemde fark edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilir. Uzmanlar özellikle 40 yaş sonrası bireylerin ve risk grubundakilerin düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguluyor.

Hızlı Özet Göster
- Glokom göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açan bir hastalıktır.
- Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişilerin düzenli kontrol yaptırması gerektiğini belirtiyor.
- Hastalıkta kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmediği için tedavinin amacı ilerlemeyi durdurmak veya yavaşlatmaktır.
- Tempolu yürüyüş ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını düşürebilirken, fazla kahve veya su tüketimi basıncı geçici olarak yükseltebilir.
- Konjenital glokom bebeklerde de görülebilir ve aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma ve kornea bulanıklığı belirtileri gösterir.
Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom sessizce ilerliyor. Tedavi edilmezse görme kaybına yol açıyor. Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu, "Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişiler kontrollerini ihmal etmemelidir" diyor.
Glokom göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veren ve tedavi edilmezse görme kaybına yol açan bir hastalık. Fotoğraf:AA
Glokom nedir ve nasıl ilerler?
Glokom göz içi basıncının artışıyla göz sinirine zarar veriyor. Tedavi edilmezse görme kaybına yol açıyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ahmet İçağasıoğlu hastalığa ilişkin şu ifadeleri kaydetti:
Glokom retina ve optik siniri etkiliyor. Hastalık genellikle önce çevresel görmeyi etkiler. Başlangıçta hastalar görmelerinin iyi olduğunu düşünebilir, bu yüzden çoğu fark etmez. Ancak ilerledikçe görme alanı daralır ve ileri evrede tünel görme gelişebilir.
Özellikle 40 yaş sonrası ve risk gruplarındaki kişilerin düzenli kontrol yaptırması gerekiyor.
İlaç kullanımı çok önemli
İşte uzman ismin açıklamalarından satır başları;
Glokomda kaybolan retinal ganglion hücreleri ve optik sinir lifleri geri gelmez. Tedavinin amacı kaybedilen görmeyi geri kazandırmak değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır. Sadece ortalama basınç değil, gün içi dalgalanmalar ve özellikle gece yükselmeleri de sinir hasarını hızlandırır. Bu yüzden düzenli damla kullanımı ve takip hayati önemdedir.
Zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur.
Hastalar çoğu zaman kendilerini iyi hissettikleri için tedaviyi aksatabiliyor. Glokom kronik ve ilerleyici bir hastalıktır. Göz içi basıncı kontrol altında tutulmazsa, sinir hasarı sessiz şekilde devam eder. Düzenli takip, OCT ve görme alanı testleri ile hastalığın ilerlemesini izlemek gerekir.
Fazla kahve tüketimi göz içi basıncını yükseltebilir.
Fazla kahve tüketimi göz içi basıncını yükseltebilir
Glokomda erken tanı görmenin korunmasında en önemli faktördür. Özellikle 40 yaşından sonra düzenli göz muayenesi ihmal edilmemelidir. Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Tempolu yürüyüş, hafif koşu ve yüzme gibi aerobik egzersizler göz içi basıncını birkaç birim düşürebilir ve gözün kan dolaşımını artırabilir. Ancak çok ağır kaldırma gibi basıncı artırabilecek egzersizlerden kaçınılması gerekir.
Yüzüstü uyumak basıncı artırıyor.
Yüzüstü uyumak basıncı artırıyor
Ayrıca uyku pozisyonu da önemlidir; yüzüstü uyumak veya sürekli aynı göz üzerine yatmak basıncı artırabilir. Bazı yoga hareketlerinde yapılan baş aşağı duruşlar da dikkatli uygulanmalıdır.
Çok fazla kahve veya su, göz içi basıncını geçici olarak yükseltebilir. Sıvı tüketimini gün içine yaymak daha sağlıklıdır. Antioksidan açısından zengin beslenme ve sigaradan uzak durmak göz sinirini korumaya yardımcı olur.
Glokom bebeklerde de görülebilir
Bebeklerde de görülebilir
Glokom nadir de olsa bebeklerde görülebiliyor. Konjenital glokomda göz içi sıvısının dışarıya akmasını sağlayan yapıların gelişiminde bozukluk olur. Bu durum göz içi basıncının yükselmesine ve göz dokularında hasara yol açabilir.
Bebeklerde aşırı göz sulanması, ışıktan kaçma, gözleri sıkma ve kornea bulanıklığı en sık görülen belirtilerdir. Ayrıca göz büyüklüğünde artış ve korneada ödem görülebilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden göz hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Tedavi genellikle cerrahi yöntemle yapılıyor.

