Sindirim sistemimizde, yağlarımızda, kanımızda, lenflerimizde ve karaciğerimizde, kısacası tüm metabolizmamızda atılması gereken toksinler var. Detoksla tazelenmiş, yenilenmiş olarak baharı karşılayabiliriz.
D E T O K S Detoks, vücudumuza solunum, sindirim ve deri yoluyla giren ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen zararlı toksinlerden kurtulmaya verilen isim. Nasıl yapmalı, neler yemeli veya yememeli, egzersiz önemli mi, herkes aynı programları uygulayabilir mi, evde yapılır mı, tehlikeleri var mı, ne uzunlukta yapılmalı? Detoksla ilgili tüm soruların cevapları yazımızda.
DETOKS KİMLER İÇİN GEREKLİ VE NASIL UYGULANABİLİR? Herkesin belirli aralıklarla vücudunu dinlendirmeye ve vücudunu temizlemeye ihtiyacı var. Aslında vücutlarımız her gün, özellikle gece ve sabah erken saatlerde, kendisini temizlemeye programlanmıştır. Alfa Yayıncılık tarafından piyasaya çıkarılan "Detoks" adlı kitapta Daniel Reid detoks ihtiyacımızı şöyle tarif ediyor: " Vücutta toksinlerin tutulmasının iki temel sebebi vardır. Birincisi yiyeceklerde, havada ve suda doğal olmayan çevresel toksinlere aşırı maruz kalmamız yüzünden oluşan, metabolizmanın doğal seviyenin çok üstünde toksin yüklenmesi. Diğeri ise, sağlıksız kişisel alışkanlıklar, aşırı yorgunluk ve hiperaktif modern yaşam stilleri yüzünden zayıflayan sinir sistemi sebebiyle işlemeyen normal atılım sürecidir." Herkesin kendi yaşam tarzına ve ihtiyaçlarına göre değişik miktarlarda ve şekillerde detoksa ihtiyacı var. Ancak yine de ana hatlarıyla yapılması ve yapılmaması gerekenleri öğrenebilirsiniz.
1. İlk önce soluduğumuz hava temiz olmalı. Doğru bir şekilde solunum yapmayı bilmeli, diyaframımızı kullanmayı öğrenmeliyiz.
2.Kanımızda bulunan oksijen miktarı düşük olmamalı. Aksi takdirde detoks yapamayız çünkü oksijen var olan en etkili antioksidandır. 200 yıl önce atmosferde yüzde 38 oranında oksijen bulunurken bugün sadece yüzde 19 oksijen mevcut. Tüm toksinler vücuttan atılmak için önce oksijenle birleşmeli, bu nedenle oksijen takviyesi almak için ozon ve oksijen tedavileri uygulatmak çok önemli.
3. Yenilenler ve içilenler toksik olmamalı. İçtiğiniz suyun kalitesi çok önemli. İdeal bir diyet uygulandığında dahi içilen suyun ph derecesi ile vücudunuzun asit dengesini bozabilirsiniz. Su, ideal olarak ph 7.35 ile 7.60 değerleri arasında olmalıdır. İçtiğiniz suyun değerlerini bilmiyor ya da belirtilene güvenmiyorsanız, herhangi bir laboratuvara giderek değerleri çok ucuza öğrenebilirsiniz. 4. "Asidite-Detoks" kitabının yazarı Daniel Reid ve Naturmed Sağlık Merkezi'nde görevli Prof. Dr.Yaşar Yılmaz'a göre sağlıklı bir vücutta kan ve diğer vücut sıvılarının birçoğu, deniz suyuna benzer şekilde hafif alkaliktir. Alkalik ve oksijen, sağlıklı olmanın ve güçlü bir bağışıklık sisteminin şartlarıdır; bakteriyel, virütik ve mantar kökenli enfeksiyonlar oksijenle yeterince beslenmiş ve alkalik dokularda gelişemezler. Mikropların neredeyse tamamı bu ortamda etkisiz hale gelir.
5. Demek ki detoks yaparken amacımız; asit oranımızı ph 7 oranında tutmaya çalışmak ve oksijen oranımızı arttırmak olmalıdır. Bu sonuçları elde etmek için düzenli bir şekilde beslenip, yaşam tarzımızı da değiştirmeliyiz.
DETOKS PROGRAMLARI Detoks, sadece beslenme ile sağlanamıyor. Beslenmemizde yapacağımız değişikliklerle vücudumuza yeni toksinler eklemeyi kısıtlayabiliriz ancak var olan toksinleri vücuttan atmak için egzersizlerle terlememiz gerekir. Ayrıca idrar ve dışkı yoluyla da zehirlerimizi atabilmeliyiz. Ülkemizde de çok çeşitli spa merkezleri ve otellerde, uzman doktorlar tarafından uygulanan destek tedaviler mevcut. Ancak evde haftada bir, üç ya da yedi gün veya en uzun 15 günlük kürler uygulayabilirsiniz. Uzman kontrolü olmayan ev tedavilerinde daha temkinli davranmanızı öneriyoruz.
EVDE DETOKS Detoks'un beslenme ayağında çok çeşitli seçenekler ve programlar söz konusu. Detoks'ta ufak birkaç değişiklikten tutun da sadece elma yenilen, meyve suları tüketilen diyetlere ve hatta sadece su içilen oruçlara kadar uzanan çok geniş bir yelpaze söz konusu. Herhangi bir radikal diyet veya uygulamadan önce mutlaka doktora danışmalısınız. Su Orucu, meyve suyu diyeti veya tek tip gıda ile yapılan aşırı programları uygulamadan önce dikkatle düşünün. Çünkü bu tip diyetlerin yarardan çok zararı olabilir.
BESLENME DIŞINDA TOKSİN ALIMINI AZALTMAK İÇİN NELER YAPMALIYIZ? Pişirme metotları: Tükettiğimiz gıdalar kadar önemli bir diğer unsur ise pişir- me metotlarımız. Kızartma yapmamaya, yağı aşırı ısıtmamaya özen göstermeliyiz. Haşlama ya da buharda pişirme usullerini tercih etmeliyiz. Ayrıca pişirme yapılan kapların paslanmaz çelik, cam veya porselen olmasına dikkat etmeliyiz. .
Sabunlar ve deterjanlar: Gerek bulaşık yıkarken gerekse banyoda kullandığımız sabunların, bitkisel özlerden olmasına dikkat etmeliyiz. Kimyasal katkıları olan ürünlerden kaçınmalıyız. .
Deniz suyu mucizesi: Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı olacaktır. Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı.
Deniz ve dağ havası: Bu gibi mekanlarda havanın iyonizasyonu ve kalitesi farklı olduğundan, "biraz dağ havası almak" veya " deniz havası solumak" hurafe değil. Sağlık üzerinde oksijen arttırıcı ve denge düzenleyici etkileri var.
Detoks sağlayan çaylar: Başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar, zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli kaynaklardır.
Duş ve banyo: Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük. Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır. Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. Küveti su ile doldurup, evde detoks yapmak istediğinizde cildi tahriş eden zararlı kimyasallar içeren sabunlar yerine, papatya, biberiye, okaliptüs ve adaçayı gibi doğal yağlar kullanmayı tercih etmelisiniz. Ayrıca banyonuza yarım bardak içme sodası ve/veya deniz tuzu da ilave edebilirsiniz.
Kokular: Kokular bizim tahminimizden çok daha önemli. Çağlar boyunca çeşitli hastalıklar insanlığı tehdit ederken, bu virüs ve bakterilerden en az etkilenen veya hiç etkilenmeyen grup insan, çiçekler, çiçek suları ve yağlarıyla uğraşanlar olmuş. Kimyasal kokular bu kategoriye girmezler ve zararları da vardır.
Vitaminler: Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, B vitaminleri (özellikle B3), C vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.
DİĞER ARINMA TEDAVİLERİ Beslenme düzenindeki değişiklikler, detoks programının sadece bir parçasını oluşturmaktadır. Hücrelerimizi tamamen aşırı asit ve toksinlerden arındırmamız için önerilen ve uygun görülen birçok tamamlayıcı tedaviyle beraber kullanılması gerekmektedir. Ülkemizde kapsamlı detoks uygulayan tesis ve programlar mevcut. Beslenme listeleri ile beraber uygulanan destekleyici arındırma tedavilerine göz atalım.
Ozon tedavisi: Yüz yılı aşkın süredir uygulanan bu tedavi, vücudumuza kan ile oksijen verilmesine dayanmaktadır. Ozon tedavisi ile çok ciddi hastalıklar tedavi edildiği gibi, hastalık önleyici, gençleştirici ve arındırıcı özellikleri ile mucizevi denilecek nitelikte bir tedavidir. Doktor dahi olsa, ozon tedavisi konusunda eğitim görmüş olması gereken uzmanlar tarafından uygulanmalıdır. Tedavinin yan etkileri, yıllardır incelenmesine rağmen görülmemiştir.
Masaj: Masaj ile hareket ettirilen toksinlerin vücuttan atılması kolaylaşır. Shiatsu'dan tutun da İsveç masajına kadar birçok çeşidi vardır. Geleneksel Çin Tıbbı'nda da masajın büyük yeri vardır, sağlıklı yaşamın şartlarından biridir.
Sauna: Derimizden ısı yolu ile toksin atmak en mantıklı yöntemlerden biri, çünkü deri en büyük organımız ve en fazla toksine maruz kalan bölgemiz.
Kese: Keselenmek de ölü hücrelerden arındırıcı ve gözenek açıcı özelliğinin yanı sıra kan dolaşımını hızlandırıyor.
Yosun: Yosunlar, denizlerde bulunduğu gibi belirli mineraller içerdiklerinden asit dengemize ve cildimize son derece yararlı.
Balneoterapi: Kaplıca suları ile tedaviye bu ad veriliyor. Yalnız gidilen kaplıcanın suyunun faydalı olması için içerdiği minerallerin litrede en az 1 gr olması gerektiğini unutmayın. Bu sular kalitesine göre içilebilir ve son derece faydalı olanları da mevcuttur.
Kolon terapi: Bağırsaklarımızda biriken toksinler dışarı atılamazlarsa tekrar emilebilir veya toksin yaymaya devam ederler. Bağırsak boşaltmak için su kullanımı içeren bu yöntem, ozon ve oksijen tedavileri ile detoksun ana direklerinden sayılıyor.
Jet duş masajı: Kuvvetli su masajı ile hem suyun hem de masajın faydalarını aynı anda almamız mümkün oluyor.
Mineralli çamur banyosu: Kaplıca sularında olduğu gibi, çamurların da içerdikleri mineraller çok önemli. Bazı özel bölgelerin çamurları jeolojik oluşumlar sırasında şanslı bir oluşuma sahip olarak mucizevi niteliklere sahip olmuşlar. Ülkemizde Bodrum civarında, Kızıldeniz'de ve Uzak Doğu'da iyi çamurların örnekleri vardır. Mineral içeriği yoğun çamurları deriye sürmek detoksa yardımcı unsurlardandır ve cilt için çok faydalıdır.
Aromaterapi: Kokuların mucizevi etkisi hem sinir sistemimizi hem de organik yapımızı hastalıklara karşı korumaya, iyileştirmeye ve tedavi etmeye yarıyor. Doğal yağları doğrudan kullanmamalıyız, suda buharlaştırarak, kuru çiçeklere serperek veya muma dökerek odaya yayılmasını sağlamalıyız. En ideal olanı doğal ve taze çiçeklerin yaydığı kokulardır.
Su jimnastiği: Jimnastiğin faydalarının yanında suyun direnci sayesinde kaslarımız zorlanarak daha iyi çalışır. Ağırlığımız hafiflediğinden vücuda aşırı yük binmez.
Yürüyüş: Egzersizlerin en iyisi olarak biliniyor. Günde tempolu 40 dakika yürüyüş ile ihtiyacımız olan hareketi sağlamamız mümkün.
İYİ BİR BESLENME PROGRAMINA İLAVETEN: Uyanınca: Bir bardak ılık suya bir kaşık limon suyu veya bir kaşık elma sirkesi ekleyerek için. Yemeklerde: Maydanoz ve sarımsak tüketin (tercihen çiğ), ayrıca kırmızı biber ve zencefil (çorbalara katılarak tüketilebilir) de tüketilmesi gerekir. Yemek Aralarında: Papatya, zencefil, ıhlamur, meyankökü gibi arındırıcı çaylar tüketin. Akşam: Papatya çayı rahatlatıcı özelliği ile uyku için de idealdir.