Hastalıksız bir kış için!

Soğuk kış aylarını hiç burnunuzu çekmeden,aksırıp, tıksırmadan geçirebilir misiniz? Hasta olmamak için harekete geçin ve kağıt mendilleri,pastilleri bir tarafa atın!işte soğuk algınlığı hakkında bilinmesi gerekenler ve hastalığa karşı alınabilinecek basit önlemler…

Giriş Tarihi:
Hastalıksız bir kış için!
Öksürük, burun akması,hapşırık. Üçü birden bir arada olmadığı sürece çok korkunç gözükmüyorlar. Ama üçünün birlikte baş gösterdiği durumlarda "Allahım, seneye bu zamanlarda lütfen aynı durumda olmayayım" diye dileklerde bulunup, bu hale gelmemek için neler yapmamız gerektiğini araştırıyoruz. Soğuk algınlığına neden olan 200'den fazla virüs var. Dolayısıyla insanların her yıl iki ile beş kez arasında bu virüslere yakalanma olasılığı bulunuyor. Ama kış başından itibaren bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirmeye başlayarak hastalanma riskini minimuma indirmeniz mümkün. Uzmanlara göre bunun için ekim ayından itibaren kendinize çok iyi bakmanız gerekiyor.

Bağışıklık için yemek
Antioksidan vitaminler C, A ve E,selenyum, çinko ve magnezyum bakımından zengin yiyecekler, antikor üreten bağışıklık hücrelerinin çoğ almasını uyararak mikroplara karşı sizi daha güçlü hale getirir. Beslenmenizde antioksidanlara daha fazla yer vermek için farklı renkli sebze ve meyveleri sofranızdan eksik etmemelisiniz.işte size bağışıklığı artıran süper beş yiyecek:

Avokado: Antikor ve beyaz kan hücrelerinin üretimi için gerekli olan E ve B6 vitaminlerini içerir.
Tarçın: Farklı antibakteriyel özellikleri vardır. Vücudu ısıtır ve virütik enfeksiyonlarda vücut direncini artırmaya yardımcıdır.
Ispanak: Vücudun A vitaminine çevirdiğ ikarotenoidler bakımından çok zengin bir sebzedir. Zengin bir çinko kaynağ ıdır.
Yoğurt: Bazı araştırmalar yoğurdun virüslerin vücutta çoğ almasını engellediğini göstermiştir. Probiyotik yoğurtlar ise bağırsak florasını koruyarak bağışıklık sisteminin gelişmesinde yardımcı rol alır.Kefir de yine ayni etkiyi vermektedir.
Keten Tohumu: Keten tohumu için mucize bitki tanımlaması yapsak sanırım abartmış sayılmayız. Kolesterol düş ürücü,felç, kanser, unutkanlık önleyici, bağırsak çalıştırıcı ve temizleyici etkisi bulunan keten tohumunu uzmanlar sıvı şeklinde,salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor. Binlerce yıldır bilinen ve kullanılan keten tohumu özellikle mide bağırsak sistemindeki sorunlar, fazla kilolar, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri, kemik zayıflığı, kalp-damar sağ lığı, romatizmal hastalıklar, bazı deri hastalıkları, yaralar ve solunum yolu rahatsızlıkları üzerinde olumlu etki yapıyor. Keten tohumu somon balığı kadar Omega-3 içeriyor. Özellikle vejetaryenlerin keten tohumu almaları öneriliyor. Vejeteryanların ihtiyaç duydukları B12'nin yüksek oranda bulunduğu tek gıda keten tohumu. Dolayısıyla keten tohumu,özellikle vejetaryenler için önem taşıyor.Keten tohumunu doğal ürün dükkanlarından veya aktarlardan temin edebilirsiniz. Taze olarak tüketilmelidir, tazeliğini anlamak için çimlenip çimlenmediğine bakabilirsiniz. Çimleniyorsa tüketilebilir.

Doğru takviyeler
Anneannelerimizin soğuk algınlığına karşı en büyük silahlarının C vitamini ve sarımsak olduğunu hatırlamakta fayda var. Bazı araştırmalar sarımsağın hap ya da günde iki diş olarak yemeklerde tüketilmesinin hala çok etkili olduğunu ve bağışıklık sistemini güçlendirdiğini doğruluyor. Ekstra C vitamini desteği konusunda ise aynı fikir savunulmuyor, C vitamini desteğinin hasta olma riskini azaltmadığı söyleniyor. Sadece hastalığa yakalandıktan sonra, günde 2000 mg C vitamini almak iyileşme süresinin kısalmasına yardımcı oluyor.

Probiyotiklere yönelmek
Pek fazla kişi farkında olmasa da, sindirim sistemi vücudumuzdaki en büyük bağışıklık organıdır ve probiyotikler de gizli silahımızdır. İnsanların sindirim sistemlerinde ortalama olarak 400 değişik faydalı bakteri vardır ve ister inanın,ister inanmayın bunlar hastalık üreten virüslere karşı vücudumuzu savunurlar. Probiyotikler, vücudun bağışıklıkla ilgili savunma mekanizmalarını güçlendiriyor, enfeksiyonlara karşı direnci artırıyor.Probiyotik maddelerin kabızlık, ishal,kalp hastalıkları, şeker, kemik erimesi,oburluk ve kalın bağırsak kanseri gibi çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, özellikle immunoglobulin A'dan zengin olduğu, B grubu vitaminler ve folik asit sentezinde yer aldığı, laktozun sindirimini kolaylaştırdığı ve ishali önleyici etkisinin bulunduğu biliniyor. Her gün probiyotik yoğurt yemek, bağışıklık sisteminin direncini artırsa da bu yediğiniz yoğurtta ne kadar ve kaç çeşit bakteri bulunduğunu bilmek zor. Bu nedenle hap ş eklindeki probiyotik desteklerden de faydalanabilirsiniz.

Multivitamin kullanmak
Pek çok doktor, antioksidan vitamin ve minerallerden oluş an multi vitamin kullanımının iyi bir diyetle birlikte, bağış ıklığı arttırmakta, enfeksiyon sıklığını azaltmakta ve genellikle hayat kalitesini düzeltmekte etkin ve ekonomik bir yöntem olduğunu belirtiyor. Ek olarak vitamin ve mineral takviyesi almak, soğuk algınlığını önlemesede iyileşme sürecini kısaltıyor.

Sık sık ellerinizi sabunlayın
Düzenli olarak sık sık ellerinizi sabunla yıkamak, kışın soğuk algınlığı kapmamak için yapabileceğiniz en basit ama biro kadar da önemli bir şeylerden biri.Virüslerin en önemli bulaşma nedenleri hasta kişilerin öksürükleri ve hapşırmaları sırasında havaya karışan partiküller veya enfeksiyon taşıyan kişilerin dokundukları yerlerle temas etmektir. Siz hasta olmasanız bile, dokunduğunuz yerdeki virüsleri,elinizle ağzınıza, gözünüze, burnunuza bulaştırabilirsiniz. Dolayısıyla ellerinizle mümkün olduğu kadar sık bir biçimde, ılık su ve sabunla yıkamaya özen gösterin.

Seksi hafife almayın
Psikologlarca yürütülen bir çalışmada haftada bir ya da iki defa cinsel ilişkide bulunan kişilerin, bilim adamlarınca bağışıklık sisteminin ne kadar sağlam olduğunu ölçmek için kullandıkları, salya ve tükürükte bulunan bir antikor olanimmunoglobulin A seviyesinin, cinsel ilişkide bulunmayanlara göre daha yüksekolduğu belirlenmiş .

Doğru nefes almak
Oksijen bağışıklık sistemi için çok önemlidir ve yapılan araştırmalarda vücutta dolaşan oksijen az olursa vücudun hastalıklara karşı direncinin de azaldığı ortaya çıkmıştır. Çok hızlı veya az nefes aldığımızda, çok hızlı olarak karbondioksit veririz ve de çok az oksijen almış oluruz. Daha fazla oksijen almak için her gün şu basit egzersizi yapabilirsiniz: Yavaşça nefes alın ve üçe kadar sayıp, nefesinizi diyaframınızda hissedin, sonra üç saniye nefesinizi tutun ve yavaşça nefesinizi verin. Bu egzersizi 10 kere tekrarlayın.

Sert değil, akıllı egzersiz yapın
Yapılan bir araştırmaya göre maraton koşucuları maraton koşmayan diğeratletlere oranla altı kat daha fazla hastalanıyorlarmış . 150 kadın arasında yapılan bir başka araştırmada ise haftanın beş günü, 45'şer dakikalık yürüyüşler yapan kadınların, pek hareketli olmayan,genellikle evde oturan diğer kadınlara göre neredeyse yarı yarıya daha az soğuk algınlığından şikayetçi olduğu gözlemlenmiş . Ama şunu da unutmamak gerekli; eğer soğuk algınlığının erken belirtilerini hissediyorsanız, spor salonunda ter atmayı iki kere düşünün. Eğer kuru kuru öksürüyor, burnunuz akıyorsa çalışmaya başladıktan sonra kendinizi nasıl hissettiğinize dikkat edin. Spor yaparken kendinizi daha iyi hissederseniz devam edin. Ateşiniz çıkarsa, ağrılarınız artarsa egzersiz yapmaktan vazgeçin ve hemen kendinizi sıcak, rahat bir yatağa atın.

Ekinezya mucizesi
Üzerinde birçok araştırma yapılmış bir bitki olan ekinezya, beyaz kan hücrelerinin üretimini teşvik ederek bağışıklık sistemini destekler. Güçlü anti bakteriyel ve anti viral özelliklere sahiptir. Soğuk algınlığı, grip, herpes, sinüzit, saman nezlesi, solunum hastalıkları, egzama, çıbanlar, kesikler, yanıklar, sedef, sivilce, yaralar,ülser, kurdeşen gibi soğuk algınlığı ve hafif enfeksiyonlarda çok başarılıdır. İsveç'te yapılan bir çalışma ekinezyanın nezlenin 12 klinik semptomunu azalttığını göstermiştir. Sık sık tekrarlayan yerleşik müzmin bronşit ve sinüzit de koruyucu olarak da kullanılabilir. Ayrıca grip ve kulak enfeksiyonlarında da faydalı olduğu tespit edilmiştir. Birçok çalışma ekinezyanın sağlıklı doku ile istenmeyen patojenik organizmalar arasındaki doğal bariyeri tahrip eden hyaluronidase adlı enzimin oluşumunu önlediğini göstermiştir. Bu yüzden vücudun savunma hattını virüslere karşı korur. Ekinezya ekstresinin farelerde bazı tümör tiplerinin büyümesin engellediği de gösterilmiştir. Yine kemoterapi alan hastalarda bağışıklık sistemini desteklemektedir. Herpes ve grip virüslerinde etkili olup yine inatçı bir mantar enfeksiyonu olan candida'ya karşı da başarılıdır ve tekrarını da engellemektedir. Cilt yara ve yağlarının, cilt ülserlerinin iyileşmesinde faydalıdır.
Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler