Adet düzensizliği kavramı bazen adet gecikmesi ile karıştırılıyor. Oysa adet düzensizliğinden söz edebilmek için kişinin gerçekten belirli bir ritim içinde adet görmüyor olması gerekiyor...
Bunun en temel göstergesi ise; kişinin adet göreceği günü önceden tahmin edememesi… İki adet kanamasının başlangıcı arasında geçen süre, yani bir adet kanamasının başladığı ilk günden diğer adet kanamasının başladığı ilk güne kadar geçen süre adet siklusu olarak adlandırılıyor. Bu sürenin 21-35 gün arasında olması normal kabul ediliyor. Kadınların büyük bir kısmında adet süresi 28 gün. Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Aylin Aker, "Adetlerin 21 günden daha kısa aralıklarla tekrarlamasına sık adet görme (polimenore) denilir, iki adet arasındaki süre 35 günü geçerse buna da seyrek adet görme (oligomenore) denilir. Adetler sırasında aşırı kanamaların olması, adet görme süresinin uzaması, az kanamalı veya kısa süreli adet görme, ara kanamalar da adet düzensizliklerindendir" diyor.
Birçok Sebebi Var Adet düzensizliği üreme çağındaki her kadında görülebiliyor. Ancak ergenliğe yeni adım atmış kızlarda ilk adetin görülmesinden sonraki 1-2 sene süresince düzensiz adetleri olmasını normal kabul etmek gerekiyor. Benzer şekilde üreme çağının sonlarına yaklaşmış olan menopoz öncesi kadınlarda da gecikme ya da erken görme şeklinde düzensizlikler daha sık görülüyor. Bu dönemler dışında adet gecikmesi görüldüğünde öncelikle gebelik ihtimali gözden geçiriliyor. Kadının gebe olup olmadığının belirlenmesinin ardından adet gecikmesi yapabilecek diğer durumlar araştırılıyor. Ancak bir kadında adet kanamasının senede bir kez gecikerek olması ileri inceleme gerektiren bir durum olarak kabul edilmiyor. Dr. Aker bunun sebebini şöyle açıklıyor: "Adet döngüsü vücutta bulunan işlevleri birbirinden farklı hormon salgılayan birçok salgı bezinin uyum içinde çalışması sonucu oluşur. Bu iç salgı bezlerindeki herhangi bir düzensizlik kendisini adet gecikmesi olarak gösterebilir. Mevsim değişiklikleri, hormon hastalıkları, üreme organları ile ilgili hastalıklar, stres gibi yaşam koşulları, ağır egzersiz veya aşırı kilo alıp verme adet gecikmesi yapan nedenlerdir." Kadın üreme sistemini kontrol eden hormonlar çok hassas dengelere sahip olduğu ve pek çok faktörden kolayca etkilenebildiği içini doğurganlık çağında adet kanaması düzensizliklerine ve beklenmeyen kanamalara sık rastlanıyor. Tabii ki bu düzensizliğe doğru ve etkili tedavi yapılabilmesi için doğru tanı koymak şart. Dr. Aker, "Tanı aşamasında jinekolojik muayene ve ultrasonografi yapılmalı, gebelik testi yapılarak gebelik ihtimali elenmelidir" diyor.
Zor Sorular, Kolay Cevaplar Soru: Ağda bantları kullanım sırasında cilt dokusuna zarar verir mi? Cevap: Veet Pazarlama Müdürü Yiğit Aktulga, kullanma talimatlarına uyulduğu sürece ağda bantlarının cilde zarar vermediğini söylüyor: "Soğuk ağda bantları varisler, lekeler, çatlamış, tahriş olmuş cilt ve güneş yanığı üzerinde veya geçmişte ağdaya karşı yan etki göstermiş olan bölgelerde kullanılmamalı" diyor. Siz yine de ürünü kullanmadan önce, ağdayı kullanacağınız bölgede ufak bir alanda deneyip cildinizin reaksiyonunu mutlaka test edin. 24 saat sonra herhangi bir yan etki görmezseniz ağdaya başlayabilirsiniz. Hazır ağda bantları 2 mm kadar kısa tüyler için tasarlanmış.
Eyvah Mantar! Dermatologların da belirttiği gibi, mantar hastalığı nadiren kişiden kişiye bulaşsa bile, önlem alınması gereken bir rahatsızlık. Sıcak havanın ve terlemenin etkisiyle kasıklarda oluşumu hızlanan mantar, kızarıklıklara, tahrişe ve kaşıntıya yol açar. Uzmanlar, erkeklerin cinsel organlarının, fiziksel anlamda terlemeye, dolayısıyla da mantar oluşumuna daha elverişli olduğunu vurguluyorlar. Kaşıntılar ve tahriş, fizyolojik ve psikolojik anlamda erkekleri olumsuz etkilediği gibi mantar yüzünden cinselliğin ikiniz için de işkenceye dönüşmesine izin vermeyin. Acilen en yakın eczaneden mantar önleyici ilaç alın ve sevgilinizin özellikle spor yaptıktan sonra, her terlediğinde duş aldığından emin olun.
Zor Sorular, Kolay Cevaplar Soru: Meyve suyu içmeyi seviyorum ama içinde katkı maddesi olması beni endişelendiriyor. Gerçekten var mı? Cevap: Meyve suyu yüzde 100, meyve nektarı yüzde 25- 99 ve meyveli içecek yüzde 10-49 meyve içeren içecek tipleridir. Bunların diğer içeceklerden farkı, meyve türevi olmalarıdır. Bunları Meyve Suyu Endüstrisi Derneği (MEYED) Başkanı Prof.Dr. Aziz Ekşi'den öğreniyoruz. Ekşi, "Bu ürünlere, Türk Gıda Kodeksi'ne göre doğal olmayan şeker ya da yapay tatlandırıcı katılması söz konusu değildir. Meyve suyuna genellikle şeker katılması gerekmez. Meyve nektarı ve meyveli içeceğe katılan ya sakkaroz (çay şekeri) ya da fruktoz şurubudur. Bunlar doğal gıda bileşenleridir. Yine Türk Gıda Kodeksi'ne göre bu ürünlere koruyucu madde katılması kesinlikle yasaktır. Uygulanan teknoloji de kimyasal madde kullanılmasını gereksiz kılmaktadır. Uzun ömürlü olmalarını sağlayan ise; fiziksel bir yöntem olan aseptik dolumdur. Bozulmaya yol açan mikroorganizmalar ısı etkisi ile bertaraf edilmektedir. Bu nedenle, bu içeceklerin kansere neden olması söz konusu değildir. Aksine kanserden korunmak için daha fazla tüketilmeleri gereklidir. Çünkü bunlar meyve türevidir ve antioksidan kaynağıdır" diyor.