6 Şubat’ın ardından 3 yıl! TAKVİM'e konuşan Uğur Aslan’dan sosyal medya manipülasyonlarına sert tepki: “Gerçek burada tüm çıplaklığıyla duruyor”
6 Şubat depremlerinin 3. yılında Takvim.com.tr'ye konuşan oyuncu Uğur Aslan, acının hala ilk günkü tazeliğini koruduğu Hatay ve Antakya için dikkat çeken bir çağrıda bulundu. Bölgedeki yıkımın ya da yapılan çalışmaların tek taraflı görüntülerle çarpıtılmasına tepki gösteren Aslan, yaşananların siyasi tartışmalara ve sosyal medya manipülasyonlarına alet edilmemesi gerektiğini vurguladı. “Gerçek, burada tüm çıplaklığıyla duruyor” diyen Aslan, aynı zamanda sıcak bir davette de bulundu. Aslan, "Gel kendi gözlerinle gör. Çok bir mesafede değil. Uçakla 1-1.5 saatte gelebileceğiniz bir yer artık burası. Çok da misafirperverizdir yani..." dedi.

Hızlı Özet Göster
- Oyuncu Uğur Aslan, Kahramanmaraş merkezli depremlerin üçüncü yıl dönümünde Takvim.com.tr'ye bölgedeki son durum hakkında açıklamalarda bulundu.
- Hatay'da ailesinin büyük bir kısmını kaybeden Aslan, yaşanan acıların siyasi tartışmalara ve sosyal medya manipülasyonlarına alet edilmemesi gerektiğini vurguladı.
- Ünlü oyuncu, bölgedeki durumu sadece yıkım veya sadece yeni binalar üzerinden yansıtan algı çalışmalarına karşı herkesi gerçeği yerinde görmeye davet etti.
- Aslan, bölgedeki inşaat çalışmalarının hızla sürdüğünü ifade ederek vatandaşların Hatay'ı ziyaret etmesinin yerel halka moral sağlayacağını belirtti.
Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde saatler 04.17'yi gösterdiğinde zaman durmuş, Türkiye 7.7 büyüklüğündeki kabusa uyanmıştı. Gaziantep, Malatya, Hatay, Adana, Mersin, Osmaniye, Adıyaman, Şanlıurfa ve Diyarbakır...
11 ilimizde binlerce bina yerle bir olurken, on binlerce vatandaşımız göçük altında kalarak şehit oldu. Devletin tüm imkanlarını seferber ettiği, milletin tek yürek olduğu o kara günün üzerinden 3 yıl geçti ama acılar hala taze.

"AİLEMİN YARISI GÖÇÜK ALTINDA" DEMİŞTİ
Yargı dizisinde canlandırdığı 'Eren Komiser' karakteriyle milyonların sevgisini kazanan Uğur Aslan, depremde yaptığı paylaşımla dikkat çekmişti. Aslan, Hatay'da ailesinin yarısının göçük altına kaldığını söylemişti.
"BİZ BİRBİRİMİZİN ACILARINDA İYİLEŞTİK"
— Takvim (@takvim) February 6, 2026
Oyuncu Uğur Aslan, 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünde https://t.co/xDH5MUZis1'ye konuştu:
💬 Polemiğe ve manipülasyona yer vermeden Antakya'yı ziyaret etmeniz gerek, burada olan belli zaten.
Röportajın devamı YouTube kanalımızda… pic.twitter.com/iCeEWx51jA
TAKVİM.COM.TR'YE KONUŞTU
Depremin 3. yıl dönümünde Takvim.com.tr'ye konuşan Uğur Aslan, acının merkezi Hatay ve Antakya için net bir çağrıda bulundu. Bölgedeki yıkımın ve yaşananların siyasi tartışmalara ya da sosyal medya manipülasyonlarına kurban edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Bölgeye gelenlerin bazılarının sadece yıkımı, bazılarının ise sadece yapılan binaları çekerek algı oluşturduğuna dikkat çeken Uğur Aslan, "Hani birisi geliyor inşaatın yapılmadığı gerçekten kötü durumda olan bir yeri çekiyor, başka türlü anlatıyor. Öbürü geliyor binanın bitmiş halini çekiyor, başka türlü anlatıyor. Abi gel işte burada gerçek olanca çıplaklığıyla duruyor zaten. Ben de istiyorum ki; gerçekte ne olmuş, hikaye nereye gidiyor kendi gözleriyle görsünler."dedi.
"ÇOK MİSAFİRPERVERİZDİR"
Uğur Aslan, aynı zamanda sıcak bir davette de bulundu. Aslan, "Gel kendi gözlerinle gör. Çok bir mesafede değil. Uçakla 1-1.5 saatte gelebileceğiniz bir yer artık burası. Çok da misafirperverizdir yani..."dedi.

Uğur Aslan'ın Takvim.com.tr'ye yaptığı açıklamaların tamamı şu şekilde:
Takvim.com.tr Haber Sorumlusu Ahmet Zeren: Buralı bir oyuncu olarak memleketinizin son durumuyla ilgili bize ne söylemek istersiniz?
Oyuncu Uğur Aslan:Hiç kolay bir süreç değil gayet tabii ki. Yani gün sonunda bakıyorsunuz bir... inanılmaz bir yıkım oldu bu şehirde. Yani yerle yeksan oldu tabiri caizse yani toz, taş taş üstünde taş kalmadı bu şehirde. Zaten kolay olmayacağı o gördüğünüz ilk resimden çok belliydi. Tek başına bir bina enkazı gibi tarif etmek de ve bunun inşaat sürecini anlatmak da çok doğru gelmiyor bana. Çünkü bina enkazından çok bir insan enkazı var aynı anda burada. Çünkü ben daha evvel öyle bir tweet de paylaşmıştım yani işte; "Aslında hepimiz öldük, yarısı toprağın altında yarısı toprağın üstünde" diye. Şimdi bu kadar kaotik bir hikayenin içerisinden geçiyoruz.
Tabii bitmiş bir tane bina bile bizi acayip heyecanlandırıyor. Bir umut ışığı oluyor bize. Dün ilimizin ileri gelenleriyle de çok uzun sohbetler ettik. Bayağı bir yapılaşma var. Altyapı çalışmaları hız kazanmış durumda. İşte inşaat imalatları çok hızlı bir şekilde devam ediyor. Ama kolay mı bu sürecin her şeyiyle tamamlanıp bitmesi? Bence kolay değil yani gerçekçi de olmak lazım. Kötümser de olmamak lazım. Zaten doğası gereği böyle olacaktı bu, en başından beri biliyorduk bunu.
Ama tabii şehri terk etmiş olan hemşerilerimizin canı oldukça sıkkın. Bir an önce dönmek istiyorlar memleketlerine. Buradakiler bir an önce işte konteynerlarından çıkıp binalarına evlerine kavuşmak arzusundalar. Ama sanki biraz daha sabretmemiz gereken bir süreçten geçiyoruz gibi görünüyor. Ama geri planda da ne hızla çalışılıyor, ne tempoyla ilerleniyor onu da tabii sormak lazım.

Takvim.com.tr Haber Sorumlusu Ahmet Zeren:Geçmişle burayı mukayese etmek istediğinizde gördüğünüz en önemli eksik nedir?
Oyuncu Uğur Aslan:Temas koptu. Yani bu şehirde dair hep aynı şeyi söylüyorum. Biz birbirine çok yakın yaşayan bir şehirizdir. Antakya özelinde söylüyorum bunu. Gerçekten öyledir zaten siz de gezerken fark etmişsinizdir yani bir yerden bir yere hemen 3-4 dakikada gidebilme şansınız yok bu şehirde. Mutlaka kolunuzdan çekiştiren "Hadi gel bir kahve içelim, hadi gel bir çay içelim" diyenlerimiz olur.
O temasa çok büyük hasar verdi aslında bu deprem. Çünkü insanlar yıkılan evlerinden uzaklaşıp bazıları şehir dışlarına, kimisi konteyner kentlere, kimisi çadır kentlere sıkıştı o dönem. Dolayısıyla o temasın kopmasıyla beraber de buradaki vatandaşın üzerinde bir basınç oluştu zamanla. Çünkü çok sosyal bir şehirdik yani akşamlarımız çok şenlikliydi. Hatta benim yeğenim var Almanya'da yaşıyor abimler. Yeğenimin çok güzel bir tanımı var buna dair. Şey der yani; "Antakya'yı şundan dolayı çok seviyorum amca" derdi, "Işıkları hiç sönmüyor Antakya'nın" derdi.
Gerçekten öyle bir şehirdi burası. İşte hemen arka tarafımızda olan Saray Caddesi neyin muadilidir? İstiklal Caddesi muadilidir vesaire falan böyle. Ya da Atatürk Caddesi bizim en popüler caddelerimizden birisi. Biraz daha gidiyorsunuz Sümerler Caddesi işte alabildiğine keyifle yürüyüş yapıp gece boyu sohbetler edebileceğiniz parkların yeşil alanların olduğu yerler falan. Şimdi bu temas kopunca biraz tabii sarsıcı oldu bizim açımızdan. Bizim gençliğimizde biz çok vasıta kullanmayı tercih eden insanlar değildik. Yürümek daha keyifliydi bizim için çünkü bir sürü dostumuz arkadaşımız vardı.

Takvim.com.tr Haber Sorumlusu Ahmet Zeren:O kara güne dönmek istiyorum. Yaklaşık üzerinden 3 yıl geçti. 3. yıl dönümündeyiz. Az önce sohbet ettik, sizin de ailenizden yitirdikleriniz olmuş. Allah gani gani rahmet eylesin. Sabah deprem şehitliğindeydik, oradaki atmosfere de denk geldik. Bir şehir ayağa kalkıyor ve buna da tanıklık ediyoruz. Buralı olarak ne söylemek istersiniz?
Oyuncu Uğur Aslan: Hiç kolay bir şey değil tabii. Dün arkadaşım var Mehmet Ali, onunla onun sohbetini ediyorduk aslında. Biz bir akustik etkisinin içindeyiz çok uzun bir süredir yani. Biz o süreci atlatabildik mi atlatamadık mı inanın bilmiyorum yani. Yani kontrollü konuşmaya çalışacağım. Ya hiç kolay değildi işin doğrusu. Ve oradaki en kritik konulardan birisi aslında şuydu; ağlamamamız gerekiyordu. Çok enteresan bir deneyimdi bizim için yani abimin cenazesini çıkarırken ya da yeğenimin, abimin kızının, abimin torunlarının cenazesini çıkarırken, yengemin cenazesini çıkarırken, yeğenimin falan böyle... Sessiz kalmanız gerekiyordu.
O da enteresan bir durumdu bizim açımızdan ama bunu bizden talep edenler arama kurtarma ekipleriydi. Çünkü sizin cenazenizi çıkardığınız sırada hemen yan binada arama kurtarma ekibi bir ses duyuyor ve orada onun moralini bozmaya hakkınız yok diye geliyordu. Böyle garip bir cendere den geçtik ve ondan sonra fark ettim ki aslında biz birbirimizin acılarında iyileştik. Yani o süreci öyle geçirdik biz. Ama başladığımız günden bu yana ben şunu fark ediyorum; tabii ki ben nispeten şehir dışında da yaşayan birisi olarak biraz şanslı tarafındayım bu işin ama burada yaşamaya devam etmek zorunda kalan ailelerimiz, dostlarımız, arkadaşlarımız birbirleriyle hep aynı şeyi konuşur haldeler. Belki de şeye ihtiyaç var; sizin gibi böyle işte dışarıdan insanların gelip buradaki hemşerilerimizle sohbet etmesine ihtiyaç var.
Çünkü dün Mehmet Ali'yle onu konuşuyordum, onun esprisini de yaptık böyle bir trajedi üzerinden ama... Şimdi diyor; "Senin abin öldü, senin de kardeşin öldü. Benim de kardeşim öldü" diyor. "Biz birbirimizle nasıl dertleşeceğiz" diyor. Doğru söylüyor, nasıl dertleşebiliriz biz birbirimizle? Yani benim acımı sağaltabilmem için dibine kadar anlatabilmem gerekiyor ya, ama aynı acıdan olmayan birine bunu yapmam gerekiyormuş gibi hissediyorum böyle.
Bu açıdan böyle insanların buraya sıkça ziyarete gelip işte bizlerin hatırını sormasına çok ihtiyacımız var. Bir gelsinler yerinde görsünler. Biz böyle işte gazeteci ve röportaj veren insan olarak anlatmayalım tek başımıza her şeyi. Çünkü bu da yeterli olmuyor. Onu alıp eğip bükebiliyorlar. Ben de istiyorum ki gelin yerinde görün. Gerçekte ne olmuş, gerçekte nereye doğru ilerliyor bu hikaye, kendi gözleriyle görsünler.

Takvim.com.tr Haber Sorumlusu Ahmet Zeren:Aslında bu söylediğiniz çok değerli bir şey. Çünkü buraya ilişkin bazı ezberleri de bozacak bir durum. Oluşan manipülasyon ve dezenformasyonun da önüne geçecek bir durum.
Oyuncu Uğur Aslan: Aynen öyle. Yani gelip yerinde görsünler. Niye polemiklere izin veriyorlar ki? Hani birisi geliyor inşaatın yapılmadığı gerçekten kötü durumda olan bir yeri çekiyor, başka türlü anlatıyor. Öbürü geliyor binanın bitmiş halini çekiyor, başka türlü anlatıyor. Abi gel işte burada gerçek olanca çıplaklığıyla duruyor zaten. Gel kendi gözlerinle gör.
Çok bir mesafede değil. Uçakla bir bir buçuk saatte gelebileceğiniz bir yer artık burası. Çok da misafirperverizdir yani. Yediririz, içiririz, baş tacı ederiz, gezdiririz. Bizim Hataylıların tabiriyle şerefiniz var ya! Yani hakikaten öyle. Buna çok fazla ihtiyaç var. E tabii bunu yaparken siz de mesela hani yolda tesadüfen karşılaştık, sizin de kafanızda bir sürü soru işareti vardı. Merak ettiğiniz her şeyi sordunuz. Gördükleriniz üzerinden sohbet ettik, başka bir şey yapmadık yani. Sizin de zaten tanık olduğunuz bir şeyin neden öyle olduğuna fikir sahibiysen anlatabildim yani. Biraz ona ihtiyaç var, bu çok kıymetli geliyor bana ya.
