15 yaşımda tiyatroya başladım. 15 yaşından beri de her yaz tatilinde kendi paramı kendim kazanacağım işler yaptım. Kaportacı, dökümcü, tamirci, ayakkabıcı, dolmuşçuluk, konfeksiyon tezgahtarlığı, her şeyi yaptım. Ben bir köy çocuğu ve köy öğretmeninin oğluyum. Hayatım köy ve kasabalarda geçtiği için çiftçiliği bilirim iyi de hayvan güderim. Yaptığım işlerden dolayı, cebimde hep param oldu. Bursa Devlet Tiyatrosu'ndayken Erdoğan Aydemir ve Tevfik Bolulu'yla birlikte pazarda tezgah açıp domates, limon, maydanoz, Allah ne verdiyse sattık. Ama tiyatro, yaptığım işlerin hep en başında geldi. Tiyatroda her mesleği oynadım. Yaptığım işlerin tiyatroculuğumu çok beslemiş, bana çok şey katmıştır.
İmkanları kısıtlı bir ailede büyüdüm. Babam inşaat kalfasıydı. Yaz tatillerinde kendi masraflarımı karşılamak için inşaatçılık, amelelik yaptım. Duvar ördüm, fayans döşedim. Bugün, iş hayatımda da mağaza yaparken o tecrübelerimden yararlanıyorum. Okurken hep ticaret yapmak istiyor ve yapacağım iş mutlaka kadına yönelik bir iş olmalı diyordum. Çünkü, babam çalışıyordu ama bütçeyi annem yönetiyordu. Paranın asıl patronunun kadın olduğunu çok net gördüm. 16 metrekarelik bir bebek mağazasının sadece bir vitrinine parfüm koyarak işe başladım. Bugün, bir vitrinle başlayan işim, Türkiye çapında 66 mağazaya kadar büyüdü. Benim işteki başarımın sırrı, dünyanın gittiği yeri ve Türkiye'deki fırsatları görmek oldu.
Babam da ben de taksicilik yaptık. Taksiyle, minibüsle büyüdük. İnsanları tanımak ve anlamak için taksicilikten daha önemli bir meslek yok. Zengini yoksulu, yaşlısı genci, inananı inanmayanı, sağcısı solcusu, herkesi bulursun takside. Taksicilik, politika yaşamımda insanı anlamamda bana çok fazla yarar sağladı. İnsan psikolojisini, ruh halini bu meslekte anladım. Bir hedefe varmada en önemli unsur, hayal kurmaktır. Önce hayal kurun, sonra hayallerinizin peşinde koşun. Yaptığınız işe inanın. İnanmadan yaptığınız iş zorlama olur, bir yerde kopar. Ben hep kendime hedefler koyarak ilerledim. Bazıları, "Olmaz, yapamaz" dediler. Küçümsediler, hakir gördüler ama yılmadım. Kimse size inanmasa da siz kendinize inanın. Özgüven ve çok çalışma her şeyden önemli.
Hayatımda hep boksla ilgileniyordum ama liseye geldiğimde artık para da kazanmam gerekiyordu. Bir kitapçıda kitap satmaya başladım. Zaten okumayı da çok seviyordum. O dönemler sıkıntı günler geçiriyordum çünkü ailemden başka kimseden boksla ilgili destek göremiyordum. Ama orada okuduğum kitaplar, boksa daha da bağlanmama neden oldu. Kitaplardan öğütler alıyor, moral buluyor ve pes etmemeyi öğreniyordum. Neticede orada bulduğum moralle beni boksa öyle bağladı ki, üç Avrupa, iki de Dünya Şampiyonu yaptı.