Aşk-ı Memnu'nun Arsen Hanım'ı Gülsen Tuncer son yolculuğuna uğurlandı! Eşinin sözleri yürek dağladı: "Hayatımın kaybı"
Bir süredir beyin tümörü tedavisi gören ve 80 yaşında hayatını kaybeden usta sanatçı Gülsen Tuncer, Şişli Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Eşi Engin Ayça ve sanatçı dostlarının gözyaşlarına boğulduğu vedada, usta oyuncunun toplumsal meselelerdeki duruşu ve Antalya Film Festivali’nde kefiyesiyle Filistin’deki insanlık dramına karşı yükselttiği sesi bir kez daha hatırlandı.
Kanser nedeniyle hayatını kaybeden usta oyuncu, seslendirme sanatçısı ve akademisyen Gülsen Tuncer, İstanbul Şişli'de kılınan cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı.
Gülsen Tuncer, son yolculuğuna uğurlandı. (Fotoğraflar İHA'dan alınmıştır.)
TÜMÖR TEDAVİSİ GÖRÜYORDU
Bir süredir beyin tümörü tedavisi gören 80 yaşındaki Gülsen Tuncer, 17 Eylül'de hayatını kaybetti.

SANAT DÜNYASININ ACI KAYBI
"Aşk-ı Memnu" dizisinde canlandırdığı "Arsen Hanım" karakteriyle geniş kitlelerce tanınan Tuncer için öğle namazının ardından Şişli Camii'nde cenaze namazı düzenlendi.

ÇOK SAYIDA İSİM CENAZEYE KATILDI
Cenaze namazına Tuncer'in eşi Engin Ayça, oyuncu Suna Selen, Erdal Özyağcılar, Serdar Gökhan, Cihat Tamer, sanat dünyasından bir çok ismin yanı sıra ailesi, yakınları, sevenleri ve vatandaşlar katıldı.

SON YOLCULUĞUNA UĞURLANIYOR
Cenaze namazının ardından Tuncer'in naaşı, defnedilmek üzere Topkapı Kozlu Mezarlığı'na götürüldü.

"ÇOK DEĞERLİ BİR İNSANDI"
Cenaze törenine katılan oyuncu Suna Selen, Gülsen Tuncer'in çok değerli bir insan olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"Hepimizin başı sağ olsun. Çok değerli bir insandı hem sanat açısından hem insan olarak ve toplumun bir bireyi olarak mükemmel bir insandı. Çok çalıştı. Bir zamanlar hep beraberdik, hep beraber otururduk, her hafta buluşurduk. O hep yoğundu. Ben belimi kırdım ve dışarıya iş haricinde çıkamıyordum, o sebeple görüşemiyorduk."

"HER OYNADIĞI ROLE BAŞKA BİR DOKU KATIYORDU"
Oyuncu Erdal Özyağcılar da Tuncer'in hayatı boyunca insandan yana bir duruş sergilediğini ifade etti. Özyağcılar, usta sanatçıyı şu sözlerle anlattı:
"Özgün bir insandı. Hayatı boyunca insandan yana duruşunu hiç bozmadı. Çok yetenekliydi, benim sınıf arkadaşımdı. Oyunculukta da çok yetenekliydi, her oynadığı role başka bir doku katıyordu. Allah rahmet eylesin, nurlar içinde yatsın. Keşke herkese öyle bir hayat nasip olsa. 2-3 ay önce bir festival gibi bir yerde karşılaşmıştık. Neler yaptığımızı, işlerimizi konuştuk. İnsan bu kaosun arasında kaybolup gidiyor, vakit ayıramıyoruz, zaman çok çabuk geçiyor"

"DEĞERLİ BİR İNSAN GİTTİ"
Oyuncu Serdar Gökhan da Gülsen Tuncer'in vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Gökhan, şu ifadeleri kullandı:
"Bir arkadaşımızı kaybettik. Allah rahmet eylesin, başka söyleyebileceğim bir şey yok. Değerli bir insan gitti"

EŞİNDEN YÜREK YAKAN SÖZLER
Gülsen Tuncer'in eşi Engin Ayça ise eşinin vefatının kendisi için çok büyük bir kayıp olduğunu söyledi. Ayça, duygularını şu sözlerle anlattı:
"Hayatımın kaybı ama bunların önüne geçilmez. Yaşayacağız, hatıralarıyla, güzellikleriyle yaşayacağız ve onu yaşatacağız. Biyolojik olarak gitti ama bütün yaptıklarıyla, hayata bıraktıklarıyla yaşamaya devam edecek. Biz devam ettireceğiz, iş bize düşüyor. Beyninde ur çıktı, bu sebeple gitti"
Gülsen Tuncer, Uluslararası Antalya Film Festivali’nin geleneksel kortejine boynunda Filistin bayrağının yer aldığı bir atkıyla katıldı.
FESTİVALE KEFİYEYLE KATILDI
Gülsen Tuncer, iki yıl önce katıldığı Uluslararası Antalya Film Festivali'nde Gazze'de yaşananlara ilişkin duyduğu büyük üzüntüyü dile getirmişti.
Festivalin geleneksel kortejine boynunda Filistin bayrağının yer aldığı bir atkıyla katılan Tuncer, bunu özellikle tercih ettiğini söylemişti.

"BEN HER GÜN FİLİSTİN'İ DÜŞÜNÜYORUM"
Kortej sırasında kameralara konuşan Tuncer, şu ifadeleri kullanmıştı:
"Orada (Orta Doğu) insanlar ölüyor, hayatlar değişiyor, kadim şehirler batıyor, yaşam çöküyor. Bu çok çirkin ve haris bir dünya politikası yüzünden oluyor. Ne olursa olsun bizim yaşamın her alanında bunu hatırlatmamız lazım. Burada festivale geliyoruz ama hepimizin, duyarlılığı olan, yaşama dair kendini sorumlu hisseden herkesin yüreğinin sızladığına inanıyorum. Ben her gün Filistin'i düşünüyorum. Lübnan'ı, Ürdün'ü, İran'ı, Irak'ı düşünüyorum. Ülkemizi düşünüyorum. Bu nedenle festivale gelirken bavuluma koyduğum ilk eşya kefiyeydi. İlk onu koydum unutmayayım diye."

"BU MESAJI VERMEK BİZİM GÖREVİMİZ"
Saldırılardan insanların yanı sıra doğanın ve tüm canlıların da etkilendiğini belirten Tuncer, sözlerini şöyle sürdürmüştü:
"Bundan erkekler, kadınlar, yaşlılar, gençler, kediler, köpekler, kuşlar, doğa, toprak, etkileniyor ve zehirleniyor. Yaşam maddi manevi çöküşe götürülüyor. O coğrafyadakiler çok sıcak şekilde, en yakıcı ve kötü biçimde bu savaşın içerisinde. Bu mesajı vermek bizim görevimiz. Eğer barış istiyorsak sadece ülkemiz için değil, tüm dünya için istemeliyiz. Bu oyunların hangi odaklar tarafından çıkarıldığını, bilinçli ve bilgili olarak öğrenmeliyiz. Ona göre kendimizi, ülkemizde oynanan oyunlara, dünyada oynanan oyunlara karşı bir zırh içine koymalıyız."
Tuncer'in Filistin'e yönelik bu duyarlılığı, sanatçının toplumsal meselelere ilişkin yaklaşımının da dikkat çeken örneklerinden biri olmuştu.