'Dur'dum ve ruhumla bedenimi buluşturdum
Dizilere, televizyon programlarına ve sinemaya ara veren İpek Tuzcuoğlu Bodrum'da mutlu ve huzurlu bir yaşam sürüyor. Tuzcuoğlu gösteri dünyasından uzak kaldığı bu süreçte zihinsel, ruhsal ve bedensel olarak yenilendiğini söyledi ve ekledi: Kişinin kendisinde derin kılıç yaraları açmaması gerektiğini öğrendim...
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
İpek Tuzcuoğlu; oyunculuk, TV programı sunuculuğu, köşe yazarlığı derken hızla yol aldığı mesleki yolculuğuna mola verdi. Tuzcuoğlu, bir Kızılderili öğretisinden yola çıkarak, bedeninin ruhundan daha çok yol almış olduğunu ve şimdi ruhunun kendisine yetişmesini beklediğini anlattı...
* Bir süredir ortalarda görünmüyorsunuz, neler yapıyorsunuz?
Bir senedir, hem yaşam felsefemle, hem fiziksel değişikliğimle, hem hayata bakış açımla, kısaca her şeyimle çok daha farklı bir 'İpek' olsun diye kendimi yeniliyorum. Zihinsel, bedensel ve ruhsal dengemin bütünleşmesi için verimli bir yenilenme süreci diyebiliriz. Herkesin de kendine ara ara bu zamanları tanıyarak, ruhlarıyla bedenlerini buluşturup durması gerektiğini düşünüyorum.
* Durmak ve değişmek istemenizin bir sebebi de sinema ve televizyon dünyasından sıkılmak olabilir mi?
Hayır, ama ne yazık ki böyle yanlış bir algı oluştu. Kişinin var oluş sebeplerinden biri oyunculuksa, -ki benim için öyle- zaten sıkılmak söz konusu olamaz. Doğru kararlar, projeler için kişi sabretmeli. Acele ve panik halleriyle verilen kararlar ne yazık ki kariyer sayfanızda eksi olarak işliyor.
TAKINTILI YAKLAŞMAM
* Mutlu musunuz?
Bir insanın özel hayatında, sosyal hayatında huzur ve denge doğru orantılı olarak varsa, gerçek mutluluğu yaşayabiliyor. Biri, diğerinden eksik kalmamalı. Bunun örneklerini de zaman zaman büyük starların röportajlarında gözlemliyoruz. 'Ah keşke'lerini, mutsuzluklarının sessiz çığlıklarını çok net algılıyoruz. O yüzden özel hayatıma da işim kadar emek verip, büyütmeyi, güzelleştirmeyi seçenlerdenim. Hiçbir şeye takıntılı yaklaşmamayı öğrendim. Büyük beklentilerin saçma sapan üzüntüleri peşinden sürüklediğini... Mutluluğun 'an'da saklı olduğunu... Hayallerin asla satın alınamayacağını... Sadece kariyer de kariyer, para da para, çocuk da çocuk diye saplantılı ruh hallerinden kurtulup, kişinin kendisinde derin kılıç yaraları açmaması gerektiğini öğrendim ki, kılıç yarası vücutta geçmeyen, izi kalan tek yaraymış... Artık bu cümlelerden mutlu muyum, değil miyim, siz bir şeyler çıkarırsınız...
* Özel hayatınızla işiniz arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Ben topluma empoze edilmeye çalışılan bazı cümlelere ve kalıplara inanmıyorum. Hani derler ya, "Evlilik aşkı öldürür", inanmıyorum! "Çocuk aşkı öldürür", inanmıyorum! Aşkın süresi biter, sevgiye döner. Bu, süreç içinde sindirilebilecek bir şeydir. "Aşkın ömrü üç yıldır" gibi klişe sloganlar çıkar. Ben herkesin kendi hayat cümleleri olması gerektiğine inananlardanım. Bana huzur verecek şey; üretim de olmalı, aşk da olmalı hayatımda. Ben ruhumu bu şekilde besleyebiliyorum.
ÖLÜM DE VAR...
* İnsan ilişkilerinde neye dikkat edersiniz?
Kişiyi yaptığı işle, statüsüyle değil karakteriyle bağlantılı yaşam birikimiyle severim. Ruhsal yapısı, karakteri, ahlaki erdemi çok önemlidir. Karamsar bir tablo ortaya koymayalım ama hayat göründüğü kadar uzun değil. Diyelim öldük, cennet ya da cehennemdeyiz; 'aman İpek Tuzcuoğlu gelmiş yaşasın, var olsun' deyip kimse alkışlarla, çiçeklerle, plaketlerle beklemiyor beni.
* Karşınızdakiyle kolay iletişim kuruyorsunuz, değil mi?
Galiba konuşmayı çok seviyorum. Bu biraz da burçlarımdan kaynaklanan bir şeymiş. Akrep burcuyum. Mesela benden çok iyi röportajcı, çok iyi iletişimci çıkarmış. Hayatta hiç kimseyi yargılamadan, eleştirmeden, kırmadan, dökmeden yaşamak, daha çok toparlayıcı olmak gerek. Duygusal zeka iletişim zekasıdır, empati kurabiliyorsan, o zaman insanları daha iyi anlayabilirsin. Eğer hayatındaki her şeyi güzel sentezlersen, çok güzel bir yaşam iksiri ortaya çıkabilir. Mesela benim kendim için hazırladığım yaşam iksiri formülüm; huzur ile başlıyor.
HEDEFİM AZİZ İLE DÜET ŞARKILAR SÖYLEYEBİLMEK
* Şarkı söylediğinizle ilgili haberler çıktı. Sahneye çıkmayı veya albüm yapmayı düşünüyor musunuz?
Evet, burada şarkı da söyledim. Sirtaki, zeybek gibi dansları da öğrendim. Birlikte olduğunuz insan da sanatçı ruhluysa, çok güzel besleniyorsunuz. Aziz Birsin de 7-8 yıldır şarkı söyleyen, kendi orkestrası olan biri. İşadamı ama bunu hobi olarak yapıyor. Kendisini sahnede mutlu hissediyor. Ben de hiç şarkı söylemezdim. Aziz'in cesaretlendirmesiyle şarkı söylemeye başladım ufak ufak... Şimdi ise Aziz ile birlikte, öğrendiğim birkaç şarkıyı söylüyoruz. Ama bu benim için yalnızca hobi. Albüm falan çıkarmayacağım. Şarkı konusundaki hedefim Aziz'le düet şarkılar söyleyebilmek. O, benim için yeterli, çünkü şarkı söyleme işine başlama hayalim sadece buydu...
* Bir süredir ortalarda görünmüyorsunuz, neler yapıyorsunuz?
Bir senedir, hem yaşam felsefemle, hem fiziksel değişikliğimle, hem hayata bakış açımla, kısaca her şeyimle çok daha farklı bir 'İpek' olsun diye kendimi yeniliyorum. Zihinsel, bedensel ve ruhsal dengemin bütünleşmesi için verimli bir yenilenme süreci diyebiliriz. Herkesin de kendine ara ara bu zamanları tanıyarak, ruhlarıyla bedenlerini buluşturup durması gerektiğini düşünüyorum.
* Durmak ve değişmek istemenizin bir sebebi de sinema ve televizyon dünyasından sıkılmak olabilir mi?
Hayır, ama ne yazık ki böyle yanlış bir algı oluştu. Kişinin var oluş sebeplerinden biri oyunculuksa, -ki benim için öyle- zaten sıkılmak söz konusu olamaz. Doğru kararlar, projeler için kişi sabretmeli. Acele ve panik halleriyle verilen kararlar ne yazık ki kariyer sayfanızda eksi olarak işliyor.
TAKINTILI YAKLAŞMAM
* Mutlu musunuz?
Bir insanın özel hayatında, sosyal hayatında huzur ve denge doğru orantılı olarak varsa, gerçek mutluluğu yaşayabiliyor. Biri, diğerinden eksik kalmamalı. Bunun örneklerini de zaman zaman büyük starların röportajlarında gözlemliyoruz. 'Ah keşke'lerini, mutsuzluklarının sessiz çığlıklarını çok net algılıyoruz. O yüzden özel hayatıma da işim kadar emek verip, büyütmeyi, güzelleştirmeyi seçenlerdenim. Hiçbir şeye takıntılı yaklaşmamayı öğrendim. Büyük beklentilerin saçma sapan üzüntüleri peşinden sürüklediğini... Mutluluğun 'an'da saklı olduğunu... Hayallerin asla satın alınamayacağını... Sadece kariyer de kariyer, para da para, çocuk da çocuk diye saplantılı ruh hallerinden kurtulup, kişinin kendisinde derin kılıç yaraları açmaması gerektiğini öğrendim ki, kılıç yarası vücutta geçmeyen, izi kalan tek yaraymış... Artık bu cümlelerden mutlu muyum, değil miyim, siz bir şeyler çıkarırsınız...
* Özel hayatınızla işiniz arasındaki dengeyi nasıl sağlıyorsunuz?
Ben topluma empoze edilmeye çalışılan bazı cümlelere ve kalıplara inanmıyorum. Hani derler ya, "Evlilik aşkı öldürür", inanmıyorum! "Çocuk aşkı öldürür", inanmıyorum! Aşkın süresi biter, sevgiye döner. Bu, süreç içinde sindirilebilecek bir şeydir. "Aşkın ömrü üç yıldır" gibi klişe sloganlar çıkar. Ben herkesin kendi hayat cümleleri olması gerektiğine inananlardanım. Bana huzur verecek şey; üretim de olmalı, aşk da olmalı hayatımda. Ben ruhumu bu şekilde besleyebiliyorum.
ÖLÜM DE VAR...
* İnsan ilişkilerinde neye dikkat edersiniz?
Kişiyi yaptığı işle, statüsüyle değil karakteriyle bağlantılı yaşam birikimiyle severim. Ruhsal yapısı, karakteri, ahlaki erdemi çok önemlidir. Karamsar bir tablo ortaya koymayalım ama hayat göründüğü kadar uzun değil. Diyelim öldük, cennet ya da cehennemdeyiz; 'aman İpek Tuzcuoğlu gelmiş yaşasın, var olsun' deyip kimse alkışlarla, çiçeklerle, plaketlerle beklemiyor beni.
* Karşınızdakiyle kolay iletişim kuruyorsunuz, değil mi?
Galiba konuşmayı çok seviyorum. Bu biraz da burçlarımdan kaynaklanan bir şeymiş. Akrep burcuyum. Mesela benden çok iyi röportajcı, çok iyi iletişimci çıkarmış. Hayatta hiç kimseyi yargılamadan, eleştirmeden, kırmadan, dökmeden yaşamak, daha çok toparlayıcı olmak gerek. Duygusal zeka iletişim zekasıdır, empati kurabiliyorsan, o zaman insanları daha iyi anlayabilirsin. Eğer hayatındaki her şeyi güzel sentezlersen, çok güzel bir yaşam iksiri ortaya çıkabilir. Mesela benim kendim için hazırladığım yaşam iksiri formülüm; huzur ile başlıyor.
HEDEFİM AZİZ İLE DÜET ŞARKILAR SÖYLEYEBİLMEK
* Şarkı söylediğinizle ilgili haberler çıktı. Sahneye çıkmayı veya albüm yapmayı düşünüyor musunuz?
Evet, burada şarkı da söyledim. Sirtaki, zeybek gibi dansları da öğrendim. Birlikte olduğunuz insan da sanatçı ruhluysa, çok güzel besleniyorsunuz. Aziz Birsin de 7-8 yıldır şarkı söyleyen, kendi orkestrası olan biri. İşadamı ama bunu hobi olarak yapıyor. Kendisini sahnede mutlu hissediyor. Ben de hiç şarkı söylemezdim. Aziz'in cesaretlendirmesiyle şarkı söylemeye başladım ufak ufak... Şimdi ise Aziz ile birlikte, öğrendiğim birkaç şarkıyı söylüyoruz. Ama bu benim için yalnızca hobi. Albüm falan çıkarmayacağım. Şarkı konusundaki hedefim Aziz'le düet şarkılar söyleyebilmek. O, benim için yeterli, çünkü şarkı söyleme işine başlama hayalim sadece buydu...