Bu da mı gol değil hakim bey

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Bu da mı gol değil hakim bey
Dönüşüm Trabzonspor maçında başlamıştı aslında. Basınımız Elano Blumer, Harry Kewell ve Leo Franco'nun, teknik direktör Frank Rijkaard tarafından tatile gönderilmesinden binbir mana çıkarmaya çalıştığı sırada.

Çoğunluk hatırlamıyor bugün. O maçın 74'üncü dakikasında bir oyuncu dahil olmuştu oyuna. Berkin Aslan'dı adı ve ilk kez resmi bir maçta A takım formasını giyiyordu hayatında. İlk kez A takım forması giyme duygusunu Çetin Güngör de yaşamıştı aynı maçta. Başka bir ilk daha. Caner Erkin ilk golüne o maçta kavuşmuştu Galatasaray forması altında.

Dönüp geliyoruz Orduspor maçına. Galatasaray kalesini koruyan isim Ufuk Ceylan'dı o maçta ve bu da bir ilkti. Ardından da Denizli Belediyespor maçı. Bu kez Galatasaray A takım formasıyla ilk resmi maçına çıkan futbolcu Emre Çolak'tı. Penaltı ve frikikle de olsa, hayatının ilk adımını, ilk maçında iki gol atmak gibi başka bir ilkle daha buluşturmayı bildi Çolak.



Böylece tam beş futbolcu ilk kez giymiş oldu Galatasaray'ın A takım formasını son üç maçta. İlk dönüşüm bu. Geleceğe dönüşüm, Rijkaard ve ekibinin tasarladığı ve planladığı uzak geleceğe.

Bir de yakın, çok yakın geleceği ilgilendiren bir dönüşüm var Galatasaray'da. Daha doğrusu iki dönüşüm. İlki oynanan futbola ilişkin bu dönüşümlerden, ikincisi de sahaya yayılımla ilgili.

Avrupa'yla Türkiye farkı

İlkinden başlayalım. Galatasaray bu yıl pas trafiğinde zirveye çıktığı maçların hepsini UEFA Avrupa Ligi'nde oynadı. Çünkü Avrupa takımları temelde rakiplerinin oyunu bozmak için değil, kendi futbollarını oynamak için çıkıyorlar sahaya. Temel futbol felsefeleri bu. Böyle olunca da geriye yaslanıp gol yememeye oynamıyor bu takımlar. Galatasaray'ın bu maçlarda hem isabetli, hem de isabetsiz pasta zirve yapmasının nedeni bu.

Bu varsayımı destekleyen minik bir istatistik: Galatasaray bu sezon TSL'de maç başına ortalama 500 pasla (isabetli + isabetsiz) oynarken bu sayı Avrupa Ligi gruplarındaki maçlarda 588'di. Toplam pas sayısında Turkcell Super Ligi'yle Avrupa Ligi grupları arasında ortaya çıkan fark, isabetli pasta daha artıyor. Galatasaray TSL maçlarında ortalama 358 isabetli pas sayısıyla oynarken Avrupa Ligi gruplarındaki maçlarda bu ortalama 483'tü. Yani tam 125 isabetli pas daha fazla yaptı Galatasaray Avrupa Ligi maçlarında.

Pas trafiğine devam

Belli ki Frank Rijkaard TSL'de başarılı olmanın şartı olarak çok daha net bir hedef koymuş Galatasaray'ın önüne ikinci yarıda: Daha fazla pas, daha fazla isabetli pas, daha etkin paslaşma, daha hızlı paslaşma. Devre arasındaki çalışmalarda ön plana çıkan temel yaklaşım buydu, fizik kondisyonla birlikte.

Bu yaklaşımın bir de sahaya yayılımı var elbette. Görünen o ki daha derli toplu bir takım yaratmak için saha içi yayılımı değiştirmiş durumda Rijkaard. Bir süredir 4-4-2 oynatıyor takımı; tek santrforlu, çift forvetli bir 4-4-2. Ya da 4-4-1-1. Yakın zamanda görülen en büyük dönüşüm de bu aslında.

Gerekçesi bilinmiyor bu taktik dönüşümün. Sadece tahminsel düzeyde iki neden gösterebiliriz oynanan oyuna bakarak çıkarımda bulunabileceğimiz. İlki tek kanatlı bir takım olmaktan iki kanatlı olmaya doğru evriliyor Galatasaray.

Sağda pişti, solda atıldı

(Ligin ilk yarısında asistlerin yüzde ellisinden fazlasını sağ kanat üretmişti Galatasaray'da. Bu asitleri sonuca yani gole çeviren ise merkez forvetteki Milan Baros ve Shabani Nonda'yla solda oynayan Harry Kewell'du. Ancak Caner Erkin'in Trabzonspor maçıyla birlikte ortanın soluna geçmesiyle soldan da pozisyon üreten bir takıma dönüştü Galatasaray. Ki Orduspor maçındaki üç golde de Caner Erkin'in yapımcı olarak yer alması bunun net bir göstegesi.)

4-4-1-1'e geçişte ikinci neden, çift görevli futbolcuların sayısını artırarak takımın direncini artırmak olmalı. Barış Özbek'in sağ, Caner Erkin'in sol kanatta görev yaptığı dörtlü orta sahanın temel görevi futbolun iki yönünü de oynamak her hal ve şartta.

Galatasaray'ın çift kanatlı bir takıma dönüşmesiyle ilgili gezerken sohbet edebileceğimiz beş tane patika var sapılması gereken.

Birinci patika

Caner Erkin konusunda Rijkaard yumuşak bir geçiş yaptı bir şekilde. Hakan Balta'yla dönüşümlü olarak sol kanatta oynuyor Caner Erkin artık. Böylece ofansif yeteneklerini daha serbestçe ortaya koyarken, defansif özelliklerini de vahim hata yapma riski üstlenmeden yavaş yavaş ilerletiyor Erkin.

İkinci patika. Yeni dörtlü orta sahayla bilikte göbekteki V yapısını terketti Galatasaray. Eskiden defansif olarak tek futbolcu yer alıyordu orta sahadaki V'nin dibinde (Mehmet Topal genellikle), çaprazında ise hücuma yönelik iki oyuncu. Şimdi ise göbekte yanyana iki (Elano ve Mustafa Sarp), kanatta da iki futbolcunun oynadığı yeni bir yapı var.

Üçlü görev

Üçüncü patika. İşlevsel olarak bakıldığında, oyun kuruculuk, defansif görev ve kanat kombinasyonları açısından çok önemli üç görevi üstlenmiş bir orta sahası var Galatasaray'ın. Belki de ikinci yarı için yapılan üst düzey fizik yüklemenin sırrını burada aramak gerek.

Dördüncü patika. Abdülkadir Keita geldiği ilk günden bu yana, Fransa'da yaptığı gibi 4-4-2 forveti karakteri gösterdi Türkiye'de. Hep çizgiye daha yakın oynadı, hep fantastik asistan oyuncu rolünü benimsedi Keita. Delişmen karakterine daha çok yakıştığı için elbette. Dolayısıyla Rijkaard'ın yeni yapılanması, yeni bir sorumluluk yüklemeyecek Keita'nın omuzlarına; yapması gereken tek şey, eskiden ne yapıyorsa onu yapmak bir şekilde.

Fazladan bir futbolcu

Ve sonuncusu, belki de en önemlisi. 4-3-3 yapılanmasında hücumda aynı kanatta genelde en fazla üç tane futbolcu oynayabiliyordu Galatasaray'da. Diyelim ki sağdan atak yapıyorsa Galatasaray, Sabri Sarıoğlu, Keita ve sağ iç oyuncusu (Barış Özbek, Arda Turan, Elano ya da Mustafa Sarp) destekliyordu bu atağı.

Şimdi ise bu anlayış değişti. Gerekirse aynı kanada dört futbolcu atabiliyor Galatasaray artık. İki kanat oyuncusu (sağ kanattan konuşuyorsak Uğur Uçar ve Barış Özbek Orduspor ve Denizli Belediyespor maçlarında), orta göbeğin sağında oynayan futbolcu (Mustafa Sarp) ve santrforun arkasında oynayan forvet oyuncusu, yani Arda Turan. Kanada eskiye oranla bir fazla daha futbolcu atabilmek önemli.

Ancak bundan daha önemli bir şey daha var. Bek atağa kalkarken açık ona koridor açıyor artık. Oysaki kanattaki iki futbolcu birer piston gibi birbirlerinin yerine geçerek oynuyorlardı eskiden. Bu durumda kanadı kapatmak için orta göbeğin sağında oynayan hareketleniyor sağa.

Aktif alanda üç hücumcu

Böylece aktif alandaki üç futbolcusunu artık birbirine çok yakın bir kombinasyonda tutabiliyor Galatasaray. Oysaki eskiden aktif alanda iki, pasif alanda ise bir oyuncu vardı. Şimdi hem aktif alanda bir oyuncu daha fazla var, hem de takımın defansif kurgusunda bir zayıflık oluşmuyor. Görüldüğü gibi bu da çok önemli. (Bunun ne kadar önemli olduğunu daha iyi algılayacağız birazdan.)

Ancak bundan daha önemli bir şey daha var. Galatasaray herhangi bir kanattan atağa kalktığı zaman rakip 18'e minimum üç oyuncuyu sistematik olarak atabiliyor yeni anlayışta. Santrfor ve diğer forvet oyuncusunun yanısıra öbür kanattaki futbolcu da hücum aksiyonun için de artık. Nitekim Denizli Belediyespor'a atılan beş golün üçünün iki kanat oyuncusundan gelmesi bir tesadüf değil.

Gollerin analizi

Son üç maçta attığı iki golü, hücum sağ kanatta olgunlaşırken ters bölgeye ustaca sızabilmesine borçlu Caner Erkin. Keza Barış Özbek. O da atak sol kanattan akarken rakip 18'de sağ direğin önündeki yerini almasına borçlu attığı iki golü. Yani doğru zamanda doğru yerde bulunduğu için gol attı Özbek, şanslı olduğu için değil.

Şimdi yeniden ilk başa dönelim, pas futboluna. Galatasaray ikinci yarıda da pas futbolu oynayacak. Ama bu kez topu çok daha hızlı dolaştıran bir Galatasaray izleyeceğiz hep birlikte. Çünkü kanatta (ve aslında top nerede oynanıyorsa orada) bir fazla futbolcusu var artık. O fazla futbolcu sayesinde Galatasaray 2-3 metrelik üçgenler kurmaya başladı, Barça misali topu çok hızlı döndürdüğü.

Elbette 2. Lig'de mücadele eden Denizli Belediyespor'a karşı yapılan pas trafiğinin istatistiki bir anlamı olmasa gerek fazla. Ancak yine de amacı oynamak değil, oynatmamak olan bir takıma karşı yapılan 548 isabetli pasta etkili bölgeye atılan bir fazla oyuncunun da etkisi olsa gerek bir şekilde.

Kanat vekısa paslaşma antrenmanları

Şimdi geliyoruz en kritik şeye. Antalya'da iki şey yaptı Galatasaray. Önce fizik yükleme yaptı, ardından da taktik antremanlara başladı takım. Bu antrenmanlarda, hatta maç sabahı yapılan taktik antrenmanlarda üzerinde durulan konu anlaşılmıştır herhalde: Beşli-altılı kanat kombinasyonları ve fazladan bir oyuncunun etkin bölgeye atılmasıyla hız kazanan kısa paslaşmalar.

3-0'lık Beşiktaş maçında sonraki söyleşisinde Baros'un attığı ikinci gol için antrenmanlarda çalıştıklarını söylediğinde korkmak gerektiği anlaşılmıştı Rijkaard'dan ve Galatasaray'dan. Şundan. Galatasaray gibi taç atışında bile setleri olan bir takımın antrenman programına önemli futbolcularının özel yeteneklerini de dahil etmesi pek sık rastlanır bir şey değildi bu topraklarda.

Ama sabah yapılan antrenmanda üzerinde durulan futbol felsefesi akşamki maçta üç gol üretiyorsa, demek ki direktörüyle bütünleşmiş bir takım söz konusu artık. Korkulması gereken de bu işte. Hem dönüşümün hem de korkunun kaynağı bu bütünleşme aslında

Nonda'nın dramı

Denizli Belediyespor maçında bu bütünleşmenin dışında kaldığı izlenimi veren tek bir insan vardı: Shabani Nonda.

Bu da mı gol değil hakim bey-1

Merhum Sadri Alışık'ın "Şakayla Karışık" adlı filminde canlandırdığı Ofsayt Osman gibiydi Nonda Denizli Belediyespor maçında. Hatırlayanlar çıkacaktır; filmin sonundaki mahkeme sahnesinde aklıyla değil, kalbiyle savunur kendini Ofsayt Osman.

"Hayat da bir futbol oyunu değil mi be" diye başlar savunmaya kendini Osman. Sonra da yürek burkan bir anlatışla sürdürür konuşmasını: "Söyleyin be… Allah rızası için söyleyin be…. Gene mi atamadım golü ha? Bu da mı gol değil be… Adaletine, insanlığına kurban olayım Hâkim Bey. Bu da mı gol değil?"

Filmde hâkim dayanamaz, göz yaşları içinde konuşur: "Gol be, gol." Denizli Belediyespor maçında da seyirci dayanamadı Nonda'nın dramına, gözleri nemli haykırdı: "Nonda gol, gol, gol."

Atamadı gol Nonda. Görünen o ki santrfor pozisyonu için en önemli dönüştürücüsünü bekliyor Galatasaray. Gözlerde ışık, kalplerde ümit.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler