Haksız ve yersiz eleştirenler var

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İmralı'da Avrupa Birliği standartları neyse o standartların da üzerinde bir F tipi cezaevi yapıldığını belirtti.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Haksız ve yersiz eleştirenler var
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yapılan düzenlemelerle Haliç'in Venedik'le, Budapeşte'yle yarışır bir bölge haline geldiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ (İDO) tarafından Haliç-Üsküdar hattında kullanılmak üzere inşa edilen ''Kasımpaşa'' adlı vapurun hizmete alınması, ''Hasköy'' ve ''Sütlüce'' vapurlarının da suya indirilmesi dolayısıyla Haliç Tersanesi'nde düzenlenen törene katıldı.

Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, vapurların hayırlı olması dileğinde bulunarak, ''Tabii şu anda gerek bu mekan gerekse içinde bulunduğumuz şu semt, benim için anlamlı bir töreni yaşamayı bana nasip etti. Bundan dolayı da Allah'ıma hamd ediyorum'' dedi.

Başbakan Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiğinde Haliç'in içler acısı bir manzara içinde olduğunu söyledi. İstanbul'un güzelliğine güzellik katan Haliç'in ''Altın Boynuz'' olarak kayıtlara geçtiğini anlatan Erdoğan, ancak kendileri göreve geldiğinde Haliç'in bir ''gerdanlık'' değil adeta İstanbul'un kalbine saplanmış bir ''hançer'' görünümünde olduğunu belirtti. O dönemde, Haliç'in yanından geçilemediğini, kıyısında oturulamadığını, kokusuna tahammül edilemediğini dile getiren Erdoğan, Haliç'i temizleyeceklerini, İstanbul'u bu utanç tablosundan arındıracaklarını söylediklerinde herkesin buna karşı çıktığını kaydetti.

Aralarında hocaların da bulunduğu birçok kişinin, ''Haliç'in temizlenemeyeceği, eğer bir şey yapılacaksa doldurulması, ondan sonra da yeşil alan haline getirilmesi gerektiği'' şeklinde akıl verdiğini anlatan Erdoğan, ''Ama lafa da geldiği zaman çevreciliği kimseye bırakmıyorlardı. Eğer çevrecilikse, Haliç'i doldurmak suretiyle değil, aslına döndürmek suretiyle bunu gerçekleştirmek gerekiyordu'' dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, Haliç'in temizlenmesi amacıyla üniversitelerle uluslararası camiayla çalışmalar yaptıklarını, Avrupa'dan Amerika'ya kadar görüşmelerde bulunduklarını ifade ederek, sonunda Haliç'in temizlenmesi için adım attıklarını söyledi. Haliç'in içinden çıkarılan bütün çamurun, Alibeyköy'deki bir taş ocağını adeta bir baraj haline getirmek suretiyle naklettiklerini ifade eden Erdoğan, bunun da petrol boru hattına benzer bir hatla pompalanarak ve süzülerek ulaştırıldığını anlattı.

Bu şekilde orada 600 bin metrekarelik devasa bir park kazanıldığını ve Haliç'in de çamurundan arındırıldığını vurgulayan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Haliç'te yüzenleri, balık avlayanları görüyorsunuz. Köprünün üzerinden her gün yüzlerce insan balık avlıyor. Haliç'in kenarlarında yürüyüşler başladı. Şu anda, Haliç'te tören yapıyoruz. Koku moku, böyle bir şey kalmadı. Çevrecilik budur. Herkes lafını yapar, biz ispatını yaptık ve bunu yapmaya da devam ediyoruz. Bizim bu şehrin sahipleri olan Haliç'te yatan Eyüp Sultan hazretlerine, Eyüp sırtlarındaki yüz binlerce şehidimize, gazimize ve ulu insanlarımıza, Fatih Sultan Mehmet'e, İstanbul'a güzellik katan herkese bir vefa borcumuz vardı. Haliç'i temizleyerek, bu vefa borcumuzu bir nebze olsun ödemeye çalıştık. Bunu da başardık.''

SÜTLÜCE MEZBAHASI KONGRE MERKEZİ OLDU

Başbakan Erdoğan, eskiden Sütlüce Mezbahası olarak anılan bölgede, Sütlüce Kongre Merkezi'ni yaptıkları, bu merkezin şu anda Türkiye ve bütün insanlığa modern bir merkez olarak hizmet verdiğini ifade ederek, ayrıca İstanbul'u küçük alanda adeta gezmenin ve tanımanın mümkün olduğu Miniatürk'ü (Minyatür Türkiye Parkı) kurduklarını da anlatı. Feshane'nin de yine bölgeye bir zenginlik kattığını belirten Erdoğan, şunları söyledi:

''Müzeleriyle, tersaneleriyle, Balat'ta, Fener'de yaptığımız düzenlemelerle, bugün Haliç artık Venedik'le, Budapeşte'yle yarışır bir bölge haline geldi. Bitti mi? Daha bitmedi. Daha yapılacak çok işimiz var, atılacak çok adım var. Hepsi geliyor eninde sonunda para para... Buraya dayanıyor. Onun için bir taraftan parayı üreteceğiz, bir taraftan da bu yatırımları yapmaya devam edeceğiz.''

Erdoğan, bugün denize indirilen ve hizmete alınan vapurların 1994'te başlattıkları o çalışmaların bir başka safhasını oluşturduğuna dikkati çekerek, Haliç'in kıyısındaki üç önemli nokta olan Kasımpaşa, Hasköy ve Sütlüce'nin adlarının vapurlara verildiğini söyledi. Vapurlarla Haliç'in denizden de seyrinin mümkün olacağını belirten Başbakan Erdoğan, bu vapurların İstanbul'un, Haliç'in silüetine yeni bir renk katacağını ifade etti. Vapurların hem İstanbullulara, hem turistlere yüksek konforda, hızlı, keyifli yolculuk imkanı sunacağını kaydeden Başbakan Erdoğan, ''Vapurlar, panoramik görüş açısından, Haliç'in tarihi güzelliklerine farklı bir açıdan bakma imkanı getirecek. Bu gemilerle İstanbul, yeni bir konsept kazanacak, Bu gemilerle artık Haliç, tam anlamıyla bir kültür vadisine dönüşecek'' dedi.

Bölgede aynı zamanda müzeye dönüştürülen eski elektrik santralini içinde barındıran Bilgi Üniversitesinin de bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, hem müzeyle, hem de üniversitenin değişik fakülteleriyle bir hizmet sunulduğunu anlattı. Erdoğan, ''Bütün bunlar, Sadabat'ın Haliç'le, buralarla bütünleşmesini getiriyor'' dedi.

Bu yılın başında 31 Ocakta ''Fatih'' vapurunu, 8 Haziranda ''Beyoğlu'' ve ''Kadıköy'' vapurlarını, 10 Ekimde de Beykoz ve Sarıyer vapurlarını hizmete aldıklarını anımsatan Erdoğan, vapurların 20 yıl sonra İstanbul'a kazandırılan, İstanbul filosuna katılan ilk vapurlar olduğunu vurguladı. Başbakan Erdoğan, bugün bu törenle, Haliç-Üsküdar arasında kullanılmak üzere 600 yolcu kapasiteli ve yaklaşık 10 milyon TL'ye mal edilen üç yeni vapuru daha İstanbul'a kazandırdıklarını söyledi. Erdoğan, ayrıca bu yıl içinde hizmete aldıkları vapurların tamamının, kendileri için gurur kaynağı olarak, Türk mühendislerce Türk tersanelerinde yüzde 100 yerli üretim sonucu imal edildiklerini kaydetti.

HER NE PAHASINA OLURSA OLSUN BU SÜRECİ TAMAMA ERDİRECEĞİZ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratik açılım sürecini her ne pahasına olursa olsun tamama erdireceklerini belirterek, vatandaşlardan bu süreci sabote etmeye, sorumsuzca, düşüncesizce, pervasızca tahrik etmeye çalışanlara karşı uyanık olmalarını istedi.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ (İDO) tarafından Haliç-Üsküdar hattında kullanılmak üzere inşa edilen ''Kasımpaşa'' adlı vapurun hizmete alınması, ''Hasköy'' ve ''Sütlüce'' vapurlarının da suya indirilmesi nedeniyle Haliç Tersanesi'nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, İstanbul nasıl birlik ve beraberlik ruhuyla fethedildiyse Türkiye'nin aynı şekilde hizmet ve eserlerle buluşturulduğunu söyledi.

Milli birlik, beraberlik ve kardeşlik sürecini güçlendirerek yarınlara taşıyacaklarını vurgulayan Erdoğan, ''Bunu biz yapacağız, başkası yapmayacak'' dedi.

Özgüvenlerinin, millete, ülkeye ve ülkenin potansiyellerine olan inançlarının tam olduğunu belirten Erdoğan, ''Bizler ülkemizin korkulara esir olmasına asla tahammül edemeyiz. Yedi yıldır etmedik, etmeyeceğiz. Milletin desteğiyle bunu başaracağız'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, yıllar boyunca milletin ve ülkenin korkutulduğunu, sindirildiğini, tehdit edildiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

''Ne kazandık? Koca bir hiç. On yıllardır ülkemizin gündemini işgal eden, bitmek, tükenmek bilmeyen o tartışmalar Türkiye'ye ne kazandırdı? Koca bir hiç. Biz çözümsüzlüğü çözüm olarak görmedik, göremeyiz. Bizim siyasi anlayışımıza bu uymaz. Bizim samimiyet, demokrasi anlayışımıza bu uymaz. Bizim vicdanımıza bu sığmaz. Bakın şunu açık ve çok samimi ifade ediyorum. Bizden önceki siyasi iktidarların yaptıklarını biz de yapabilirdik. Rahat bir şey. Ülkenin hiçbir kronik meselesine bakmadan, hiçbir sorununa çözüm getirmeden güzel nutuklarla, sözlerle, propagandayla, popülizmle Türkiye'nin yıllarını heba edebilirdik. Bir eli yağda, bir eli balda olanlardan olabilirdik ama o zaman milletin huzuruna alnımız ak, başımız dik çıkamazdık. O zaman şu anda başka siyasetçilerin yaptığı gibi milletin huzuruna çıkamaz, utancımızdan boynumuzu yere eğmek zorunda kalırdık. O zaman millete, gelecek nesillere hesap veremezdik. Biz bu yolu tercih edenlerden olmadık. İdari maslahatçılardan olmadık. Bundan sonra da olmayacağız.''

Başbakan Erdoğan, milli birlik ve kardeşlik sürecinde bu toplantıyı yaparken Türkiye'nin geleceğini yakından ilgilendiren bu süreçte adeta birilerinin elini taşın altına koyamadığını söyledi.

''Bu süreçte asla yalnız kalmak'' diye bir şey düşünmediklerini, bunun kendilerine dokunmayacağını ifade eden Erdoğan, doğruya, doğruluğa ve ilkelere inandıklarını vurguladı.

''Biz milletimize inandık. Anamuhalefet, muhalefet şöyle demiş, bizi ilgilendirmez. Millet bizi ilgilendirir. Çünkü biliyoruz ki milletimiz bizim arkamızda'' diyen Erdoğan'ın sözleri, vatandaşların ''Vur vur inlesin, Deniz Baykal dinlesin'' sloganıyla kesildi. Erdoğan, ''Hiç gerek yok. Onlar tekil, çoğul burada'' dedi.

MİLLETİN EMANETİ

Milletten aldıkları yetkiyle yola çıktıklarına dikkati çeken Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Milletimiz adına her ne pahasına olursa olsun bu süreci tamama erdireceğiz. Milletin emanetini üzerimizde taşıdığımız sürece o emanetin hakkını vermeye devam edeceğiz. Sinsice bu süreci sabote etmeye, sorumsuzca, düşüncesizce, pervasızca tahrik etmeye çalışanlar var. Ülkede kardeşliği, birliği, bütünlüğü bozup bundan kendine siyasi çıkar sağlamanın peşinde olanlar var. Aziz milletimin bu kirli oyunları, senaryoları görmesini istiyorum. Herkesten bu çirkin provokasyonlar karşısında uyanık olmasını rica ediyorum. Hiç kimsenin endişesi olmasın. Hukuk işliyor. Her türlü hukuk dışı eylem mutlaka ve mutlaka hukukun karşısına çıkıyor ve gereken cezayı alıyor. Hiç kimse bizim iktidarımızı illegal örgütlerle masaya oturan bir iktidar olarak gösteremez. Hiç kimse bizim iktidarımızı illegal kişilerle masaya oturan bir iktidar olarak gösteremez. Ne yapılıyorsa hukuk içinde yapıyoruz.''

BU SÜREÇ AK İLE KARANIN APAÇIK ORTAYA ÇIKACAĞI BİR SÜREÇTİR

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, demokratik açılım sürecinin ak ile karanın apaçık ortaya çıkacağı bir süreç olduğunu ifade ederek, ''Kimin gerçekten çözümü arzuladığı, kimin Türkiye'yi karanlıklara mahkum etmek istediği apaçık ortaya çıkmıştır. Kimin gözyaşlarını dindirmek istediği, kimin de o gözyaşlarından beslendiği ortaya çıkmıştır, daha da çıkacaktır'' dedi.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ (İDO) tarafından Haliç-Üsküdar hattında kullanılmak üzere inşa edilen ''Kasımpaşa'' adlı vapurun hizmete alınması, ''Hasköy'' ve ''Sütlüce'' vapurlarının da suya indirilmesi nedeniyle Haliç Tersanesi'nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, şu anda ülkenin bazı yerlerinde terörist grupların bir şeyler yaptığını ve bahane olarak da ''terörist başı şöyle oluyor, böyle oluyor'' dediklerini ifade ederek, Adalet Bakanlığı'nın dün medyaya oranın durumunu gösterdiğini anlattı.

''Hepsi yalan'' diyen Erdoğan, orada AB standartlarının da üzerinde F tipi cezaevi yapıldığını, resimlerle bunun kanıtlandığını söyledi.

Bütün bunlara rağmen provokatif eylemler yapmak suretiyle kendisini buradan nemalandırmak isteyen bazı siyasi parti gruplarının da bu süreci kendine göre değerlendirmek istediğini belirten Erdoğan, ''Benim milletim bunlar karşısında uyanık olacak. Özellikle de Kürt kökenli vatandaşlarım bunlara gereken cevabı vermelidir, bu oyuna gelmemelidir'' diye konuştu.

Bu sürecin önemli bir yanı olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları kaydetti:

''AK Parti iktidarı şunu her zaman söylemiştir. Bölücü terör örgütü hiçbir zaman Kürt kökenli vatandaşlarımın temsilcisi olmamıştır, olamaz. Bu iktidarın bir özelliği var. Bu iktidar bütünleştiricidir, kucaklayıcıdır. Bu iktidarın temel ilkesi Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abhazasıyla, Boşnağıyla, Arnavutuyla, Romanıyla aklınıza ne geliyorsa, ülkemdeki 72 milyon insanı yaratılanı yaratandan ötürü sevmek anlayışı ile sever, bu iktidarın anlayışı budur. Zaman zaman utanmadan, sıkılmadan, arlamadan 'Başbakan bir kere Türk milleti ifadesini kullanmadı' deme cüretinde bulunanlar var. Benim bu hassasiyetim onlarla mukayese edilemeyecek derecede fazladır. İnsanın biraz edep, adap diye bir şeyi olur. Bizim hangi kültürle yetiştiğimiz, nasıl yetiştiğimiz bellidir ama bunu test etmeye ne Baykal'ın, ne Bahçeli'nin gücü yetmez. Bunu açıkça söylüyorum. Biz onların iktidarda bulundukları dönemde, Türkiye adına, Türk milleti adına, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı adına ne yaptıklarını çok iyi biliriz. Her zaman söylüyorum. Nerede kaç tane çakılı, dikili ağacınız var? Bunu bir söyleyin, gösterin. Neyiniz var? Sizler bizlere ne öğrettiniz, bizler ne yaptık? Her şey ortada. Biz ne yapıyoruz, her şey ortada. Çünkü ne hesap, ne kitap... Böyle bir şey bunlarda yok.''

BİZİ AYIRMAK, BÖLMEK İSTEYENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ

Başbakan Erdoğan, geçmiş iktidarların el pençe divan durdukları dünya ülkeleri karşısında artık onuru ile duran bir Türkiye bulunduğunu, artık gündemi belirlenen bir Türkiye değil, gündem belirleyen bir Türkiye olduğunu söyledi.

Milli birlik ve kardeşlik, demokratik açılım sürecinin bu noktada çok önemli olduğunu ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Hep beraber çalışacağız kardeşlerim. Bizi ayırmak, bölmek isteyenlere fırsat vermeyeceğiz. Sokakları illegal eylem yerine getirenler, 'Efendim çocuklar şöyle, çocuklar böyle' diyenlere sesleniyorum. O çocuklara molotofkokteylini attıranlar kim? O çocukları terörist eylemleri için kullananlar kim? Peki o çocukları, 18 yaşındaki Serap yavrumuzu molotofkokteyli attıkları otobüste yakanlar, onu şu anda o sıkıntılı duruma sokanlar kim? O çocuk değil mi? Ne ile izah edeceksiniz? Bir taraftan birisini mağdur, mazlum göstereceksin, öbür taraftaki o molotofkokteyli ile yanan yavruyu ne göstereceksin? Adil olalım adil. Yaklaşırken istismar değil, adaletin gereği neyse onu konuşalım, bunu söyleyelim. Birini savunurken, öbürünü unutmayalım. Adalet neyi gerektiriyorsa, onu yapalım. İşte AK Parti iktidarı budur. Milletimizin huzurunu kaçırmak isteyenler, kendi karanlık iç yüzlerini böyle ortaya koyarlar. Milletimiz bu tahriklere inanıyorum ki alet olmayacaktır.

Benim aziz milletimden ricam şudur; bu oyunlara gelmemeleri, bu tahriklere aldırmamaları, bu senaryoları hep birlikte boşa çıkarmaları. Sorumsuz davranışlar, vicdansız, insafsız davranışlar karşısında hislerimize hakim olalım. Bu ülkenin güvenlik güçleri, hakimleri ve savcıları gerekeni gereken yerde inanıyorum ki yapacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bakın bu süreç, ak ile karanın apaçık ortaya çıkacağı bir süreçtir. Kimin gerçekten çözümü arzuladığı, kimin Türkiye'yi karanlıklara mahkum etmek istediği apaçık ortaya çıkmıştır. Kimin gözyaşlarını dindirmek istediği, kimin de o gözyaşlarından beslendiği ortaya çıkmıştır, daha da çıkacaktır. Kimlerin gerçekten terörün karşısında olduğu, kimlerin de terörün taşeronu olduğu veya kuklası, oyuncağı olduğu bu süreçte ortaya çıkmıştır, daha da çıkacaktır. İbretle izleyecek ve tüm bu oyunları hep birlikte bozacağız. Aziz milletimden sabır istiyorum, sağduyu, soğukkanlılık istiyorum. Bir kez daha tekrar ediyorum, elimizi taşın altına attığımızda tahriklere aldanırsak kaybeden oluruz. Ve hep birlikte kaybederiz lütfen bunu unutmayalım. Onun için de tahriklere gelmeyelim.''

ELEŞTİRİYE KARŞI TAHAMMÜLSÜZLÜĞÜMÜZ YOK

Başbakan Erdoğan, zaman zaman basına seslendiğini, kızdığı zamanların da olduğunu ifade ederek, basına zevkinden ve nefsinden değil, canı yandığı için ve milletinin canı yanmaması için kızdığını anlattı.
Erdoğan, ''Ne zaman televizyonu açarsanız bakıyorsunuz devamlı 'Şurada şu vuruldu, burada bu vuruldu, şurada şu kadar general şuraya çağrıldı, şu kadar albay, yarbay buraya çıkarıldı'. Bununla ne yapıyorsunuz? Teröre bir şeyler taşıyorsunuz ve körükle gidiyorsunuz. Bunu yapmak kime ne kazandırıyor? Bu işi isteyenler, bu tezgahı kuranlara kazandırıyor. Lütfen burada biraz hassas olalım. Bırakalım, zaten iş yargıda. Yolunda gidiyor. Yargı gerekli olan kararı verecektir.''

Bunları her gün yazıp çizmekte, televizyonlarda seslendirmekte bir yarar olmadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bu millete anlatacağınız, yol gösterecek şeyler yok mu? Bunlar mı güzel şeyler? Bunlar mı bize bir şeyler kazandırıyor? Hayır, hayır, hayır... Ama milletimize ufuk verecek şeyleri anlatmak gibi dertleri yok. Hep vuruşturmak, kızıştırmak, dert bu. Burada dayanışma lazım. Bizim milli birliğimiz var, kardeşliğimiz bu. Bu dayanışmayı sağlamamız lazım. İnanın açık ve net söylüyorum, milli birliğimizi, kardeşliğimizi tesis ettiğimiz sürece, Türkiye'yi tutana aşk olsun diyorum. Bu kadar açık söylüyorum. Bu gücümüz var ama iğneyi kendilerine batırmak gibi bir kültür ne yazık ki hala oluşmamış. Yaptıkları haberlerin, yorumların kitleleri nasıl olumsuz etkilediğini, karamsarlığa sevk ettiğini, yalan haber ve iftiraların kitleleri nasıl tahrik etiğini ya görmüyorlar ya da görmek istemiyorlar. Elbette eleştireceksin. Tayyip Erdoğan yanlış yapıyorsa eleştir, ama sor soruştur da öyle eleştir. Acaba bu haber doğru mu değil mi, sor soruştur, öyle eleştir. Bana sor, inan ben sana cevabını veririm, aslını söylerim. Bana yol göster, teşekkür ederim. Eleştir, ama hakaret etme, yalan haber yapma. Bizim eleştiriye karşı bir tahammülsüzlüğümüz yok. Ama provokasyona karşı, yalan haberlere karşı, milletin birliğini ve bütünlüğünü hedef alan haberlere karşı, milleti galeyana getirmeye yönelik haberlere karşı hassasiyetim var. Buna da kızarım, kızmak da benim hakkım. Kimse 'Buna hakkın yok' diyemez. Kimsenin siyasetçiye tepeden bakma hakkı da yok. Çünkü biz millet adına buradayız. Öyleyse biz de görevimizi yapacağız. Yani el pençe divan durup, 'emir buyurdunuz efendim' mi diyeceğiz? Yoksa söylenmesi gerekeni mi söyleyeceğiz? Milletin temsilcilerini kimsenin aşağılama hakkı yoktur ve olamaz.''

''BİZ ARTIK YATARAK PARA KAZANMA DÖNEMİNİ KAPATTIK.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, artık yatarak para kazanma dönemini kapattıklarını belirterek, ''Üreteceksin, kazanacaksın. Üretmeden vermek yok. 'Devletin malı deniz, yemeyen domuz' dediler. Bu anlayışla baktılar. Biz böyle bakamayız. Millet bu anlayışın bedelini çok ağır ödedi'' dedi.

Başbakan Erdoğan'ın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş (İDO) tarafından Haliç-Üsküdar hattında kullanılmak üzere inşa edilen ''Kasımpaşa'' adlı vapurun hizmete alınması, ''Hasköy'' ve ''Sütlüce'' vapurlarının da suya indirilmesi dolayısıyla Haliç Tersanesi'nde düzenlenen törende yaptığı konuşması, TEKEL işçilerinin ''TEKEL sizden müjde bekliyor'' sloganları ile kesildi. Erdoğan, bunun üzerine, ''Ben ayaküstü müjdelere pek alışık liderlerden değilim'' diye konuştu.
TEKEL ile ilgili süreci daha önce sendika temsilcileri ile konuştuklarını ve gerekeni söylediklerini belirten Erdoğan, TEKEL'de depodan başka bir şey kalmadığını, TEKEL'in üreten bir yer olmadığını, özelleştirme kapsamı içinde devredileceğini anlattı.

Erdoğan, çalışanlara kıdem ve ihbar tazminatlarının verildiğini, isteyenlere de 4-C'de istihdam kapısı açtıklarını belirtti. Erdoğan, sloganların devam etmesi üzerine ''Kusura bakmayın. Biz sizleri şu andaki işlerinizde istihdam edemeyiz. Bu konuda da gerekli çalışma zaten yapılıyor. Gerekli olanları sendika temsilcilerine sorarsanız, onlar size gereğini anlatır. Lütfen burayı da provoke etmeyin'' dedi.
TEKEL işçileri, sloganlarını sürdürmesi üzerine güvenlik güçleri tarafından tören alından çıkarıldı.
Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Özellikle şunu ifade etmek istiyorum. Türkiye'de bugüne kadar ne yazık ki bazı bu tür unsurlar ortaya çıkıyor. Bu tür unsurlar bu ülkede çalışmadan, yatarak para kazanmak istiyorlar. Biz artık yatarak para kazanma dönemini kapattık. Üreteceksin, kazanacaksın. Üretmeden vermek yok. Her zaman söylüyorum. Bir özel sektör işverenini düşünün. Çalışmayana para verir mi? Çalışana para verir. Çalışmazsa ne yapar? İhbar, kıdem tazminatını öder, ondan sonra da 'Buyur kardeşim' der ama bunlar devlette böyle alışmadılar. 'Devletin malı deniz, yemeyen domuz' dediler. Bu anlayışla baktılar. Biz böyle bakamayız.''

Milletin, bu anlayışın bedelini çok ağır ödediğini ifade eden Erdoğan, ''Al sana ihbar tazminatı, kıdem tazminatın. İstersen 4-C'de de seni değerlendirelim ama yok kendi işini kuracaksan, kendi işini de kur. Bunları da söyledik. Sendikalarıyla anlaştık. Onlarla görüştüm, 'Size bu kadar süre. Gereğini yapın' dedim. Mutabık kaldık. Mutabık kalmamıza rağmen işte işin sonu geldi ve yaklaşık 1-2 yıl geçti aradan. Hala bunlar biz burada böyle devam edelim veya bizi aynı haklarla başka yerlerde değerlendirin. Yok, bunların hepsini konuştuk. Yaklaşık 10 bin TEKEL işçisinin bize maliyeti 40 trilyon'' diye konuştu.
Konuşması ''Türkiye seninle gurur duyuyor'' sloganları ile kesilen Erdoğan, sendika temsilcileri ile her şeyin konuşulduğunu, ilgili bakanlara da başka çıkış yollarına da bakılmasını istediğini söyledi. Erdoğan, ''Ama gördüğünüz gibi bazı alışkanlıklar var. Nedir? 'Siz yine ayda 40 trilyonu ödemeye devam edin.' Şu anda bir tarafta benim bu kadar iş gücüm var, öbür taraftan da 40 trilyonu ben hiçbir şey üretmeyene vereceğim, yok böyle bir şey'' dedi.

HAKSIZ VE YERSİZ ELEŞTİRENLER VAR

Başbakan Erdoğan, ''demokratik açılım'' sürecini haksız ve insafsız yere eleştirenler bulunduğunu belirterek, eleştirme hakları da olduğunu söyledi.

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Önce 7 yıl önce yazdığın mevzulara bak, bir de bugün tartıştığın konulara bak. 7 yıl önce aynı köşe yazarları bu konuları köşelerine bile taşımaya korkarlardı, konuşamazlardı ama şimdi bu konuları rahat konuşuyorlar, rahat yazıyorlar, serbestçe konuşuyorlar, tartışıyorlar, kaleme alabiliyorlar. 'Demokratik açılım' nerede diye soruyorsun. 'Demokratik açılım' işte senin köşende. AK Parti iktidarından önce düşüncesinden dolayı mahkum olanların sayısına bak, şimdi düşüncesinden dolayı mahkum olan var mı ona bak. Nereden nereye geldik. Özgürlük bu ama biz bunu yeterli görüyor muyuz? Görmüyoruz. Diyoruz ki 'temel hak ve özgürlükler doğuştan kazanılan haklardır'. Bunlar üzerinde kimsenin kalem oynatmaması gerekir'' dedi.

İsviçre'de minare yapımının yasaklanmasına ilişkin referanduma da değinen Erdoğan, ''Böyle bir şey referanduma gider mi? İnanç, yaşam, düşünce özgürlüğü referanduma gider mi? Bunlar doğuştan kazanılmış haklardır. Şimdi dünya bunu tartışıyor. Er ya da geç aslına dönecek. Bunun başka çıkışı yok'' diye konuştu.

Türkiye'de bu anlamda büyük mesafeler alındığını vurgulayan Erdoğan, 7 yılda bu ülkenin nasıl değiştiğini görmeyecek kadar görme yeteneğini kaybedenlerin de bulunduğunu söyledi.

Bu ülkenin nereden nereye geldiğini göremeyecek derecede hissiz olanların da bulunduğunu dile getiren Erdoğan, ''Bu ülkenin 7 yıl içerisinde hem içeride hem dışarıda nasıl itibar kazandığını izlemeyecek kadar kafasını kuma gömenler var'' dedi.

Uluslararası kredi kuruluşlarının son dönemde Türkiye ile ilgili notlarını anımsatan Erdoğan, ''Şöyle bir silkelenin bakalım. Türkiye'nin notunu ne yapıyorsunuz, unuttunuz mu?'' diye sordu.

Türkiye'nin kredi notunun yükseldiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin krize rağmen daha iyiye gittiğini ve daha iyi olacağını kaydetti.

YURT DIŞI ZİYARETLER

Erdoğan, İran ve Libya'ya yaptığı ziyaretler sonrasında alınan sonuçların iş adamlarını sevindirdiğini ve buralarda ciddi iş imkanı doğacağını belirterek, ABD ziyaretinde de gerek Türkiye-ABD ilişkilerini gerek bölge sorunlarını, gerek uluslararası sorunları ele alma imkanları olacağını anlattı.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bu gezimizi de gayet verimli değerlendireceğimize inanıyorum. Ne yazık ki içeride olup, bize hasmane tutum içinde olup, Amerika'yı olumsuz etkileme içerisinde olanlar da var. Bunları da biliyorum. Bunu yapanlar da bunu bilsin, yeri geldiği zaman bunlar da açıklanır. Bunları da bilsinler. Etkileyeceklerini zannettikleri yönetim de evvel Allah bunlara kulak asmayacaktır. Çünkü inandırıcı değiller, dürüst değiller, samimi değiller. Biz yüreğimizden konuşuyoruz, günlümüzden konuşuyoruz. Onlar ise nefislerinden konuşuyorlar. Farkımız bu. Biz bütün bunlara aldırış etmeyeceğiz. Yeter ki milletimiz arkamızda olsun, desteği, hayır duaları arkamızda olsun. Yapayalnız da kalsak doğru bildiğimiz yolda sarsılmadan, savrulmadan, ilerleyeceğiz. Bu millet engin sağduyusu ile cesareti, vakarı ve zekasıyla tüm bu tahrikleri aşmak suretiyle yarınlara bu ülkeyi ulaştıracaktır.''


TEMENNİM EN KISA ZAMANDA GEMİ MAKİNELERİNİ ÜRETİR DURUMA GELMEK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, en kısa zamanda gemi makinelerini üretir duruma gelmeyi temenni ederek, ''İnşallah bunu başaracağız. Bunları başardığımız zaman bir başka olacağız'' dedi.

Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İstanbul Deniz Otobüsleri AŞ (İDO) tarafından Haliç-Üsküdar hattında kullanılmak üzere inşa edilen ''Kasımpaşa'' adlı vapurun hizmete alınması, ''Hasköy'' ve ''Sütlüce'' vapurlarının da suya indirilmesi dolayısıyla Haliç Tersanesi'nde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, İDO'nun dünya genelinde yaptığı yatırımlarla sektöründe dünya lideri durumuna dönüştüğünü anlattı.

İDO'nun dünyada örnek alınan yatırımlara imza attığını belirten Erdoğan, bu değişim ve dönüşümde emeği olanları kutladı.

''Marifet iltifata tabidir, iltifatsız marifet zayidir'' diyen Erdoğan, ''sadece ve sadece hizmet'' diyerek yola çıktıklarını söyledi.

İçi yağdan, kirden, pastan geçilmeyen vapurların hizmet verdiği dönemleri yaşadıklarını belirten Erdoğan, ''Benim halkım buna layık değil. Şimdi gayet modern, kir, pas, yağ, koku olmayan vapurlarda seyahat etme imkanı yakalıyoruz. Bundan dolayı mutluyuz. Demek ki, azmederseniz, inanırsanız, çalışırsanız, başarırsınız. Azmettik, inandık, çalıştık ve başardık'' diye konuştu.

Haliç Tersanesi'nde hem vapur imal edildiğini hem de tadilatının yapıldığını belirten Erdoğan, ''Ancak tarihine bakıldığında Sultan Abdülhamit kokuyor. Hala o tarih yatıyor. Ama aynı zamanda bu yaşatılıyor. Başarabileceğimize inandık. Hem Haliç, hem Haliç Tersanesi yaşıyor. İnşallah bundan sonra da çok daha ileri teknoloji, modern donanımla hizmet etmeye devam ediyor'' dedi.

Dünyada gemi inşa sanayinde Türkiye'nin yarışan bir ülke haline geldiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin gemi inşa sanayinde ilk beşe girdiğini anımsattı.

Bunların durup dururken olmadığını, girişimcilerin katkılarının yanı sıra onlara ''yürü'' diyen iktidarın büyük katkısı olduğunu anlatan Erdoğan, iktidarın da bu sektöre gereken imkanı sağladığını anlattı.
''Bir şey vereceksin ki neticesini alacaksın'' diyen Erdoğan, bunların aşkı ve heyecanı getirdiğini, sonucunu aldıklarını anlattı.

Artık sıçrama dönemi geldiğini ve bunu başardıklarını belirten Erdoğan, ''Temennim en kısa zamanda gemi makinelerini üretir duruma gelmek. İnşallah bunu başaracağız. Bunları başardığımız zaman bir başka olacağız'' dedi.

İSTANBUL'UN ÖNEMİ
Milletin tarihte ne dediyse yaptığını, yaklaşık 600 yıl önce karadan gemileri yürüttüğünü dile getiren Erdoğan, ''Bizler o ecdadın torunlarıyız, yaparız. İnanacağız, birbirimize dayanacağız ve yapacağız'' diye konuştu.

Türkiye'nin 81 ilini kendi imkanları, değerleri ve potansiyeliyle ayağa kaldırmanın mücadelesi içinde olduklarını ve başardıklarını belirten Erdoğan, İstanbul'un Türkiye'nin özeti, ortak değeri olduğunu vurguladı.

''İstanbul kalkarsa Türkiye ayağa kalkar, ama İstanbul batarsa Türkiye batar'' diyen Erdoğan, onun için İstanbul'un çok önemli olduğunu kaydetti.

TÜRK YATINA TÜRK BAYRAĞI

Türkiye'de yat sahibi olan Türk vatandaşlarının yabancı bayrak taşıdığını kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

''Üstelik en ücra ada devletinin bayrağı. Bizim bir mahalle nüfusu kadar olanlar var, bizde öyle büyük mahalleler var. Onun bayrağı dalgalanıyor. Sahibi kim? Türk. İçinde oturanlar kim? Türk. Bu bizim için bir zillettir. Ne gerekiyor? Vergi düzenlemesi falan. Hepsini yaptık, bitirdik, şimdi yeni bir süreç başladı. Türk yatını, Türk bayrağı ile gezdirmelidir, onun onurunu da 3-5 kuruşa feda etmemelidir. Süreç başladı. İşte bin 500 kadar yat Türk bayrağını çekti. Böyle yürüyeceğiz. 'Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır/Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.' Buna böyle bakıyoruz.
Bağımsızlık ruhunu her tarafa yaygınlaştırırken sadece İDO'nun değil, sınırlarımız içinde dolaşan vapurlarımız değil, dünyaya giden gemilerimizin taşıdığı bayraklar bizim için adeta bir misyondur. Oralarda bizim tanıtımımızdır. Dalgalanan bir bayrak olarak taşınan birer mesajdır. Bu bakımdan çok önemli. Onun için bizim bu noktada gemi filomuzun, ticari filomuzun çok çok güçlü olması lazım.''
Erdoğan, konuşmasının ardından kurdele keserek ''Kasımpaşa'' vapurunu hizmete soktu, butona basarak ''Hasköy'' ve ''Sütlüce'' vapurlarını suya indirdi.
Başbakan Erdoğan, daha sonra Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul Valisi Muammer Güler, Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve diğer konuklarla ''Kasımpaşa'' adlı vapurla Beşiktaş Barbaros Hayrettin Paşa iskelesine kadar geldi.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler