Madımak'ın acısı hala içimde...

Kaynak Gazete
Giriş Tarihi:
Madımak'ın acısı hala içimde...
* A.U: Bir de siyasi yaşamın var. Önce SHP'den Milletvekili oldun. Yıllar sonra CHP'den İstanbul Sancaktepe'de Belediye Başkanı adayı gösterildin. SHP'den istifa ettiğin günlerde HEP'in kurucuları arasına katıldın. HEP bir Kürt patisiydi ve bugünkü DTP'nin tohumları orada atılmıştı. O günlerde, durumun buralara kadar geleceğini tahmin etmiş miydin?
A.S: Yoo. Biz Halkın Emek Partisi'ni kurmuştuk. Kurucuları arasında Fehmi Işıklar, Abdullah Baştürk gibi isimler vardı.

* A.U: Aşırı Kürt milliyetçiliği söz konusu değildi diyorsun.
A.S: Hayır. O sonradan oluşturuldu. O dönem biz zaten HEP'ten istifa etmiştik.

* A.U: Bu günlerdeki Kürt açılım konusunda ne düşünüyorsun. DTP'nin başkan yardımcısı Aysel Tuğluk "Bu açılımda Abdullah Öcalan'ın da muhatap alınması gerekir" dedi ya...
A.S: Aysel hanımın ne dediği açık ama ben hükümetin ne dediğini anlamış değilim. Bu açılım nereye kadar açılır, ölçüsü ne onu bilmiyoruz henüz. Önce bunun ne olduğu kırmızı çizgileri açıklansın öyle verelim kararımızı. Bu ülkeyi yönetenler önce bunu netleştirmeli.

* A.U: Yaşamında belki de hiç hatırlamak istemediğin o kanlı güne gelirsek... Madımak katliamından bu yana aradan bunca yıl geçti. Şimdi geriye dönüp bakınca, ilk olarak aklına ölüm mü geliyor?
A.S: Can ve ölüm akla en son geliyor. O anda kendini bile düşünemiyorsun... Orada bir sürü duyguyu bir anda yaşıyorsun. Ölüm korkusu, arkadaşlarının ölmesi, bir vahşet, gerici bir hareket var...
* A.U: Yangın ne kadar sürdü? A.S: İlk üç dört dakikada kaçamasaydık zaten hepimiz ölmüştük. Ama asıl önemlisi yangından önceki sekiz saat yaşadıklarımızdı.

* A.U: O saatleri nerede geçirdiniz?
A.S: Herkes merdiven boşluğunda toplanmıştı. Sekiz saat otel taşlandı. Devletten en ufak bir müdahale yoktu. Bütün masalar ve sandalyelerle merdiven boşluğunu tıkadık. İçeri girip bizi öldürmelerini bekledik. Din adına insanların yakılması, hunharca öldürülmesi, onlar ölürken alkışlamak, zılgıtlar çekip sevinç naraları atmak müthiş bir şey. Ölüm filan bunun yanında hava. Bu toplu bir canilikti. Dışarıda on bin kişi katledilmenizi bekliyor.

* A.U: Sonra alevleri gördünüz...
A.S: Önce müthiş bir kara duman geldi. Naylon halılar yanmaya başlamıştı.

* A.U: Sonra karşıdaki Büyük Birlik Partisi'nin balkonuna geçmişsiniz ve pek de hoş karşılanmamışsınız galiba.
A.S: "Sizi biz mi davet ettik" diye küfürlerle karşılandık. Yangın hemen arkamızda. Sonra içlerinden biri beni tanıdı. "Yıllar önce Kızıldağ'da arabam bozulmuştu donmak üzereydim. Beni arabana aldın Sivas'a getirdin. Şimdi ben sizin hayatınızı kurtarıyorum" dedi... Öylece içeri aldılar hepimizi. Toplu canilikti bu... Daha sonra Adalet Bakanı olan Şevket Kazan da katilleri savunanlar arasındaydı.

* A.U: Görüşmeyeli sosyalizm konusundaki fikirlerinde bir değişiklik oldu mu?
A.S: Hayır. Ben hala dünyayı sömürüden sosyalizmin kurtaracağına inanıyorum. Bu ülkede çocuklarımızın geleceğinin garantide olduğunu bilerek ölmek istiyorum. Onlara yaşanmaz bir ülke bırakıp gidersem mezarımda rahat uyur muyum, bunun hesabını yapıyorum. Bunun için el ele tutuşup barışmak lazım. Bu memleket bizim memleketimiz. Ben yaşayacağım topraklarda huzurun ve barışın egemen olmasını istiyorum.

* A.U: Onlara karşı mısın?
A.S: Kesinlikle onu söylemek istemedim. Herkes cinsel tercihini kendi belirler. Bülent Ersoy ilk çıktığı zamanlar aileler çocuklarının dudaklarını boyar, saçlarını uzatır "Benim oğlumun Bülent Ersoy'dan nesi eksik" diye plak şirketlerinin kapısını aşındırırlardı.

* A.U: Zaten sonunda Kenan Evren de Bülent Ersoy'un sahneye çıkmasını yasakladı. Sana göre bu doğru bir karar mıydı?
A.S: Kesinlikle yanlıştı. Bülent Ersoy'un o dönemki tavrı yiğitçe bir davranıştı. Cinselliğini seçmiş ve ameliyat olmuştu. Bülent'i bu davranışından dolayı alkışlamıştım... Zeki Müren'e 'Paşa' unvanı veren bir toplumda Bülent Ersoy'u yasaklıyorsun. Bu ne çelişki?

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler