İBB yolsuzluk davasında üçüncü gün: Salon yine karıştı

İBB’de 160 milyar lirayı aşan kamu zararına yol açtığı iddia edilen “çıkar amaçlı suç örgütü” davasının üçüncü duruşması da gergin başladı. Aralarında"Örüt elebaşı" Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 107’si tutuklu 407 sanığın yargılandığı davada sanıkların salona girişinde jandarma ile tartışma yaşanırken, mahkeme salonunda kısa süreli gerginlik çıktı. Duruşma savunmaların alınmasıyla devam ederken Adalet Bakanı Akın Gürlek TBMM'de yaptığı açıklamada, "Mahkeme salonları siyaset arenası değildir, burada siyasi şov yapılamaz, mahkeme salonlarında yalnızca yargılama yapılır." dedi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
İBB yolsuzluk davasında üçüncü gün: Salon yine karıştı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesinde 161 milyar liralık kamu zararına yol açtığı iddia edilen ve 143 ayrı eylemde rüşvet ile yolsuzluk suçlamalarının yer aldığı davada, "Elebaşı" olarak gösterilen Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 107'si tutuklu 407 sanık üçüncü kez hakim karşısında...

Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, ʺörgüt elebaşıʺ konumunda şüpheli Ekrem İmamoğlu yer alıyor (TAKVİM Arşiv)

İmamoğlu ilk 2 gün mahkeme heyetiyle tartışarak tehditler savururken dün (10 Mart) sanıklardan CHP'li Aykut Erdoğdu savunma yaptı.

TAKVİM duruşmanın üçüncü gününde yaşananları dakika dakika aktarıyor...

Ses İkonu CANLI ANLATIM

DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

 Duruşmaya saat 14.00'e kadar ara verildi.

"ÖDEMELER OLAĞANDIŞI HAREKET OLARAK ALGILANDI" SAVUNMASI

Aydöner savunmasında şu iddialarda bulundu:

"Ben sözde mağdur Serbülent’in iddiaları gerekçe gösterilerek tutuklandım. Hem de delilsiz, belgesiz bir beyanla. 2016 yılında ailemin uzun yıllardır oluşturduğu birikimle ve tecrübeleri, en önemlisi müşteri portföyünü arz-talep dengesiyle ölçerek yeni nesil kurumsal marka modernleşmesi adımlarını atmaya karar verdim. Kısa sürede ilk stratejik konsept mağazamı açtım. Hasanoğulları DTM Otomotiv’in resmi olarak her işleminin yasalara uygun olduğunu belirtirim. Ben beyaz eşya sektörüne 2016’da adım attıktan sonra 2019 yılına kadar göstermiş olduğum faaliyet neticesinde bir markanın da güvenini kazanarak Pendik'te en büyük mağazayı açma konusunda teklif aldım ve anlaşma sağladım. Şahıs şirketi olduğumdan, diğer işlerimde olduğu gibi buranın mağaza kiralanmasından diğer bütün resmi prosedürlerine kadar tüm işlemleri şahsım adına vekâleten ilerlettim. Ben şirketime bu kadar maddi ve manevi emek sarf ederken, bu kadar emeğin yok edileceğine, tek bir sözlü beyanla mağlup olacağıma kesinlikle inanmak istemiyorum. Ticaret hayatıma devam etme kararımdan sonra 2020 yılında Tuzla merkezli kendi şirketimi kurdum ve kurduğum şirkete kademeli olarak geçiş sağlamaya başladım. Bu süreçten sonra aile adına genişlettiğim süpermarket modelini devrederek buradan elde ettiğim gelirle şirketimin bayilik süreçlerinde sermaye olarak büyümesine katkı sağladım. 2025 yılında 4 adet konsept ve kurumsal işletmeye sahip oldum. Sayın Başkan, 2019 yılına kadar olan bu süreçten özellikle bahsettim. Çünkü asla kabul etmeyeceğim şekilde emeklerimin, ailemin emeklerinin yok sayıldığı; bizim etimizle, dişimizle, alın terimizle, devlet destekli ve emek odaklı büyüttüğümüz çalışmaların hiçe sayıldığı bir MASAK raporu dosyaya sunulmuştur. Burada annemin şahıs şirketi gözönünde bulundurulmadan Hasanoğulları şirketine geçiş aşamasındaki mal transferlerinin karşısında yapılan ödemelerin hepsi olağan dışı hareketler olarak algılanmıştır. Bu raporu tamamen reddediyorum. Eylem 32’ye neden dahil edildim."

Bulut Aydöner'in ağabeyi Baki Aydöner ve Ekrem İmamoğlu

"MADEM BU ARSALAR RÜŞVET TAPU MASRAFINI NEDEN BEN ÖDEDİM"
Aydöner savunmasının devamında,"Şimdi bahsettiğim gibi ticaretin bütün adımlarında, yani otomotiv alım-satımları dâhil hepsini resmi bir şekilde, düzgün ve faturalı olarak, tek bir kayıtdışı satış dahi yapmadan yürüttüğüm için buradayım. Dünya malına tamah etmeden, herhangi bir harama ya da yanlışa bulaşmadan, küçük yaştan bugüne kadar gece gündüz çalışmış, işlerine yoğunlaşmaktan her türlü imkâna sahipken annesi ve babası yaşlı olduğundan dolayı evini onlardan ayırmamış, 30 yıldır aynı adreste annesi ve babasıyla birlikte ikamet eden, kaçma şüphesi olduğu iddia edilen tutuklu Bulut Aydöner’im. Ağabeyim CHP’de üst düzey yönetici, tarzı, siyasi düşüncesi ve fikri açıkça belli olan bir kimliktir; ama o Baki Aydöner, ben Bulut Aydöner’im. Ne onun bana talimat vermesi gibi bir durum sözkonusudur ne de benim ona talimat verme durumum vardır. Esnafın partisi olmaz. Ben kesinlikle mağazalarımdan içeri giren müşterilere ya da çalışanlarıma hangi partiye mensup olduklarını sormadım, sormaya da ihtiyaç duymadım. Şile ve Kartal’da inşaat projesi yürütmekteyim. Şile bölgesinde projem vardı, tamamladım ve satış bölümüne geçtik. Ben Şile’de esnaf kimliğimle tanınırım. Bana arsaları rüşvet olarak verdiklerini iddia ediyorlar. Madem bu yerler rüşvet, tapu masrafını ben neden kendi şirket hesaplarımdan ödüyorum.İki tapu ödemesini de ben yaptım. Taylan ve Serbülent Danış’ın beyanları üzerine tutuklandım. Taylan Danış bu arsanın satışı için adeta takla attı. Madem Taylan ve Serbülent Danış’tan zorla rüşvet alınmış, neden 1 yıl boyunca sessiz kaldılar.Taylan ve Serbülent’in ifadeleri çelişkilidir. Ben arsaların bedelini ödeyerek aldım. Benim elimde kapı gibi tapularım var"dedi.

"MAHKEME SALONU ŞOV YERİ DEĞİLDİR"

Adalet Bakanı Akın Gürlek, AK Parti TBMM Grup Toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının duruşmalarının canlı yayınlanması çağrısına ilişkin  Gürlek, "Canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor. Şu an mevzuatımıza göre canlı yayınlanmasına imkan yok ama kanun değişirse, Meclis bu konuda takdir ederse canlı yayınlanabilir."değerlendirmesini yaptı.

GÜRLEK'TEN UYARI: MAHKEME SALONU ŞOV YERİ DEĞİLDİR
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"
davasının devam ettiğini anımsatan Gürlek, şöyle konuştu:

"Mahkeme salonları siyaset arenası değildir, burada siyasi şov yapılamaz, mahkeme salonlarında yalnızca yargılama yapılır. Burada şahısların statüleri, görevleri önemli değildir, herkes 'sanık' statüsündedir. Hukuki olarak 'sanık' tabiri bu yüzden kullanılır. Mahkeme salonlarında hakim, savcı hitap ederken 'sanık' diye hitap eder, 'Belediye Başkanım, Sayın Müdürüm' diye hitap etmez. Bunu ayrıştırmamız lazım. Anayasamızın 138. maddesine göre, mahkemeler Türk milleti adına yargılama yapar, yargılama sürecinde kimse mahkemelere telkin, talimat, emir veremez. Burada selamlama konuşması yoktur, usul vardır usule göre her sanığın ne zaman savunma yapacağı mahkeme heyeti tarafından belirlenmiştir. Oradaki şahıs, sanık Ekrem İmamoğlu da mahkeme tarafından belirlenen günde savunmasını yapacaktır."

 

Gürlek, mahkemelerin yıpratılmamasının önemine değinerek, mahkeme salonlarında sadece yargılama yapılması gerektiğini, siyasi şov yapılmasına izin verilmeyeceğini söyledi.

Muhalefetin mahkeme heyetinin kıdemine dair eleştirisinin anımsatılması üzerine Gürlek, "Mahkeme heyeti başkanımız birinci sınıfa ayrılmış hakim, savcıdır. Ağır ceza hakimliği için birinci sınıfa ayrılması yeterlidir. Heyette 4 üye vardır, hepsi de alanında uzman daha önce ağır ceza hakimliği yapmışlardır. Kıdem konusunda hiçbir sorun yoktur."diye konuştu.

AYDÖNER SAVUNMA YAPIYOR

Savunmasını yapan CHP Parti Meclisi Üyesi sanık Baki Aydöner'in kardeşi sanık Bulut Aydöner, iddianamede 2 eylemle suçlandığını ve iş insanı olduğunu ifade ederek, ailesinin ticari faaliyetlerinin olduğu şirketlerde çalıştığını söyledi.

Duruşma, sanıkların savunmalarının alınmasıyla devam ediyor.

 

BULUT AYDÖNER NEYLE SUÇLANIYOR?

 

İş insanı Serbülent Danış’ın ifadesine dayanan suçlamada İBB’den aldığı ihale hak edişlerinin ödenmesi karşılığında, toplam 50 milyon TL değerindeki iki taşınmazın Bulut Aydöner’in sahibi olduğu Hasanoğlu DTM Mobilya İnşaat şirketine devredildiği ileri sürülüyor. İddianamede bu devrin "sisteme ödeme" adı altında yapıldığı ve taşınmazların rüşvet olarak alındığı iddia ediliyor.

 

SALON KARIŞTI

Sanıklardan İBB Muhtarlık İşleri Daire Başkanı Yavuz Saltık, salona girerken izleyicilere selam verdi. Saltık'ın bu durumu bir süre sürdürmesi ve yerine geçmemesi üzerine jandarma sanığın yerine geçmesi için müdahale etti.

JANDARMAYLA TARTIŞTILAR 
Bunun üzerine bazı sanıklar ile jandarma arasında tartışma çıktı. Sanık avukatları da jandarmaya tepki gösterdi. Kısa süren tartışmanın ardından diğer sanıklar da salona alındı.

SANIKLAR MAHKEMEDE: GENİŞ GÜVENLİK ÖNLEMİ

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülen duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatları da duruşmada hazır bulundu.

CHP genel başkan yardımcıları, bazı milletvekilleri, partililer, sanıkların aileleri ve çok sayıda izleyici de duruşmada yer aldı.

Duruşma salonu çevresinde ve içerisinde, jandarma ekiplerince geniş güvenlik önlemleri alındı.

İBB YOLSUZLUK İDDİANAMESİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden", Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor.

407 SANIK VAR
Ayrıca iddianamede, 16 kişi"müşteki", 107'si tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi ise "sanık"olarak bulunuyor.

Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede,"İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapıldı.

EKREM İMAMOĞLU "ÖRGÜ ELEBAŞI"
Örgütün şemasının çizildiği iddianamede, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı 10 örgüt üyesinin olduğu, 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor.

2 BİN 400 YILDAN FAZLA HAPİS İTENİYOR 
İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun"suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, Keleş'in 48 kez"rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Ongun'un"rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık"suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor.

İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Gün'ün"suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme"suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor.

İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık"hükümlerinin uygulanması isteniyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.