İletişim Başkanı Burhanettin Duran’dan algoritma uyarısı! "Bir avuç şirket, insanların nasıl düşündüğünü kontrol eder"
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, TRT World Forum'un kapanışında yaptığı konuşmada dijital platformların ve algoritmaların gazetecilik üzerindeki etkilerine değindi. Bir avuç teknoloji şirketinin bilgi akışını ve insanların düşüncelerini yönlendirdiğini belirten Duran, "Algoritmalar tarafsız değil." diyerek dijital dünyada yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen TRT World Forum etkinliğinin kapanışında katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, dijital platformların ve algoritmaların gazetecilik üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Algoritmaların haberlerin kamuoyuna ulaşmasında belirleyici hâle geldiğini vurgulayan Duran, teknoloji şirketlerinin bilgi akışı ve toplumsal düşünce üzerindeki etkilerine değindi.
"YÜZLEŞECEK BİR YÜZ KALMADI"
Gazeteciliğin yıllardır haberlerin doğruluğunu denetleyen bir mekanizma olarak görev yaptığını belirten İletişim Başkanı Duran, editörlerin yanlış bilgilerin ve kasıtsız zararların önüne geçilmesinde önemli bir sorumluluk üstlendiğini ifade etti.
Duran, "Yıllardır gazetecilik bizim için kapı bekçisi niteliğinde olmuştur. Editörler, haberler doğru mu değil mi kontrol ediyordu ve orada kasti olmayan zararlara neden olunmasını önlüyorlardı. Bunu romantize etmiyorum. Ticari kaygılar ve politik gerçeklikler de söz konusu ama editoryal kararlar bir isim ile yayımlanıyor ve orada o isim ile ilgili olan profesyonel sorumluluklar söz konusu olabiliyor. Bugün bu gittikçe algoritmanın eline düşmeye başladı. Yüzleşecek bir yüz kalmadı. Kararların ardında bir isim olmuyor." diye konuştu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran açıklamalarda bulundu (Foto: AA)
"BİR AVUÇ ŞİRKET, İNSANLARIN NASIL DÜŞÜNDÜĞÜNÜ KONTROL EDİYOR"
Doğru ve doğrulanmış bilgilerin kamu yararı açısından taşıdığı önemin tek başına yeterli olmadığını belirten Duran, algoritmalar nedeniyle bu bilgilerin hedef kitlelere ulaşamayabildiğine işaret etti.
Yanlış ve provokatif içeriklerin ise kısa sürede geniş kitlelere yayılabildiğini ifade eden Duran, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Veriler algoritma nedeniyle duyması gereken insanlara ulaşamıyor olabilir. Buna karşın yanlış ve provokatif bir içerik dakikalar içerisinde kıtaları aşabilir. Bu temel bir soruyu ortaya çıkarmaktadır: Hangi haberin milyonlarca insana ulaştığını ve hangilerinin kamu gözünün arkasında, gölgede kaldığını kararını veren kim? Bu aklıma ünlü bir şarkıyı getiriyor. Bence herkes cevabı biliyor. Algoritmalar tarafsız değil. İnsan tercihleri var arkasında. Ticari ve politik çıkarları olan bir avuç şirket, insanların gördüğü şeyi kontrol ederse insanların nasıl düşündüğünü de kontrol eder."
"GAZETECİLİĞİN BAĞIMSIZLIĞA VE MADDİ DESTEĞE İHTİYACI VAR"
Algoritmik sistemlerin gazetecilik mesleği üzerindeki etkilerine değinen Duran, gazetecilerin haberleri doğrulamak için uzun süre çalıştığını ancak hazırlanan içeriklerin kamuoyuna ulaşıp ulaşmayacağı konusunda algoritmaların belirleyici olduğunu söyledi.
Yapay zekâ aracılığıyla kaynağı doğrulanmamış bilgilerin yayılabildiğini belirten Duran, gazetecilerin ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldığını vurguladı.
Duran, "Gazeteciler aylarca verileri kontrol edip hikâyeyi doğruluyorlar. Bir sürü röportaj yapıyorlar. Editörler, tercümanlar, yasal uzmanlar... Daha sonra paylaşıyor. Ama çevrim içi olarak bir karar süreci giriyor ve algoritma kararı veriyor. Yapay zekâ, kaynağı doğrulanmadan bilgiyi yayıyor. Kamu bunu görüyor ve bu esnada da gazeteciler ofislerinde maddi zorluklar yaşıyor. Yani bir noktada bir tuşa basarak yayın yapabiliyorsunuz ve bu şekilde bir sıkıntı olursa ne olacak? O savaş bölgesinde çalışan spikerler ya da görmediğiniz arka planda çalışan o gazeteciliğin bağımsızlığa ihtiyacı var, maddi desteğe ihtiyacı var, güçlü profesyonel etiklere ihtiyacı var. Her şeyin üstünde gazeteciliğin ihtiyaç duyduğu şey, kamuya ulaşabiliyor olmalı." ifadelerini kullandı.
Duran, gazeteciliğin bağımsızlığına vurgu yaptı.(Foto: AA)
"ALGORİTMİK ÇAĞDA GELECEĞİMİZ ENDİŞE OLUŞTURUYOR"
Algoritmaların yalnızca gazeteciliğin işleyişini değil, toplumların kültürel kimliğini ve kolektif hafızasını da etkilediğine dikkat çeken Duran, genç nesillerin ülkelerinin tarihini ve kültürel mirasını dijital platformlar üzerinden öğrendiğini söyledi.
Duran, "Bizim endişelerimiz bunun da ötesine geçiyor. Algoritmik çağda gerçekten geleceğimiz endişe oluşturmaktadır. Kolektif hafızadan bahsediyoruz. Her ulusun kendi geçmişi, değerleri ve dili vardır. Bugün genç jenerasyonlar kendi tarihlerini, kültürel miraslarını dijital platformlar aracılığıyla öğreniyorlar. Düşünün genç bir kişiyi, çevrim içi araştırma yapıyor, ülkesinin tarihini araştırıyor. Milyonlarca insan bu sistemi şekillendiriyor. Yani kim karar verecek? Gelecek nesillerin geçmişi hakkında neyi bilip neyi bilmeyeceğine kim karar verecek?" diye konuştu.
"FİKİRLERİMİZİ GERÇEKTEN ÖZGÜRCE Mİ ŞEKİLLENDİRİYORUZ?"
Dijital platformlarda sunulan bilgilerin ticari çıkarlarla şekillenebildiğini belirten Duran, bireylerin düşüncelerini ne ölçüde özgürce oluşturabildiğinin sorgulanması gerektiğini ifade etti.
Duran, "Bu yüzden algoritmik çağda kültürel kimlik, ulusal hafıza ve medeniyet mirasımızın hangi bilgilerinin geleceğe geçeceğine kim karar verecek? Yani izlediğimiz, okuduğumuz bilgiler ticari çıkarlara hizmet ediyor. Hâlâ fikirlerimizi özgürce mi şekillendiriyoruz sizce? Yoksa fikirlerimiz bizim için mi şekillendiriliyor? Bazı kişiler bunu güçlü medya ve teknoloji şirketlerinin şekillendirdiğini söylüyorlar." dedi.
Duran, teknoloji şirketlerinin dijital hâkimiyetine değindi. (Foto: AA)
"BİR AVUÇ ŞİRKET DİJİTAL ALANLARIMIZI KONTROL EDİYOR"
Teknoloji şirketlerinin dijital alanlar üzerindeki hâkimiyetine değinen Duran, bu şirketlerin kullanıcı verilerini topladığını ve bilgi akışını yönlendirdiğini belirtti.
Duran, "Gerçekte açıklamaya çalıştığımız şey çok basit: Bir avuç şirket bizim dijital alanlarımızı kontrol ediyor ve milyarlar kazanıp oralardan bilgi toplayıp fikirlerimizi şekillendiriyor. Yani onları değiştirmek istiyoruz ve tüm toplumu etkileyecek kararlar o şekilde verilsin istiyoruz. Çok az şey söylenebilecek bu konuyla alakalı ve çok az kişi bu kararlara, bu bilgilere karşı çıkıyor." ifadelerini kullandı.
"ALGORİTMİK ÇAĞDA DİREKSİYONUN BAŞINDA KİM VAR?"
Dijital platformların kullanıcı tercihlerini yönlendirmesine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Duran, algoritmaların hangi içeriklerin görüleceğini belirlemesinin bireylerin karar verme özgürlüğü açısından önemli sorular doğurduğunu vurguladı.
Duran, "Bu da bizi yine çekirdek sorumuza getiriyor: O zaman algoritmik çağda direksiyonun başında kim var? Teknoloji şirketleri kullanıcılar diyor. Ama onların neyi izleyeceğine, okuyacağına ve paylaşacağına onlar karar veriyor. O zaman algoritmalar zaten neyin bizim ekranımızda görüneceğine karar veriyorsa biz ne kadar özgür karar vermiş oluyoruz?" diye konuştu.
"BU KONUYLA İLGİLİ KURALLAR GETİRMEMİZ GEREKİYOR"
Algoritmaların ve teknoloji şirketlerinin faaliyetlerine ilişkin düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu belirten Duran, büyük teknoloji şirketlerinin ülkeler arasında yüksek miktarda veri transferi gerçekleştirdiğini ve çok sayıda ülkenin kaynakları üzerinde etkili olduğunu söyledi.
Duran, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
"Bu konuyla ilgili kurallar getirmemiz gerekiyor. Teknoloji devleri kıtalar arası inanılmaz miktarlarda veri transferi yapıyor ve pek çok ülkenin kaynaklarına hükmediyor. Ne şirketler ne de uluslar bu soruya tek başına cevap verebilir. Ve katiyen inanıyorum ki geleceğin bu konudaki kurallarında en büyük söz dijital teknoloji şirketlerinindir."