İBB davasında 88. duruşma! Mehmet Recep Taşçı ve Kaan Ketenci'den adrese teslim ihale ve hayali fatura itirafı
İBB'deki 436 sanıklı davada Ekrem İmamoğlu ve Murat Ongun detayı dikkat çekerken, duruşmaya isim isim yapılan itiraflar damga vurdu. Medya AŞ çalışanı Mehmet Recep Taşçı, ihalelerin Emrah Bağdatlı'nın paravan şirketlerine nasıl verildiğini ve ödemelerde nasıl 'inisiyatif' kullanıldığını itiraf etti. Reklamcı Kaan Ketenci ise almadıkları drone hizmeti için sahte sözleşme imzaladıklarını belirterek kurulan şantaj ve rant düzenini gözler önüne serdi.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 88. duruşması bugün gerçekleşti.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı.
Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatlarının da bulunduğu duruşmada, sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.
Ekrem İmamoğlu davasında Mehmet Recep Taşçı ve Kaan Ketenci'den bomba ifadeler. (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
Medya AŞ'de satın alma biriminde görev yapan Mehmet Recep Taşçı, dikkat çeken beyanlarda bulundu. Taşçı, ihale süreçlerinde hangi firmaların ihaleye gireceğinin ve işin hangi rakama alınacağının önceden kendilerine bildirildiğini söyledi.
2017 yılında Medya AŞ'de çalışmaya başladığını, 2018'de satın alma müdürlüğünde görev yaptığını belirten Taşçı, ihale süreçlerinde kişi veya firma belirleme yetkisinin bulunmadığını ifade etti. Taşçı, yönetim tarafından belirlenen kişi veya firmaların satın alma birimine bildirildiğini, kendisinin ise evrak ve idari işlemleri yürüttüğünü söyledi.
"HANGİ FİRMANIN GİRECEĞİ ÖNCEDEN BİLDİRİLİRDİ"
Duruşma savcısının, Taşçı'nın daha önceki ifadesinde yer alan "ihaleyi hangi firmaların alacağı, yan teklif ve hangi firmanın hangi teklifi vereceğinin üst düzey iletişim koordinasyonundan geldiği" yönündeki beyanlarını sorması üzerine Taşçı, dikkat çeken ifadeler kullandı.
Taşçı, "İletişimden bize hangi firmaların hangi ihaleye gireceği, hangi rakama alınacağı önden bildirilirdi. Biz de buna göre işlemlerini yapardık." dedi.
Söz konusu bilgilerin doğrudan kendisine gelmediğini belirten Taşçı, bildirimlerin bildiği kadarıyla müdürü Gökhan Köseoğlu'na veya genel müdüre iletildiğini söyledi.
Emrah Bağdatlı. (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
EMRAH BAĞDATLI HAKKINDA DİKKAT ÇEKEN BEYAN
Duruşmada Emrah Bağdatlı'yı tanıyıp tanımadığı da sorulan Taşçı, Bağdatlı'nın belediyede resmi bir görevinin bulunmadığını belirtti.
Taşçı, Bağdatlı hakkında, "Firmalar üzerinden organik bağı olmayan, inorganik firmalarıyla Medya AŞ'de olsun, Kültür AŞ'de olsun birçok ihaleyi aldığını bilgisine sahibiz." ifadelerini kullandı.
Taşçı ayrıca daha önceki ifadesinde yer alan, "Bu ve benzeri ihalelerde her şeyin belediyesi iletişim birimi ve Emrah Bağdatlı olmuştur" şeklindeki sözlerinin dayanağını da anlattı. Bu ifadeleri hiyerarşik yapı üzerinden değerlendirdiğini belirten Taşçı, kendisine talimatların müdüründen, müdürüne de üst kademeden geldiğini söyledi.
Taşçı, hangi firmaların ihaleye gireceğinin önceden bildirildiğini söyledi. (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
"İHALE ÖNCELERİNDE BİLGİLERİ GETİRİRDİ"
Taşçı'ya Fatoş Ayık, Emrah Bağdatlı ve Gökhan Köseoğlu arasındaki iletişim de soruldu. Taşçı, "Bir ihale öncelerinde Gökhan Köseoğlu ve Emrah Bağdatlı Fatoş Hanım'a bilgileri getirirdi. O şekilde iletişim meydana geldi." dedi.
BAĞDATLI'NIN ŞİRKETLERİNE ÖDEMEDE "İNİSİYATİF"
Duruşmada Bağdatlı'nın şirketlerine yönelik ödemeler de gündeme geldi. Taşçı, normalde faturadan itibaren 45 günlük ödeme süresi bulunmasına rağmen bazı dosyalarda Bağdatlı'nın araması üzerine erken ödeme çıkarıldığını bildiğini söyledi.
Taşçı, "Biraz daha inisiyatif uygulanıyordu oraya." ifadelerini kullandı. Bağdatlı'nın 2022'den sonra kendi resmi şirketiyle Medya AŞ'den iş yapmadığını belirten Taşçı, söz konusu işlemlerin başka firmalar üzerinden yürüdüğünü söyledi.
Duruşma savcısı: Emrah Bağdatlı kendi resmi şirketinden ihaleye girmeyip gayriresmî ortağı olduğu şirketlerden mi ihaleye girdi?
Mehmet Recep Taşçı: Evet, aynen öyle.
Duruşma savcısı: Bunların ödemesiyle ilgili hani kolaylık mı sağlandı bu süreçte?
Mehmet Recep Taşçı: Sadece evet, o erken ödendiğini. Yani yüzde yüz değil ama bazı dosyalar için aradığı zaman erken ödeme çıkarttıklarını biliyorum.
"İHALEYLE ALAKALI GELDİĞİNİ SÖYLEMİŞ"
Duruşmada Bağdatlı'nın Medya AŞ'ye geldiği bir görüşme de soruldu. Taşçı, Bağdatlı'nın önce satın alma müdürü Fatoş Ayık'ın yanına geldiğini, ardından müdürüyle kısa bir görüşme yaptığını gördüğünü anlattı. Görüşmenin içeriğini bilmediğini belirten Taşçı, kendisine bunun "ihaleyle alakalı" olduğunun söylendiğini aktardı.
Taşçı, o dönemde Halkla İlişkiler Müdürlüğü'nün ihalesinin bulunduğunu ifade etti.
Taşçı, duruşmadaki savunmasında ise herhangi bir ihale yolsuzluğuna katılmadığını belirterek hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini ve beraatini talep etti.
Murat Ongun. (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
"MURAT ONGUN KARAR VERİCİ MERCİDİR"
Tutuksuz sanık reklam şirketi sahibi Kaan Ketenci, savunmasında, Bağdat Caddesi'nde reklam koyma işini yaptıklarını ve bunun için İBB'yle ecrimisil yürüttüklerini söyledi.
Herhangi bir kamu zararı oluşturmadığını anlatan sanık Ketenci, beraatını istedi.
Cumhuriyet savcısının, Murat Ongun'a yönelik "açık hava reklam başı, son karar verici ve onay makamı" şeklindeki ifadesini sorduğu sanık Ketenci, Ongun'u tanımadığını ve kendisiyle hayatında hiç görüşmediğini anlattı. Ancak Ketenci, piyasanın Ongun'un "karar verici merci" olduğunu ve her şeyin başta ona gittiğini bildiğini belirterek, "Ona sorulur, ondan cevap gelir, iş ya yapılır ya da yapılmaz." dedi.
Savcı, sanığa "Medya AŞ tarafından dron açılması ve benzeri faturaların kesilmesi" ifadesini hatırlatarak, "Bu anlaşmalar karşılığında bir hizmet aldınız mı?" diye sordu. Sanık Ketenci ise soruyu "Elif Güven, Medya AŞ bize fatura keserdi, Medya AŞ'nin faturasını biz ödemeye çalışırdık. Sistem bunun üzerindeydi." şeklinde cevapladı.
Metro inşaatlarının etrafındaki panoları koyduktan sonra, anlaşmaları üzerine çift taraftan fatura gelmeye başladığını ifade eden Ketenci, "Ben bir vaatte bulunmuştum, 2 milyon lira ödeyeceğime karşılık o alanların yeni reklam hakkı olarak. Kağan Bey'in oradan çeşitli ecrimisiller geliyordu. Aynı zamanda da Medya AŞ tarafından da geliyordu." diye konuştu.
Kaan Ketenci, almadıkları hizmetler için sözleşme imzalatıldığını öne sürdü. (Foto: Takvim Fotoğraf Arşivi)
Sanık Ketenci, bir vakitten sonra Medya AŞ ve Elif Güven tarafından kendisine "Biz bir şey hazırlayacağız, bir dron sözleşmesi, bir kamera görüntüsü sözleşmesi. Bu sözleşmeleri sen onayla, imza at, gönder bize" şeklinde beyan edildiğini belirterek, "Ondan sonra biz bu hizmetin karşılığını almadık. Böyle bir dron sözleşmesinin karşılığını almadık. Ama ticaretimiz olağan akışı yüzünden bunları kabul ettik. Eğer biz bunları kabul etmeseydik yerlerimiz kaldırılacaktı, piyasaya rezil olunacaktı ve zaten ticari hayatımız otomatikman bitecekti." dedi.
Savcı, Ketenci'ye "yatırım parası çıkmadığı için bu bedeli ödeyemediği" ve "bir vinç ile zabıta tarafından İstanbul'daki bütün yerlerinin kesildiği" yönündeki ifadesini hatırlattı.
İfadesini doğrulayan ve 16 pano diktiğini belirten sanık Ketenci, "Öncelikli olarak, sebebini bilmediğim şekilde, bir anda koyduğum panoların ortasına başka bir reklam firması tarafından başka bir pano daha konuldu ve oraya bir reklam geldi. Ben öncelikle buna itiraz etmiştim, 'Ne oluyor, buralar benimdir, benim panolarımın arasına bir pano daha koydunuz ve benimkiyle alakası olmayan bir çeşitli ebatta ve ölçüde koydunuz.' dedim.
Ondan sonra dediler ki, 'Bunun böyle olması lazım.'Peki' dedik, sustuk mecburen. Çünkü orada yatırımlarımız vardı, neticede eve ekmek gitmesi gerekiyordu. Ondan sonra eylül ayı oldu, ben bir yandan yatırım yaparken bir yandan ecrimisilleri ödeyemediğimi ve bundan artık çok zorlandığımı söyledim. Ek süre istedim. Ona rağmen 8 Eylül günü panolarımı aynı firmaya tekrardan pazarlama usulüyle vermişler. Ve ben bir daha ticaret yapamadım. Aynı zamanda da bittim." ifadelerini kullandı.
Savcının, "Bununla ilgili görüşmeyi kim yaptı? İfadenizde Elif Güven'den bahsetmişsiniz." sorusuna karşılık sanık, "Evet" dedi.
Savcı, muvazaalı sözleşmeyi kendisinden kimin imzalaması istediğini sanığa sordu.
Sanık Ketenci de "Bana sadece Elif Güven söyledi. Elif Güven, 'İmzalayacaksın, ondan sonra biz sana bunun karşılığında fatura keseceğiz.' dedi. Biz derken Medya AŞ'den bahsediyorum bu arada. Elif Güven'in kendi şahsıyla alakası yok. Medya AŞ olarak konuştu, 'Biz sana Medya AŞ faturasını böyle keseceğiz.' dedi. Ben de 'Peki o zaman.' dedim." şeklinde cevap verdi.