Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava

İzmir’de 2018 yılında bir inşaat şantiyesinde ölü bulunan 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık’ın dosyasında 263 sayfalık ek iddianame hazırlandı. Takvim.com.tr’nin ulaştığı iddianamede, Büyükışık’ın sırt bölgesine demir çubukla vurularak öldürüldüğü değerlendirilirken çok sayıda delilin sağlıklı biçimde korunmadığı öne sürüldü. 25’i tutuklu 26 şüpheli hakkında “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme” ile “yalan tanıklık” suçlarından açılan davanın ana dosyayla birleştirilmesi talep edildi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Takvim'i Google'a ekleyin, doğru kaynaktan haberi alın!
Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava

İzmir'in Narlıdere ilçesinde 13 Mayıs 2018'de bir inşaat şantiyesinde ölü bulunan Dorukhan Büyükışık'ın ölümüne ilişkin soruşturmada çarpıcı ayrıntılar ortaya çıktı.

Başlangıçta "intihar" veya "yüksekten düşme" olarak kayıtlara geçen olay, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma başvurusu ve Yargıtay 1. Ceza Dairesinin kararı sonrasında yeniden soruşturuldu.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan 17 Eylül 2026 tarihli birleştirme talepli ek iddianamede, Büyükışık'ın ölümünün ardından delillerin korunması ve soruşturma makamlarına ulaştırılması sürecinde yaşandığı ileri sürülen müdahaleler anlatıldı.

Dorukhan Büyükışık dosyasında çarpıcı detay: Telefonda 9 deneme, kamerada kayıp görüntüler (Fotoğraflar Takvim foto arşivinden alınmıştır.)Dorukhan Büyükışık dosyasında çarpıcı detay: Telefonda 9 deneme, kamerada kayıp görüntüler (Fotoğraflar Takvim foto arşivinden alınmıştır.)

25'İ TUTUKLU 26 ŞÜPHELİYE DAVA

2026/60055 soruşturma, 2026/43095 esas ve 2026/3148 iddianame numaralı dosya kapsamında 25'i tutuklu 26 şüpheli hakkında dava açıldı.

Şüphelilerden 24'ü "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme", İsmail Yalçın hem "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" hem de "yalan tanıklık", Veli Şenol ise "yalan tanıklık" suçlamasıyla iddianamede yer aldı.

Savcılık, davanın İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2025/293 esas sayılı kasten öldürme davasıyla birleştirilmesini talep etti.

İddianamede şüpheli olarak şu isimler sıralandı:

Mehmet Münir Tanyer, Mehmet Taylan Tanyer, Murat Köse, Cevdet Akay, İhsan Gökmen Ellez, Gökhan Aydoğmuş, İbrahim Kazmacı, Yiğit Aykurt, Hasan Ardıç, Aziz Kocataş, Onur Alp Saraç, İsmail Yalçın, Veli Şenol, Atakan Kaçar, Deniz Asıcı, Duygu Öztürk Özkan, Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ, Hüseyin Vurucu, İsmail Köksal, Musa Erikçi, Tayfun Çakmakçı, Hüseyin Kaya, Bilal Çelik, Hulusu Aras ve Ali Gülbaşı.

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-3

9 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2026/60055 sayılı soruşturması kapsamında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca görevlendirilen İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü ekipleri harekete geçti.

21 Mayıs 2026 günü saat 06.00 itibarıyla İzmir merkezli 9 ilde 26 şüpheliye yönelik eş zamanlı arama, el koyma ve gözaltı işlemleri uygulandı.

Operasyonun illere göre dağılımı şöyle gerçekleşti:

İstanbul'da 1

Kütahya'da 1

Aydın'da 1

Samsun'da 2

Bursa'da 1

Tunceli'de 1

Manisa'da 1

Karabük'te 1

İzmir'de 17 şüpheli

21 Mayıs'ta başlatılan operasyon sürecinde 25 şüpheli yakalanarak tutuklandı. Ana davada yargılanan 5 sanık hakkında da yeniden tutuklama kararı verildi.

SON FİRARİ EDİRNE'DE YAKALANDI

Olay tarihinde şantiyede gece bekçisi olarak görev yaptığı belirtilen İbrahim Kazmacı'nın yurt dışında olduğu belirlendi. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Kazmacı, 9 Haziran 2026'da Edirne'den Türkiye'ye giriş yaptığı sırada yakalandı.

İfade işlemlerinin tamamlanmasının ardından tutuklanması talebiyle hâkimliğe sevk edilen Kazmacı, 10 Haziran 2026'da tutuklandı.

Kazmacı'nın tutuklanmasıyla soruşturma kapsamındaki 26 şüphelinin tamamı tutuklanmış oldu. Soruşturma devam ederken şüphelilerden Duygu Öztürk Özkan tahliye edildi. İddianamenin hazırlandığı tarihte 26 şüpheliden 25'inin tutuklu olduğu belirtildi.

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-4

SAVCILIKTAN "DEMİR ÇUBUK" DEĞERLENDİRMESİ

İddianamenin en dikkat çekici bölümünü Büyükışık'ın ölüm şekline ilişkin değerlendirme oluşturdu.

Savcılık; teknik veriler, otopsi bulguları, giysilerden alınan örnekler, tanık anlatımları, kamera kayıtlarının akıbeti ve delil muhafaza sürecindeki müdahale iddialarını birlikte değerlendirdi.

Savcılık, ek iddianamede Büyükışık'ın ölümünün yüksekten düşme sonucu gerçekleşmediğini, "maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir şekilde demir çubukla vurularak darp edilmek suretiyle öldürüldüğünü" değerlendirdi.

İzmir Adli Tıp Kurumu tarafından 30 Temmuz 2018'de hazırlanan otopsi raporunda, ölümün çok sayıda kosta kırığı ile akciğer, karaciğer ve dalak yaralanmalarına bağlı iç kanama sonucu meydana geldiği belirtilmişti.

Raporda şu değerlendirme yer aldı:

"Kişinin vücudunda tespit edilen künt travmatik bulguların oluşum mekanizmasının yüksekten düşme mi yoksa darp sonucu mu oluştuğunun adli tahkikat ile aydınlatılmasının uygun olacağı kanaatini, kişinin ölümünün genel beden travmasına bağlı çok sayıda kosta kırıkları ile birlikte iç organ (akciğer, karaciğer, dalak) yaralanmalarına bağlı iç kanama (hematotoraks, hemoperitoneum ve retroperitoneal hematom) sonucu meydana gelmiş olduğunu bildirir rapor tanzim edilmiştir."

KIYAFETLERİNDE DEMİR PARTİKÜLLERİ BULUNDU

Ankara Jandarma Kriminal Laboratuvarının 18 Kasım 2022 tarihli raporu da iddianamede delil olarak gösterildi.

Rapora göre Büyükışık'ın kapüşonlu eşofman üstünün sağ arka sırt bölgesi ile eşofman altının arka bel bölümünden alınan örneklerde demir elementi partikülleri tespit edildi.

Savcılık, bu bulguyu sırt bölgesindeki travmatik hat ve kaburga kırıklarıyla birlikte değerlendirerek demir çubukla darp edilme iddiasını destekleyen maddi veri olarak kabul etti.

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-5

CESEDİN POZİSYONUNA DİKKAT ÇEKİLDİ

İddianamede, Büyükışık'ın ilk bulunduğu andaki pozisyonunun doğal bir düşmeyle bağdaşmadığı öne sürüldü.

Büyükışık'ın sırt üstü, dik şekilde, başı dışarıya, ayakları inşaata bakacak biçimde bulunduğu; başının istinat duvarının üzerinde ve baş bölgesinden paralel olarak geçen inşaat demirinin altında kaldığı kaydedildi.

Büyükışık'ın vücudunda açık yara ile kafa, kol ve bacaklarda kemik kırığı bulunmadığı, buna karşılık darbeye bağlı olarak sırtının sağ bölümünde aynı hat üzerinde dikey kosta kırıklarının tespit edildiği belirtildi.

Savcılık; olay yeri görüntüleri, cesedin pozisyonu, kıyafet ve ayakkabıların durumu, ceset ile yapı arasındaki mesafe, telefonun çatı katında bulunduğuna yönelik anlatımlar ve araç anahtarının ceset çevresindeki konumunun ölüm sonrası müdahale ihtimali yönünden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

İddianamede ölümün, Büyükışık'ın sırt bölgesine sert ve etkili bir aletle vurulmasının ardından gerçekleşmiş ve cesedin daha sonra bulunduğu konuma getirilmiş olabileceğine dair bulgular bulunduğu öne sürüldü.

GECE "GÜM" SESİ DUYULDU ANCAK İHBAR YAPILMADI

Şantiyedeki bazı gece bekçileri ve çalışanların olay gecesi saat 01.00 ile 02.00 arasında erkek bağırması veya "güm" şeklinde olağan dışı bir ses duyduklarını anlattıkları belirtildi.

Buna karşılık İzmir İl Emniyet Müdürlüğünün 7 Nisan 2023 tarihli yazısına göre, 13 Mayıs 2018 günü saat 00.00 ile 09.30 arasında 155 veya 112 sistemine Büyükışık'ın ölümüyle ilgili herhangi bir ihbar yapılmadı.

İddianamede bu durum, olayın kritik zaman aralığında şantiye içerisinden dış birimlere bildirim yapılmadığını gösteren objektif kayıt olarak değerlendirildi. Ancak savcılık, ses duyulmasına rağmen bildirim yapılmamasının tek başına delil karartma fiili sayılamayacağını da vurguladı.

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-6

8 DAKİKA 54 SANİYELİK GÖRÜNTÜ 13 GÜN SONRA DOSYAYA GİRDİ

Dosyanın en kritik ayrıntılarından biri kamera kayıtları oldu.

Şantiyede çok sayıda güvenlik kamerası bulunduğuna yönelik anlatımlara rağmen bütün kayıt cihazlarının ve bunların adli kopyalarının soruşturma dosyasına alınmadığı belirtildi.

İddianameye göre kamera sistemini kuran Murat Köse sisteme ve şifrelere hâkimdi. Saha mühendisi Yiğit Aykurt'un olay sabahı Murat Köse'yi arayarak kayıtlara bakılması gerektiğini söylediği ve sistem şifresini temin ettiği kaydedildi.

Ancak soruşturma makamlarına yalnızca sınırlı bir görüntü ulaştırıldı. Görüntüyü hangi görevlinin, kimden ve hangi kayıt cihazından teslim aldığına ilişkin usulüne uygun bir teslim belgesi bulunamadı.

Olaydan yaklaşık 13 gün sonra dosyaya giren görüntünün yalnızca 8 dakika 54 saniye uzunluğunda olduğu belirtildi.

Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğünün 1 Kasım 2022 tarihli yazısı ekindeki 28 Ekim 2022 tarihli araştırma tutanağı ile 25 Eylül 2023 tarihli yazıda, kamera görüntülerini kimin teslim aldığına ilişkin bilgi ve belge bulunamadığı bildirildi.

İddianamede şu değerlendirmeye yer verildi:

"Olayın oluş biçimini doğrudan gösterebilecek nitelikteki dijital delil kaynağının ve teslim zincirinin belirlenememesi soruşturmanın en önemli delil kayıplarından biri olarak değerlendirilmiştir."

KAMERA BİLGİLERİNİN DEĞİŞTİRİLDİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ

Sirius Kriminal tarafından hazırlanan 6 Aralık 2024 tarihli raporda, incelenen üç videonun tarih, saat ve kamera bilgilerinin değiştirilmiş olduğu yönünde teknik kanaat bildirildi.

Görüntülerin kaynak kayıt cihazıyla doğrulanamadığı, kamera sisteminin tamamını temsil etmediği ve adli kopya alınırken uygulanması gereken hash ile zaman damgası işlemlerinin gerçekleştirilmediği kaydedildi.

Savcılık, ilk kaynak kayıtların tamamı yerine kaynağı ve bütünlüğü tartışmalı sınırlı görüntülerin soruşturma makamlarına gönderildiğini değerlendirdi.

Biyolojik örnekler 13 ay sonra gönderildi

Olay yerinden elde edilen zamana duyarlı biyolojik örneklerin yaklaşık 13 ay sonra Ankara Kriminal Polis Laboratuvarına gönderildiği belirtildi.

24 Haziran 2019 tarihli raporda 5, 6, 9C, 10 ve 11 numaralı örneklerin genetik incelemeye cevap vermediği tespit edildi.

Savcılık, delillerin gecikmeli gönderilmesinin üçüncü kişilere ait olabilecek biyolojik izlerin belirlenmesi imkânını ortadan kaldırdığı değerlendirmesinde bulundu.

Büyükışık'a ait araç, cep telefonu ve diğer maddi bulgular üzerinde gerekli parmak izi, yakın görüntü ve biyolojik incelemelerin eksiksiz yapılmadığı da iddianamede ileri sürüldü.

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-7

TELEFONDA DOKUZ HATALI DESEN DENEMESİ

Dorukhan Büyükışık'a ait cep telefonunun desen kilidi nedeniyle Siber Suçlarla Mücadele birimine gönderildiği ancak 2019, 2022 ve 2026 yıllarında farklı uzman ve kurumlarca yapılan çalışmalarda veri kaybı yaşanmadan telefonun adli imajının alınamadığı belirtildi.

12 Mayıs 2026 tarihli bilirkişi raporuna göre telefonda dokuz hatalı desen denemesi tespit edildi. Bir sonraki hatalı denemenin cihazdaki verilerin silinmesi riskini taşıdığı kaydedildi.

Olay yeri incelemesi sırasında telefondaki izlerin fotoğraflandığı ancak görüntülerin parmak izi karşılaştırması için uygun mesafe ve açıdan çekilmediği de dosyadaki kriminal raporlara yansıdı.

Görgü tanığı olduğunu söyledi, sonra İzmir'de olmadığını savundu

İddianamede Veli Şenol'un anlatımlarındaki çelişkilere geniş yer verildi.

Şenol'un Dorukhan Büyükışık'ın babası Ethem Büyükışık ile yaptığı görüşmelerde kendisini olayın görgü tanığı olarak tanıttığı öne sürüldü.

Şenol'un bu görüşmelerde saat 01.15 sıralarında bağırma sesleri üzerine tırdan indiğini, Büyükışık'ın birden fazla kişi tarafından dövüldüğünü, Mehmet Taylan Tanyer'in saat 02.30 sıralarında olay yerine geldiğini ve gece gelen polislerin cesedi A Blok bölgesinden C Blok bölgesine branda ile taşıdığını anlattığı belirtildi.

Ancak Şenol'un daha sonraki resmî ifadelerinde olay tarihinde İzmir'de bulunmadığını söylediği kaydedildi.

Adli Tıp Kurumunun 27 Şubat 2025 tarihli ses ve görüntü inceleme raporunda, inceleme konusu ses kayıtlarıyla Veli Şenol'a ait karşılaştırma örnekleri arasında ses özellikleri yönünden benzerlik tespit edildiği belirtildi.

Şenol hakkında "yalan tanıklık" suçundan dava açıldı.

Polisler hakkındaki ilk davada ayrıntılı ihmal iddiaları

Soruşturma kapsamında kamu görevlileriyle ilgili yapılan suç duyurusu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/106697 soruşturma numarasına kaydedildi.

Soruşturma sonucunda Narlıdere İlçe Emniyet Müdürlüğü Şehit Ayhan Tanrıverdi Polis Merkezi Amirliğinde görevli 4 kamu görevlisi hakkında şu gerekçeyle dava açıldı:

"Cumhuriyet Savcısının talimatına rağmen olay yeri güvenlik kamera kayıtlarının tamamının izlenmesi ve kayıt altına alınarak tutanak haline getirilmesi ve yine kamera görüntülerinin kayıt altına alınarak tahkikat dosyasına eklenmesini sağlamadıkları."

İzmir Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli 2 kamu görevlisinin ise Büyükışık'a ait aracın iç ve dış incelemesi sırasında parmak izi ve biyolojik sürüntü çalışması yapmadıkları öne sürüldü.

Aynı görevlilerin olay yerinin yakınında bulunan 2 sigara izmariti ile sigara paketini biyolojik inceleme yapılması amacıyla muhafaza altına almadıkları belirtildi.

Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünde görevli diğer 2 kamu görevlisinin ise fotoğrafları tekniğe uygun yakınlık ve açıdan çekmeyerek gerekli hassasiyet ile özeni göstermedikleri, ayrıca 2 sigara izmariti ile sigara paketini biyolojik inceleme amacıyla muhafaza altına almadıkları ileri sürüldü.

Bu 8 kamu görevlisi hakkında 27 Kasım 2024 tarihinde "görevi kötüye kullanma" suçundan iddianame düzenlenerek dava açıldı.

Aynı suçlamalar kapsamında soruşturulan 23 kamu görevlisi hakkında ise ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildi.

VELİ ŞENOL'UN SES KAYDI EK TAKİPSİZLİĞİ KALDIRDI

Kamu görevlileri hakkında verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, 20 Nisan 2026 tarihinde kaldırıldı.

Kararda, tanık olarak ifadesi alınan Veli Şenol'un Ethem Büyükışık'ı aradığını kabul etmesi ve İzmir Adli Tıp Grup Başkanlığı Adli Bilişim İhtisas Dairesinin 27 Şubat 2025 tarihli raporuyla sesin kendisine ait olduğunun tespit edilmesine dikkat çekildi.

Şenol'un daha sonraki beyanında herhangi bir olaya şahit olmadığını söylemesi karşısında anlatımları arasında çelişki bulunduğu belirtildi.

Ek takipsizlik kararının kaldırılma gerekçesinde şu ifadelere yer verildi:

"Bahse konu ses kaydına ait çözümlemenin dosya kapsamına kazandırılması sonrasında tanık Veli Şenol'un olay tarihinde kullandığı telefon numarası tespit edilmek suretiyle ve olay tarihinde çalıştığı şirketin tespit edilerek varsa sevk irsaliyeleri ve araç görevlendirmeleri de temin edilmek suretiyle ses kaydı içeriğinin doğruluğunun araştırılması ve olay yerinde olup olmadığı hususundaki çelişkinin giderilerek İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca toplanacak delillere göre değerlendirilme yapılması gerekirken eksik inceleme sonucu karar verildiği anlaşılmakla İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2025 tarihli 2024/85959 soruşturma sayılı Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın kaldırılmasına."

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-8

İLK SORUŞTURMA TAKİPSİZLİKLE SONUÇLANDI

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, 2018/60988 numaralı ilk soruşturma kapsamında 20 Temmuz 2023 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.

Takipsizlik kararında şu gerekçeye yer verildi:

"Şüphelilerin atfı kabil kusurlu eylemlerinin olmaması ve olayda suç ve suç unsurunun bulunmaması nedeniyle olaya dair kovuşturma imkanı bulunmadığı."

Karara yapılan itiraz, İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 2023/5258 değişik iş sayılı 8 Eylül 2023 tarihli kararıyla reddedildi. Bu kararın ardından takipsizlik kesinleşti.

ADALET BAKANLIĞI KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA GİTTİ

Adalet Bakanlığı, 13 Aralık 2023 tarihinde kanun yararına bozma yoluna başvurdu.

Başvuruda, birden fazla rapor ve mütalaada ölümün şüpheli olabileceğine ilişkin değerlendirme ve tespitlerin bulunduğuna dikkat çekildi.

Büyükışık'ın ölümüne ilişkin 2018/60988 numaralı soruşturmayla, soruşturmada görev alan kolluk görevlilerinin şüphelilerle iş birliği içinde hareket ederek "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarını işledikleri iddiasıyla yürütülen 2021/106697 numaralı soruşturmanın birbirine paralel ilerletilmesi gerektiği belirtildi.

Her iki dosyada elde edilecek delillerin diğer soruşturmayı etkilemesinin kaçınılmaz olduğu vurgulandı.

Kolluk görevlileri hakkındaki 2021/106697 numaralı soruşturmada bulunan bütün bilgi ve belgelerin 2018/60988 sayılı ölüm soruşturmasına getirtilmesi, her iki dosyadaki delillerin karşılaştırılması ve çelişkili hususlarda şüpheli, tanık ve ilgililerin yeniden ifadelerine başvurulması gerektiği kaydedildi.

Gerek görülmesi hâlinde olay yerinde keşif yapılması, uzman kişi ve kurumlardan bilirkişi raporu alınması ve olayın aydınlatılmasına yarayacak bütün deliller toplandıktan sonra şüphelilerin hukuki durumlarının belirlenmesi istendi.

Yapılacak araştırmalara rağmen şüpheliye ulaşılamaması hâlinde daimi arama kararı alınarak dava zaman aşımı süresinin sonuna kadar dosyanın takip edilmesi gerektiği ifade edildi.

Bakanlık, eksik soruşturmaya dayalı takipsizlik kararına yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerekirken itirazın reddedilmesinde isabet bulunmadığını belirtti.

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-9

YARGITAY OY BİRLİĞİYLE BOZDU

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2024/138 esas ve 2024/832 karar sayılı 9 Şubat 2024 tarihli ilamıyla kanun yararına bozma talebini kabul etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğnamedeki eksik soruşturmaya ilişkin bozma talebi yerinde bulundu.

İzmir 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 8 Eylül 2023 tarihli ve 2023/5258 değişik iş sayılı kararı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309'uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince oy birliğiyle kanun yararına bozuldu.

Kararın ardından soruşturmaya 2024/85959 numarası üzerinden devam edildi.

KASTEN ÖLDÜRME DAVASINDA 13 SANIK YARGILANIYOR

Yeniden yürütülen soruşturma sonucunda 9 Mayıs 2025 tarihli ve 2025/4863 sayılı iddianame hazırlandı.

Ali Gülbaşı, Bilal Çelik, Hulusu Aras, Hüseyin Kaya ve Tayfun Çakmakçı hakkında "kasten öldürme" suçundan İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldı.

Soruşturmada görev alan polis memurları hakkında "görevi kötüye kullanma" suçundan İzmir Asliye Ceza Mahkemesinde açılan dava da ana dosyayla birleştirildi.

İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde toplam 13 sanığın yargılanması devam ediyor.

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-10

ŞİRKET YÖNETİCİLERİ VE KOLLUK GÖREVLİLERİ İDDİANAMEDE

Ek iddianamede şüphelilerin eylemleri görev ve konumlarına göre ayrı ayrı değerlendirildi.

Şirket yöneticileri ile teknik personelin kamera sistemleri, şirket telefonları ve dijital materyaller üzerindeki erişimleri; bekçiler ile saha çalışanlarının kritik saatlerdeki gözlemleri ve şirket içi bilgi akışındaki konumları incelendi.

Kolluk görevlileri bakımından ise olay yerinin korunması, kamera kayıtlarının temin edilmesi, telefon ve araç anahtarının muhafazası, fotoğraf ve video kayıtlarının dosyaya aktarılması ile biyolojik örneklerin kriminal incelemeye gönderilmesi süreçleri ele alındı.

Savcılık; Atakan Kaçar, Deniz Asıcı, Duygu Öztürk Özkan, Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ, İsmail Köksal, Musa Erikçi ve İsmail Yalçın yönünden isnat edilen eylemlerin kamu görevleriyle bağlantılı olduğu değerlendirmesinde bulundu.

"MÜNFERİT USUL HATALARIYLA AÇIKLANAMAZ"

Şüpheliler suçlamaları kabul etmedi. Ancak savcılık; savunmaların HTS ve baz kayıtları, kamera incelemeleri, teslim tutanakları, kriminal raporlar ve tanık anlatımlarıyla çeliştiği öne sürülen bölümlerine itibar etmedi.

İddianamede, tek bir delilin kaybolmasının değil, farklı delillerde aynı kritik zaman aralığında yaşanan kesintilerin önem taşıdığı vurgulandı.

"Bir delilin eksikliği tek başına 'Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme' suçunun delili değildir."

Ancak delil zincirindeki kırılmaların aynı olayın kritik zamanlarında ve belirli kişilerin fiilî hâkimiyet alanlarında kesiştiği savunularak, eylemlerin "münferit usul hatalarıyla açıklanamayacağı" öne sürüldü.

Dorukhan Büyükışık dosyasında ek iddianame hazırlandı: Demir çubuk iddiası ve 26 şüpheliye dava-11

"SİSTEMATİK DELİL KARARTMA SÜRECİNİN PARÇALARI"

Savcılık, Büyükışık'ın ölümünün ardından yaşandığı ileri sürülenleri şöyle sıraladı:

  • Olay yerinin usulüne uygun korunmaması
  • Olay yerine kontrolsüz giriş çıkışların gerçekleşmesi
  • Ceset ile maddi delillerin konumuna müdahale edilmesi
  • Geçici izlerin kaybolması
  • Kamera kayıtlarının tamamının alınmaması
  • Sınırlı ve değiştirildiği öne sürülen görüntülerin dosyaya gönderilmesi
  • Biyolojik delillerin kriminal incelemeye geç gönderilmesi
  • Telefon ve araç anahtarının inceleme zincirindeki kırılmalar
  • Olay yeri fotoğraf ve videolarının dosyaya gecikmeli girmesi
  • Objektif kayıtlarla çeliştiği ileri sürülen beyanlar

İddianamede bütün bu işlemler, öldürme eyleminin gerçek oluş biçiminin ortaya çıkarılmasını engellediği öne sürülen "sistematik delil karartma sürecinin parçaları" olarak değerlendirildi.

Savcılık, şüphelilerin üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmalarını ve yeni davanın İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen kasten öldürme davasıyla birleştirilmesini talep etti.

TAKVİM UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

Yunus Akseki
Yunus Akseki Takvim.com.tr Güncel

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler