AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber'de açıkladı: Türkiye'deki 2026 NATO Zirvesi tarihin en kritiği
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber canlı yayını Özel Röportaj programında A Haber Ankara Temsilcisi Murat Akgün ve Sabah Gazetesi Ankara Temsilcisi Okan Müderrisoğlu’nun sorularını yanıtladı. Başkan Erdoğan'ın diplomasi ustalığına değinen Sözcü Çelik, Cumhurbaşkanımızın İran dosyasına hakimiyeti, şu anda dünyadaki hiçbir devlet başkanında yok." dedi. Ayrıca Ankara'nın ev sahipliği yapacağı 2026 NATO Zirvesi hakkında ise Çelik, tarihin en kritiği olacağını belirtti.
Hızlı Özet Göster
- AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail'in başını çektiği bir savaş lobisinin ABD içinde karşılığı olduğunu ve ateşkesin önündeki en büyük engelin bu lobi olduğunu belirtti.
- Çelik, İran'dan Türk hava sahasına yönelen balistik füzelerin failinin bilindiğini ve Türkiye'nin milli güvenliğinin pazarlık konusu yapılamayacağını ifade etti.
- Ömer Çelik, İran'ın ABD ve İsrail tarafından haksız saldırıya uğrayan taraf olduğunu ve kalıcı barış için bölgesel güvenlik mimarisinin gerekli olduğunu vurguladı.
- Çelik, Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi'nin NATO tarihinin en kritik zirvesi olacağını ve Avrupalılar ile Amerikalılar arasında bir dönüm noktası teşkil edeceğini söyledi.
- AK Parti Sözcüsü, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Netanyahu'ya 'sende niye nükleer silah var' dediğini ve İsrail'in dünya sistemi tarafından kuralın istisnası olarak kodlandığını aktardı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber canlı yayınında önemli açıklamalarda bulundu.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik A Haber'e konuştu: "Ateşkesin önündeki en büyük engel savaş lobisi"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarına ilişkin, "İsrail'in başını çektiği bir savaş lobisi var. O savaş lobisinin ABD içerisinde bir karşılığı var. Orası bunun sürmesi gerektiğinden hatta hedefin tamamen rejimin değişmesi ve çökmesi olduğundan bahsediyor. Bir taraftan da baştan itibaren bu işe girilmemesi ya da girildiği andan itibaren bir yerde durması gerektiğini ifade eden bir lobi var. Bu, kendi içerisinde mücadele ediyor." dedi.
"BİR GECEDE YOK ETME" TEHDİDİ VE DİPLOMATİK TRAFİK
ABD'nin iki aşamalı planına ve İran'ın "ateşkesi reddediyoruz, kalıcı barış istiyoruz" yönündeki açıklamasına ilişkin değerlendirmede bulunan Çelik, şöyle konuştu:
"Bu trafik, savaşın arka planındaki lobi kavgalarını da gösteren bir şey. Bir yandan Başkan'ın ifadelerine yansıyan, İsrail'in başını çektiği bir savaş lobisi var. O savaş lobisinin ABD içerisinde bir karşılığı var. Orası bunun sürmesi gerektiğinden hatta hedefin tamamen rejimin değişmesi ve çökmesi olduğundan bahsediyor. Bir taraftan da baştan itibaren bu işe girilmemesi ya da girildiği andan itibaren bir yerde durması gerektiğini ifade eden bir lobi var. Bu, kendi içerisinde mücadele ediyor."
Çelik, bir "kağıt trafiği" yaşandığını, bunun, savaş çıkmadan önce maddelerle dolu olması durumunda bir anlam ifade edebileceğini kaydetti.

İRAN'IN KIRMIZI ÇİZGİLERİ VE TAZMİNAT TALEBİ
Bunun, devlet başkanı öldürülmüş, bombalanmış, ağır bir saldırıya uğramış İran'ın kabul edebileceği düzeyde bir çerçeve olmadığını vurgulayan Çelik, "Şimdi bu saatten sonra İran'ın talep ettiği şey şöyle gözüküyor, birincisi, bir ateşkesten ziyade kalıcı bir barış olsun bu. İkincisi, bu böyle kademeli bir şey olmasın, iki taraf da bir anda bu noktaya gelsin ama esas olan, buraya kadar olanların ne yapılacağı ve bundan sonra ne olacağı." dedi.
BÖLGESEL GÜVENLİK MİMARİSİ ŞART
İran'ın iki kere müzakere masasındayken saldırıya uğradığını anımsatan Çelik, şunları kaydetti:
"İran'a tekrar saldırılmamasının garantisi nedir? Çünkü uluslararası hukuka aykırı, Birleşmiş Milletler kararı yok, Umman'ın arabuluculuğunda müzakereler devam ediyordu. Bir ülkeye 'Ben senin rejimini değiştireceğim' diye nasıl saldıracaksınız? Artık bir bölge meselesi haline geldi bu şey. ABD ve İsrail'in bu haksız ve hukuksuz saldırganlığından sonra İran'ın verdiği cevaplar, bölge ülkelerine dönük birtakım saldırıların olması artık bunu büyük bir bölge sorunu haline getirdi. Buradan çıkışın yolu bir bölgesel güvenlik mimarisinin de masada olmasını gerektiriyor."
"BİZ MAZLUMUN MEZHEBİNE BAKMIYORUZ"
"Eğer Umman yerine Türkiye arabuluculuk yapsaydı, o zaman herhalde taraflar bu kadar kolay masadan kalkmazlardı gibi görünüyor, ne dersiniz?" sorusuna ilişkin Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderlik ettiği ve Türkiye'de kurulmuş bir masanın ağırlığının farklı olabileceğini ifade etti.
"Burada mağdur olan taraf İran'dır, saldırgan olan taraf ABD-İsrail tarafıdır. Bu bir ilke meselesidir." diyen Çelik, Türkiye'nin bu ilkeyi söylemekten hiçbir şekilde geri adım atmadığını vurguladı.
Türkiye'nin herkesin mezhebine saygılı olduğunu dile getiren Çelik, "Türkiye'nin içinde de böyle bir tartışmanın olması bir felakettir. Burada siyasi mezhepçiliği kategori olarak reddederiz. Biz mazlumun mezhebine bakmıyoruz." dedi.
Çelik, bugün İsrail'in saldırganlığının, sadece İran'ı ilgilendirmediğini, gıdadan enerjiye küresel düzeyde büyük bir kriz oluşturduğunu söyledi.
Kürtlerin, İran'da ve Irak'ta sağduyunun ve tarihin doğru tarafında durduklarını belirten Çelik, "Batı basını PJAK ve Komala gibi örgütleri kastederek 'Kürtler' diyerekten başka bir şey üretmeye çalışıyor. Bizim zihnimizde bu yanlış, bunu ayırmak lazım." ifadelerini kullandı.

"FAİLİ BİLİYORUZ"
Çelik, dünya ve bölge barışının karşısındaki en büyük tehlikenin İsrail ve İsrail'in ABD politikası üzerindeki etkisi olduğunu vurguladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, 20 Eylül 2023'teki Birleşmiş Milletler 78'inci Genel Kurulu kapsamında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile New York'taki Türkevi'nde yaptığı görüşmeye ilişkin Çelik, "Netanyahu, orada yine İran'ın nükleer programını açtı, gündeme getirdi. Cumhurbaşkanımız 'sen hep bundan bahsediyorsun ama sende niye nükleer silah var?' dedi. Cevap şu, 'ilk kullanan ben olmayacağım.' Dünya sistemi İsrail'i kuralın istisnası olarak kodladığı için bu belayla bugün yüzleşmek zorunda kalıyor. Dünyada herkes için geçerli olan kurallar İsrail için hep istisna kabul edildi." diye konuştu.
Çelik, İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yönelen balistik füzelere ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti:
"İran, Amerika-İsrail tarafından çok ağır ve haksız bir saldırıya uğradı. Bunun karşısında bazı stratejiler geliştirmiş. Bunların içerisinde bizce doğru olmayan strateji, bölge ülkelerine füze atılması meselesidir. Türkiye'ye dönük de bu oldu. Birincisi biz tabii ki bunun nereden geldiğini görüyoruz. İkincisi, Türkiye'nin milli güvenliğinin herhangi bir pazarlık konusu ya da herhangi bir zaaf içinde değerlendirilmemesi gerektiğini muhataplarımıza iletiyoruz. Faili de tabii ki biliyoruz."
"TAMAMEN HAKSIZ, HUKUKSUZ, TEMELSİZ BİR SALDIRGANLIK"
"Trump, NATO'ya karşı çok öfkeli. Ankara'da bir NATO zirvesi olacak. Bu koşullarda yeni bir transatlantik yapılanma öngörüyor musunuz?" sorusuna Çelik, "Yakın zamanda Macron 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşmiştir' diye söylüyordu. Şimdi Macron onu söylediğine bin pişman olmuştur. Buralarda radikal laflar söylemenin, dünya konjonktürü değiştikçe neye mal olacağını iyi hesap etmek lazım." cevabını verdi.
Köklü bir devlet geleneği, öngörülü bir strateji içinde konuşulması gerektiğini belirten Çelik, "Bugün Amerika, İsrail'in, Netanyahu gibilerin uzun zamandır istediği bu saldırıya girişti ama çıkış kapısı yok. Kimsenin işine yaramayan, tamamen haksız, hukuksuz, temelsiz bir saldırganlık bu." dedi.
TÜRKİYE'DEKİ NATO ZİRVESİ
Ömer Çelik, Türkiye'de yapılacak NATO Zirvesi'ne ilişkin soru üzerine şu ifadeleri kullandı:
"Türkiye'de yapılacak NATO Zirvesi, NATO tarihinin en kritik zirvesi olacak. Zirve, özellikle Avrupalılar ve Amerikalılar arasında bir 'tamam mı, devam mı' meselesi olacaktır. Çünkü Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından sonra 'terörle mücadele' diye bir hedef koyuldu NATO'nun önünde ve o günden beri NATO sarsılıyor. Ama bir güvenlik örgütü olarak hala alternatifi yok Batı ittifakı açısından. Pek çok şey dillendirildi, 'Avrupa ordusu' denildi, 'alternatif bir transatlantik ittifak' denildi ama hiçbiri olmadı. Bunlar kolay şeyler değil. "