DEM Parti İmralı heyeti Öcalan’ın mesajını paylaştı: Silahlı mücadele sona erdi geriye dönüş yok | Cumhuriyet iki kat güçlenecek
DEM Parti’nin İmralı ziyareti sonrası PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın "Silahlı mücadele dönemi sona erdi, geri dönüş yok" mesajı kamuoyu ile paylaşıldı. Sürecin kritik bir eşiğe geldiği vurgulanırken, TBMM’de yürütülen komisyon çalışmalarıyla birlikte yasal düzenleme aşamasına geçilmesi bekleniyor.
Hızlı Özet Göster
- DEM Parti heyeti 27 Mart'ta İmralı Adası'nda terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşme gerçekleştirdi ve Öcalan'ın 'Silahlı mücadele dönemi sona ermiştir, artık geriye dönüş mümkün değildir' mesajını kamuoyuyla paylaştı.
- DEM Parti'li Pervin Buldan, Mithat Sancar ve avukat Özgür Faik Erol'un katıldığı görüşmede, çözümün müzakere, demokratik irade ve toplumsal uzlaşıyla şekilleneceği vurgulandı.
- TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı raporun kabul edilmesiyle süreç yasal zemine taşınıyor ve terör örgütünün feshi, silah bırakma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik başlıklar netleşti.
- Öcalan mesajında Anadolu-Mezopotamya eksenli bir çözümü esas aldıklarını belirterek Cumhuriyete katılımın kimlik, ifade ve örgütlenme özgürlüğüyle olması gerektiğini ifade etti.
- Heyetin açıklamasında komisyon raporu sonrasında yürütülecek çalışmaların zamana yayılmaksızın kapsayıcı ve bütünlüklü bir yasal çerçeveye kavuşturulmasının hayati önemde olduğu belirtildi.
"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda yürütülen süreçte DEM Parti heyeti, İmralı Adası'na gerçekleştirdiği ziyaretin ardından terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın mesajını kamuoyuyla paylaştı. Açıklamada, "Silahlı mücadele dönemi sona ermiştir. Artık geriye dönüş mümkün değildir" ifadeleri dikkat çekti.
İmralı'da 27 Mart'ta gerçekleştirilen görüşmeye DEM Parti'li Pervin Buldan, Mithat Sancar ve avukat Özgür Faik Erol katıldı. Heyetin yaptığı yazılı açıklamada, sürecin önemli bir eşiğe geldiği ve çözümün müzakere, demokratik irade ve toplumsal uzlaşıyla şekilleneceği vurgulandı.
Açıklamada, TBMM'nin üstlendiği rolün kritik olduğu belirtilirken, komisyon raporu sonrasında atılacak adımların gecikmeden kapsamlı bir yasal çerçeveye kavuşturulması gerektiği ifade edildi.
"SİLAHLI MÜCADELE DÖNEMİ SONA ERDİ"
Paylaşılan mesajda PKK elebaşı Öcalan, 27 Şubat 2025'te yaptığı çağrıyı hatırlatarak silahlı mücadelenin sona erdiğini belirtti.
PKK elebaşı Abdullah Öcalan 27 Şubat 2025'te örgüte yaptığı ʺsilah bırakınʺ çağrısının yıl dönümünde ʺŞimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyizʺ mesajını paylaşmıştı (Fotoğraf TAKVİM Foto Arşiv'den kullanılmıştır)
DEM Parti İmralı Heyeti'nden yapılan yazılı açıklama şu şekilde:
"27 Mart 2026 tarihinde Sayın Abdullah Öcalan ile yürüttüğümüz görüşmeler kapsamında İmralı Adası'nda bir toplantı gerçekleştirdik.
Yapılan görüşmelerde sürecin önemli bir eşiğe geldiği açık biçimde görülmüştür. Bu noktada, çözüm yolunun müzakere, demokratik irade ve tarihsel sorumluluk boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi gereken çok katmanlı bir konu olduğu ortaya konulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu süreçte üstlendiği tarihi görev ve sorumluluğa işaret edilmiş; Komisyon raporu sonrasında yürütülecek çalışmaların zamana yayılmaksızın kapsayıcı ve bütünlüklü bir yasal çerçeveye kavuşturulmasının hayati önemde olduğu belirtilmiştir.
Heyet olarak yaptığımız değerlendirmelerde, tarihsel fırsatların kaçırılmaması ve gerçek çözüm iradesinin hayat bulması için diyalog kanallarının açık tutulmasının ve demokratik siyasetin güçlendirilmesinin gerekli olduğu ortak bir görüş olarak öne çıkmıştır.
Demokratik toplumun Türkiye'de yaşayan tüm halklar ve inançlar için geleceğin güvencesi olduğu bir kez daha vurgulanmıştır. Bu süreci doğru anlayan ve sorumlulukla yaklaşan herkesin yalnızca bugünü değil ortak geleceği de kazanacağına inanıyoruz."

PKK ELEBAŞI ÖCALAN NE DEDİ?
Yapılan açıklamada terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın mesajları da aktarıldı.
27 Şubat çağrısını hatırlatan Öcalan'ın mesajları şu şekilde:
"Çözmeye çalıştığımız bu büyük soruna dar yaklaşılmaması gerekir. Çünkü Ortadoğu üzerinde derin hegemonik planlar var. Suriye'de sancılı durumlarla birlikte belli ölçülerde olumlu gelişmeler yaşanırken, şimdi de Iran savaşı gündemde. İran savaşında üç çizgi ortaya çıkmıştır: Birincisi, ABD-İsrail çizgisidir. İkincisi, İngiltere'nin başını çektiği bazı uluslararası ve bölgesel güçlerin statükoyu korumaya dönük çizgisidir. Üçüncüsü ise geliştirdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile savunduğumuz demokrasi ve ortak yaşam çizgisidir. İran'daki gelişmeler Türkiye'de yürütülen sürecin haklılığını ve önemini bir kez daha ortaya koymuştur.
"Biz Anadolu-Mezopotamya eksenli bir çözümü esas alıyoruz. Anadolu-Mezopotamya ilişkisi derin tarihsel köklere sahiptir. Tarihin ilk büyük barış anlaşması Hititler ile Mısırlılar arasındaki Kadeş Antlaşması'ydı. Ortadoğu'daki dört bin yıllık siyasal tarih gösterdi ki Anadolu'nun güvenliği Ortadoğu'dan ve Mezopotamya'dan geçmektedir. Demokratik entegrasyon, Mezopotamya kültürünün demokratik bir varlık olarak katılımını ifade eder.
"Bizim Cumhuriyet ile bir sorunumuz yoktur. Asıl mesele Cumhuriyetin demokratik olmamasıdır. Demokrasi Cumhuriyetin güçlenmesini sağlayacak yegane çözümdür.
"Toplumların ve ülkelerin tarihsel dönemlerindeki yanlışlıkları, aşırılıkları ve antidemokratizmi dile getirmek, kutsala dokunmak gibi yadırganmamalıdır. Asimilasyoncu yöntemlerin pozitivist bir inançla savunulmasının, ülkeye giydirilmiş dar bir gömlek olduğunu söylemek gerekir.
PKK elebaşı Abdullah Öcalan
SİLAHLI MÜCADELE DÖNEMİ SONA ERMİŞTİR GERİYE DÖNÜŞ YOKTUR
"27 Şubat çağrımda da ifade ettiğim gibi silahlı mücadele dönemi sona ermiştir. Artık geriye dönüş mümkün değildir. Yaşadığımız süreç Demokratik Cumhuriyet ile barışa geçiş sürecidir. Arzulanan süreç başarıya ulaştığında Cumhuriyet iki kat güçlenecektir. Demokratik toplum dediğimiz, büyük oranda böyle bir çözümü esas alır. Kürtlerin devletle olan ilişkisini pozitif tarzda düzenleyen bir toplumculuk ve yurttaşlık anlayışı geliştirmeliyiz. Devlet de burada yıkıcı faaliyet ya da güvenlik tehdidi gibi bir durum olmadığını görmeli.
"TÜM KAMUOYUNA ULAŞMAYI ÖNEMLİ GÖRÜYORUM"
"Cumhuriyete katılım; kimliğiyle, ifade ve fikir özgürlüğüyle, örgütlenme özgürlüğüyle ve kadın özgürlüğüyle olmalıdır. Bunlar sadece Kürtler için değil, herkes için geçerli özgürlük alanlarıdır.
Bu noktada, sürece ilişkin fikirlerimin doğru anlaşılması için uygun yöntemlerle tüm kamuoyuna ulaşmayı önemli görüyorum.
"Demokratik entegrasyon çözümü, toplum temelli bir yaklaşımı esas almaktadır. Toplum temelli çözüm ise toplumsal yapıların bütünsel ve kolektif demokratikleşmesini gerektirir."
SÜREÇ YASAL ZEMİNE TAŞINIYOR
Öte yandan TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı raporun kabul edilmesiyle birlikte süreçte önemli bir aşama geride kaldı. Raporda, terör örgütünün feshi, silah bırakma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik başlıklar netleşirken, bu çerçevede yasal adımların atılması bekleniyor.
Yetkililer, sahadan gelecek teyitlerin ardından hazırlanan çerçevenin Meclis gündemine taşınacağını ve sürecin hukuki altyapısının oluşturulacağını ifade ediyor.
