MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den "füze" uyarısı: Her ülke aklını başına almalıdır
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu. ABD-İsrail'in İran'da çocukları vurmasına tepki gösteren Bahçeli, "Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır." dedi. İran'dan Türkiye'ye atılan füzelere ilişkin de konuşan Bahçeli "Her ülke aklını başına almalıdır" uyarısı yaptı. CHP'nin 5. kol faaliyeti içinde olduğunu belirten Bahçeli, Özgür Özel'i hedef alarak, "Balıkları düşündüğü kadar Türkiye'yi düşünmedi." ifadelerin kullandı. Yolsuzluk tutuklusu Ekrem İmamoğlu'nun mahkeme başkanı ile tartışmasına, "Asrın yolsuzluk davasında her çirkeflik yaşanmış hukuk güvenliğine de darbe vurulmuştur." ifadeleriyle tepki gösteren Bahçeli, "Mahkemede selamlama konuşması olduğu ne zaman görülmüş, bu olaya ne zaman şahit olunmuştur?" dedi.

Hızlı Özet Göster
- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu ve önemli mesajlar verdi.
- Bahçeli, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı savaşın ağır sonuçlar doğurduğunu belirtti.
- Türk-Kürt kardeşliğinin önemine vurgu yapan Bahçeli, bölgede provokasyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
- Bahçeli, İran'dan Türkiye'ye yönelik füze saldırılarının önlenmesi gerektiğini ve Türkiye'nin yol geçen hanı olmadığını ifade etti.
- CHP yönetiminin 5. kol faaliyeti içinde olduğunu iddia eden Bahçeli, yolsuzluk davasındaki gelişmelere dikkat çekti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.
Bahçeli grup toplantısında açıklamalarda bulundu: "Aklınızı başınıza alın!"Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:
Nasıl ki istiklalimizin engin ve erdemli düşüncesiyle Milli devletimizin tartışılmaz haklarına sahip çıkıyorsa istikbalimizin yol haritasını da çizmek zorundayız.
Mehmet Akif Ersoy Mili Mücadelenin en ateşli yıllarında kalemini tıpkı bir kırbaç gibi beyaz sayfalarda çarmış, istiklali yazmamış yaşamıştır. Akif yüksek milli bir şuurdur.
İstiklal Marşı Milli Kahramanlığın muhteşem bir mücadelenin vesikasıdır. Çevremizde yaşanan vahim gelimeler Mehmet Akif'e feyiz veren günlerle maalesef benzerlik göstermektedir.
Hürriyet ve bağımsızlık Türk milletinin karakteridir. İstiklal Marşımızın ilk sözcüğü "korkma" diye başlamaktadır. Biz korkmadıkça şafaklarımızda al sancak sönmez.
Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın. Merhum Mehmet Akif Ersoy'a cenab-ı Allah'tan gani gani rahmet diliyorum.

Amerika Birleşik Devletleri - İsrail koalisyonunun İran'a yönelik başlattığı kirli savaşın 11. gününde bilanço gittikçe ağırlaşmakta şiddet ve yıkım açıkça kaydedilmektedir.
Aynı zamanda 11 gündür psikolojik harbin dijital harbin elektronik harbin ve propaganda harbinin eşine ve benzerine çok az rastlanacak örnekleri de kademe kademe kaydedilmektedir.
Bölgemizi çok tehlikeli bir akıl tutulması sarmış ve sarmalamıştır. Karşılıklı atılan füzeler, katledilen insanlar tahrip edilen kaynaklar hedef alınan alt yapılar tıkanan deniz yolları hepimizin gündemine yansıyan satırbaşlarıdır.

İran'da ve Gazze'de öldürülen çocuklar penguen olsa küresel yas mı ilan edilecekti.
2007 yılında Antarktika'da çekilen bir belgeselde kolonisinden ayrılan bir penguenin video görüntüsü 2026 yılının ilk aylarında herkesin dilinde ve gündemindeydi. Bu penguenin derdiyle dertlenip sonuçlar çıkartan söz konusu doğal davranışı kolektif bilincin kırılması olarak gören insanla ilişkilendirip toplumsal travmaların gecikmiş yankısı insanın kendisine tuttuğu ayna şeklinde yorumlayan herkese sesleniyorum; Gazze'de soykırıma uğrayan 50.000 çocuğun, İran'da sayıları 300'ü aşan çocukların, dramları, acıları, yürekleri kavuran feci sonları bir penguen kadar önemli ve öncelikli değil midir? Nesli tükenen bir kuşu mesele edip de sırayı eşrefi mahlukat olan bir çocuk alınca ona sırt çevirmek, duyarsız ve duygusuz yaklaşmak insanlık mirasının insanlık değerlerinin neresinde vardır?
Uluslararası toplum ayağa kalkmalıdır. Bu ahlaki ve vicdani sorumluluk evvela Amerikan halkının ve Yahudi toplumunundur. Adı konulmamış bir din savaşı başladı da biz mi farkında değiliz? Orta Doğu'da Sünni-Şii husumetine çanak tutan kamplaşma ve kutuplaşmayı sertleştirmek için provokasyon zemini kollayan karanlık emellere kapalı durmak bilhassa şu mübarek Ramazan ayında hayat meyat konusudur. Bu tuzağa hiçbir Müslüman düşemez düşmemelidir. Böylesi bir vebale hiçbir din kardeşimiz ortak olamaz, olmamalıdır. Şii de Müslümandır, Sünni de Müslümandır. Bozgunculuğun davulunu çalanlar sanal ihtilafların namlusunu tutanlar alçak kere alçaktır. Kürt kardeşlerimizi sahaya sürmek için hava koklayan ve ortam yoklayan bu sayede İran'ı içten çökertmenin planını yapan hiçbir mihraka Kürtler paralı askerlik yapmaz, yapmamalıdır. Kürt kardeşlerim satılık değildir, kiralık değildir. Tetikçi değildir.
Türkler onurlu, şerefli, yürekli, soylu ve sağduyulu bir halktır. Türk-Kürt kardeşliği üzerinde cephe açmanın gedik oluşturmanın hesabıyla İran'ın tarihi Türk kentlerini karıştırmanın Türklerle Kürtleri çatıştırmanın arayış ve amacını kurgulayanlar ancak düşmanca tutum takınan namertlerdir. Türk-Kürt'ün kardeşi Kürt-Türk'ün alın yazısı kader ortağıdır. Ne tuhaftır ki İran'da vurulan şehirlerin kahır ekseriyeti Türk'tür.
Dahası 5 Mart 2026'da İran topraklarından havalanan insansız hava araçları Azerbaycan'ın Nahcivan Özerk Cumhuriyeti'ne isabet etmiş, 4 Mart 2026 tarihinde de İran'dan Türkiye'ye istikametine doğru gelen balistik mühimmat Türk hava sahasına girmeden NATO hava ve füze savunma unsurlarınca etkisiz hale getirilmiştir. Bu tehlikeye saçan vakalarla ilgili İran İslam Cumhuriyeti'nin yaptığı özür mahiyetindeki açıklamalar, egemenlik haklarımıza gösterilen saygının telaffuz edilmesi elbette tarihi kıymettedir.
TÜRKİYE YOL GEÇEN HANI DEĞİLDİR
Ancak taciz, tahrik veya tertip olup olmadığını netleştirecek ülke İran İslam Cumhuriyeti'dir. Biz kasti bir tavrın olmadığına inanmak, iyi komşuluk hukukumuzu korumak istiyoruz. Ancak Türkiye'nin de yol geçen hanı olmadığını, canı sıkılanın, keyfiyetinin füze ateşleyeceği bir ülke olarak görülemeyeceğini de ihtiyaklı ve temkinli bir dille beyan ediyoruz. Elbette Türkiye ile İran'ı karşı karşıya getirmeye çalışan, Siyonist, emperyalist bir komployu da ihmal veya göz ardı etmiyoruz.
Savaşın bölgesel maiyet alması için ardışık ve çok boyutlu sahnelenen provokasyonlara karşı komşu ülkelerin hassasiyet sergilemesi, kalıcı ve kapsayıcı tedbirleri sırasıyla hayata geçirmesi, işin özünde her ülkenin çıkarınadır. Bir daha hava sahamızda veya Azerbaycan hava sahasında yolunu veya yönünü kaybetmiş bir füze ya da insansız hava aracı görmek duymak ve buna da şahit olmak istemediğimizi de cümle alem bilmelidir. Türkiye ile Azerbaycan arasına nifak tohumları ekmeye çalışanları reddediyoruz, tedavüldeki yaygın fitneleri elimizin tersi ile itiyoruz.
CHP 5. KOL FAALİYETİ İÇİNDEDİR
CHP Genel Başkanı ve yönetiminin infial uyandıran açıklamaları tek kelimeyle şuursuzluktur. Coğrafyalar deprem geçirirken Türkiye muhalifliğinde yeni kulvarlar açmaları, vatan ve millet sevgisiyle bağdaşmayan ayıp ve ahlaki seviyesizliktir. CHP Genel Başkanı diyor ki 'Türkiye'nin füzesi, hava savunma sistemi, savaş uçağı yok, F-16'lar modernize edilemedi, korkudan S-400'ler hangarda tutuldu.' Gazi Mustafa Kemal Atatürk ölmeyi emretmişti, onun koltuğunda köhne köhne oturan zat ise Türkiye'yi karalamanın peşindedir. Sinop'taki füze testleri karşısında 'yapmayın balıklar korkuyor' diyen şahsın esasen ciddiye alınacak hiçbir yanı yoktur. Sen balıkları düşündüğün kadar Türkiye'yi düşünseydin bugünkü zırvalarınla rezil olmaz, en azından Atatürk'ün emanetlerine saygı gösterirdin. Allah'a çok şükür Türkiye'nin her şeyi vardır. Bunu dünya gördü bir tek CHP Genel Başkanı görmedi.
İMAMOĞLU'NA TEPKİ: MAHKEMEDE SELAMLAMA KONUŞMASI OLDUĞU NE ZAMAN GÖRÜLMÜŞ
Dün aralarında İmamoğlu'nun da bulunduğu 407 sanığın yargılandığı asrın yolsuzluk davasında her çirkeflik yaşanmış hukuk güvenliğine de darbe vurulmuştur.
Neymiş eski belediye başkanı selamlama konuşması yapmak için kürsüye çıkmak istemiş.
Mahkemede selamlama konuşması olduğu ne zaman görülmüş, bu olaya ne zaman şahit olunmuştur?
Kimse hukukun önünde veya üstünde değildir.
Suçlamaların açıklığa kavuşması, bunun da kısa süre içinde vuku bulması gerekmektedir.
Kararın daha fazla uzamasına fırsat verilmeden İBB davası bir an önce sonlanmalı ve ülke gündeminden çıkmalıdır.
'Duruşmalar televizyondan canlı yayınlansın" derken haksız mıydık?
Geldiğimiz bu süreçte haklılığımız netleşmiştir.

