Yenidoğan Çetesi davasında birbirini satan satana! Duruşmada "Mehtap öldür şu bebeği" ifadesi soruldu... Sus pus kaldı

İstanbul'da, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan kamuoyunda 'Yenidoğan çetesi' olarak bilinen 47 sanığın yargılandığı davanın 3. duruşması sona erdi. 11 saat süren duruşmada dinlenen 7 sanık deyim yerindeyse birbirini sattı. "Mehtap öldür şu bebeği" ifadelerinin yer aldığı telefon görüşmesi sorulan tutuklu sanık Mehtap Sayar, "Konuşmak istemiyorum" dedi. Hasan Basri Gök'ün hastalar üzerinden haksız bir şekilde komisyon aldığı dillendirildi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Yenidoğan Çetesi davasında birbirini satan satana! Duruşmada "Mehtap öldür şu bebeği" ifadesi soruldu... Sus pus kaldı

HABERİ
SESLİ DİNLE

00:00 00:00
Tüm Sesli Haberler

Yenidoğan Çetesi, para için sağlıklı bebekleri kuvöze koydu. Bile bile öldürüp hem devleti hem aileleri soydu. Örgüt lideri Fırat Sarı'nın kurduğu sistem kan dondurdu. Sanık hemşireler korkunç itiraflarda bulundu.

ÖLECEK BEBEK İÇİN İLAÇ KULLANMAYIN
Sarı entübe edilen bebek için "Ölecek ilaç kullanmayın" dedi. Durumu kritik bir bebek için ise "Çek fişi gitsin"deyip talimat yolladı.

HER SEVK İÇİN 5 BİN TL
Bebek katilleri çetesi davasında dün itiraflar vardı. Çete lideri Sarı'nın hemşiresi ve şoförü"Serdar, sevklerden 5 bin lira kazanıyordu" derken Mahkeme Başkanı, "Bebek öldürmeyle ilgili konuşmanız var" diye sordu. Cevabı "Kalbinin durup geri gelmesi durumu vardı" oldu.

Yenidoğan Çetesi bebekleri nasıl öldürdü? İşte itiraflar ve örgüt şeması!

İstanbul'da, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları iddia edilen 47 sanığın yargılandığı davanın duruşmasında ikinci gün geride kaldı. İkinci gün gerçekleşen duruşma yaklaşık 9 saat sürdü ve 5 sanık dinlendi. Bugün davanın 3. duruşması başladı.

Adliye ressamı Yenidoğan Çetesini çizdi!

DURUŞMA SALONU RESSAMIN ÇİZİMLERİNE YANSIDI
Duruşma salonu adliye ressamı Cengiz Karslıoğlu'nun çizimine yansıdı.

Adliye ressamı Cengiz Karslıoğlu'nun çizimi (İHA)

Fırat Sarı'nın yüz ifadesi de çizimlerde yer buldu.

CANLI ANLATIM

"ÖLDÜR ŞU BEBEĞİ" İFADESİ SORULDU! SUSPUS KALDI!

Sayar, sanık Gök'ün, "Mehtap öldür şu bebeği.", kendisinin ise "Öldüreceğim de öldürsem de dert."dediği telefon konuşmasının sorulması üzerine de"Sıkıntılı bir bebek hakkında sıkıntılı bir konuşmadır. Bunun sosyal medyada da basında da psikolojik baskısını yaşadım. O yüzden bu konuda konuşmak istemiyorum."dedi.

Çapraz sorgusunda, "Her şey fazlasıyla uygunsuz."cümlesini kurduğu telefon görüşmesinin sorulmasının ardından Sayar, bunun hastaneye yapılan denetimle ilgili bir konuşma olduğunu söyledi.

Denetimin yapıldığı ayda yeni sorumlu hemşire olduğunu ifade eden Sayar, alan içerisindeki uygunsuzluklardan şikayet ettiğini kaydetti.

Sayar, denetim sırasındaki uygunsuzluklardan hastane yönetiminin de bilgisi olduğunu, kendisinin de bunlardan dolayı sorun yaşamaya maruz kaldığını dile getirdi.

"Satılan ilaçlardan ne kadar komisyon alıyordunuz?"sorusu üzerine Mehtap Sayar, böyle bir komisyon almadığını öne sürdü.

Tutuklu sanık hemşire Mehmet Halis Başli ise savunmasında, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, yasal olmayan bir işlem yapmadığını, yanlış uygulamada bulunmadığını iddia etti.

Hesap hareketlerine ilişkin de Başli, işletmeden maaş ödemesi aldığını, söz konusu ek ödemelerin fazla çalışmasının karşılığı olarak ödendiğini öne sürdü.

Başli, gün içinde hastaların şekerini, tansiyonunu ölçüp, beslenmesini not aldıklarını, doktorların da bu notlardan faydalanarak epikriz yazdıklarını dile getirdi.

Sanık Hasan Basri Gök'ün "38 haftada trombosit yapıldı. Ne göstereyim?" dediği, kendisinin de "Hiçbir şey göstermeyin." şeklinde cevap verdiği konuşmanın sorulması üzerine Başli, görüşmeyi hatırlamadığını öne sürdü.

Başli, "Fırat Sarı hastanedeki hasta sayısını soruyor muydu?" sorusunu, "Evet, işletme onundu." şeklinde yanıtladı.

Sanık Gıyasettin Mert Özdemir'in hasta sayısını neden sorduğuna ilişkin de Başli, "O da hasta takibi sağlıyordu." dedi.

"Niye takip ediyordu?" sorusuna Başli, "Onu kendisine sormak daha iyi olur." yanıtını verdi.

 

BİRBİRLERİNİ SATTILAR... "RAPORU HASAN BASRİ YAZDI"

Sayar, para transferleriyle ilgili de özel sektörde maaşların düşük olduğunu, Fırat Sarı'nın diğer sorumlu hemşirelere verdiği motivasyon ödemelerinden kendisinin de aldığını söyledi.

Birkaç kez Sarı'ya borç para gönderdiğini ifade eden Sayar, Sarı'nın kısa sürede ödeyeceğini söylemesine rağmen üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiği halde paranın tamamını alamadığını anlattı.

Sanık Hasan Basri Gök ile 3 gün yaşayan bebeğin 6 gün yaşamış olarak gösterilmesine ilişkin telefon konuşmaları sorulan Sayar, "Epikriz raporlarını o dönem Hasan Basri Gök yazıyordu. Raporları yazan kişi birim sekreteriyle iletişim kurardı. Bu hastanın bilgileriyle ilgili yanlışlık yapılmış, sonra da düzeltilmiş. Alanda yatan her bebeğin bilgilerini o dönemin sekreteri Melis, Gök'e iletiyordu. Alanda eks bebek olduğunu, 'bakacağım' deyip Gök'e bildirmemiş. Gök, gerçekte eks olup fark edilmeyen bebek konusunda değil de eksle ilgili kendisine haber verilmediği için sinirlenmişti." ifadelerini kullandı.

"USULSÜZLÜK YAPILDIĞINI ANLADIM"

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmanın üçüncü gününe, organize suç örgütü elebaşı doktor Fırat Sarı'nın da aralarında bulunduğu 22'si tutuklu 42 sanık ile avukatları katıldı. Duruşmada ayrıca maktul Kaya bebeğin babası Mehmet Hanifi Kaya ile avukatı da yer aldı. Bazı tutuksuz sanıklar ise bulundukları şehirlerdeki adliyelerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.

Duruşmada savunması alınan ve Birinci Hastanesi'nde Hasta Hizmetleri Müdürü olarak çalışan tutuklu sanık Emine Avcı, sözlerine, maktullerin ailelerine başsağlığı dileyerek başladı.

Alakası olmayan bir dosyada yargılandığını savunan Avcı, burada yargılanmaktan çok ciddi üzüntü duyduğunu söyledi.

İddianamede maktul olarak yer alan Mive Serdarova adlı bebeğin cenazesinin ailesine teslim edilmemesiyle ilgili soruyu yanıtlayan Avcı, "Babaanne bana gelip, torununun cenazesini alamadığını söyledi. Ödemeyi de yaptığını söyledi. Ödemeyi nerede yaptığını sorduğumda, yoğun bakımda yaptıklarını söyledi. Ben de Hakan Doğukan Taşçı'yı arayarak, durumu sordum. Konuşmasından usulsüzlük yapıldığını anladım. Sonrasında kendisini tekrar arayarak şikayetçi olacağımı, hastane yönetimine de bildireceğimi söyledim." dedi.

"HASTADAN KOMİSYON ALDI"

Avcı, sanık Hakan Doğukan Taşçı'nın numarasını diğer sanık Hasan Basri Gök'e verdiğini belirterek, "Hasan Basri beni arayarak, hastadan kendi komisyonunu aldıklarını anlattı. O da beni tehdit etmeye çalıştı. Benim tepkim tapelerde de açık ve nettir. Telefonu yüzüne kapattım. Yaşananları yöneticilerime de anlattım." ifadelerini kullandı.

Sanık Avcı ayrıca dosyada adı geçenlerden neredeyse kimseyi tanımadığını öne sürdü.

"SANIKLARLA İŞ DIŞINDA İLİŞKİM YOK"

Tutuklu sanık hemşire Mehtap Sayar ise savunmasında herhangi bir örgüte üye olmadığını söyledi.

Sanıklarla iş dışında ilişkisi olmadığını savunan Sayar, "Sanıkların çoğunu da tanımıyorum. Suçlamaları da kabul etmiyorum. Maaşımı hastaneden alıyordum. Reyap Hastanesi bildiğime göre bir işletme hastanesi değildir. Fırat (Sarı) Bey beni arayıp bir CİMER şikayetinden söz etmişti. Muhtemelen Deniz Korkmaz'ın yaptığı şikayetten bahsediyor olabilir. Kendisi, şikayetle ilgili danışma amacıyla aramıştı. 2016'da başladım hastanede çalışmaya, Fırat Bey 2018'de yenidoğan yoğun bakımında çocuk doktoru olarak çalışmaya başladı. Kendisini öyle tanıyorum." dedi.

DURUŞMA ERTELENDİ

İstanbul'da, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları iddia edilen 47 sanığın yargılandığı davanın duruşması, savunmaların alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

KAYA BEBEĞİ BİSKÜVİ KUTUSU İÇİNDE VERDİLER

Kaya Bebek’in ailesinin avukatı, sanığa soru sormaya başladı.

Mağdur Avukat:Gece aradıklarında “Beni neden arıyorsunuz?” dediniz mi?

Sanık:Aradıklarında cevap verdim

Mağdur Avukat:Hastaneye numaranızı verdiniz mi?

Sanık: Eşim başvuru yaparken numara verdim.

Mağdur Avukat: Neden siz numara verdiniz sonuçta eşiniz iş’e başlayacak?

Sanık: Ben de verdim.

Mağdur Avukat: Sanık sürekli, “10 yaşında çocuğum var,”diyor. Allah uzun ömürler versin. Ama yanımdaki mağdur aile, Mehmet Kaya, bebeğini bisküvi kutusunda aldı. Bu yüzden burada duygu sömürüsü yapmasın.

500 GRAM ÇOCUK MU OLUR

Çağla Durmuş’un ardından tutuklu sanık hemşire Damla Atak’ın savunması alındı. Hiçbir örgüte üye olmadığını söyleyen sanık Atak,“Herkes birbirinin dedikodusunu yapıp kuyusunu kazıyor. Herkes arkadan konuşuyor. Örgüt varsa da üyesi değilim. 2022 yılında Fırat Sarı işletmeciliğinde çalıştım ama 1-2 kere gördüm sadece”dedi.

“BEBEK YOĞUN BAKIM DOKTORU OLMAYAN BİR HASTANE”

Güney Hastanesi’nde 6 ay çalıştığını söyleyen Damla Atak, “Kaya bebeğin ölümünden sorumlu tutuluyorum. Kaya bebek 500 gramdı ve akciğerlerinde kanama vardı. Yenidoğan yoğun bakım doktoru olmadığı için başhekim Ali beyi aradım. Ali bey hemen geldi. Neler yaptığımızı sordu. Ben de anlattım. Kendisi de bebeğe bakması için çocuk doktoru Oktay beyi getirdi. Bebeğe baktı. Hastanede yoğun bakım doktoru yoktu, gece nöbetçi çocuk doktoru olmayan bir hastane” dedi.

"500 GRAM BEBEK Mİ OLUR"

Atak, "Bebeklerden sorumlu hemşirelerin listesini ben yazıyordum, bu yüzden tutukluyum. Bebek ex olduğunda benim hastanede olmam gerektiği söyleniyor, ben de diğerlerinin de hastanede olması gerektiğini söylüyorum. Batuhan Rıza Bey'i arayıp, '500 gram bebek mi olur' diyor. Rıza Bey'in de '500 gram bebek mi olur çek fişini' dediğini duydum, bunu savcılıkta öğrendim. Doğukan Taşçı'nın yayınladığı videoyu televizyonda izledim. Hasta mahremiyeti diye birşey var bunun için doktor olmak gerekmiyor, bunu herkes bilir. Ben bir hemşire olarak nasıl baska bir hemşireyle görüntülü konuşurum. Beni arasaydı ben hastaneye giderdim ama beni aramadılar. Riza Bey, Batuhan Bey'e 'Bebeğin durumu çok kötüyse fişini cek diyor'. Bunu bebeği bilen ben yapamıyorum Batuhan nasıl yapıyor. Hastaneyi denetime geldiğinde Kaya bebekle ilgilenen doktoru sordular. Ali Bey bebeğin ex olduğunu söyledi. Biz de, o sırada sorumlu hemsire olmadığı için Rıza Bey'in eşi Hilda Hanım'ın kaşesini kullandık. Hilda Hanım o sırada Güney Hastanesi'nde çalışmıyordu, Hilda Hanım bebeği hiç görmedi, Rıza Bey gördü. Mehmet Gürül hastalarla kendi ilgilenirdi. Şeyhmus Çelik işten ayrıldığında yasal olarak çıkışını hemen yapmadılar, 1 hafta Mehmet Gürül kendi ilgilenirdi. Sonrasında Ümit Bey ilgilendi" dedi.

“BEBEĞE MÜDAHALE ETMEYE İZNİM YOK”

Kaya bebeğin öldüğü gece hastanede olmadığı için suçlandığını söyleyen Atak, “Ölümüne sebep olduğum için suçlanıyorum. Asla bunu kabul etmiyorum. Ben bunun üzüntüsünü zaten yaşıyorum. Bebeğin öldüğü gece orada olmam gerektiği söyleniyor ama benim zaten bebeğe müdahale etmeye iznim yok” dedi.

İŞTEN AYRILAN DOKTORUN KAŞESİNİ KULLANMAYA DEVAM ETMİŞLER

Şehmus isimli yoğun bakım doktorunun kendisi işe başladıktan sonra işten ayrıldığını anlatan Atak,“500 gram bebeği (Kaya bebek) Şehmuz doktor görmedi. Ben işe başladıktan sonra Şehmuz doktor işten ayrıldı ama yerine doktor olmadığı için onun kaşesi yoğun bakımda kullanıldı. Sonra Hilda doktorun girişi yapıldıktan sonra onun kaşesini kullandık. Bebek öldüğü zaman Rıza bey vardı. Kendisi ifadesinde Kaya bebeği hiç görmediğini söyledi ama kendisi bebeği gördü” dedi.

 

ARA SONA ERDİ

Duruşma aranın ardından yeniden başladı. Sanık Çağla Durmuş'un savunması devam ediyor.

 

MAHKEMEDE NELER YAŞANDI?

KADEM Hukuk Kurulu Başkanı Helin Görgül, mahkemede neler yaşandığına ilişkin değerlendirmelerlerde bulundu. Görgül, "Örgütlü bir şekilde kendi anlaşmalı oldukları hastanelerde yenidoğan ve yoğun bakım ihtiyacı olan bebek hastaların 112 acil servisinde çalışan Gıyasettin aracılığıyla kendi hastanelerine sevk ettikleri açık bir şekilde anlaşılıyor. Hasta bebeklerin gerçek durumlarının  raporlarda yer almadığını anlıyoruz. Sanıklardan Cansu Akyıldırım, para transferlerinin motivasyon amaçlı olduğunu söyledi. Tape kayıtlarından net bir şekilde emir - komuta zinciri olduğunu görüyoruz. Tapelerin dosyaya girmiş olması çok kıymetli."dedi.

SALON BOŞALTILDI

Sanık Avukatı:
Sağlık Bakanlığı müfettiş incelemesi ile ilgili yargılama yapılması doğru değil. Sadece bir bebekle ilgili otopsi yapılmış. Bu nedenle, diğer bebeklerle ilgili de otopsi yapılmalı ve sanıklar ancak bu şekilde suçlanmalıdır. Okuyucu bebek de bu kapsamdadır. Bu nedenle yargılamaya devam edilemez; ek bir iddianame düzenlenmelidir. İdari ast-üst ilişkisi ile örgüt kısmı karıştırılmamalıdır. Burada dolandırıcılık ile ilgili beyanlar var ancak SGK tarafından zarara dair henüz net bir tespit yapılmamıştır. Bu yüzden tutuklanmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.

Salonda tansiyon yükseldi. Davayı izleyen bir avukat, sanık Dursun Eryılmaz’a “Benim de bebeğimi öldürdün, yargılanacaksın” dedi. Sanığın avukatı cevap verdi “Neden bu zamana kadar sustun” dedi. Mahkeme başkanı salonunun boşaltılmasına karar verdi.

"BAŞHEMŞİRENİN HER ŞEYDEN HABERİ VARDI"

Sanık Çağla Durmuş'un çapraz sorgusuna geçildi.

Mahkeme Başkanı:
Biz, “Bütün bebekleri söküp öldüreceğiz hocam” diyorsun. Ne diyorsun?

Sanık:
Hastane enfeksiyonu vardı. O konuşmam benim serzenişimdi. Hekimler ne söylediyse onu uyguladım.

Üye Hakim:
Karakoç bebeği kim takip edecekti?

Sanık:
Dursun Bey.

Üye Hakim:
Bebek hayatını kaybettiğinde neden doktor İlker ile konuşuyorsun ve epikriz raporunu neden o yazıyor?

Sanık:
Dursun Bey’in bilgisi vardı. O daha bilgili.

Üye Hakim: İ
lker’in haberi olmadan epikriz düzenleyemiyor musun?

Sanık:
Düzenliyoruz.

Hakim:
Bu aileler iyi sabrediyor.

Sanık:
Dursun Bey çok tıbbi terim kullanıyordu. Aileler şikâyet ediyordu. O yüzden serzenişim oldu.

Duruşma Savcısı:
Bakanlık, “Bebeğe vitamin verilmemiş, bu bebek neden beslenmedi?” diyor.

Sanık:
Beslenmesi yapıldı.

Savcı:
Bu rapor doğru değil mi?

Sanık:
Beslenme yapıldı.

Savcı: Kim besledi? Sen mi?

Sanık:
Ben değilim. Bebek beslemesi yapmıyorum. Kim beslediğini bilmiyorum.

Savcı:
Bebek zamanını geçirmiş, kusmuş ve bu yüzden hayatını kaybetmiş.

Sanık:
Ben hemşirenin bakımını yaptığını biliyorum ama gözümle görmedim.

Savcı:
Senin açından sorayım. Orada göz gezdirmiyor musun?

Sanık:
Göz gezdiriyorum ama bilgisayardaydım.

Savcı:
Orada olanlardan hastane sahibi ve başhekim haberdar mıydı? Mesela Karakoç bebeğin öldüğü dönemlerde?

Sanık:
Malzeme eksikliğinden haberdar olduklarını biliyorum. Başhemşirenin her şeyden haberi vardı. Basamak değişikliğinden haberi var mı bilmiyorum. Başhekim ve hastane sahipleriyle ilgili bilgim yok.

Mahkeme Başkanı:
Dursun Eryılmaz’ın kaşesini kullanmışsın.

Sanık:
Kaşesini kullanmadım, imzasını atmadım.

Çağla Durmuş'un başka bir bebek hakkında söylediği sözler de kan dondurdu. 

Sanık Durmuş:
500 gr bir bebek var. Bu bebeğe bakılması gerekiyordu. Bebeğin akciğerleri kanıyordu. Bunun üzerine Ali bey yoğun bakıma geldi. "Röntgen çektik mi, kana baktık mı" gibi sorular sordu. Ama bu süreçte bizi yönlendirecek doktor yoktu.

Bebeğin ex olduğu tarihte bize Rıza bey gelmişti. Nilda hanımın kaşesiyle beraber. Kendisini uzman çocuk doktoru diye biliyordum. Rıza bey, Kaya bebeği hiç görmediğini söylemiş ama ben kendi gözlerimle gördüm, o kendisi bebeği gördü.

Bebeğin ciğerleri kanıyordu ama kalp atımında sıkıntı yoktu. Bebek kötüydü ama acil müdahale gerektiren bir durum yoktu. Zaten 500 gr bir bebekten de bahsederken bu kötü bir bebektir, meslektaşlarım da bunu bilirler.

Kaya bebekten sonra denetime geldiler. 9 yıldır yenidoğanda çalışıyorum. Hiçbir zaman böyle bir denetim görmedim. Bütün hasta dosyası dahil hastaların hepsini dolaştılar.

"AMAÇ FAZLA KAZANÇ"

İddianameye göre, Yalova’dan Bağcılar’a sevk edilen Sibel Karakoç’un bebeği Havvanur, yoğun bakımda solunum yoluna gıda kaçması sonucu hayatını kaybetti. Hemşire Çağla Durmuş’a soruldu:

Hakim:
Karakoç bebek kötüleştiğinde ne yaptınız?

Çağla Durmuş:
Karakoç bebek kötüleştiğinde hemşire beni çağırdı. Entübe ettik. Hastanın müdahalesine başlıyoruz, bu sırada İlker Gönen ve Dursun Bey’e haber veriyoruz. Dursun Bey damar yolu da açıyor ama hasta dönmedi. Aileye bilgi verildi. Aile zaten il dışındaydı. Epikriz raporunu Mehmet yazdı.

Mahkeme Başkanı:
Mehmet nerede çalışıyordu?

Çağla Durmuş:
TRG Hospital.

Mahkeme Başkanı:
Doktor olarak kim vardı?

Çağla Durmuş:
Dursun Bey vardı ama o an lavaboda mıydı bilmiyorum. 

Mahkeme Başkanı:
Fırat Bey, hastalarda dosyada değişiklik yapmanızı istermiş. Nasıl bir değişiklik?

Çağla Durmuş:
Şöyle yani, Fırat Sarı 'hastayı entübe göster' derdi.

Mahkeme Başkanı:
Olması gereken ne?

Çağla Durmuş:
Hasta neyse onu göstermek.

Mahkeme Başkanı:
Burada Fırat Sarı’nın amacı neydi?

Çağla Durmuş:
Daha fazla kazanç.

"HASTAYI İHMAL ETMEDİM SERZENİŞTE BULUNDUM"

Savunma yapmak için sanık Çağla Durmuş, sanık sandalyesine geldi.

Mahkeme Başkanı, hemşire Çağla Durmuş’a sordu:

Hakim:
Savunmanı yapacak mısın?

Çağla Durmuş:
"Yapacağım efendim. Herhangi bir örgüte üye değilim, ortada örgüt var mı bilmiyorum. Böyle bir şey olduğunu düşünmüyorum. 13 yıldır hiçbir hatayı ihmal etmedim. Suçlamaları kabul etmiyorum, dolandırıcılığı da kabul etmiyorum. Hastane maaşıyla geçinen bir insanım, bir sürü borcum var. Dolandırmış olsam çok daha fazlası olurdu."

Hakim:
Ölüme ilişkin ne diyeceksin?

Çağla Durmuş:
Kabul etmiyorum.Kolluk ifadenin 43. sayfasında İlker Gönen ile bir konuşman var. 'Artık bıraktım, ölüyor mu ne yapıyorsa' demişsin. Ne diyorsun?

Çağla Durmuş:
Hastayı ihmal edecek şekilde bırakmak değil, serzenişte bulunuyorum.

Hakim:
Malzemesizlikten gerginim demişsin.

Çağla Durmuş:
Malzeme temini konusunda sıkıntı yaşıyorduk.

"HASTANE MAAŞIYLA GEÇİNEN BİRİSİYİM"

Cansu Akyıldırım’ın ardından hemşire Cansu Durmuş savunmasını yaptı.

Herhangi bir örgüt olduğunu düşünmediğini söyleyen Durmuş, “Varsa da ben üye değilim”dedi.

Hiçbir hastaya karşı ihmali davranışta bulunmadığını söyleyen Durmuş,“Bir hastanın ölümüne neden olacak bir davranışım olmadı. Ben normalde hastane maaşıyla geçinen bir insanım”dedi.

“İLK İFADEMDE DOKTOR YOK DEDİM AMA VARDI”
Yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybettiği iddianamede yer alan Havvanur Karakoç isimli bebeğin ölümünden sorumlu tutulanlardan biri olan sanık Durmuş “Karakoç bebek kötüleştiğinde hemşire beni çağırdı. Bebeği entübe edip hemen müdahaleye başladık. Ben ilk ifademde doktor Dursun'un orada olmadığını söylemiştim ama oradaydı. Sonradan hatırladım. Hastaya damar yolu açıldı. Ama hasta dönmedi”dedi.

“FIRAT SARI İYİ BİR DOKTORDUR”

Örgüt lideri Fırat Sarı’nın avukatı sanığa, “Fırat Sarı nasıl bir doktordur?” diye sordu.

Sanık Cansu Akyıldırım da,“İyi bir doktordur. Her zaman hastalarıyla ilgilenir. Hafta sonu bile hastaneye gelip hastalarına bakar. Hasta yakınlarını bizzat kendisi bilgilendirir. Gece acil bir durumda aradığımızda da hemen gelirdi”dedi“

"İLK İFADEMDE DOKTOR YOK DEDİM AMA VARDI"
Yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybettiği iddianamede yer alan Havvanur Karakoç isimli bebeğin ölümünden sorumlu tutulanlardan biri olan sanık Yıldırım, “Karakoç bebek kötüleştiğinde hemşire beni çağırdı. Bebeği entübe edip hemen müdahaleye başladık. Ben ilk ifademde doktor Durmuş’un orada olmadığını söylemiştim ama oradaydı. Sonradan hatırladım. Hastaya damar yolu açıldı. Ama hasta dönmedi” dedi.

FIRAT SARI İLE 3 YILDIR İLİŞKİM VAR

Cansu Akyıldırım ifadesinin devamında Yenidoğan Çetesi'nin elebaşı Fırat Sarı ile ilişkisi olduğunu söyledi. 

Akyıldırım ve mahkeme başkanı arasındaki konuşma şu şekilde:

Mahkeme Başkanı sanık Cansu Akyıldırım’a satılan ilaçları soruyor.  

Cansu Akyıldırım:  
"2023 sonlarına doğru, sabah Fırat Sarı beni aradı. Hasan Basri’nin beni işe bırakacağını söyledi. Sonra üçümüz oturduk. Daha sonra Fırat Sarı, ‘Yaptın mı gerçekten?' dedi. Sonra Hasan Basri ve Hakan Doğukan Taşçı’nın ilaçları sattıklarını söyledi. Ben bunu gözümle görmedim."

Mahkeme Başkanı:

- Sümeyye Nur Arslan, "Sende var mı örnek?" diye soruyor. Sen de, "3. basamak, hiçbiri doğru değil, o adamın yanına gidemem hatta ben bu epikrizlerin hiçbirini savunamam" demişsin. Ne diyorsun?  

Cansu Akyıldırım:  
"Denetim dosyası ile alakalı gördüğüm eksiklikleri Fırat Bey ile paylaştım. Bu epikrizlerin hiçbirini savunayım dediğimde, gördüğüm eksiklikler bunlardı. Sisteme kopyala-yapıştır işlemleri yapıyordum."  

Mahkeme Başkanı:
- Fırat Sarı’yı ne zamandan beri tanıyorsun?  

Cansu Akyıldırım:  
"2019’dan beri tanıyorum. Reyap’ta beraber çalıştık."

Mahkeme Başkanı:  
- Fırat Sarı ile samimiyetin var mıydı?  

Cansu Akyıldırım:  
Evet, vardı. 3 yıldır ilişkim vardı. 2021-2023 yılları arasında.  

Mahkeme Başkanı:  
- Ne zaman tanıştınız?  

Cansu Akyıldırım:  
2019’da.

Mahkeme Başkanı:
- Ekleyeceğin bir şey var mı?  

Cansu Akyıldırım:
"Dosya, medya tarafından çok dallanıp budaklandı. Hakkımda çok yanlış ithamlarda bulunuldu. Ben bu zamana kadar maaşlı çalışan biriydim, herhangi bir maddi çıkar elde etmedim. Böyle bir örgütün var olduğunu düşünmüyorum, varsa da ben üyesi değilim. 7 aydır tutukluyum."

 

"PARALAR MOTİVASYON İÇİNDİ"

Üzerine atılı suçu kabul etmediğini söyleyen Akyıldırım, “Maddi çıkarım olmadığı için dolandırıcılık suçunu kabul etmiyorum. Ben maaşlı çalışanım. Ailemden de maddi yardım olmuştur. Örgüt olduğuna inanmadığım için bu suçu da kabul ediyorum”dedi.

Fırat Sarı’nın şirketinden hastanesinin tıbbi danışmanlık aldığını söyleyen Cansu Akyıldırım’a iddianamede yer alan hesap hareketleri soruldu. Fırat Sarı’dan kendisine gelen paraların motivasyon amaçlı olduğunu söyleyen Akyıldırım, “Fırat bey bana aylık olarak toplu para atardı ben de bu parayı motivasyon amaçlı ekibe dağıtırdım”dedi.

“BEBEK GELDİĞİNDE MOSMORDU”

Hayatını kaybeden bir bebekle ilgili yapılan konuşması sorulan Cansu Akyıldırım, “Yabancı uyruklu bir bebekti. Başka bir hastaneden bize geldi. Geldiğinde mosmordu. Hemen oksijen verdim. Doktor Dursun beyi aradım ama ulaşamadım. Doktor İlker beyi arayıp ulaşmasını istedim. 5 dakika kadar sonra Dursun bey geldi. Bebeğin akciğer filminin çekilmesi için kucağıma aldığımda arka sağ tarafında şişlik farkettim. Dursun beye de söyledim. Akciğer filmi çekilirken bebeğin kalbi durdu. Yaklaşık 45 dakika müdahale ettik. Ancak bebek hayatını kaybetti” dedi.

“İLAÇ SATTIKLARINI O GÜN ORADA ÖĞRENDİM”

Mahkeme başkanı sanığa, Fırat Sarı ile yaptığı bir telefon konuşmasında,“Hasan Basri Gök ile iletişimini kes” dediğini hatırlatarak nedenini sordu. Sanık Cansu Akyıldırım ise, “Fırat Sarı beni arayarak Hasan seni evden alacak bir şey konuşmamız lazım dedi. Beni aldılar ve evimin yakınında bir yerde oturduk. Fırat Sarı Hasan’a, ‘Yaptın mı gerçekten’ dedi. Ben olayı bilmediğim için bir şey diyemedim. Sonrasında da, ‘Paraya ihtiyacın varsa söyleseydin hallederdik’ dedi. Hasan da paraya ihtiyacı olduğu için yaptığını söyledi. Ben ilaç sattıklarını o gün orada öğrendim”dedi.

DAVADA ÜÇÜNCÜ GÜN

İstanbul'da yenidoğan bebekleri anlaşmalı özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk ederek, haksız kazanç sağlayan ve kusurlu davranışlarda bulunarak ölümlerine neden olan Fırat Sarı ve İlker Gönen'in aralarında bulunduğu 22'si tutuklu 47 sanığın yargılandığı dava üçüncü gününde devam ediyor.

Duruşma, Bakırköy Adliyesi 22. Ağır Ceza Mahkemesi Salonu'nun kapasitesinin yetersiz olması sebebiyle konferans salonunda görülüyor. Saat 10.30'da başlayan duruşmada Fırat Sarı ve İlker Gönenin de aralarında bulunduğu 22 tutuklu sanık, 20 tutuksuz sanık ve taraf avukatları hazır bulundu. Bazı tutuksuz sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşma tutuklu sanık hemşire Cansu Akyıldırım'ın savunmasıyla başladı.

İKİNCİ GÜN NELER YAŞANDI?

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince, adliyenin konferans salonunda yapılan duruşmanın ikinci gününde, Fırat Sarı'nın da aralarında bulunduğu 22 tutuklu sanık, 20 tutuksuz sanık ve taraf avukatları hazır bulundu. Bazı tutuksuz sanıklar ise bulundukları şehirlerdeki adliyelerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.

Mahkeme başkanının Mehtap ile "Çocuğu öldür" mesajlaşmasını sorması üzerine Tutuklu sanık Hasan Basri Gök, "Bebeğin nabzı belli bir seviyede tutuluyor bu da bebeğin sürekli kalbinin durup geri gelmesine sebep oluyor. Bebeği görmediğim için ya da bilgi sahibi olmadığım için birşey söyleyemem." cümleleriyle yanıt verdi. Gök, Fehmi Alperen ile "Benim bölgeme girmiyorsun değil mi?" mesajlaşmasını ise, "İstanbul’u bölgelere bölmeden ziyade semt olarak tanıdığı kişiler, doktorlar sayesinde bebekleri alıyorlardı. Zuhal ile mesajlaşmasını da Ocak ayında kapanan dosyanın tam tekbir olmasını istiyordu onunla ilgili konuşmamız" cümleleriyle açıkladı.

Duruşmanın öğleden sonraki oturumunda tutuklu sanık Deniz Korkmaz, iddianamede yer alan para transferleri kayıtlarının sorulması üzerine, çalıştıkları hastanelerde aldıkları paralar az olduğu için hastanelerdeki bazı işletmelerin kendilerine para gönderdiğini söyledi.

KURTLAR VADİSİ REPLİĞİ İLE SAVUNMA
Tutuklu sanık Hasan Basri Gök ile olan telefon görüşmesinde, "Devleti soymak milleti soymaktan şereflidir" sözünü söyleyip söylemediği sorulan Korkmaz, söylediği bu sözün Kurtlar Vadisi adlı dizide geçen bir replik olduğunu ifade etti.

CİMER'E BEN BAŞVURU YAPTIM 
Korkmaz, soruşturmada geçen CİMER şikayetini kendisinin yaptığını ancak yine kendisinin tutuklandığını kaydederek,"Asla pişman değilim, hiçbir sorumluluğum yoktur. Hiçbir hastanın canına kastetmedim. Zaten mahkemenin de buna yönelik suçlaması yoktur."dedi.

Sahibi olduğu GMZ Sağlık Hizmetleri adlı şirketin sorulması üzerine Korkmaz, şirketi kendisinin kurmadığını, tutuklu sanık Fırat Sarı'nın bu şirketi kendisinin üzerine açtığını, bu kadar büyük ve sıkıntılı bir şey olduğunu bilmediğini öne sürdü.

 

İKİNCİ GÜN NELER YAŞANDI?-1

Korkmaz, kendisine gönderilen paraların da örgüt faaliyeti için değil hastaneden alınan maaşlar az olduğu için yollandığını savundu.

Bu davayı kendisinin ortaya çıkardığını iddia eden Korkmaz,"Soruşturmayı başlatan şikayet benim CİMER şikayetim. Korkum olsa böyle bir şeyi yapmazdım."dedi.

SARI'NIN PKK İLE BAĞI
Sanık Fırat Sarı'nın PKK terör örgütünden ceza aldığını nereden öğrendiğinin sorulması üzerine Korkmaz, "Ben şikayet dikkati çeksin diye yaptım. Başarılı olduğumu da düşünüyorum." diye konuştu.

Bunun üzerine Sarı'nın avukatı,"Topluma Kazandırma Kanunu"kapsamında, bu bilgiyi yaydığı için Korkmaz'dan şikayetçi olunmasını talep etti.

"İNSAN HAYATININ BAŞLADIĞI İLK NOKTADAN SON NOKTAYA KADAR HER YERDE ÇALIŞTIM"
Sanık Hüseyin Günerhan ise böyle bir örgütün var olduğuna inanmadığını iddia ederek,"Örgütün varlığını reddediyorum. Hepimiz farklı hastanelerde çalışıyoruz. Kimse kimseden emir almıyor. Burada bir örgüt yok."dedi.

 

İKİNCİ GÜN NELER YAŞANDI?-2

Hemşire olduğunu söyleyen Günerhan, "Sağlık sisteminde mutlak monarşi vardır. Hiyerarşik sistem vardır. Burada örgüt yoktur. Bir hastanenin aklınıza gelebilecek bütün bölümlerinde çalıştım. İnsan hayatının başladığı ilk noktadan son noktaya kadar her yerde çalıştım. Reyap Hastanesi'nde çalıştığım dönemde Fırat Sarı'yla çalıştım. Günlük paraya ihtiyacımız olduğu zaman sigortasız olarak gece nöbete gideriz, sabah paramızı alırız. İstanbul'da birçok hastanenin yenidoğan bölümünde çalıştım." ifadelerini kullandı.

Günerhan ayrıca burada kimseyi savunmak için konuşmayacağını, bunu da sözlerinin anlaşılması için söylediğini kaydetti.

Çapraz sorgusunda, tutuklu sanık İlker Gönen'le hastanelere baskın yapıldığına dair konuşmasının sorulması üzerine Günerhan, "Konuşmada, 'Çalıştığım kurumda dosyalar uyumludur, herhangi bir sıkıntı olmaz. İsteyen denetime gelebilir' cevabını veriyorum. Gayet açık değil midir?" dedi.

ÇOCUKLARI ÖLDÜRÜYORLAR
Günerhan, sanık Hakan Doğukan Taşçı'yla konuşmasında "Çocukları öldürüyorlar"demesiyle ilgili soruya karşılık da bilgisi olmadığını, muhtemelen iddianamede yer alan Kaya bebekle ilgili konuştuğunu savundu.

Örgüt üyesi olmadığını söyleyen Günerhan, "Burası da örgüt değil. Ben Silivri Cezaevi'nde 6 aya yakın cinayet koğuşunda yattım. Savcılık dosyamda 'İhmalden kaynaklı cinayet' dedi. Bana 'Pardon yanlış yazmışız' dedi. Ya bana bir şey olsaydı nasıl hesap verecektiler. Ben ailemden çok hasta gördüm, insan kurtardım. Cinayet koğuşunda yattım." dedi.

"600 TL'YE ALDIĞIM İLACI BİN TL'YE SATTIM"
Tutuklu sanık Hüseyin Gündüz de savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini söyledi.

Dava dosyasında adı geçenlerden bir tek Hakan Doğukan Taşçı'yı tanıdığını ileri süren Gündüz, "Ondan ilaç aldım. Bu ilaçları nasıl temin ettiğini bilmiyorum. Suç olduğunu bilsem almazdım. Hakan Doğukan'dan Curosurf diye bir ilaç aldım. 600 TL'ye aldığım ilacı bin TL'ye, sosyal medyadan tanıdığım Reşat isimli birine sattım."dedi.

Gündüz, bu ilaçlardan kazandığı paranın sorulması üzerine, kutu başı 400 lira eklediğini, 50-60 kutu sattığını, buna göre 24 bin lira kazanmış olması gerektiğini ancak tam olarak hatırlamadığını savundu.

Savcılık sorgusunda bu satışlardan 100 bin lira kazandığını söylediğinin ifade edilmesi üzerine Gündüz, "İlk defa savcının karşısına çıkıyordum. O anda kabataslak hesap söyledim."dedi.

 

İKİNCİ GÜN NELER YAŞANDI?-3

Gündüz, sanık Taşçı'nın gıda takviyesi adı altında göz damlası üretip eczanelere sattığını, bundan dolayı da kendi satın aldığı ilaçların mümessilden geldiğini sandığını, Taşçı'ya ilaçların nereden geldiğini sormadığını öne sürdü.

Sanık Gündüz, bu satışlarla ilgili Taşçı'ya pay vermediğini de iddia etti.

Sanık avukatlarından biri, duruşmaların geç saatte bitmesi nedeniyle cezaevinde müvekkilleriyle görüşemediklerini belirterek, duruşmanın erken bitirilmesini talep etti.

Mahkeme başkanı, bunu değerlendireceklerini söyleyerek duruşmaya 15 dakika ara verdi.

DAHA UZUN SÜRECEK
Aranın ardından başkan, ilerleyen günlerde duruşmanın daha uzun saatler süreceğini, bugün avukatların müvekkilleriyle görüşmesi için bir sanığı daha dinleyip duruşmayı bitireceklerini söyledi.

"ÖRGÜTLE ALAKAM YOK"
Savunması alınan tutuklu sanık Fehmi Alperen, 17 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 112 Acil Çağrı Merkezi'nde işçi statüsünde, ambulans şoförü olarak çalıştığını, bağlı bulunduğu yerde yenidoğan sevki yapılmadığını kaydetti.

Soruşturma kapsamında bahsi geçen hiçbir hastaneye sevk yapmadığını savunan Alperen, "Örgütle alakam yok. Örgütle ilgili hesap hareketim yok." dedi.

Alperen, ayrıca bir danışmanlık şirketi olduğunu, bu şirketin yurt dışından gelecek hastalarla ilgili çalıştığını belirterek, "Bu hastaların hastane arayışları oluyor. Tarafıma başvurduklarında önerilerde bulunuyorum. Kendi istekleriyle gidip tedavilerini oluyorlar." diye konuştu.

Anlaşmalı olduğu için hastaneden para aldığını ifade eden Alperen, hastalardan para almadığını söyledi.

Alperen, Kaya bebeğin sevk sürecinin sorulması üzerine, sanık ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'e, bebeğin 112'de yer olmadığı için 4 saat Esencan Hastanesi acilinde beklediğini söylediğini, Özdemir'in de Güney Hastanesi'nde yer olduğunu kendisine ifade ettiğini anlattı.

Aileye Güney Hastanesi'nde yer olduğunu söylediğini belirten Alperen, ailenin de sevki onayladığını ifade etti.

Tansiyonu yüksek olan ve 4 saat hastanede bekletilen bebekle vicdanen ilgilendiğini savunan Alperen, herhangi bir maddi kazancı olmadığını ileri sürdü.

Mahkeme heyeti üyesi bir hakim, Alperen'e, hastane sahibi ve başhekimlerin usulsüzlüklerden haberdar olduğuna, zaman zaman ciro artışı için sanık Fırat Sarı'ya baskı yaptıklarına dair konuşmasını sordu.

Bunun üzerine sanık avukatı, bu sorunun sorulmamasını istedi.

Duruşma savcısı ise Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince heyetin sorusuna itiraz edilemeyeceğini dile getirdi.

Soruyu yanıtlayan Alperen, bu konu hakkında bilgisi olmadığını savundu.

Alperen savunmasında ayrıca"Burada bir örgüt olduğunu kesinlikle düşünmüyorum. Buradaki arkadaşlar hasta ile doktor arasında iletişimi sağlayan insanlar." dedi.

CEZA İSTEMLERİ
İddianamede, sanıklar Fırat Sarı ve İlker Gönen için"kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık" ve"suç işlemek amacıyla örgüt kurmak" suçlarından 10 kez,"resmi belgede sahtecilik" suçundan da 11 kez uygulanmak üzere toplam 177 yıl 6'şar aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Sanık Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma"ve"resmi belgede sahtecilik"suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapis isteniyor.

Diğer sanıklar hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülüyor.

İddianamede,"dolandırıcılık"suçu işlenerek maddi menfaat temin edilen sorumlu hastaneler ve şirketler için de tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, bunların kapatılıp mal varlıklarına el konulması talep ediliyor.

Soruşturma kapsamında İstanbul'da 9, Tekirdağ Çorlu'da 1 hastanenin ruhsatı iptal edilmiş, bu hastanelerde tedavi gören bebekler ve hastalar ambulanslarla kamu hastanelerine sevk edilmişti.

Öte yandan yenidoğan çetesine ilişkin soruşturmayı yürüten Büyükçekmece Cumhuriyet Savcısı Y.E'yi makamında ölümle tehdit edenler de tutuklanmıştı.