Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiçbir şey bitmiş değil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen Şehircilik Şurası'nda yaptğı konuşmada, Afrika kıtasını kastederek "Bu coğrafyalara ilk önce biz gitmeliydik. Geç kalmış olabiliriz ama hiçbir şey bitmiş değil." dedi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Hiçbir şey bitmiş değil

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde Şehircilik Şurası'nda konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Afrika ziyaretiyle ilgili, "Önümüzdeki dönemde bir yandan FETÖ'nün oradaki tahribatlarını giderecek, hem de yeni ve çok sağlam temellerle adımlarımızı hep birlikte atacağız. 'Biz bu kadarını bilmiyorduk' diyorlar. Belgeleri, her şeyi önlerine koyunca 'Gereğini yapacağız' demeye başladılar." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:
Yaklaşık 3 ay boyunca 4 komisyonla çalışmalarını sürdürecek şuraya katkıda bulunanlara teşekkürlerimi sunuyorum. Toplumdan uzak tek başına yaşamak insan fıtratına aykırıdır. Şehirler bu fıtri ihtiyaçtan doğmuştur. Şehirde yaşamaya karar vermek bir hayat tercihi biçimidir. Bunun için şehir ile insan arasındaki ilişkiyi kurmak çok önemlidir. Bu ilişki insan odaklı olmalıdır. Bizler her alanda olduğu gibi tarihimizden ibret alarak hataların tekerrürünü önlemeliyiz. Türkiye tarihinin en kapsamlı, sosyal yönü en güçlü şehirleşme hamlesini bu dönemde gerçekleştirmiştir.

DÜNYAYI BİR KENARA BIRAKIYORUM...
Dünyanın dört bir tarafında tüm önemli şehirleri ziyaret etme fırsatı buldum. Şehirleşme konusunda yaşadığımız sıkıntılar bize mahsus değildir. Dünyada 10 milyonun üzerinde 34 şehir var ve yenileri de hızla gelmektedir. Nüfusun kır ve kent dağılımı da hızla bozulmaktadır. Dünyayı bir kenara bırakıyorum. Ülkemize baktığımızda nüfusumuzun sadece yüzde 25'i şehirlerde yaşarken, bugün yüzde 90'ı aşmıştır. İnsanlar şehirlerde yaşamayı tercih etmektedir. Bizim şehirlerimiz var olan çeşitliliği, farklılığı bir arada yaşatabilme özelliğine sahiptir. Binaların, meydanların bir kimliği, şahsiyeti vardır. Özellikle batı ülkelerinde tek tipçi bir mimari anlayış hakimdir. Düzenli karakteri olmayan şehirleşme bizim idealimiz, modelimiz olamaz.

İNSAN TOPRAĞA YAKIN YAŞAMALI
1940'lardan itibaren çarpık yapılaşmanın yanında aynı kişiliksiz projenin apartmanlar, siteler ortaya çıkmıştır. Ben dikey mimariden yana değilim, ben yatay mimariden yanayım. İnsan toprağa yakın yaşamalıdır. TOKİ binaları başta olmak üzere, artık ülkemizde tarihimize, kültürümüze, hayat tarzına uygun binalar dönemi gelmiştir. Sadece beton, demir, tuğla yığınlarından oluşan o yapılar yaylalarızı, kıyılarımızı işgal etmeye başlamıştır.

Şehirlerimiz kentsel dönüşüm projeleriyle, gecekondu yapıların istilalarından kurtulurken, şahsiyetsiz projelere de teslim olmamalıdır. Sadece rant, kar, kazanç odaklı anlayışla böyle bir şehir inşası gerçekleştiremeyiz. İnsanlara huzur değil, gerginlik veren bir şehir sorunlu bir şehirdir. Manhattan'ı düşünün, orada bir ruhsuzluk olduğunu görürsünüz. Orada bir insan medeni olarak yaşıyorum diyemez. Odanıza çıkarsınız, beton yığınını görürsünüz. Yeşili görmek mümkün değil.

"HEP BİRLİKTE KAFA YORMALIYIZ"
Bugün dünyanın 30 şehrinin ortak özelliği hepsinin de terör tehdidi altında bulunmasıdır. Bu soruna hep birlikte kafa yormalıyız. Sorun çözmek, toplumun bir kesimini diğerlerinden tehcir edecek yapı adacıları oluşturma anlamına gelmemelidir. Bu birliktelik herkesin, diğerinin halini görmesine, yardım elini oluşturmasına, yarasını sarmasına imkan sağlamaktadır. Bireyselleşmeyi teşvik eden yapılaşmalar, dünya cennetini cehenneme çevirir. Şehir dediğimiz zaman üzerinde durmamız gereken pek çok husus bulunuyor.

Ülkemizde nispeten düzenli ve tarihi dokusunu muhafaza eden şehirlerimize baktığımız zaman, bunlar köyden göçün patladığı 2. Dünya Savaşı sırasında geleceği gören belediye başkanları olan şehirlerdir. Vizyoner bir bakış açısıyla gelişmeleri doğru değerlendirip, geleceği planlayan anlayışlar o şehri bugünlere kadar getirmiştir. Bilinçli bir şekilde kurulan şehirler, medeniyetlerin kurucu şehirleri olmuştur. Bizim şehirlerimiz gerçekte gönlümüzün çiçekleridir.

HİÇBİR ŞEY BİTMİŞ DEĞİL
Afrika sömürgecliğin acılarını yaşayan bir kıtadır. Biz kendi şehirlerimizle, medeniyetimiz arasındaki ilişkiyi yeniden inşa etmeye çalışırken, bu birikimi kardeşlerimize de sunmak istiyoruz. Kendilerine her türlü desteği vermeye hazırız. Şehircilik konusunda çok kötü bir durumda olan şehirlerin halini görünce, Madagaskar Cumhurbaşkanı'na tekliflerimizi aktardık. Sadece TOKİ aracılığıyla 14 yılda 765 bin konut üreterek, dostlarımıza yardıma hazır olduğumuzu anlattık. Sizi sömürelim diyerek, sömürgecilik yapmıyoruz, çünkü bizim tarihimizde bu yok. Bizler o coğrafyalarımız ihmal ettiğimiz için ya maceraperestler ya da FETÖ'cüler gidip köşeleri tutmuştur. Bu coğrafyalara ilk önce biz gitmeliydik. Geç kalmış olabiliriz ama hiçbir şey bitmiş değil. Önümüzdeki dönemde FETÖ'nün oralardaki tahribatlarını giderecek ve adımlarımızı atacağız. Biz bu kadarını bilmiyorduk, gereğini yapacağız dediler.

Türkiye deprem başta olmak üzere doğal afetlere maruz kalan ve kalma ihtimali olan bir ülkedir. Ülkemizde süratle yıkılıp yeniden yapılması gereken 6 milyonun üzerinde bina iş yeri tespit edilmiştir. Süratle bu dönüşümü gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bunun için 49 ilimizde riskli ilan edilerek 400 bin konut ve iş yerinin dönüşmesi süreci başlatıldı. Bu güne kadar 2,5 milyon lira kaynak kullanıldı. Her ilde kendi dokusuna uygun çözümler üretildi.

'BOĞAZ YASASININ YENİDEN ELE ALINMASI LAZIM'
Erdoğan, İstanbul Boğazı'yla ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Bakıyorsun ki o güzelim Boğaz'da aman ya Rabbim, 5, 6, 7 kat binalar. Nerede bunlar? Ön görünümde. Niye? Kararlı bir duruş sergilenmediği için bunlar oluyor. Şimdi bununla ilgili çok ciddi bir Boğaz yasasının yeniden ele alınması, çıkartılması lazım. Bunun için Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın kararlı bir adım atması gerekiyor, hükümetimizin kararlı bir adım atması gerekiyor. Bunu sıfırlayalım demiyorum. İnşaatların Boğaz'da yapılmasından da yanayım. Bu çirkin yapılaşmaların yıkılıp, onların yerine inşaat yapılsın, yapılsın ama dediğim gibi bunun bir anayasası olsun adeta. Bu anayasasını kurduğumuz zaman bu mesele biter."

Takvim Kaynak Tercihleri

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler