Başbakanlık'ta kritik görüşme
Hükümet kurma süreci kapsamında, AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu görüştü.
Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğl hükümet kurma süreci kapsamında görüşmek üzere Başbakanlık Resmi Konutu'na bir araya geldi.

GÖRÜŞME YEMEKTE SÜRDÜ
Başbakanlık Resmi Konutu'nda bir süre görüşen iki lider, ardından yemeğe geçti. Yemekte, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ile CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç da yer aldı. Başbakanlık Resmi Konutu'ndaki görüşme yaklaşık 4 saat 20 dakika sürdü.

BU HAFTA İÇİNDE BİR DAHA GÖRÜŞECEKLER
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, hükümet kurma çalışmalarına ilişkin, "Tabi ki zorlukları olan bir süreç ama ülkenin menfaatleri ön plana alındığında, birçok uzlaşılan noktanın ortaya çıktığı da bir gerçek. Perşembe ya da Cuma günü, Genel Başkanlar bir kere daha bu akşamki toplantıdan çıkan sonuçları değerlendirerek, tekrar bir araya gelecekler" dedi.
Koç, hükümet kurma çalışmaları çerçevesinde yaklaşık 4,5 saat süren Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesinin ardından Genel Merkezde düzenlediği basın toplantısına, "Hepimizin yüreğini yakan 6 şehit haberimiz var bugün, bir kere daha şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına, TSK'ya, emniyet teşkilatına sabırlar diliyoruz. Bir an önce bu karmaşık terör kıskacından ülkemizin kurtulmasını da diliyoruz" sözleriyle başladı.
Demokrasinin olgunluğunun, "milli iradenin yansıtıldığı genel seçim sonuçları üzerine, demokrasinin esasları doğrultusunda, siyaset kurumunun gerekli analizleri yaptıktan sonra durumun gerektirdiği çözümleri aramaktan geçtiğini" söyleyen Koç, şöyle konuştu: "7 Haziran sonrası yeni hükümeti kurma görevi alan Davutoğlu, bu yöndeki çalışmalarına CHP'yi ziyaretle başlamış, daha sonra diğer siyasi partilerimizi de ziyaret etmişti.
Kılıçdaroğlu, bu sürecin başından itibaren sorumluluk üstlenme beyanı ve bu gerçeklerle kişi ve parti çıkarlarını öncelemeden CHP'nin pozisyonunu, ülke menfaatlerinin yanında yer almak siyasetinde tarif etmişti. Uzun ve zahmetli bir ön görüşme süreci yaşadık, 5 ayrı toplantı tertip edildi. Burada her iki siyasi partinin heyetleri, çeşitli konularda kendi görüşlerini, düşüncelerini ifade ettiler. Burada, iki ayrı siyaset damarının, farklı duyarlılıklar taşıyan iki ayrı siyaset damarının, ülkemizin bugün karşı karşıya kaldığı sorunlar karşısında birlikte koalisyon oluşturup oluşturamayacağı şeklindeki çalışmalar olarak özetleyebiliriz bu süreci. Tabi ki zorlukları olan bir süreç ama ülkenin menfaatleri ön plana alındığında, birçok uzlaşılan noktanın ortaya çıktığı da bir gerçek. Bu çerçevede bugün Türkiye'yi rahatlatacak bir siyasi irade geliştirmenin, bizlere yüklediği sorumluluğu görüyoruz ve CHP olarak bunun gereğini taşımaya çalışıyoruz. Amacımızın yapıcı, sonuç alıcı, çok boyutlu sorunların aşılmasına katkı sunacak bir koalisyon sorumluluğunun, bir hükümet sorumluluğunun oluşmasını kolaylaştırmak olduğunu belirtmek istiyorum. Bugün yapılan görüşmelerde, Genel Başkanlar ilk defa çeşitli konularda ön görüşmelerden çıkan sonuçlar üzerine görüşlerini ifade ettiler. Bu çerçevede samimi bir şekilde düşüncelerini ifade ettiler, sorumluluklarını yansıtan değerlendirmelerde bulundular. Sanıyorum bu hafta içerisinde Perşembe ya da Cuma günü, Genel Başkanlar bir kere daha bu akşamki toplantıdan çıkan sonuçları değerlendirerek, tekrar bir araya gelecekler. CHP'nin yarın MYK Toplantısı var, Adalet ve Kalkınma Partisi de herhalde kendi istişari mekanizmaları içerisinde konuyu değerlendirir. Ortada hemen siyasi bir sonuç çıkartılması zor olan bir süreçten geçtiğimizi ifade ettim ama Türk demokrasi tarihinde, iki farklı siyasi akımın bir ortak sorumluluk noktasında sergiledikleri çalışma önemlidir, daha sonrası için de ciddi bir örnek teşkil eder."

"TÜRKİYE'Yİ HÜKÜMETSİZ BIRAKMAMA SORUMLULUĞU"
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, "Tabanları birbirinden farklı ve aynı zamanda Türk siyasi hayatının iki zıt damarı arasında belli noktalarda uzlaşma bulunması, belli çatışma noktalarının tarif edilmesi çok emek ve gayret gerektiriyor. Zaten bu iki akımın her konuda anlaşması, Türkiye'de tarihin sonunun gelmesi demektir" dedi.
Çelik, hükümet kurma çalışmaları çerçevesinde yaklaşık 4,5 saat süren Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesinin ardından yaptığı basın açıklamasında, görüşmenin herhangi bir sonuca bağlanmadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Ön görüşme sürecinin arkasından, Türk siyasi hayatının iki damarını temsil eden, aynı zamanda iki zıt akımı olan iki partinin genel başkanı açık ve samimi şekilde karşılıklı olarak görüşlerini paylaşmış oldular. İstişafi görüşmeler ve arkasından Genel Başkanların bir araya gelmesi, başlı başına Türk siyaseti hayatı için bir kazanımdır. Partilerin şu ana kadar çeşitli politikalarda derinlemesine birbirlerinin pozisyonlarını görmeleri, Genel Başkanlar tarafından bunun değerlendirmesinin yapılması, Türkiye'yi hükümetsiz bırakmamak konusundaki seçeneklerin en geniş yelpazede değerlendirilmesi, Türk siyasi hayatı açısından kıymetlidir. Şimdi iki Genel Başkan, buradaki değerlendirmeleri kendi yetkili kurullarına götürecekler. Arkasından da Perşembe ya da Cuma günü bu görüşmenin devamı niteliğinde olan bir bakıma da nasıl bir sonuç çıktığıyla ilgili nihai değerlendirmeyi yapacaklar. Görüşmenin açık ve samimi olmasından memnuniyet duyuyoruz. Ama tabanları birbirinden farklı ve aynı zamanda Türk siyasi hayatının iki zıt damarı arasında belli noktalarda uzlaşma bulunması, belli çatışma noktalarının tarif edilmesi çok emek ve gayret gerektiriyor. Zaten bu iki akımın her konuda anlaşması, Türkiye'de tarihin sonunun gelmesi demektir. O bakımdan elbette ki her konuda anlaşma olmayacak, iki zıt dünya görüşü, siyasi algı; siyasi pratikler açısından hangi reformlara dönük ortaklıklar bulunabilir, şeklinde bir arayış ne kadar mümkündür, bunu tespit ediyoruz. Netice olarak Perşembe veya Cuma günü görüşmeden sonra nihai karara ulaşmış olacağız. Siyaset, bir aritmetik meselesi değil, siyaset nihayetinde kendi dinamikleri içerisinde gerçekleşen süreçlerle işliyor. Her iki Genel Başkanın mutabık olacağı son nokta konuluncaya kadar, partinin yetkili kurumlarının mutabık olacağı son nokta konuluncaya kadar, her iki partinin tabanının sindireceği şekilde bir son nokta konuluncaya kadar her noktada anlaşılmadan, hiçbir konuda anlaşılmamıştır, prensibi ön görüşmelerin de müzakerelerin de esasıdır, orada durmak gerekir. Son noktayı koyana kadar yine ilk gündeyiz."

GÖRÜŞME YEMEKTE SÜRDÜ
Başbakanlık Resmi Konutu'nda bir süre görüşen iki lider, ardından yemeğe geçti. Yemekte, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ile CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç da yer aldı. Başbakanlık Resmi Konutu'ndaki görüşme yaklaşık 4 saat 20 dakika sürdü.

BU HAFTA İÇİNDE BİR DAHA GÖRÜŞECEKLER
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Haluk Koç, hükümet kurma çalışmalarına ilişkin, "Tabi ki zorlukları olan bir süreç ama ülkenin menfaatleri ön plana alındığında, birçok uzlaşılan noktanın ortaya çıktığı da bir gerçek. Perşembe ya da Cuma günü, Genel Başkanlar bir kere daha bu akşamki toplantıdan çıkan sonuçları değerlendirerek, tekrar bir araya gelecekler" dedi.
Koç, hükümet kurma çalışmaları çerçevesinde yaklaşık 4,5 saat süren Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesinin ardından Genel Merkezde düzenlediği basın toplantısına, "Hepimizin yüreğini yakan 6 şehit haberimiz var bugün, bir kere daha şehitlerimize Allah'tan rahmet, yakınlarına, TSK'ya, emniyet teşkilatına sabırlar diliyoruz. Bir an önce bu karmaşık terör kıskacından ülkemizin kurtulmasını da diliyoruz" sözleriyle başladı.
Demokrasinin olgunluğunun, "milli iradenin yansıtıldığı genel seçim sonuçları üzerine, demokrasinin esasları doğrultusunda, siyaset kurumunun gerekli analizleri yaptıktan sonra durumun gerektirdiği çözümleri aramaktan geçtiğini" söyleyen Koç, şöyle konuştu: "7 Haziran sonrası yeni hükümeti kurma görevi alan Davutoğlu, bu yöndeki çalışmalarına CHP'yi ziyaretle başlamış, daha sonra diğer siyasi partilerimizi de ziyaret etmişti.
Kılıçdaroğlu, bu sürecin başından itibaren sorumluluk üstlenme beyanı ve bu gerçeklerle kişi ve parti çıkarlarını öncelemeden CHP'nin pozisyonunu, ülke menfaatlerinin yanında yer almak siyasetinde tarif etmişti. Uzun ve zahmetli bir ön görüşme süreci yaşadık, 5 ayrı toplantı tertip edildi. Burada her iki siyasi partinin heyetleri, çeşitli konularda kendi görüşlerini, düşüncelerini ifade ettiler. Burada, iki ayrı siyaset damarının, farklı duyarlılıklar taşıyan iki ayrı siyaset damarının, ülkemizin bugün karşı karşıya kaldığı sorunlar karşısında birlikte koalisyon oluşturup oluşturamayacağı şeklindeki çalışmalar olarak özetleyebiliriz bu süreci. Tabi ki zorlukları olan bir süreç ama ülkenin menfaatleri ön plana alındığında, birçok uzlaşılan noktanın ortaya çıktığı da bir gerçek. Bu çerçevede bugün Türkiye'yi rahatlatacak bir siyasi irade geliştirmenin, bizlere yüklediği sorumluluğu görüyoruz ve CHP olarak bunun gereğini taşımaya çalışıyoruz. Amacımızın yapıcı, sonuç alıcı, çok boyutlu sorunların aşılmasına katkı sunacak bir koalisyon sorumluluğunun, bir hükümet sorumluluğunun oluşmasını kolaylaştırmak olduğunu belirtmek istiyorum. Bugün yapılan görüşmelerde, Genel Başkanlar ilk defa çeşitli konularda ön görüşmelerden çıkan sonuçlar üzerine görüşlerini ifade ettiler. Bu çerçevede samimi bir şekilde düşüncelerini ifade ettiler, sorumluluklarını yansıtan değerlendirmelerde bulundular. Sanıyorum bu hafta içerisinde Perşembe ya da Cuma günü, Genel Başkanlar bir kere daha bu akşamki toplantıdan çıkan sonuçları değerlendirerek, tekrar bir araya gelecekler. CHP'nin yarın MYK Toplantısı var, Adalet ve Kalkınma Partisi de herhalde kendi istişari mekanizmaları içerisinde konuyu değerlendirir. Ortada hemen siyasi bir sonuç çıkartılması zor olan bir süreçten geçtiğimizi ifade ettim ama Türk demokrasi tarihinde, iki farklı siyasi akımın bir ortak sorumluluk noktasında sergiledikleri çalışma önemlidir, daha sonrası için de ciddi bir örnek teşkil eder."

"TÜRKİYE'Yİ HÜKÜMETSİZ BIRAKMAMA SORUMLULUĞU"
Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, "Tabanları birbirinden farklı ve aynı zamanda Türk siyasi hayatının iki zıt damarı arasında belli noktalarda uzlaşma bulunması, belli çatışma noktalarının tarif edilmesi çok emek ve gayret gerektiriyor. Zaten bu iki akımın her konuda anlaşması, Türkiye'de tarihin sonunun gelmesi demektir" dedi.
Çelik, hükümet kurma çalışmaları çerçevesinde yaklaşık 4,5 saat süren Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesinin ardından yaptığı basın açıklamasında, görüşmenin herhangi bir sonuca bağlanmadığına dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Ön görüşme sürecinin arkasından, Türk siyasi hayatının iki damarını temsil eden, aynı zamanda iki zıt akımı olan iki partinin genel başkanı açık ve samimi şekilde karşılıklı olarak görüşlerini paylaşmış oldular. İstişafi görüşmeler ve arkasından Genel Başkanların bir araya gelmesi, başlı başına Türk siyaseti hayatı için bir kazanımdır. Partilerin şu ana kadar çeşitli politikalarda derinlemesine birbirlerinin pozisyonlarını görmeleri, Genel Başkanlar tarafından bunun değerlendirmesinin yapılması, Türkiye'yi hükümetsiz bırakmamak konusundaki seçeneklerin en geniş yelpazede değerlendirilmesi, Türk siyasi hayatı açısından kıymetlidir. Şimdi iki Genel Başkan, buradaki değerlendirmeleri kendi yetkili kurullarına götürecekler. Arkasından da Perşembe ya da Cuma günü bu görüşmenin devamı niteliğinde olan bir bakıma da nasıl bir sonuç çıktığıyla ilgili nihai değerlendirmeyi yapacaklar. Görüşmenin açık ve samimi olmasından memnuniyet duyuyoruz. Ama tabanları birbirinden farklı ve aynı zamanda Türk siyasi hayatının iki zıt damarı arasında belli noktalarda uzlaşma bulunması, belli çatışma noktalarının tarif edilmesi çok emek ve gayret gerektiriyor. Zaten bu iki akımın her konuda anlaşması, Türkiye'de tarihin sonunun gelmesi demektir. O bakımdan elbette ki her konuda anlaşma olmayacak, iki zıt dünya görüşü, siyasi algı; siyasi pratikler açısından hangi reformlara dönük ortaklıklar bulunabilir, şeklinde bir arayış ne kadar mümkündür, bunu tespit ediyoruz. Netice olarak Perşembe veya Cuma günü görüşmeden sonra nihai karara ulaşmış olacağız. Siyaset, bir aritmetik meselesi değil, siyaset nihayetinde kendi dinamikleri içerisinde gerçekleşen süreçlerle işliyor. Her iki Genel Başkanın mutabık olacağı son nokta konuluncaya kadar, partinin yetkili kurumlarının mutabık olacağı son nokta konuluncaya kadar, her iki partinin tabanının sindireceği şekilde bir son nokta konuluncaya kadar her noktada anlaşılmadan, hiçbir konuda anlaşılmamıştır, prensibi ön görüşmelerin de müzakerelerin de esasıdır, orada durmak gerekir. Son noktayı koyana kadar yine ilk gündeyiz."