Siyasi Casusluk Davası'na onlar da müdahil oldu

"Böcek" davasına bakan Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanlığın davaya müdahil olarak katılmasına karar verdi.

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Siyasi Casusluk Davası'na onlar da müdahil oldu
Başbakanlığı döneminde Recep Tayyip Erdoğan'ın çalışma ofisinde ve evinde bulunan, 'böcek' diye tabir edilen dinleme cihazlarıyla ilgili 13 sanık hakkında açılan dava başladı. Duruşmaya yakalama kararı olan 5 polis katılmadı. Mahkeme hâkiminin suçlamaları okuması sonrası dönemin Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel savunmasını yaptı.
''Güvenlik sistemi büro amirliği kurduk. Sayın Başbakanımızın bulunduğu her yeri aradık. Böyle bir görev olmamasına rağmen bizim böyle bir çalışmamız oldu. Sonrasında bunun şube müdürlüğü aracılığıyla yürütülmesi gerektiğini belirttik. Bakanlar Kurulu ile müdürlük kuruldu. Yeni cihazlar almak için teklifte bulunduk. Çoğu cihazı da bize vermiyorlardı. Bir üst modeli üretildiğinde ancak bize satıyorlardı. Arama tarama için yeni cihazlar alındı."

"BOŞLUK OLDUĞU DOĞRU"
Hâkim, Koruma Daire Başkanı Mehmet Yüksel'e, iddianamede dinleöe cihazlarını yerleştirilmesini yönlendirmekle suçlanan ve henüz yakalanamayan polis memurlarından Serhat Demir'i göreve kimin aldığını sordu. Yüksel buna, "Emniyet amirimiz aldı. Polis memurlarını polis okullarından seçerken tavsiyeler üzerine alırız. Başkan yardımcım Zeki Bulut yurt dışındayken bana tavsiye etti. Ben sadece mülakat ettim" dedi ve şöyle devam etti:
"Ahmet Türer'le de aynı şekilde Amerika seyahatimizde görüştük. Başbakanımızın katıldığı programa katılmıştı. Ben onların bacanak olduklarını Başbakanlığa gelince öğrendim. Başbakan'ın rahatsızlığı nedeniyle İstanbul'da personelim görevliydi. O dönemde bir boşluk olduğu doğru. Müdürler misafirlerle ilgilendi."

"BÖCEK ARAMASI ÖNLEYİCİ TEDBİR"

Hâkim, "Serhat'ın Ankara'ya gelişinden haberiniz var mı?" diye sorunca, Yüksel'in buna cevabı, "Hayır" oldu. Yüksel'in sözleri şöyle:
"Biz 2010'dan sonra cihazları aldıktan sonra İstihbarat Daire'den yardım almadık. Bir sefer ihtiyaç olduğunda İstihbarat Daire'den istedik ama cihazın meşgul olduğunu söyledikleri için vermediler. Böcek arama çalışması yasal bir görev olmadığı için önleyici tedbir olarak yapılan bir çalışma. İstihbarat'taki cihazları benim bilmem mümkün değil. Bizim bir takımımız var, o dönemde bu cihaz İstanbul'daydı."
Yüksel, "Başbakanımız olmadığında tek cihaz olduğu için arama nasıl yapılıyordu?" sorusuna ise, "Başbakanımız Ankara'da olmadığında arama yapılmıyordu" diye yanıt verdi.

"NE YAZIK Kİ HAİN İLAN EDİLDİK"

Suçlama tarihinde Erdoğan'ın Yakın Koruma Müdürlüğünü yapan sanık Zeki Bulut ise Başbakanlıktaki göreve başladığında 'lakayt bir düzen' gördüğünü, hiyerarşinin kaybolduğuna tanık olduğunu ifade etti. Göreve başladıktan sonraki çalışmalarına değinen ve Başbakanlıktaki koruma polislerinin imkanlarını artırdıklarını anlatan Bulut, şunları kaydetti:
"Beyefendiye, 4 buçuk yıl hizmet ettim. Sabah erken saatte gittim, gece yarısı döndüm. Ortalama 17-18 saat çalışıyordum. 4 buçuk yılda sadece bir gün, kayın babam vefat ettiğinde çalışmadım. Amiyane tabirle Sayın Erdoğan'ı yataktan aldım, yatağa bıraktım. En son adamdım. Devamlı yurtdışında, devamlı il dışındaydık... İnsan üstü bir görev. Bunu yapabilmek için hakikaten beyefendiyi sevmeniz gerekiyor, bu kadar gönül bağı, bu kadar aşk ile bağlanmanız gerekiyor... Ama şimdi ne yazık ki hain olarak addediliyoruz. Bu kadar büyük bir sevginin, bu kadar büyük bir aşkın karşılığının bu olmaması gerekiyordu. Başbakanımızı, beyefendiyi, iddia ediyorum ki biz gelene kadar Allah korumuş. Öncekilerden tanıdığım, sevdiğim arkadaşlarım da var. Ama ne yazık ki böyleymiş."

"SERHAT'A REFERANS OLMADIM"
Zeki Bulut, bir soru üzerine, kendisinden önceki Mehmet Yüksel'in bir sözünün yanlış olduğunu ifade ederek, Serhat Demir için referansta bulunmadığını söyledi:
"Ahmet Türer referansta bulundu, çünkü bacanağıydı. Serhat çok nitelikliydi. 2 yabancı dil biliyor, prezentabl, düzenli, temiz ahlaklıydı. Bir savunma sporunun Türkiye'deki en önemli hocalarından birisi. Ahmet, referansta bulundu, onun üzerine Başkanımla değerlendirdik, komisyon kurarak, INTERPOL Daire Başkanlığından talep ettik. Vermediler. Genel Müdürümüzle görüşme yapıldı, alınamadı. Sayın Bakanımızla görüştükten sonra, zor aldık."

"GÖREVDEN AYRILIRKEN TEŞEKKÜR ETTİ"
Dinleme cihazı bulunduktan sonra yaklaşık 10 ay daha görevini sürdürdüğüne işaret eden Bulut, görevi sona erince, küçük yerlere giden birçok meslektaşının aksine Denizli Emniyet Müdürlüğüne getirildiğini söyledi. Görevden ayrılırken, Erdoğan'ın memnuniyetini bizzat dile getirdiğini kaydeden Bulut, Erdoğan'ın, Denizli'de, "Size, kendi müdürümü gönderdim, emanet ettim. Burada çok daha başarılı olacak" diyerek, kendisini onurlandırdığını belirtti.
Bulut, "Hiç anlamadığım bir süreçte, Şubat 2014'te görevden alındım. Neden alındığımı bilmiyorum" dedi.
'İşleyişi bizzat takip etmesi mümkün değil'
Bulut'un avukatı Hakan Yıldız ise şunları kaydetti:
"Müvekkilimin, büronun içindeki işleyişi bizzat takip etmesi mümkün değil. Soruşturma aşamasında müvekkilim tanık olarak görünüyordu. Savcılıkla yaptığımız görüşmede, 'Mehmet Yüksel ve Zeki Bulut'u tanık olarak çağırıyoruz, gelmiyorlar. Gözaltına aldıracağız' diyorlardı. Davayı açan savcı ve başsavcıvekili gözaltı günü yaptığımız görüşmede müvekkilin dosyada şüpheli olmadığını söylediler. Müvekkilim casuslukla suçlanıyor, diğer bütün sanıkların kayıtları didik didik edilirken, müvekkilimle ilgili tek bir araştırma yok, tek bir delil yok. Müvekkilim burada reklam yüzü. Ben buna inanıyorum. Müvekkilim, bin 550 gün çalışmış, bunun bin 117'sini Ankara dışında geçirmiş. Her şeyi denetlemesi mümkün mü?"

DURUŞMAYA ERDOĞAN'IN AVUKATI DA KATILIYORCumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şikâyetçi olarak yer aldığı iddianamede 13 şüpheli, "siyasi casusluk, kişiler arası haberleşmenin gizliliğini ihlal, kişiler arası konuşmayı izinsiz kayıt etmek" ile suçlanıyor. İddianamede, suçun kamu görevlileri tarafından işlenmesi halinde cezada yarı oranında artırılma maddesinin uygulanması da talep ediliyor. Bu kapsamda 13 şüpheli toplamda 42 yıl hapis cezasıyla yargılanacak.

İddianameyi Yargıtay üyeliğine seçilen Ankara Cumhuriyet Savcısı Durak Çetin hazırladı. İddianamede şüpheli olarak TÜBİTAK'ın eski yöneticisi Hasan Palaz ve polis memurları Ali Özdoğan, Serhat Demir, Sedat Zavar, Ahmet Türer, Enes Çiğci, İlker Usta, Hurşit Gölbaşı, Seyit Saydam, İbrahim Sarı, Mehmet Yüksel, Zeki Bulut ve Harun Yavuz yer aldı.
Bu isimlerden hâlâ yakalanamayan Özdoğan, Zavar, Çiğci, Usta, Türer ve Demir hakkında yakalama kararı bulunuyor.
Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanıklardan 8'i ve avukatları ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatları katılıyor.

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler