Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Beşşar Esed'e bağlı rejim askerleri ile muhalifler arasındaki çatışmaların giderek arttığı Suriye'nin bölünmesine ve kuzeyinde yeni bir oluşuma "asla izin vermeyeceklerini" söyledi.
Suriye'de bir bölünme olması halinde bunun mezhepler çatışmasına dönüşeceği uyarısında bulunan Erdoğan, "Bu etnik çatışmadan farklı bir şekilde gelişir ve gelecekte daha zor bir durumun oluşmasına neden olur. Kuzey'de oluşabilecek bir yapılanma bizim için terör anlamına gelir. Biz buna müsaade etmeyiz." dedi. Suriye'de Esed'in artık işin hakimiyetini kaybettiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, "Muhalif güçler duruma hkim. Malum medya Türkiye'de Esed'in orada Kürtlere terk ettiği alanda Kürt devleti kurulduğunu iddia etmeye başladılar. Bizim terör örgütü PKK'yla PYD'nin ilişkisine sıcak bakmamız mümkün değil. Çünkü buradaki yapılanma oradaki Kürtlerin bir yapılanması olarak değerlendirilemez. PKK terör örgüt ile PYD'nin bir yapılanmasıdır ki, bu da bizim hassas noktalarımız arasında yer alacaktır ve almaktadır." ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 1,5 ay aradan sonra ilk kez bir televizyon programına katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, TV24'te moderatörlüğünü Yiğit Bulut'un yaptığı programda açıklamalarına Suriye ile başladı. Erdoğan, son olarak 48 gün önce ATV'de bir programa katılmıştı.
'Sansürsüz' programında bir grup gazetecinin sorularını cevaplayan Başbakan Erdoğan, reformların bir an önce hayata geçirilmesi için Esed'le defalarca görüştüğünü kaydetti. Esed'in Nusayri olmasına rağmen eşinin Sünni olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Siz Nusayrisiniz, eşiniz de Sünni. 'Bu bir avantajdır ve bunu kullanmalısınız' dedim. O da bu konuya katıldığını belirtiyordu." diye konuştu.
Suriye'nin kuzeyindeki Kürt çoğunluğa ve Esed'in bölgeyi Kürtlere bıraktığı iddialarına değinen Başbakan Erdoğan, Türkiye'deki 'malum medyanın' Esed'in Kürtlere terk ettiği alanda Kürt devleti kurulduğunu iddia etmeye başladıklarını savundu. Erdoğan, "Bizim terör örgütü PKK'yla PYD'nin ilişkisine sıcak bakmamız mümkün değil. PKK terör örgütü ile PYD'nin bir yapılanmasıdır ki bu bizim hassas dengemizdir." diye vurguladı.
Suriye Kürt Konseyi oluşturarak bir yeni adım atıldığını da belirten Erdoğan, "Suriye'de bir bölünme olursa orada bir mezhepler çatışmasına dönüşür. Bu etnik çatışmadan farklı bir şekilde gelişir ve gelecekte daha zor bir durumun oluşmasına neden olur. Kuzey'de oluşabilecek bir yapılanma bizim için terör anlamına gelir. Biz buna müsaade etmeyiz." dedi.
DAVUTOĞLU'NU KUZEY IRAK'A GÖNDERİYOR Türkiye'nin kendi bünyesinde sorun oluşturacak bir terör olayına müdahale etmesinin en doğal hakkı olduğunu kaydeden Erdoğan, "Şu anda durum çok farklı bir noktaya gelmiştir, attığımız ve atmakta olduğumuz adımlar buna yöneliktir. Dışişleri Bakanımızı önümüzdeki hafta Kuzey Irak'a göndereceğim. Kürt varlığı yok edilsin, Kürt varlığına müdahale edemiyoruz gibi bir endişemiz yok." değerlendirmesinde bulundu. "SALDIRI OLURSA SURİYE'YE GİRERİZ" Arzularının Suriye'deki sorunun bir an evvel bitmesi yönünde olduğunu aktaran Başbakan Erdoğan, "Şu anda orada televizyonlardan izliyoruz. Çok kötü durumda. Muhalif güçler final adımlarını atıyorlar. Esed yönetimi merkeze sıkışmış durumda. Diğer yerlerde muhalif güçlerin egemenliği söz konusu. Bazı yerler terör örgütüne teslim edilmiş. Terör örgütünün konuşlandığı yerlerden herhangi bir saldırı olursa hemen harekete geçeriz. Bu en doğal, en tabii hakkımızdır." diye ekledi.
Erdoğan, kuzeydeki tehlikeye işaret ederek, "Esed rejimi tamamıyla kuzeyi onlara terk ederek çekilme yoluna gitti. Buralarda PKK yapılanmasına asla müsaade etmeyiz. Bu noktada gereken her şeyi yaparız. Türkiye terör örgütü konusundaki hassasiyeti bellidir. Kamışlı bölgesi ile Afrin, bu bölgeyi kuşatan bir yapılanma Türkiye'yi rahatsız edecektir. Bu yapılanma eğer terörle tehdit altına alınırsa orada bize düşen bir görev olacaktır, çünkü orada ülkemiz bir tehdit altına giriyor, o da bize göre mümkün değil." diye kaydetti.
Esed ile dostluk sürecinin bittiğini tekrar dile getiren Erdoğan, "İran bile umudunu kesti." ifadesini de kullandı. Rusların da farklı mesajlar vermediğini belirten Başbakan Erdoğan, "Bugün kimyasal silahlarla ilgili açıklama yaptılar ve 'asla tasvip etmeyiz' dediler. Biz mezhep öncelikli bir dünyayı değil, insan öncelikli bir dünyayı tercih etmişiz. Bizim dinimiz insana zulmü asla kabul etmez. Onlar bizim kardeşlerimiz." diye konuştu.
ÜNİVERSİTE HARÇLARI ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEM YOK Başbakan Erdoğan, harçlarla ilgili sözlerinin gündeme gelmesinden sonra öğrencilerin ilk kez dinlendiği şeklinde açıklamaların olduğunu, buna karşın hükümet olarak bu parayı zaten üniversiteler için harcandığını belirtti. Erdoğan, harçlar yüzünden bakanların okullara gittiğinde karşılaştığı kötü durumumlar ve bu konuda yapılan olumsuz tavırların alınan kararla ilgisinin olmadığını söyledi.
Üniversite öğrencilerinin tutuklanamsı veya yargılanmasıyla iglili olaylara değinen Erdoğan, üniversiteli öğrencinin de katil olabildiğini, cinayetler işleyebildiğini bunun geçmişte ve bugünde örnekleri olduğunu söyledi. Erdoğan, geçmişte okullardaki olaylar yüzünden okuluna devam edemediğini, bugün de yine aynı durumun yaşanmasını istemediğini dile getirdi. "Bilim Kurulu toplantılarına gelip eylem yapıyorlar. Bunlara karşı hiçbirşey yapmayacakmıyız. Evallah mı edeceğiz. O toplantıda yapılan herşey ülkenin geleceği tartışılıyor, bakanlar, akademisyenler üst düzey yöneticiler var. Bunlar yapılırken güvenlik güçleri bunlara seyirci kalırsa ben de ülkenin yöneticisi olarak niye görevinizi yapmıyorsunuz diye sorarım." dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, üniversite harçlarının kaldırılması konusunda karar aldıklarını belirterek, ''Şu anda biz bu harcı kaldırma kararını verdik. Arkadaşlar şu anda çalışmaları yapıyorlar. Önümüzdeki dönemde harç almayı düşünmüyorum, bu benim bütün arkadaşlarıma teklifim. Onlar da şu anda bunun nihai çalışmasını yapıyorlar'' dedi. "Sadece harç protestosu için bu öğrencilerin tutuklandığına inanmıyorum. Eğer öyle bir durum varsa ben de karşı çıkarım. " diyen, Erdoğan benzer durumların devletin başka noktalarında da gördüklerini söyledi. Başbakan Erdoğan benzer durumun gazeteciler için de geçerli olduğunu, tutuklu olan gazetecilerin sadece görüşünü ortaya koyanlar değil aynı zamanda terör örgütü eylemleri içinde rol aldıklarının da görüldüğünü dile getirdi.
CAMİLER TARTIŞMASINDA SON NOKTA Başbakan Erdoğan, Ataşehir'deki Mimar Sinan Camii, ve Çamlıca tepesine yapılacak cami konusuna açıklık getirirken Anadolu yakasında Cuma camiileri anlamında camiler bulunmadığını, bu ihtiyacı karşılamak için belli noktalara cami yapımına gidildiğini belirtirken Camlıca'ya yapılacak cami için bir yarışma düzenlendiğini belirtirken cami inşası için devletten birşey çıkmadığını belirtti. Erdoğan 'Benim için söylenen Sultan Erdoğan değil ben fakir Erdoğan olarak anılmak isterim' dedi.
Üniversitelerde içki satışına ilişkin iddialara da değinen Erdoğan, bir üniversitede gündeme gelen içkili etkinlik konusunda ise üniversitenin çevresinde içki ruhsatı alan yerler olduğunu ancak üniversite içinde içki satışın kabul edilebilir birşey olmadığını söyledi.
Başbakan Erdoğan, sezeryan ve kürtaj konusuna da değinerek özel hastanelerde sezeryanlı doğumun çok büyük noktalara ulaştığını, devlet hastanelerindeki düşük oran nedeniyle ortalamanın yüzde 50'ler düzeyine indiğini belirtirken hamile kadının en zor halinden istifa edilerek kadınları sezeryana zorladıklarını bunun da doğum için çok büyük tehlike olduğunu dile getirdi. Başbakan Türkiye için düşük nüfus oranın geleceği açısından çok büyük sorunlar doğuracağını bunu önlemek için üzerilerine düşen görevi yerine getirme gayreti içinde olduklarını söyledi.
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI İÇİN NET MESAJ Son dönemlerde verdiği mesajlarla milliyetçiler ve muhafazakarları bir araya getirme mi hedeflendiği sorusuna değinen Erdoğan, AK Parti'nin sadece vatandaştan yana olduğunu, hiçbir siyasi parti ve düşünceye yönelik mesaj kaygısı içinde olmadıklarını dile getirirken "Biz 2014 yılı için hesaplar yapmıyoruz. Biz vatandaşımızın düşüncesini biliyoruz. Biz geçmişte Abdullah bey dışişleri bakanımızdı biz onu Cumhurbaşkanı adayı yaptık ve o noktaya getirdik. Bu yaşanmış birşey değildir. 2014 yılında partimiz adayını ortaya çıkarır vatandaş tercihini yapar biz de sonuca saygı duyarız. Şimdi birileri kalkıp Tayyip Erdoğan aday olmasın diyorlar, Sen kimsin ki benim yerime koruşuyorsun." dedi. Türkiye'nin enflasyonda, IMF'e borçta, ihracatta gelinen noktayı bir kenara bırakıp hükümete akıl vermeye çalışanlar bulunduğunu anlatan Erdoğan, "Bu hükümete birşey söylemek isteyenler önce hükümetin neler yaptığını görmeleri gerekir" dedi.
AB'YE KARŞI ŞANGHAY KARTI Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği konusunu askıya aldığı şeklindeki eleştirilerin hiçbirine katılmadığını belirtirken Türkiye'nin AB için her türlü çalışmayı yaptığını ancak AB'nin belli ülkelerinin Türkiyeyi görmezden geldiğini bunun en somut örneğininde Kıbrıs konusu olduğunu dile getirdi.
Başbakan Erdoğan, Putin'in kendisine AB'de ne işiniz var dediğini son ziyaretinde Putin'e 'Bizi Şangay 5'lisine kat, AB'ye katılımı gözden geçirelim' dediğini söyledi.