Başbakan Erdoğan'dan tarihi açıklamalar
Başbakan Erdoğan, Türk savaş uçağının Suriye tarafından düşürülmesiyle ilgili çok net, ve bir o kadar da sert bir mesaj verdi: Dostluğumuz ne kadar değerliyse gazabımız da o kadar şiddetlidir
"22 Haziran'da Doğu Akdeniz'in uluslararası hava sahasında RF-4 savaş uçağımıza saldırı düzenlendi ve uçağımız düştü. Uçağımız Suriye karasularında değil, uluslararası sularda vurulmuştur. Uçağımız vurulduktan sonra Suriye karasularına düşmüştür. Pilotlarımızla ilgili arama-kurtarma çalılşmalarımız tüm hızıyla sürüyor. Öncelikle pilotlarımıza sağ salim kavuşmak istiyoruz. Bölge ülkelerine ve tüm dünyaya bazı hatırlatmaları yapmak istiyorum;
Ak Parti olarak 2002 yılı sonunda görevi devraldığımızda Türkiye'nin sorunlarını kararlı adımlarla çözebileceğimizi gördük. Ekonomisi kötü olan bir ülkenin dış politikada söyleyecek bir sözü olamaz. Sosyal kalkınmada hedeflere ulaşılamaz. Ekonomi, dış politika, demokratikleşme ve sosyal kalkınma birbirini doğrudan etkileyen alanlardır. Dış politikada aktif bir tutum sergiledikçe ekonomimiz büyüdü. Dış politikadaki aktif tutumumuz doğrudan sosyal kalkınmaya yansıdı. Kimse şunu söyleyemez: Türkiye içine kapansın, Türkiye yanıbaşında olanlara sessiz kalsın... 2002'de Türkiye'nin dış ticaret hacmi 88 milyar dolar seviyesindeydi. Bugün bu rakam 370 milyar dolara ulaştı. Türkiye, dış ticaretle birlikte turizmde, uluslararası yatırımlarda, yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde tarihi nitelikte başarılara imza atmıştır. Türkiye hayata geçirdiği aktif dış politika sonucu dünya genelinde itibar ve saygınlığı yüksek seviyelere ulaşmıştır. "
"DOSTLUĞUMUZ NE KADAR DEĞERLİYSE GAZABIMIZ DA O KADAR ŞİDDETLİDİR"
"Türkiye dostlarıyla el sıkışmıştır, Türkiye sanal bariyerleri, psikolojik engelleri tek tek aşmış, ulaşabildiği her halka ulaşmış, ulaştığı her yere dayanışma ve işbirliği mesajları tanımıştır. Türkiye'nin hiçbir komşusunun toprağında gözü yoktur. Türkiye'nin dostluğu çok önemlidir. Bizim için önemli olan komşuluk kardeşlik hukukudur. Hiçkimse bizi yanlış anlamasın. Bu millet yeri gelmiş Kosova için Saray Bosna için, Kabil için, Basra, Erbil, Musul, Halepçe için yüreğini ortaya koymuştur. Bugün Şam, Halep, Hama, Humus deyince kanı akıtılan kardeşlerimiz için haykırıyoruz. Türkiye'nin dostluğu ne kadar önemli ise, gazabı da o kadar şiddetlidir. Bizim vakur tavrımız birilerini aldatmasın. Ben burada tarihimden aldığım güçle konuşuyorum. Bu sözlerimi hamaset olarak görenler önce Türkiye'nin tarihine baksınlar. Biz tarihi yaparız. Kimin ondan ders alacağına karışmayız. Türkiye'nin büyümesinden rahatsızlık duyanlar var. Türkiye'nin kardeşleriyle kucaklaşmasından rahatsız olanlar var. Bu rahatsız çevrelerin terörü desteklediklerini biz çok iyi biliyoruz. Büyüyen güçlenen, etkinliği artan bir Türkiye bir talihtir, bir fırsattır. Bazı kesimler de adımlarını ona göre atsınlar. Bu coğrafyadaki her oyunu masum insanlara kasteden her sanaryoyu Türkiye boşa çıkarmak için çalışacaktır."
"Suriye'nin, uluslararası hava sahasında silahsız, kimliği açık olan tek başına uçan tehdit oluşturmayan bir keşif uçağımızı düşürdükleri bu olayda Türkiye sonuna kadar haklıdır. Doğu Akdeniz özellikle Türkiye için hassasiyet gerektiren bir bölge haline gelmiştir. Doğu Akdeniz'in genelinde haklarımız var. Kuzey Kıbrıs dahil olmak üzere. Bizim bu uçağımızın yaptığı uçuş da budur. Yenilenmiş olan radarlarımızın test edildiği bir uçuştur. En ufak bir ikaz da yapılmadı. Ondan sonra da utanmadan sıkılmadan dost olarak gördüklerini söylüyorlar. Bu hasmane bir tutum. Uluslararası toplumdan gelen tepkiler de bizim haklılığımızı ortaya koyuyor. Biz olayın olduğu ilk andan itibaren soğukkanlılık içinde olduk. İlgili kurumlarımızın elde ettiği bilgiler ışığında hareket ettik. Bu tür günlerde güç birliği yapmak millet olmanın gereğidir. Ben siyasi partilerimizin, medyamızın, 75 milyon vatandaşımızın süreç boyunca aynı hassasiyeti göstereceğine yürekten inanıyorum."
"ESED BABASININ İZİNDEN GİDİYOR"
"Yurtiçinde böyle bir milli meselede, devletin, hükümetin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin haksız şekilde eleştirilmesi aymazlık, sorumsuzluk olur. Suriye konusunda kimsenin karnından konuşma lüksü yoktur. Doğu Akdeniz'de, uluslararası sularda Tayyip Erdoğan'ın değil, aziz milletimizin uçağı hedef alınmıştır. Bazıları bizim Suriye politikamızı eleştiriyorlar. 29 Ekim 1923, ülke olarak bizim için tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu tarihte bu millet tarid sahnesindeki yürüyüşüne devam etmiştir. Ancak bu milletin tarihi 1923'te başlamamıştır. Kendi tarihmizden birkaç önemli sahneyi hatırmatmak istiyorum. 9 asır önce komşu ülkeler yaşanan katliamları görmezden gelirken Anadolu'da bir kahraman Suriye'de akan kanı durdurmak için (Kılıçarslan) Şam ve Kudüs'ü Şam ve Kudüs'ü İznik'ten muhafaza etmeye çalıştı. Selçuklu döneminde, Osmanlı döneminde Şam bizim için en az Mekke, Medine kadar kutsal bir şehir olmuştur. Bu coğrafyada Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Mısır ve diğerleriyle bir elin parmakları kadar birbirimize yakınız. Kendi tarihinden bile haberdar olmayanlar bunu anlayamazlar. Türkiye'nin ve Suriye'nin kadim uhuviyetini anlayamazlar. Oğul Esed Türkiye'ye ve dünyaya ve herşeyden önce kendi halkına değişeceğini söyledi ama değişmedi. Bana halkının haklarını vereceğini söyledi, ama vermedi. Umutlarımız hep boşuna çıktı. Suriye'nin huzura refaha ulaşması için hiçbir desteği esirgemedik. Oğul Esed'in babasının izinden gitmekte ısrar ettiğini gördük. Uyarılarımızı yaptık. Özel temsilcim olarak Dışişleri Bakanımı gönderdim. Ama hep oyaladı. En son BM ve Arap Ligi temsilcisi olarak Kofi Annan'ın planını uygulamadı. Suriye yönetimi ağır silahlarla kadınları ve çocukları katlederek kendi sonunu hazırlamıştır. Bugün Suriye'de halkı masum sivil demeden vahşice katleden bir yönetim işbaşındadır."
"SURİYE HALKININ YANINDAYIZ"
"İstisnalar bir tarafa, kalemlerininiz belki bir yerlere satılmış olabilir. Ama bu siyasi irade, halka ve hakka teslim olmuş bir siyasi iradedir. Birileri çıkıyor, Türkiye bu katliamları görmezden gelseydi diyor. Kendi ülkelerine maşa, taşeron diye hakaret edenler var. Biz kimsenin maşası değiliz. Biz başkalarının kışkırtması ile değil, biz bağımsız bir ülkeyiz. Hz. Ali," Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır" diyor. Bizim haksızlık karşısındaki haykırışımızı da farklı yerlere çekenler de var. Biz bölgede kimlerin Suriye'nin katliamlarına destek verdiklerine bakmıyoruz. Biz Türkiye'yiz. Biz büyük bir devletiz. Biz sağına soluna bakmadan haksızlık karşısında sesini yükseltecek bir devletiz. Ama bu ülkenin eline yüzüne vicdanına bu kanın sıçramasına izin vermeyeceğiz. Şam'ın güvenliği Anadolu'dan, Anadolu'nun güvenliği Şam'dan başlar. Suriye halkı bu zalim diktatörlerden kurtuluncaya kadar da Türkiye olarak kardeşlerimizle dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz."
"YARDIM UÇAĞIMIZA DA SALDIRDILAR"
"Uçağımızın Suriye karasularında değil, Doğu Akdeniz'de uluslararası sularda saldırıya uğradığı kesindir. Uçağımız test uçuşunu gerçekleştiriyordu. Uçağımız Suriye karasularına yanlışlıkla ve çok kısa bir süreliğine girmiştir. Kamuoyunda teknik detaylara haiz olayan çevreler tarafından uçağımızın neden Suriye karasularına girdiği sorgulanmaktadır. Suriey helikopterleri 5 kez bizim hava sahamızı ihlal etmişlerdir. Uçağımız bir yanlışlık sonucu değil, tamamen hasmane bir tutumla hedef alınmıştır .Suriyeli yetkililerin olay sonrası ortaya koydukları tavır herşeyi özetliyor. Arama-kurtarma çalışmaları sırasında yardım uçağımıza açılan taciz ateşi kasıt olduğunun ispatıdır. "
"KİMSE BİZİ TEST ETMEYE KALKMASIN"
"Türkiye itidali elden bırakmamıştır. İlk aşamada uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımızı mahfuz tuttuğumuz ve gerekli adımları atacağımız kayda geçirilmiştir. Ankara'daki büyükelçi ve askeri ateşeler olay hakkında bilgilendirilmiştir. Olaya ilişkin görüş ve tepkilerimiz BM nezdinde gönderilen mektuplarla kayda geçirilmiştir. Rusya ile Çin ile İran ile görüşüldü. Amerika ve AB üyesi ülkelerle görüşüldü. Tüm dünyayı bilgilendirmeye devam ediyoruz. Biz elbette bunlarla yetinecek değiliz. Tüm dünyaya sesleniyorum; Türkiye yerini, zamanını ve yöntemini kendisi tayin ederek uluslaraarası haklarını sonuna kadar kullanacak ve gerekli adımları atacaktır. Bu son olaydan sonra yeni bir aşamaya geçilmiştir. TSK'nın angajman kuralları artık bu yeni aşamaya göre değiişmiştir. Suriye'den sınırlarımıza yaklaşan her askeri unsur askeri karşılık göreecektir. Bu olay karşısında vakur, dikkatli ve kararlı tutumumuzu muhafaza ediyoruz. Ancak Türkiye dostuluğu ve husumeti sınanacak bir ülke değiliz. Türkiye'nin test edilemeyeceğini ispat ederiz, edeceğiz. "
MUHALEFETE TEŞEKKÜR
"Türkiye ve Türk halkı :Suriye halkına gereken her türlü desteği verecektir. Suriyeli kardeşlerimiiziz haklı mücadelelerinde her zaman yanlarında olduğumuzu söylemek isterim. Türkiye, her alanda bölgesel ve küresel bir aktör olma yolunda devasa projeleri hayata geçiren bir ülkedir. Sayın Bahçeli'ye de bu sabahki konuşması için teşekkür ediyorum. Bütün siyasi partilerden de bunu bekliyorum."