Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ''Üç dönemdir tek başına iktidar olan ve icraatlarıyla getirdiği Anayasa değişiklikleriyle yaptığı yasamalarla özgürlük alanlarını sürekli genişleten bir iktidarın, 'askerin karşısında daha güçlü hale gelmesi tehlike oldu' demek hiç akla gelecek bir eleştiri değil bence'' dedi.
Arınç, Bursa'da yaptığı açıklamalarda, sivil siyasetin güçlenmesinin vatandaşlar arasında kaygı yaratmadığını söyledi. ''Halka sorun, bu tür kaygılardan bahsedecek birkaç kişi ancak çıkar'' diyen Arınç, toplumun yüzde 99'unun bu tür yapay tartışmalara girmediğini, konunun bazı köşe yazarları tarafından belki maksatlı belki de kendi özgün düşüncesi olarak ele alındığını ancak bunun çok fazla insan tarafından paylaşılmadığını kaydetti.
SİVİL İRADE GÜÇLÜ OLMALI Normal şartlarda sivil iradenin güçlü olması gerektiğini dile getiren Arınç, şunları söyledi: ''Yani üç dönemdir tek başına iktidar olan ve icraatlarıyla getirdiği Anayasa değişiklikleriyle yaptığı yasamalarla özgürlük alanlarını sürekli genişleten bir iktidarın 'askerin karşısında daha güçlü hale gelmesi tehlike oldu' demek hiç akla gelecek bir eleştiri değil bence. 'Egemenlik milletin' sözünün bir yansıması da hükümetlerin, sivil iradenin, parlamentonun güçlü olmasıdır. Parlamenton güçlü ise demokrasi de güçlüdür.
Bütün bunlar, yasama çalışmaları, Anayasa Mahkemesinin varlığı, Cumhurbaşkanı'nın veto hakkı, kürsünün rahat kullanılması Türkiye'de bütün gücüyle her gün daha da gelişiyorsa 'AK Parti güçleniyor, bu da bir tehlikedir' demek boş mazeret gibi geliyor bana. Sosyologlar bunu yazsınlar çizsinler ama köşe yazarları aynı sayfada bile çok birbirinden farklı şeyler yazabilir, onları okuyalım ama bunların etkisinde kaldığını düşündüğümüz halk kesiminden birkaç kişi dışında kimse bulamazsınız.''
UMARIM KILIÇDAROĞLU SÖZÜNÜN ARKASINDA DURUR Bülent Arınç, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeni anayasaya destek vereceğine ilişkin açıklamalarını inanılır bulmadıklarını belirtti.
''Sayın Kılıçdaroğlu bunu bugün söylüyor ama yarın ne söyleyeceğini bilemeyiz. Yani söylediği konularda ısrarını bugüne kadar sürdürmüş değil'' diyen Arınç, şöyle devam etti: ''Çarkçı sözcüğünü tekrarlamak istemiyorum ama ortaya attığı fikirleri veya gelişigüzel ağzından kaçırdığı düşünceleri bugüne kadar sahiplenebilmiş değil. Dileriz ki iyi bir siyasetçi olarak ciddi, ilkeli bir siyasetçi olarak sözünün arkasında durabilsin. Konuşurken de bunu partisinin fikri olarak söyleyebilsin.
CHP içinde birkaç Kılıçdaroğlu var gibi hepsi bağımsız hareket ediyorlar. Ve her birisinin sözleri ayrı ayrı değerlendirilmeye kalkılıyor. Kılıçdaroğlu'nun ciddi, üzerinde duracağı ve savunacağı fikirlerini duymak isterim ve bunu gelecek içerisinde bir karşılaşma içinde değerlendirmek isterim.''
''İKLİM DEĞİŞİR DE AKDENİZ OLUR YA'' Dokuz yıllık iktidarlarında tatbik ettikleri bir sistemin var olduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti: ''Biz istiyoruz ki Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü bir kurumdur, gelenekleri olan bir kurumdur. Geçmişte darbelerle cunta hevesleriyle muhtıralarla belki üzerine kara gölgeler, belki üzerine speküle edilmiş konular vardır. İtibar kaybına da uğradığını söyleyebiliriz ama biz TSK ile birlikte demokratikleşmeyi, onunla birlikte mutabık kaldığımız noktalarda da adım atmayı yeğliyoruz. Ona rağmen değil, kavga ederek değil, anlayışla sabırla Türkiye'nin geldiği noktada Kemal Burkay'ın dediği gibi 'İklim değişir de Akdeniz olur ya', o havaların Türkiye'de teneffüs edilmesi lazım.
Tek başına gelen iktidar bugün yaptıklarını 9 yıl önce yapma konusunda ısrarcı olsaydı çatışma olurdu, sıkıntı olurdu. Türkiye'deki zaman geçtikçe telakkilerde, düşüncelerde bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. Bugün Türk Silahlı Kuvvetleri komuta kademesi en azından demokrasi, en azından özgürlükler, en azından TBMM'nin güçlü olması, ülkenin modernleşmesi, AB hedeflerine varma noktasında hükümetten belki çok daha istekli, hükümetten belki çok daha arzulu.''
ANAYASANIN DEĞİŞECEĞİNE YÜREKTEN İNANIYORUZ Arınç, ''Anayasa değişikliğinin yapılacağına inanıyor musunuz?'' sorusuna, ''Yürekten inanıyorum. Bu, bize halkımızın bize verdiği görevdir ve bizim iddiamızdır'' yanıtını verdi. Türkiye'nin darbeler sonrası o iradenin talimatları doğrultusunda hazırlanan, hemen hemen yarısı değiştirilmiş bir Anayasa ile yol alamayacağını vurgulayan Arınç, ''Birbirinden kopmuş, akordu kaybolmuş, boşluklar meydana gelmiş, bir ant içme noktasında bile farklı düşüncelerin olduğu bir anayasa... Yani ant içtikten sonra mı milletvekili olur, milletvekili maaşı alabilir mi, dokunulmazlık zırhına kapılabilir mi? Bütün bunlar konusunda, elastiki noktada bulunan bir anayasayı herhalde yenilememiz lazım. Biz yürekten inanıyoruz. CHP ne kadar inanıyor 1 Ekim'de göreceğiz. BDP ne kadar istekli 1 Ekim'de göreceğiz. Önemli olan hep beraber yapmak. Bunun şerefi bütün siyasi partilerde olsun'' diye konuştu.
Bülent Arınç, ''Anayasa taslağı hazırladınız mı? Bunu diğer siyasi partilere sunacak mısınız?'' sorusunu, ''Var, güncellediklerimiz de var. Ama geçtiğimiz günlerde CHP'den 'bize yazılı metinle gelmesinler' gibi çıkış geldi. Bizi diktacılıkla suçlayanlar, dikta bir tavır alıyor. Demokratik Açılım'a başladığımız 2009 Mayıs ayında da siyasi partiler ve kuruluşlar o zaman da 'Niye yazılı metinle gelmediler' demişlerdi. Devekuşu mantığı hoş değil. 'Uç, deveyim, yük taşı, ben kuşum' olmaz. Gelin hep beraber konuşalım, birinci maddeden başlangıçtan başlayalım. Siz söyleyin, biz söyleyelim, sonra uzlaşı çıksın. Metin istenirse ne arzu ederlerse var bizde'' diye yanıtladı.
KEMAL BURKAY'IN TÜRKİYE'YE GELİŞİ Kemal Burkay'ın Türkiye'ye gelişini, sosyal iletişim ağı üzerinden, ''hoş geldiniz'' diyerek kutladığı anımsatılan Arınç, ''Evet, sosyal iletişim ağını ben kullanıyorum, zaman zaman danışmanlarım kullanıyor. Kemal Burkay'a da oradan 'hoş geldin' dedim. Keşke bir Şivan Perver de gelse türkülerini, şarkılarını söylese. O da gelecek, iklimin değişimini bekliyor. Kemal Burkay uzun yıllar sonra, 31 yıl sonra Türkiye'ye geldi'' görüşünü iletti.
Arınç, Kemal Burkay'ın, ''Kürt sorunu'' ile ilgili aktif rol alıp almayacağı yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı: ''Kemal Burkay'ın elini sıkmış, yüzünü görmüş değilim. 31 yıldır memleketinden uzakta. Düşüncelerinden, inançlarından dolayı başka ülkede yaşamış bir insan. Toprağını seviyor. Anadolu toprağı mübarektir. Bunun içinde Türk var, Arap var, Arnavut var, Abhaza var, Kürt var. Kemal Burkay'ın vatanından ayrı kaldığı zaman toprağını, insanını özlemesi kadar doğal bir şey yok. Geldi ya o bana yetiyor. Onu PKK'ya karşı kullanmak, Öcalan'a karşı kullanmak yemin ediyorum, hiçbirimizin aklından geçmedi.''