Başbakan BDP'ye sert çıktı

"BDP sorunların çözüm yoluna girdiğini gördüğü için süreci sabote etmek için çalışıyor"

Giriş Tarihi: Güncelleme Tarihi:
Başbakan BDP'ye sert çıktı
Erdoğan, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığının yeni hizmet binasının açılış törenine katıldı. Doğu ve Güneydoğu bölgelerine yönelik icraattan söz eden Erdoğan, başta bölge insanı olmak üzere, Kürt kökenli vatandaşlar olmak üzere, halkın da yine elini vicdanına koyup, terörle mücadelenin hangi şartlarda yürütüldüğünü görmelerini istedi. Erdoğan, attıkları her adımda önlerine engeller çıkarıldığını belirtti.

8 yıl boyunca Türkiye'nin kalkınması, demokratikleşmesi için mücadele verdiklerini dile getiren Erdoğan, ''Biz bu mücadeleyi çetelere rağmen yaptık, hukuk dışı örgütlenmelere rağmen yaptık, hukuksuzluğa rağmen yaptık. Meclis'te yalnız bırakıldık. Ne anamuhalefet ne diğer muhalefet partileri, hiçbirisi sorunun çözümüne destek vermedikleri gibi bir defa süreci tahrik etmek için ellerinden geleni yaptılar'' dedi.

Erdoğan şöyle konuştu:
''Biz tüm bu reformları, tüm bu yatırımları, bölge halkının hissiyatını istismar ederek ayakta kalmaya çalışan siyasetçilere, siyasi partilere rağmen yaptık. Bizim mücadelemizden, gayretlerimizden, sorunu çözmeye yönelik samimi adımlarımızdan o kadar çok rahatsız oldular ki, terör örgütüyle ülke içindeki çetelerin dahi birbirleriyle işbirliği içine girdiklerini gördük ve yaşadık. Bunu benim milletim gayet iyi biliyor.

İşte en son, 12 Eylül halk oylamasında, terör örgütü de 'hayır' dedi, ülke içindeki çeteler de 'hayır' dedi. Terör örgütünün uzantıları da şehit cenazelerini istismar edenler de 'hayır' dedi.

Ortaya çıkan gizli planlarda, kirli senaryolarda, terör örgütü ile çetelerin işbirliği tek tek ortaya dökülüyor. O kadar ileri gittiler, o kadar cüretkar şekilde davranmaya başladılar ki terör örgütüne, 'neden eylemsizlik ilan ediyorsunuz, eylemsizlik hükümetin işine yarar' diye akıl verenler dahi çıktı.

Her seçim öncesi artan terör eylemleriyle, Türkiye içinde siyasi ortamı, siyasi denklemi şekillendirme gayreti içine dahi girdiler ve giriyorlar. Buradan tekrar ediyorum; kirli bir oyun var. Kirli ittifaklar var. Kirli senaryolar var.

Türkiye'de iç siyaseti dizayn etmek arzusuyla, terör örgütüne ihale verenler, terör örgütünü taşeron firma olarak kullananlar var. 74 milyon vatandaşımın, özellikle de Kürt kökenli vatandaşlarımın kardeşlerimin bu kirli ilişkileri, kirli senaryoları, çirkin planları görmesini ve ona göre tavır almasını özellikle rica ediyorum.

Şu anda, bir yandan terör örgütü, bir yandan da onun uzantıları, ortamı tahrik etmek, germek, süreci kışkırtmak için dört bir koldan harekete geçmiş durumdalar.

Eskiden, terör örgütü kendi illegal yayın organlarıyla, internetle, belli ajanslarla mesajlarını iletiyordu. Şimdi artık bunların bir kenara itildiğine, bir siyasi partinin, siyaseti, demokratik zemini tamamen bırakarak, terör örgütünün sözcülüğüne soyunduğunu görüyoruz.

Allah aşkına soruyorum; siz, 12 Haziran'da oy toplayacaksınız diye gençlerin ölmesi, öldürmesi insanlık mıdır, insani midir? Bunu vicdanınıza nasıl izah edebiliyorsunuz, veya vicdanınıza nasıl anlatabiliyorsunuz?

''GÖZÜNÜZ BU KADAR MI KARARDI''
''Seçimlere 3 ay kala ortamı gerginleştirip, ülkeyi tahrik edip, sokakları ateşe verip, bu süreçten oy elde etmenin hesabını nasıl yapabiliyorsunuz? Gözünüz bu kadar mı karardı, gözünüzü bu kadar mı kan bürüdü? İz'anı, insafı bu kadar mı unuttunuz?'' diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Siz güya oy alıp Meclis'e geleceksiniz... Ne pahasına? Ölen ve öldüren gençler pahasına, annelerin, babaların gözyaşı pahasına, öksüz, yetim kalacak çocuklar pahasına, bu insanlığa sığar mı, bu vicdana sığar mı?

Utanmadan sıkılmadan, 'bölgede akan her damla kanın sorumlusu Başbakan'dır' diyorlar... Senin aklın 8 yıldır mı kendine geldi? 30 yıldır bu ülkede terör örgütü kan döküyor. 30 yıldır bu ülkenin başbakanı Tayyip Erdoğan mı? 8 yıldır bu mücadeleyi bütün bölgede olması gereken ne ise talebi gayet iyi değerlendirmek suretiyle devam ettiren bir iktidar var, bir başbakanı var. Şimdi gelip siyasete daha yeni girmiş bunlar hemen kendileri fatura kesmeye kalkıyorlar. Biz bu süreçleri çoktan aştık, geçtik. Biz 'halka hizmet, hakka hizmettir' anlayışı ile bu yola çıktık ve bu yolda da böyle yürüyeceğiz. Ve tehditler, şunlar bunlar hiçbirisi bizi ırgalamıyor. Allah'ın bize verdiği ömrü, kimsenin bir saniye oynatmaya gücü yetmez, biz bunu bilerek bu yola girdik. Ve böyle de bu yolda yürüyeceğiz.

Sen mazbata alacaksın diye gençler ölecek, ondan sonra da çıkıp Başbakanı tehdit edeceksin, suçlayacaksın. Bunu benim vatandaşım yutmaz.... Bugüne kadar, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesini sabote etmeye çalışmaktan başka ne yaptınız? Adı üzerinde 'milli birlik' diyoruz, Adı üzerinde 'kardeşlik' diyoruz. Ne birliğe, ne kardeşliğe... Bunların bu denli yüce kavramlara bir defa alışkanlığı yok.''

''BUGÜNE KADAR NE YAPTINIZ?"
Bugüne kadar, çözümün önünü kesmeye çalışmaktan öte ne yaptınız?'' diye soran Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

''Bugüne kadar, meselenin derinleşmesi için çabalamak dışında ne yaptınız? Bugüne kadar, bölgeyi de ülkeyi de kışkırtmaktan başka okul çocuklarının, hatta okul öncesi yaştaki çocukların dahi eline taş verip, o masum yavruları istismar etmekten, kullanmaktan başka ne yaptınız? Bölgedeki eğitim sorunları için hangi cümleyi sarf ettiniz? Bölgenin sağlık sorunları için, ulaşım sorunları için, işsizlik için, töre cinayetleri için, kadın hakları için hangi somut projeyi istismardan öte öne sürdünüz? Biz hastane açılışı yapıyoruz, vatandaşı o heyecandan alı koyuyorlar tehdit ile...''

Bunların 10 yıllardır, 100 yıllardır yapılmayan şeyler olduğunu belirten Erdoğan, ''Niye tehdit ediyorsun, bırakın vatandaş gelsin, o heyecanı paylaşsın, o anı görsün. Hayır...'' dedi.

"30 YILDIR BU ÜLKENİN TERÖR MESELESİ VAR''
''Demokrasi dediniz, ifade özgürlüğü dediniz... Sizin gibi düşünmeyenlere, sizinle aynı yerde durmayanlara, sizi eleştirenlere karşı tahammülsüzlüğü neyle açıklıyorsunuz?'' diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Yaklaşık 30 yıldır bu ülkenin terör meselesi var... Ben Kürt kökenli kardeşime soruyorum; Bu süreç en fazla kime zarar verdi? Terörden en fazla kaybeden kim oldu? Terör en fazla kimin çocuklarını yedi? Lütfen her bir kardeşim bu soruyu kendisine sorsun. 30 yıldır kanlı terörün bölgeye ne kazandırdığını, ne kaybettirdiğini lütfen her bir vatandaşım sorgulasın.

Çıkıyorlar, seçim barajı düşürülsün diyorlar. Bu samimi bir yaklaşım değil. Eğer güçlü olduğuna inanıyorsan bak ben sana bir örnek vereyim; Biz, AK Parti'yi 14 Ağustos 2001'de kurduk, yaklaşık 16 ay sonra, 3 Kasım 2002'de de tek başımıza iktidar olduk. Bu baraj aynen vardı. Bu barajı biz getirmedik. Ama biz bir etnik grubu istismar ederek siyaset yapmadık. Biz, Türkiye?yi samimiyetle kucaklayarak yola çıktık. Biz, tek bir meseleye takılıp kalarak değil, Türkiye'nin tüm meselelerini kendi meselemiz addederek bu yola çıktık. Biz, Doğu'da farklı, Batı'da farklı konuşarak değil, Türkiye'nin tamamına aynı dille konuşarak siyaset sahnesine çıktık. Biz, politikalarımızı kin üzerine, nefret üzerine, öfke üzerine kurarak değil, sevgi üzerine, şefkat üzerine, devlet-millet kucaklamasını sağlamak üzere şekillendirdik. Doğu'yu da Batı'yı da kucakladığımız için millet emaneti bize yükledi. Bu ülkedeki her vatandaşın meselesini kendi meselemiz bildiğimiz için milletin her kesiminden oy aldık. Birincide 34, ikinci de 47 aldık.''

''TERÖR ÖRGÜTÜNÜN SÖZCÜLÜĞÜNÜ BIRAKIN''
Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bütün mesainizi, bütün enerjinizi, bütün siyasetinizi eğer terörün sözcülüğüne ayırır, bütün derdiniz terör örgütü elebaşının hapishane şartları olursa, siz Türkiye partisi olamazsınız, Türkiye'yi kucaklayamazsınız. Kendisinden oy aldığınız kitlelere dahi hizmet üretemezsiniz. İşte elinizde belediyeler var. Ne yapıyorsunuz? Nasıl hizmet veriyorsunuz? Aldığınız imkanları göremiyoruz? Aldığınız imkanlarla ne yapıyorsunuz? Hangi yatırım var? Bölgeyi geziyoruz, dolaşıyoruz, bakıyoruz. Belediyelerin en tabii en doğal yapması gerekeni bile yapmıyorsunuz. Bunları yapın, ortaya eser koyun. Bahane uyduramazsınız, 'iktidarda AK Parti var' diye. Çünkü AK parti bütün belediyelere aynı oranda hiçbir farklı uygulama yapmadan her ay yasal imkanlarını vermektedir.

Biz, bu yasal imkanların bize verilmediği dönemlerden geçtik. Ben de belediye başkanlığı yaptım. Dönemin farklı iktidarları bana çok zorlamalar yaptılar, dayatmalar yaptılar. Ama buna rağmen biz İstanbul gibi bir şehri kökten temizledik, çöpten temizledik, suya kavuşturduk, kirli havayı temiz havaya dönüştürdük. O şartlarda, o imkanlarla 2.5 milyar dolar borç ile devraldık, 1.3 milyar dolar borç ile devrettik. Biz bunu yaşadık. Siz şimdi ne yapıyorsunuz bunu söyleyin. Siz, terör örgütünün sözcülüğünü bırakın, terör örgütünün elebaşını bırakın da bugüne kadar bölgeye hangi hizmeti götürdünüz, hangi sorunu çözdünüz, hangi derde çare ürettiniz, önce bunun muhasebesini yapın. 'ikide bir KCK, KCK, KCK, ikide bir KCK...' Şu anda bu vesileyle içeri alınan belediyeler, her şeyden önce yürütmenin aldığı bir karar ve uygulama değildir. Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Eğer hukuku çiğniyorsanız, eğer yasaları çiğniyorsanız tabii ki yasalar size de uygulanacaktır.''

Başbakan Erdoğan'a konuşmasının ardından plaket sunuldu

Günün Manşetleri

Tüm Manşetler