Çıkan sonuçlar, otuzlu yaşların ortasındaki bireyler için hem bir uyarı hem de bir fırsat niteliği taşıyor.
47 YIL SÜREN DEV BİR TAKİP SÜRECİ
Bilim dünyasında genellikle kısa süreli gözlemlere dayanan araştırmalar yapılırken, İsveç'teki Karolinska Enstitüsü bu ezberi bozan tarihi bir çalışmaya imza attı. Araştırmacılar, kas gücü ve dayanıklılığın insan ömrü içindeki seyrini anlamak için tam 47 yıl süren bir proje yürüttü.
Çalışma kapsamında 1958 doğumlu 400'den fazla erkek ve kadın, henüz 16 yaşındayken takibe alındı. Bu bireylerin fiziksel kapasiteleri, 63 yaşına gelene kadar düzenli aralıklarla ölçüldü. Journal of Cachexia, Sarcopenia and Muscle dergisinde yayımlanan bu uzun soluklu çalışma, insan biyolojisine dair çarpıcı veriler sundu.
KRİTİK EŞİK: 35 YAŞ
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, insan vücudunun fiziksel güç bakımından zirveye ulaştığı yaşın 35 olmasıydı. Bilim insanlarına göre bu yaş, biyolojik bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor.
Elde edilen verilere göre:
-
Fiziksel güç 35 yaşına kadar artış gösteriyor veya sabit kalıyor.
-
Bu yaştan sonra ise antrenman yoğunluğundan bağımsız olarak kademeli bir düşüş başlıyor.
-
Düşüş hızı başlangıçta yavaş olsa da yaş ilerledikçe ivme kazanıyor.
-
35 yaşından 63 yaşına kadar geçen süreçte, bireylerin toplam fiziksel kapasitesinde yüzde 30 ile yüzde 48 arasında ciddi bir kayıp yaşanıyor.
Bu bulgular, özellikle masa başı çalışan ve hareketsiz bir yaşam süren kişiler için kritik bir uyarı niteliği taşıyor. 40 yaşından önce başlayan kapasite kaybı, ilerleyen yıllarda günlük işleri yapmayı zorlaştıran fiziksel işlev bozukluklarına dönüşebiliyor.
HENÜZ GEÇ KALMIŞ SAYILMAZSINIZ
Tablo karamsar görünse de araştırmanın baş yazarı Maria Westerstahl ve ekibi, verilerin umut verici bir yanına da dikkat çekiyor. Çalışma, spora başlamak için hiçbir zaman geç olmadığını bilimsel olarak kanıtladı.
Yetişkinlik döneminde veya daha ileri yaşlarda egzersize başlayan katılımcıların verileri incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıktı:
-
Düzenli egzersiz, yaşa bağlı güç kaybını tamamen durduramasa da süreci önemli ölçüde yavaşlatıyor.