Bal porsuğu dendiğinde, şöyle üç aylık yavru golden tatlılığı bekliyorsunuz değil mi? Evet ama kendisinin ismi oradan gelmiyor. Tahmin edilebileceği üzere, balı gerçekten çok seviyor. İğnesi birçok hayvanı nakavt edecek arıların kovanına yaptığı baskınlarda zarar görmemesini sağlayan, kalın derisi ile bu ismi almıştır.
Derisi kalın, elastik yapıdadır. Yavru bir fili anında öldüren kobra zehiri ile bir süre baygınlık geçiren, sonra uyandığında kalkıp kobrayı yemeye devam eden bir iradedir. Yüzebilen, zıplayabilen, günde birkaç yüz kilometre şehirlerarası yol yapan bir hayvandır.
Bal porsuğu belgesellerini takip edenlerin iyi bildiği bir sahne vardır.
Kobra ile mücadeleye giren bal porsuğu, yılanın zehrinden dolayı bir süre yerde baygın bir şekilde yatar. Sonra uyanır, yılanı kaldığı yerden yemeye devam eder.
Onun dışında makamı, mevkisi ne olursa olsun geri dönmeyen hayvandır. Yedi vites var, geri vites yok lafı onun için söylenmiştir.
Rakiplerine karşı kükrerken çıkardığı sesin yanında aslan kükremesinin miyavlama gibi kaldığı söylenir. Zaten görselde de, 'küçük enişteye' karşı ne yapacağını düşünen bir aslanı görüyoruz.
Bal porsukları Afrika'da yaşasa da, akrabaları sansargiller ortadoğunun çeşitli bölgelerinde görülebiliyor.