Susam İle Pekmezin Ölümsüz Aşkı: Simit

‘Fakir yiyeceği’ diye bilinir ama zenginler tarafından da sevilir simit... Dumanı üstünde tüten, çıtır çıtır bir simide kimse kolay kolay “Hayır” demez. Kentlinin en basit mutluluk kaynaklarından biri olan simit, bugün simit sarayları sayesinde sadece sabah ve akşamları değil, artık her an ulaşılabilir bir lezzet. Ancak her yerde de simidin tadı farklı... Mesela İzmir’de yediğiniz gevrekle, İstanbul simidini bir tutabilir misiniz? Tabii ki hayır...

İYİ SİMİDİN PÜF NOTLARI

Peynir, zeytin, ekmek ve yoğurt üzerine kitaplar yazan siyaset bilimci Artun Ünsal, şimdi de simidin kitabını yazdı. ‘Susamlı Halkanın Tılsımı’ isimli kitap kesinlikle akşamüstü saatlerinde okunması gereken bir çalışma... Çünkü simitten girip eski kaşardan çıkıyor, arasına tavşan kanı demli çay da giriyor ve insanın karnını fena halde acıktırıyor. Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan kitapta, sadece İstanbul’un değil Türkiye’nin tüm simitleri anlatılıyor.

GEVREK TADINI KAYBETTİ

Ünsal kitapta iyi simidin sırrını; unun kalitesi, fırının ısısı ve ustalık becerisi olarak özetliyor. Eski simitlerin o gevrek tadının kaybolmasını ise, odun ateşiyle pişiren kara fırınların uygulandığı ‘sıcak pekmezleme’nin artık çok az yerde yapılıyor olmasına bağlıyor.

Eskiden nohut ya da çiçek mayası kullanılarak yapılan, kazanlarda kaynayan pekmeze atılıp soğutulduktan sonra da fırına verilen simitler; bugün hazır yaş mayalarla soğuk pekmezleme bile yapılmadan fırına veriliyor.

Simit fırınlarının kapatılmasıyla, simit işinin ekmek fırınlarına kalması da cabası! Ekmek fırınları hem kocaman, hem de tatsız simitler pişirdiğini savunan Artun Ünsal; simidin karın doyurma aracına dönüşmesinin de, lezzetini azalttığını söylüyor.

DİĞER GALERİLER