
Tarihin derinliklerinden günümüze uzanan bir hikaye barındıran Perge Antik Kenti, Anadolu'nun kültürel zenginliğine ışık tutan nadide yerlerden biri. Sessiz taş duvarları arasında saklı kalmış medeniyet izleri, her adımda geçmişin ihtişamını taşıyor. Peki Perge Antik Kenti nerede ve nasıl gidilir? İşte bu antik kentin önemi!

PLANLI BİR MEDENİYETİN İZLERİ
Perge Antik Kenti, Geç Klasik, Helenistik ve özellikle Roma İmparatorluk dönemlerinde kent planlaması açısından önemli bir örnek sunar. Geç Klasik Dönem'de akropoliste uygulanan şehir planı, Helenistik Dönem'de aşağı kente kadar yayılmıştır. Aşağı kentin kuzey-güney doğrultusundaki sütunlu ana cadde, bugün hala iyi korunmuş durumdadır ve antik kent planlamasının en dikkate değer örneklerinden biridir.
Bu caddenin ortasından geçen su kanalı, Perge'nin mimari tasarımında dikkat çeken başka bir unsurdur. Dört büyük anıtsal çeşme, iki hamam ve bu kanalın etkisiyle, sıcak Pamphylia ovasında yer alan Perge bir "su kenti" kimliği kazanmıştır.

SAVUNMA MİMARİSİ VE SUR SİSTEMLERİ
Helenistik Dönem'de inşa edilen ve Roma ile Geç Antik Dönem boyunca onarılan savunma sistemleri, Perge'nin öne çıkan diğer özelliklerindendir. Aşağı kenti çevreleyen surlar, kuleler, bastionlar ve kapılar büyük oranda ayaktadır. Ayrıca akropolisin sur duvarları da dâhil edildiğinde, Perge antik askeri mimarinin anlaşılması açısından da son derece kıymetli bir kaynak haline gelir.

UNESCO YOLUNDA BİR MİRAS
Tüm bu özellikleri sayesinde Perge Antik Kenti, UNESCO Dünya Miras Listesi'ne aday gösterilmiştir. Arkeolojik, mimari ve tarihi önemiyle bu listeye girmeye aday kentlerden biridir.

PERGE ANTİK KENTİ NEREDE?
Antalya ili, Aksu ilçesi sınırlarında yer alan Perge, şehir merkezine yaklaşık 17 kilometre mesafededir. Kentte yürütülen kazı çalışmaları, Perge'nin tarihinin yalnızca klasik dönemle sınırlı olmadığını göstermektedir. Akropolde bulunan seramik örnekleri, yerleşimin Erken Tunç Çağı'na kadar uzandığını ortaya koymuştur.
Ayrıca Perge, Hitit yazıtlarında "Parha"adıyla anılmıştır. Kazı çalışmaları ilk kez 1946 yılında Ord. Prof. Dr. Arif Müfid Mansel tarafından başlatılmıştır. 1970'li yıllarda Prof. Dr. Jale İnan, ardından 1990'lı yıllarda Prof. Dr. Haluk Abbasoğlu kazılara liderlik etmiştir. 2012 yılından bu yana ise çalışmalar, Antalya Müzesi Müdürlüğü başkanlığında sürdürülmektedir.





