“Panik Atak” sık görülen, ciddiye alınması gereken ve uzman desteğiyle tamamen düzelebilen, psikolojik bir rahatsızlıktır.
Psikiyatrist Dr. Başar Akman “Panik Atak” ile ilgili bilinmesi gerekenleri Sabah'a anlattı
“Panik” kelimesi nereden geliyor?
“Pan” ; Yunan mitolojisindeki bir tanrının adıdır. Boynuzlu, kuyruklu, yarı keçi, yarı insan görünümünde tasvir edilir. Gülünç görüntüsüyle “tüm” tanrıları güldürdüğü için, ona “tüm” anlamına gelen “Pan” ismi verilmiştir. Çobanların tanrısı olarak, elinde flütü ile genellikle ormanda gezer ve sürüleri korur. Zaman zaman, ormandan geçen insanların karşısına aniden çıkarak, onlarda korku yaratır. Yunancada “panik” anlamına gelen “panikos” kelimesi, mitolojik tanrı Pan’ın isminden türetilmiş bir sözcüktür.
“Panik Atak” nedir?
Bazı bedensel duyumların, ani gelişen bir felaketin habercisi olarak yorumlanması sonucu ortaya çıkan, yoğun kaygı halidir. Atak esnasında kişi; basit bir kalp çarpıntısını, kalp krizi geçirdiği şeklinde yorumlayıp öleceği korkusuna kapılabilir; ya da kolundaki bir uyuşma hissini, beyninin kanayacağı ve felç geçireceği şeklinde algılayabilir. Ataklarda; “kendimi kontrol edemeyeceğim, bayılacağım, boğulacağım, aklımı kaybedeceğim, çıldıracağım, öleceğim” gibi düşüncelere eşlik eden beklenmedik ani endişe halleri sıktır.
Belirtileri nelerdir?
Atak sırasındaki endişeli duruma, bir takım bedensel belirtiler de eşlik eder. Bunun sebebi, stres hormonlarının devreye girmesidir. Çarpıntı, terleme, nefes almakta güçlük, baş dönmesi, bayılacak gibi olma, bulantı, karın ağrısı, göğüs ağrısı, sıcak basması, üşüme, ürperme, titreme, uyuşma, karıncalanma gibi belirtiler ortaya çıkar.
“Panik Bozukluğu” neye denir?
Kişi; panik atağının tekrar edeceğinden endişelenmeye başlar, buna “beklenti kaygısı” denir. Bu kaygıyla kişi, panik atağının oluşabileceği yerlerden ve durumlardan kaçınmaya başlar, güvence arayışına girer, bu da psikolojide “kaçınma davranışı” olarak adlandırılır. Alışveriş merkezinde kalabalığa girerse bayılacağından korkan kişi, alışveriş merkezlerine gitmemeye başlar, arabaya bindiğinde fenalaşacağını düşünürse araçlara binmez, evde yalnız kalırsa başına bir şey geleceğinden ve yardım alamayacağından kaygılanan kişi evde yalnız kalamaz hale gelir, yanında mutlaka birinin kalmasını ister. Kaçındıkça, kaygıları kişiyi kovalar. Günlük hayatının birçok cephesinde kısıtlanmalar başlar, giderek kişinin yaşam kalitesi düşer. Böylece “Panik Bozukluğu” denilen kısır döngü oluşur.