Bir zamanlar balık cenneti olan Türkiye, şimdilerde yok olmaya yüz tutan balık türleriyle anılıyor. Balık hakları ve kültürüyle ilgili ilk gazete sayfasını hazırlayan Tan Morgül’le balık üzerine konuştuk.
Çok değil bundan 20 yıl önce, ‘lüfer timi’ adlı bir grubun hallerde balıkların boylarını ölçeceğinden ya da lüfer olamayacakları için yeterince büyük olmayan çinekopları yememe kampanyası yapılacağından bahsedilseydi, herhalde hepimiz güler geçerdik. Ancak şaka değil. Balık sezonunun ortalarına yaklaşırken, balık fiyatları, aşırı avlanma ve giderek yok olan türlerle ilgili bilimsel raporların, haberlerin sonu gelmiyor. Sokakta “Ağız tadıyla palamut yiyemedik”, “Lüferi gören var mı?” sesleri yükseliyor.
Bir zamanlar özellikle de dar gelirlilerin sofralarından eksik olmayan balık, ayrıca kültürüyle de hayatlarımızda önemli bir yer kaplıyordu. Ama ‘üç tarafı denizlerle çevrili ülkemiz’ lakırdısı yapıp onun göç yollarını değiştiren, gereğinden fazla avlayan ve balık kültürünü yok eden de yine bizleriz.
Balıkla olan bu netameli ilişkimizi Tan Morgül’le konuştuk. Morgül, hem Ulus Atayurt’la beraber İstanbul Meyhaneleri ve Balık Lokantaları adlı kapsamlı kitabın yazarı, hem de Radikal gazetesinin balık keyfi, kültürü ve haklarından bahseden sayfasının editörü.
2500 YILLIK TARİF
“Balık sayfası fikri benden bir haber için balık tarifi istenmesinin ardından başladı. M.Ö. 350’de Sicilya’dan İstanbul’a kadar gezen ‘antik gurme’ Archestratus, ‘palamudu incir yaprağına sar ve taze kekikle beraber kızgın küllerde pişir,’ der. Bu tarifi verdim. Sonra böyle bir talep geldi ve sayfaya başladık. Rize’nin Pazar ilçesinden olduğum ve Boğaz’da büyüdüğüm için balıkla hep aram iyi oldu. Balık gurmesi değilim. Balık hakkı, keyfi ve kültürü yazıyorum. Bu devasa bir kültür. Okumasını, tutmasını ve yemesini seviyorum. İnsanın doğayla ilgili girdiği tek taraflı ilişki sürdürülebilir değil. Balık bunun bir parçası. Bir de balığın ağzı var dili yok. Birilerinin onların haklarını savunması lazım. Ne der şarkıda: ‘Balık düşünmez / çünkü her şeyi bilir.”