Ketçap, dört temel tat olan tatlı, ekşi, tuzlu ve acıya ek olarak beşinci bir tat olan "umami"yi de içerir. Umami tat, ağızda sulanma ve dil üzerinde tüylü bir his oluşturarak boğazı, ağzın tepe ve geri kısmını uyarır. Umami, tuzlu, ekşi, tatlı ve acı tatların birleşimiyle ortaya çıkar. Bu tat, ketçapta da bulunur ve ketçapların lezzetini zenginleştirir.
Ketçap, tarihinde ilginç bir dönemden geçmiştir. Yaklaşık 1835 yılında ilaç olarak kullanılan ve "domates hapı" adıyla satılan ketçap, bazı doktorlar tarafından ishal, sarılık ve hazımsızlık gibi hastalıkların tedavisinde etkili olabileceği düşünülmüştür. Ancak, sahte hapların piyasaya sürülmesiyle birlikte domates hapları hızla unutulmuştur.
Ketçabın asidik özelliği sayesinde, ketçap metal nesnelerin parlatılmasında kullanılabilir. Metal bir nesneyi ketçapla kaplayıp bir süre beklettikten sonra durulandığında, nesnenin parladığını gözlemlemek mümkündür.
Aynı şekilde, kararmış madeni paraların da ketçapla temizlendiğinde parlaklık kazandığı bilinmektedir. Ancak, gümüşlerin üzerinde fazla bekletildiğinde hasara yol açabileceği için ketçap kullanım süresi 15 dakikadan fazla olmamalıdır.
Ketçap, farklı ülkelerde farklı yiyeceklerle birlikte tüketildiği için birçok insanın ortak noktası haline gelmiştir. Örneğin, Çin, Tayland ve Jamaika gibi ülkelerde ketçapla doldurulmuş kızarmış tavuklar yaygın olarak tüketilmektedir.